Yalçın Bayer

Gecekondular, gündüzkondular

5 Nisan 2018
CUMHURİYET’ten itibaren İstanbul korunmuş, yeni eserlerle bezenmiş ve zarafet içinde varlığını sürdürmüştür.

Amerikan Marshall yardımı ile tetiklendiği ifade dilen gecekondular 1960’larda İstanbul çeperlerini işgal etmeye başlamıştır. Yardımla gelen tarım ve yol makinelerinin tarlada 4 işçiden 3’ünü işsiz bıraktığı, yol makineleri ile yolların ihya edilmesiyle de İstanbul’a kırsaldan göçün hızlandığı bir ölçüde doğrudur. Yönetimler oy kaygısıyla sessiz kalmış, fabrikatör fabrikasının hemen yanında illegal konuşlanan işgücünden memnun olmuştur. İstanbul’un yüzde 70’i kaçak yapılaşma noktasına gelmiş ve alarm çanları çalmaya başlamıştır.

İstanbul’a ölümcül darbe ise son yerel ve merkezi yönetimlerin rantsal betonlaşmaya ve gökdelenlere yol vermesi ve her boş alan ve kıyılara ayrıcalıklı imar hakkı tahsis etmesiyle gelmiş, son akciğerler kuzey ormanlarına girilmesiyle de gidişat ihanete dönüşmüştür. 3. Köprü ve 3. Havalimanı gibi güzel projeler yanlış yer seçimleri nedeniyle ekolojik dengeye zarar vermektedir. Kanal İstanbul iddialı bir projedir, ancak İstanbul için akıllara zarar bir girişimdir. Ege kıyılarındaki turistik beldelerimizde de durum aynıdır. Şimdi ise mavi yolculuk koylarına göz dikilmiştir.

Cumhurbaşkanı ‘İstanbul’a ihanet ettik’ derken haklıdır. Suudiler İslam’ın diğer emaneti Mekke’de Osmanlı kalesi Ecyad’ı zengin hacılara rezidanslar yapmak için yıkarken horozlanan bizler, Müslümanlığın odağı muhteşem İstanbul’u tahrip ediyoruz. Acı olan şudur ki İslam’ın ve insanlığın kutsal emaneti olarak titizlikle muhafaza etmemiz gereken İstanbul’a ihaneti muhafazakâr ve İslam’a bağlı kadrolar yapmıştır ve yapmaya devam etmektedirler.

İslam âleminin medar-ı iftiharı, tarih ve doğayla bezenmiş İstanbul artık kimliğini yitirmekte, özelliğini kaybetmektedir.

Yazının Devamını Oku

İzmir'i aşılayan bir başkan

4 Nisan 2018
CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir’de geçen cumartesi günü ‘Güneş İzmir’den Doğuyor’ başlıklı bir etkinlik düzenledi.

Saat 11.00’de çağdaş ulaşımın, tarih ve turizmin, dayanışma ve gençliğin, özgür sanatın, doğaya saygının, tasarımın ve dönüşümün, kalkınmanın kenti ve başarının kenti İzmir’i anlatmak üzere yapılan toplantının konukları İzmirlilerdi, bunun için de Ankara ve İstanbul’dan gazeteciler çağrılmıştı. Ancak Başbakan Binali Yıldırım da aynı gün ve saatte bir başka yerde ‘Kobilere nefes’ programı yapmak için İzmir’e gelmişti. Kocaoğlu, bu presten rahatsızdı ‘davetli birçok işinsanının’ son anda gelmemesini ilginç karşılamıştı.

