Memet Eser

İş kazasını bildirme süresi

10 Ocak 2011
ÇALIŞMA hayatının belki de hiç istenmeyen, fakat hep olan riskidir iş kazası... Kimse istemez; ne işveren ne de işçi! İşveren, maddi ve manevi kayıp yaşar. İşçinin ve ailesinin yaşadığı ızdırap ise anlatılmaz, katlanılamaz... Tabii, kazadan sağ kurtulmuşsa. Çok kere görüldüğü üzere birçok işçi de meydana gelen iş kazalarından ötürü hayatını kaybetmekte.

Kolluk örgütüne haber verme
İşyerlerinde meydana gelen iş kazalarının o yer yetkili kolluk örgütüne “derhal” haber verilmesi gerekmektedir. Kolluk örgütü, işyerinin bulunduğu yere göre polis veya jandarma olabilir. Bildirim, telefon, faks veya doğrudan yazılı olabilir.
Kolluk örgütüne yapılan bildirim, Cumhuriyet Savcılığı’nın gerek görmesi halinde kamu adına dava açmasına olanak sağlamaktır.
Bu bildirimi yapmamanın, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu açısından, ne işverene ne de işçiye herhangi bir müeyyidesi yoktur.

SGK’ya bildirim

İş kazasının SGK’ye bildirim süresi ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 13. maddesine göre işveren, iş kazasını kazadan sonraki 3 iş günü içinde “iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi” ile bildirmek zorundadır.
Kanunda bildirim şekil şartına bağlanmış ve “iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi” ile bildirimin yapılması zorunlu kılınmıştır. Sözü edilen bildirge ise Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Ancak SGK, yayınladığı bir genelge ile (2008/108), bildirgedeki bilgileri ihtiva eden yazılı bir dilekçe ile yapılan başvuruları da kabul edeceğini duyurmuştur... Kanuna aykırı, ama işveren/sigortalı lehine olduğu için “neyse” diyelim! İşverenler iş kazası bildirimlerini, işyerlerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/Merkezlerine yapmak zorundadır. Ancak SGK’nin başka bir müdürlüğüne yapılan bildirimler de bağlı bulunduğu müdürlüğe yapılmış gibi kabul edilecektir. İşverenler, iş kazası bildirimlerini doğrudan SGK’ye veya posta yoluyla da ilgili üniteye gönderebilirler. Ancak, adi posta ile yapılan bildirimlerde SGK kayıtlarına intikal tarihi, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta ile yapılan bildirimlerde postaya veriliş tarihi esas alınır.

Yazının Devamını Oku

Vizite kağıdı kalkmamış!

3 Ocak 2011
DAHA önce de yazdık. Genel Sağlık Sigortası uygulaması kapsamında aslında 1 Ekim 2008’den beri “vizite kağıdı” yok...

Biliyorum, nasıl yok diyeceksiniz. Gittiğimiz hastaneler özellikle istirahat raporu verdiklerinde vizite kağıdı istemeye devam ediyor... İş kazası halinde vizite kağıdı zaten öteden beri aranıyor.
Anlaşılır gibi değil...
Sanki görünmez bir el SSK sigortalılarına rapor düzenlenmesi söz konusu olduğunda vizite kağıdının istenmesini zorluyor. Hem raporu düzenleyen sağlık tesisi hem de SGK...
Mevzuyu az buçuk bilip, ama vizite kağıdı kalmadı mı dediğinizde; sağlık tesisi yetkilisi, “ne yapalım rapor hallerinde bizden de SGK istiyor vizite kağıdını” diyor...
SGK artık ne yapacak vizite kağıdını? İstediği bilgiler kendinde yok mu? E-sigorta kapsamında istediği bilgiler internet sisteminden görülmüyor mu?
Çık işin içinden çıkabilirsen!
Bence SGK yetkilileri isterse çıkılır bu işin içinden...