Kocaoğlu’nun bu konuşmasının metnini okumalısınız. Piriştina’dan sonra 14. yılının üzerine yeni bir dönem daha koymak ister mi? Kendisini dinlediğimizde böyle bir ifadesi yok... Ama hem iktidara hem de partisine ‘sitemler’ bulabilirsiniz. Başkan ‘adaylık’ açıklamasını hep sandığa yakın bir tarihte ilan etti. Bu bakımdan ‘aday değilim’ sürprizine de hazır olabilirsiniz. 14 yıl önce “Tarafsız ve adil olacağım. Bireysel çıkarlara yönelik değil, ayrım yapmaksızın, tüm İzmir ve İzmirliler için çok çalışacağım” diyen Kocaoğlu çok çalıştı bu sürece... İktidardan başka kimse kendisini çelmeleyemedi.

Üstelik ‘emanetçi’ gözüyle bakıldığı için şans vereni de yoktu. Ama hep diri tuttu kendisini. İzmirlilerle birlikte yürüdü. CHP’li bazı belediyelerin aksine ‘evrensel ahlak kurallarına uyan, örnek bir belediye’ oldu. “Anahtar kelimem ‘yaşam kalitesi’dir” dedi. Kırsal bölgelerde gerçekten güzel işler başardı; sütçüyü, çiçek üreticisini, zeytinciyi, fidancıyı, arpacıyı destekledi. Köylüyü milletin efendisi yaptı. “İzmir’de bu model hayata geçiyorsa Türkiye’de neden uygulanmıyor” sorusunu ortaya attı. Çevre yatırımları konusunda ülkenin örnek kenti oldu.

Esas söylediği şu oldu: “Türkiye neden İzmir gibi olmasın?”

Yazının Devamını Oku

Kendi kanınızla tedavi

30 Mart 2018
TÜYAP’ta, Türkiye’nin medikal alandaki en önemli buluşma fuarı EXPOMED2018’e katılan firma (yüzde 20) ve artan ziyaretçi (yüzde 23) sayılarında rekor kırıldı.

90 ülkeden 6104’ü yabancı olmak üzere toplamda 35832 sektör profesyonelinin ziyaret ettiği fuarı biz de ziyaret ettik. Vakit buldukça hemen hemen birçok standı gezerek bilgi almaya çalıştık. Almak ve çalışmak ayrı kipler malumunuz... Çünkü stant yetkililerinin çoğu hem cirosundan hem de bulunduğu ortamdan bihaber... Fuarın genelini adeta Çinli firmalar ve onların ithalatçıları istila etmiş gibi... Arada birkaç Amerikan ve Alman menşeli distribütör firmanın varlığını gördük. Peki bizim Türk şirketleri ne durumda? Hani Cumhurbaşkanımız ‘milli ilaç’, ‘milli sanayi’ vs diyor ya, biraz bu gözle stantları taradık. Özetle pek bir şey göremedik, varsa da ara koridorlarda kaldı herhalde. Çünkü davetime vesile olan dostum, TÜYAP’ın firmalara başta vadettiği yerleri vermediğinin serzenişindeydi, benzer birkaç kavga yaşanmış yönetim ve katılımcı firmalar arasında. Sanırım yönetimin de önceliği Çinli ve Avrupalı bir kaç firmanın lehine olmuş, vur abalıya misali...

Salonlardaki stantları gezdikten sonra milli projeleriyle iddialı ABS Tıbbi Ürünler firmasının standına konuk olduk. Dinlediklerim beni doğrusu şaşırttı, sizlerle de paylaşmak istedik. Firmanın genel müdürü Oktay Uğur ile proje mimarı, firmanın kurucu ortaklarından Prof. Dr. Cüneyd Muhammed Berkman ile sohbet ettik, “Nedir milli projeniz, okuyucularımızın anlayacağı dilde anlatın” dedik. Söylediklerinden ‘aydınlandım’ diyebiliriz. Biraz ümitvar, biraz da ümitsiz içerikli notlarımı aktaracağız sizlere.