Yeni yılın ilk günü çalışmayan işçinin ücreti

Yazının Devamını Oku

İşçinin kayıp bir günlük ücreti

27 Aralık 2010
ÜLKEMİZDE yaygın uygulama, işçilerin asgari ücretle çalışmalarıdır. Daha doğrusu çalışan işçiler çoğunlukla asgari ücretli gösterilir. Böyle olunca, tüm yasal işlemleri asgari ücret tutarı üzerinden yerine getirilir. Hazırlanan ücret bordrolarında asgari ücret düzeyinden ödeme görülür, vergi ve sigorta primleri de asgari ücret üzerinden ödenir...

Ama, bütün bu işlemler yapılırken çoğunlukla da işçinin bir günlük ücreti uçar gider! Yok varsayılır...
Özellikle, 31 gün çeken aylarda durum tam da böyledir. İşçi fiilen 31 gün çalışmış olmasına ya da 31 günlük ücreti hak etmesine rağmen, ödemeler 30 günlük ücret üzerinden yapıldığı gibi sigorta ve vergi işlemleri de 30 günlük ücret üzerinden yapılır...
Kaybeden başta işçi olmak üzere SGK ve Maliye’dir!
Sebebi ise çok basit: Asgari ücret rakamı aylık zannediliyor. Ancak öyle değil; asgari ücret günlüktür!

Asgari ücret günlüktür

Asgari ücret tespit komisyonunca belirlenen asgari ücret günlüktür. Çoğunlukla yılın ilk altı ayı için farklı ikinci altı aylık dönemi için farklı günlük tutarlar belirlenir. Komisyon “aylık asgari ücret” belirlemez. Böyle olunca, işçi 28 gün çeken aylarda 28 günlük asgari ücreti hak eder, 30 gün çeken aylarda 30 günlük asgari ücreti ve nihayet 31 gün çeken aylarda da 31 günlük asgari ücreti hak eder.

Sigorta 30 gün değil mi?

Bu noktada en çok öne çıkan itiraz ise, “ama sigorta günü 30 gün değil mi” oluyor. Oysa ikisi farklı şey; birisi işçinin hak ettiği ücreti, öteki ise o işçinin sigorta gün sayısına ilişkindir.

Yazının Devamını Oku

SSK ve Bağ-Kur’da yaşanan çakışma

20 Aralık 2010
BİR kişinin aynı anda birden fazla işte çalışması sonucu hangi statüde sigortalı sayılacağı önemli bir sorun olarak varlığını koruyor. Onca “reforma” rağmen bir türlü çözülemiyor. Ya da ortaya konulan çözümler piyasada alıcı bulmuyor! Başka bir söyleyişle, varolan çözümler kimsenin işine gelmiyor...

Ancak, “torba kanun tasarısında” yer alan bir düzenleme yasalaşırsa, beklentilerin karşılanabileceğini söyleyebiliriz. Piyasanın beklediği çözüm belki de bu diyeceğiz...
Bir örnek sorun
Kişinin öteden beri gelen şirket ortaklığı veya gelir vergisi mükellefiyeti var. Bu sebeple de 4/b statüsünde (eski deyimle Bağ-Kur) sigortalı. Bu kişi, bir başka işverene ait işyerinde hizmet akdi ile (eski deyimle SSK’lı) çalışır ise, yani aynı anda iki farklı şekilde birden çalışırsa sigortalığı hangi statüsüne göre belirlenecek?
Sorunun şimdiki çözümü
-  Sorun mevcut düzenlemeler ışığında şu şekilde çözümleniyor:
Kişinin hangi statüdeki çalışması daha önce başlamış ise o statüde sigortalı sayılıyor... Şu halde, öteden beri gelen çalışma ilişkisi yani şirket ortaklığına bağlı çalışması daha önce başladığı için 4/b statüsünde sigortalı sayılacaktır. Bu statüsüne göre primleri hesaplanacak ve ödenecektir.
Bir başka işverene ait işyerindeki hizmet akdine dayalı çalışmasından ötürü 4/a statüsünde sigortalı sayılması mümkün değildir. Ne zaman ki, şirket ortaklığı sona erer, hizmet akdi ile çalışması devam ederse o vakit 4/a statüsünde sigortalılığı başlayacaktır.