Bu ABS Tıbbi Ürünler firması ‘Yumuşak Doku’ ve ‘Kemik Otolog Tedavi Plazma’ sistemini dünyadaki benzerlerinden çok farklı ve ileri araştırmalarla geliştirmiş. Blue Kit PRP denilen sistemle, damarınızdan kan hekim tarafından geliştirilmiş set ile alınıyor. Santrifüj denilen bir cihazda sallanarak plazmadan zengin kan dokusu ayrıştırılıyor ve hastalıklı olan diz, kalça, omurga, kas, göz, diş, yüz gibi birçok bölgeye uygulanıyor. Yani kendi kanınız ile tedavi ediliyorsunuz.


Yazının Devamını Oku

ABD lotosu 502 milyon devretti

29 Mart 2018
46 eyalette oynanan Amerikan lotosu Mega Millions vereceği ikramiyle ‘rekora’ doğru koşuyor.

9 Ocak 2018’den beri yapılan 22 çekilişte ikramiye devretti. 30 Mart Cuma günkü çekilişinde 502 milyon dolar dağıtılacak. Çekiliş gününe kadar bu rakamın 550-600 milyon dolara yükselmesi bekleniyor. Eğer loto yine devrederse 3 Nisan’da çekiliş ikramiyesi 1 milyar dolara ulaşabilecek. Çekilişte bilet almak için uzun kuyruklar oluştu. 1 kolon 2 dolara oynanıyor. Lotoda, 5+1’i tutturmak için 302 milyon 575 bin 350’de bir şans oluşuyor. Teselli ikramiyesi olan 5’i tutturmak için de 12 milyon 697 bin 306’da bir şans oluyor, 5 tutturulursa 1 milyon dolar ikramiye alınıyor.

Bu arada, ikramiyenin rekor boyutlara ulaşması nedeniyle Türkiye’den de Amerika’daki yakınlarına loto oynatanlar olduğu kadar uçakla gidip oynayanların olduğu da biliniyor.

 

GÖKÇEK VE TUNA BİHABER

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, 6 Haziran 2017’de verdiği soru önergesinde Ankapark inşaatında teknik şartnameye uyulmadığını ifade etmiş; çadırların, maskotların, oyun alanlarının ve havuzların inşasında kullanılan malzemenin çeşidini sormuştu. Önergeye 9 aydır cevap verilmediği gibi Ankapark’ın inşasına teknik şartname dikkate alınmadan devam edildiğini belirten Gök, “Gökçek’in ‘En büyük hayalim’ dediği bu projede salı günü çıkan yangın akıllara ‘teknik şartnameye uyuldu mu?’ sorusunu getiriyor. Uyarı ve önerilerimiz neden dikkate alınmadı? Gökçek’ten sonra göreve gelen ABB Başkanı Mustafa Tuna da Ankapark’taki sorunlardan bihaberdir” diyor.

 

CHP’DE YETKİ KARMAŞASI

CHP

Yazının Devamını Oku

TÜRSAB’ın 100 milyon turist hedefi iyi de... Niyet Nasreddin Hoca hikâyesine dönüşmesin

28 Mart 2018
TEKNE ile dünya turunda bulunan Avrupa’nın duayen turizmcisi Kadir Uğur köşemize bir mesaj yolladı. Diyor ki:

“Konulan hedeflere ulaşabilmek için ortamın düzgün, hedefe ulaştıracak araç ve gereçlerin hazır olması gerekir. Eğer hükümet üzerine düşeni yapmaz ise, ağzınızla kuş tutsanız hedeflere ulaşamazsınız ve de konulan hedefler afaki kalır.

Hep yazarım, turizmin gübresi reklamdır diye... Yapacağınız reklam ülkenin imajını ve turizmdeki geleceğini etkiler. Eğer vereceğiniz reklam kızgın saça dökülen bir damla su gibi olacak ise o çabayı ve harcamayı hiç yapmayın daha iyi.