Yazının Devamını Oku

Staj yapan her öğrenci sigortalı oluyor

13 Aralık 2010
İster meslek liselerinde isterse üniversitelerde okuyan öğrenciler olsun, gördükleri eğitimin gereği olarak uygulamalı eğitim yapmak durumunda kalmaktadırlar.

Bu durum onların okullarda aldıkları teorik eğitimlerini, stajyer olarak çalıştıkları işletmelerde sınamalarına olanak vermektedir. Böylece daha öğrenciyken çalışma hayatını tanımaları sağlanmaktadır. Ancak, staj sırasında kimi risklere maruz kalmaları sosyal sigorta güvencesini de beraberinde getirmektedir. 1 Ekim 2008’den itibaren ise, bu güvenceden sadece “zorunlu staja tabi olan öğrenciler” yararlanabiliyordu. Ancak, şu anda TBMM’de yasalaşmayı bekleyen ve kamuoyunda “torba kanun tasarısı” olarak bilinen tasarı yasalaşırsa, “zorunluluk” şartı aranmaksızın staj yapan tüm öğrenciler sigortalı sayılacak...
Düzenleme öğrenci ve
üniversiteler lehine
Düzenlemenin yasalaşması halinde, “zorunluluk” aranmadığı için özellikle üniversiteler, öğrencilerinin çoğunu stajyer olarak çalıştırabilecekler. Bu durum öğrenciler için eğitimleri sırasında çalışma hayatına atılma olanağı verecek.
Üniversiteler ise, artık sadece “zorunlu” staja tabi olanlar için değil, staj yaptırdıkları her öğrenci için sadece %6 prim ödeyecekler. Böylece, zorunlu staja tabi olanların dışındakileri de staja tabi tutmak istediklerinde tüm sigorta kollarına tabi olarak, diyelim en az %33,5 oranında prim ödeme yükümlülüğünden de kurtulmuş olacaklardır.

? Zorunluluk şartı kalkıyor

Halen TBMM’de görüşülmeyi bekleyen “torba kanun tasarısına” göre, meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler kısmen sigortalı sayılacak... Sigortalı sayılabilmeleri için de eğitim müfredatlarında “staj zorunluluğunun bulunması” şartı aranmayacak. Adeta, bu kapsamda staj yapan her öğrenci sigortalı sayılacak...

? Uygulanan sigorta kolu

Yazının Devamını Oku

2012’ye ertelenen GSS yükümlülükleri

6 Aralık 2010
“Sosyal Güvenlik Reformu” ile birlikte bir çok yeni düzenleme 1 Ekim 2010 tarihi itibariyle yürürlüğe girecekti.

Ama, başta seçimlerin yaklaşması olmak üzere çeşitli çekincelerle bu tarih ötelenmeye başlandı... Yeni “start” tarihimiz artık 1.1.2012... Halihazırda TBMM’de görüşülmeyi bekleyen “torba kanun tasarısında” birçok yükümlülüğe ilişkin ertelemeler düzenleniyor..

Önce yeşil kart uygulaması

Evvela, yeşil kart uygulamasının 1.1.2012’ye kadar devam etmesi kararlaştırıldı. Yani bu tarihe kadar yeşil kart talebinde bulunanlara, gerekli araştırmaları ilgili kaymakamlıklar yapacak ve yeşil kartlarını verecek...
Bu tarihten sonra ise, bu iş SGK’ya geçecek... Bir daha ertelenmez ise!
SGK ise, başvuru sahipleri için “gelir testi” yapacak ve aile içindeki aylık kazançları asgari ücretin 1/3’inden daha az olanlara bu kapsamda sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağı tanıyacak.

Sosyal  güvencesi olmayanların GSS zorunluluğu

Hiçbir biçimde sosyal güvencesi olmayanlar ve sağlık sigortasından hak sahibi olarak da yararlanamayanlar için “zorunlu genel sağlık sigortası” uygulaması 1 Ekim 2010’da başladı. Esasen bu zorunluluğa uymayıp GSS giriş bildirgelerini vermeyenler cezalık durumda şu anda...

Yazının Devamını Oku

Çiftçilerin sigorta muafiyet süresi uzadı

29 Kasım 2010
YENİ dönemde kendi adına ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlar da, “zorunlu sigortalı” sayıldı. Bu açıdan çiftçinin, vergi mükellefinden ya da şirket ortağından herhangi bir farkı kalmamıştır.

Böyle olunca ziraat odası veya il/ilçe tarım müdürlükleri kaydı olanlar zorunlu sigorta kapsamına alınmaktadır. Bilgileri ya da başvuruları olmasa bile resen tescil edilmekte, adlarına prim tahakkuk ettirilmekte, sonradan da borçlu olduklarını öğrenmektedir.
Ancak, bağımsız olarak tarımsal faaliyet yürüten çiftçiler, “muafiyet belgeleri” ile SGK’ye başvurmaları halinde sigortalılıkları sona erdirilmekte, borçları da silinmektedir.
Çiftçiler, dolduracakları muafiyet belgelerinde, tarımsal faaliyetlerinden ötürü aylık ortalama kazançlarının asgari ücretin altında olduğunu belirtecek. Dahası, bu konuda bir geçiş hükmü bile var; örneğin aylık ortalama kazançlarını, 2010 için günlük asgari ücretin 17 katından daha az, 2011 içinse günlük asgari ücretin 18 katından daha az belirtecek. Bu yönlü beyanlarını günlük asgari ücretin 30 katını bulana kadar yapmaları mümkün.
Bu şekilde doldurdukları muafiyet belgesini SGK’ye götürdüklerinde igortalılıkları sona erdirilecektir. Aylık kazançlarını asgari ücretin üzerinde beyan edene kadar…

Yol parası çözüldü

SGK, uzun zamandır adeta kangrene dönüşmüş olan yol parası ödeme sorununu nihayet çözdü. Öteden beri SSK uygulamasında yer alan, sonrasında genel sağlık sigortası kapsamında da sürdürülen yol parası ödenmesi yardımı birçok sorun ve karmaşaya neden oluyordu.Şöyle ki, SGK, sağlık hizmetlerini karşıladığı kimselerin, oturdukları yerlerde, ihtiyaç duydukları sağlık hizmetini almaya uygun tesis bulunmaması halinde, yerleşim yerleri dışında, fakat kendilerine en yakın sağlık tesisine başvurmaları halinde, buraya ulaşmalarında ceplerinden ödedikleri yol paralarını karşılıyor. Bu ödemeler için sevk belgesi, doktor veya sağlık kurulu raporu aranan özellikli durumlar da vardır. Ancak, bu ödemeler yapılırken gösterilen faturalar, olağan araçsa yol güzergahlarının kilometre mesafesi vb. hep tartışılıyor, bezen de SGK’nin yersiz ödemeler yapmasına neden olmaktaydı.
25 Kasım 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle

Yazının Devamını Oku

İşçinin bayram parası

22 Kasım 2010
ULUSAL bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır.

Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.
Kurban bayramı da genel tatil günlerinden sayılmaktadır.
Kurban bayramı arefe günü saat 13.00’den itibaren 4.5 gündür.
Şu halde kurban bayramı günlerinde çalışılıp çalışılmayacağına sözleşme hükümlerine göre karar verilecektir. Sözleşmede bu yönde hüküm bulunmaması halinde ise, işçinin onayı ile çalışma yapılabilecektir.
Zamlı bayram parası
İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.
Bu sebeple kurban bayramında çalıştırılan işçiye de zamlı ücret verilmesi gerekir.

Yazının Devamını Oku