Bu yatırım planları belirlenmeden konulan hedefler hep rüya olarak kalır, yani ciddiyetten uzak söylemlerdir. Söylendiği zaman yankı yapar ama bir getirisi olmaz. Yani kendimizi kandırırız. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığımızın belli bir reklam stratejisi yoktur. Doğru yanlış, kesinlikle iyi niyetli bir takım çalışmalar yapılıyor ama iş getirecek projelerden yoksun. Yani öyle yapılıyor. Yazıyoruz, ediyoruz, bir yanıt bile alamıyoruz.

TÜRSAB‘ın yeni yönetiminin ilk yapması gereken iş bence bir çalıştay yapıp stratejiyi belirlemesi ve Bakanlığımızın önüne bir proje koymasıdır. Şunu şöyle yapar isek şu sayıya ulaşırız denmesi gerekir. Yoksa 100 milyon gibi altyapısı oluşmamış bir sayıyı telaffuz etmek, Nasreddin Hoca’nın göle yoğurt mayası çalmasına benzer.”

 

ATATÜRK, ALPULLU’DA ANI DEFTERİNE NE YAZDI:

GÜRBÜZ ÇOCUKLARA HASRET KALIRIZ

CHP

Yazının Devamını Oku

Kenevir neden kabullenilmiyor

23 Mart 2018
GEÇEN yıl Romanya seyahatimiz esnasında ‘Asrın Gıdası’ olarak da tanımlanan ’Organik Kenevir Tohumu Proteini’ isimli ürünle tanıştık.

Keneviri bugüne kadar uyuşturucu, marijuana gibi isimlerle tanımıştık. Bu ürünü tanıdıktan ve araştırmaya başladıktan sonra küresel güçlerin kenevir bitkisine karşı olan savaşını; yasaklama, imaj, propaganda vb çalışma ve engellemeleriyle karşılaştık.

Bu ürünü kullanmaya başladığımızda yaşamımıza yepyeni bir renk ve enerji kattığını gördük. Kenevir adeta DNA’mızın içindeydi.

İhtiyacımız olan tüm mineral, bileşen, vitamin, amino asitler vb ondaydı. Bitkiye olan hayranlığımız arttı. Anadolu’da asırlardır kenevir üretimi yapılmış. Birçok sektörde (ilaç yapımı, kağıt yapımı, yakıt yapımı/bio yakıt, kumaş yapımı, otomotiv sektörü, petrol ve petrokimyanın kullanıldığı her alanda, ilaç ve kozmetik yapımında vs) kullanılıyor. Romanya’daki ilgili firma ile irtibata geçip ürünlerini Türkiye’de kendi markamız ile satmak istedik, ilgili bakanlık da ithalat izni verdi. Ürünleri getirdik ancak üç aydır Erenköy gümrüğünden çekemiyoruz.

Ne yazık ki, bu mucize ürünü, diğer kenevir ürünlerini insanımızla buluşturmak istedik, sağlıkta devrim yapacağız dedik, olmadı. Bu ürünü Türkiye’de niye ekmiyoruz? Aydın ve Samsun ve Kastamonu Üniversitelerinde bu konuda çalışmalar yapılıyor. Biz niye üretmiyoruz, Kenevir’den neden uzak duruyoruz?
Ahmet Muhsin TEZER/ KAŞ

OKUYUNUZ

- NURETTİN Sözen’in İstanbul projeleri neden yankı uyandırmadı?

-

Yazının Devamını Oku

Bataklık ormanlarını (Longoz) koruyamıyoruz: Trakya’yı ‘betoncu’ anlayıştan kurtarmak

22 Mart 2018
TRAKYA üzerinde acilen bir sosyolojik araştırma yapılmalı... Çünkü sanayicinin, kooperatifçinin, konutçunun, rantçının gözü burada. Herkes bunalmış vaziyette. Geride bırakılan zararı kimse düşünmüyor.

İstanbul’da daha 20 küsur yıl önce Dalan’ın kurduğu, sonra da kentin tüm ağırlığının bindiği İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ne artık ‘kış kış’ deniliyor. Kim mi bunlar? Büyükşehir, TOKİ, Emlak Bank ve KİPTAŞ gibi kamu kurumları başta olmak üzere ‘betoncu’ anlayış...

İstanbul’un kuzey bölgesinde 3. havalimanı, Kanal İstanbul projeleri yürütülüyor.

İkitelli kooperatifi diyor ki: “Artık burada daraldık, şiştik...Yeni bir kooperatife daha ihtiyaç var.” Tekirdağ’ın Karadeniz kıyısına yakın bölgedeki yeni ilçesi Kapaklı’ya ‘İkitelli 2’ adıyla yeni bir sanayi bölgesi kurulmak isteniyor. Geçen yıldan beri bu gelişmeler olurken, İkitelli çevrelerinde yeni bir gelişme daha oldu: 40 bin işletmenin olduğu, 1 milyon kişinin çalıştığı İkitelli buradan Trakya’ya taşınsın dedi TOKİ... Olacak şey değil... Trakya, Türkiye’nin yüzde 3’ü oranında bir bölge... Tarım alanları yağmalanıyor; Istranca’daki göletlerden İstanbul’a aktarılan sular yetersiz kalıyor, ‘rüzgâr gülüaygıtları ve yol açımı nedeniyle Istranca’nın meşelikleri tahrip ediliyor.


Kırklareli İğneada’da Longos ormanlarının acıklı hali; her yer kurak; yazı nasıl geçirecekler.

Yeraltı suları tekstil sanayicileri tarafından emiliyor. Su seviyesinin neredeyse 300 metreye kadar inmesi ise bir başka facia... Istrancalara bu yıl kar, hiç denecek kadar az yağdı...

İki milyonluk bir nüfusa yeraltı suları yetersiz kalıyor. Geçen hafta sonu Trakya’nın kuzeyine bir gezi yaptık.

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı (KBGV) ve FEST Travel desteği ile ürettiğimiz karbon salınımını kısmen de olsa telafi etmek için uluslararası uçuşları dikkate alarak karbon ayak izlerimizi silme yolunda bir proje: Ağaç dikmek...

Yazının Devamını Oku

Kırım'ın tercihi Putin oldu

21 Mart 2018
Rusya başkanlık seçimleri 18 Mart tarihinde yapıldı.

Seçimlere katılım oranının yüzde 67 olduğu açıklandı. Putin, geçerli oyların yüzde 76’sını alarak 6 yıl daha Devlet Başkanlığı görevine seçildi.

Ankara’daki bir Rus kaynağına göre 2014’de Rusya’ya katılma kararı alan Kırım’da da seçimler için oy kullanıldı. Kırım’da seçimlere katılım oranı Rusya geneliyle aynı oldu. Nüfusun yüzde 13’ünü oluşturan Kırım Tatarları’nın yarıya yakını sandık başına gitti. Diğer yarısı ise seçimleri boykot etti.

Böylece Rusya’ya katılmasından sonra Kırım’da ilk kez Rusya başkanlık seçimleri yapılmış oldu.

2014’ten önce 2.7 milyon olan Kırım nüfusunun yüzde 65’ini etnik Ruslar oluşturuyordu. Yüzde 20’si Ukraynalı, yüzde 13’ü Tatar, yüzde 2’si de diğer etnik gruplara mensuptu. Ukraynalıların çoğunluğu, 2014 referandumu ile Rusya’ya katılan Kırım’dan ayrılarak Ukrayna’ya gitti. Tatarlar nüfus ağırlıklarını korudular. Rus nüfusun ise sayısı ve oranı arttı. 18 Mart’taki seçim sonuçları bu oranlara uygun görünüyor. Tatar nüfus ise, Rusya’ya katılma referandumuna yüzde 30’lar oranında katılmıştı. 18 Mart seçimlerinde ise Tatar katılımının arttığı görülüyor.

Yazının Devamını Oku