Yalçın Bayer

Beyoğlu simsarları kimlerdir

26 Temmuz 2018
BEYOĞLU’ndan bir grup esnafla konuştuk.

Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile Başkan Yardımcısı İlhan Turan’ı dinledik. Demircan’ın daha önce görevden aldığı Mehmet Çevik İGDAŞ Genel Müdürü olmuş. Görüşmemiz sırasında  TV’ler Sütlüce’de yıkılan binayı defalarca gösteriyordu. Çok etkilenmişler; “Beyoğlu’nda işler iyi gitmiyor” dediler. Bizim de dikkatimizi çeken Beyoğlu Belediyesi ile çalışan muamelecilere ‘simsarlar’ demeleri oldu. 8-10 kişilermiş; her türlü iş ‘kotarılıyormuş’... “Bunlarsız iş yapamazsınız” diyorlar. Taksim’deki otellerin çoğunun terasları kaçakmış, bazıları da mühürlüymüş. Dedikleri şu: “Kaçak ve usulsüzlüklerde çözümü o simsarlar buluyor. Yap diyor, sonra da yolunu gösteriyor. Sonra kanunsuz diyorlar; ‘bağış’ adı altında para istiyorlar. Ya da hakkınızda Cimer veya Bimer’e şikayet var diyorlar. Şikayetçilerin ‘simsar’ olduğunu öğreniyorsunuz sonra... Bu simsarlar kimlerin ve hangi vakıfların adlarını kullanıyorlar? Bu simsarları kimler yönlendiriyor? Böyle bir durumda kaç ruhsat iptal edildi, sorusu önemli.” Biri diyor ki: “Ana Muhalefetten bir milletvekili var; adamları vasıtasıyla bu işleri hallettiriyor.”

Yazık bu esnafa...

CEVAP VE DÜZELTME METNİ:

26 Temmuz 2018 tarihli "Beyoğlu simsarları kimlerdir" başlıklı yazınızda, doğrudan belediyemize yönelen bir takım mesnetsiz ithamlara yer verilmiştir. Yazınızı isnat ettiğiniz sohbette geçen belediyemiz nezdinde iş yaptığı iddia edilen simsarlar, bu simsarların belediye nezdinde yaptıkları ifade edilen iş ve işlemler, dolandırıcılıklar; bütün boyutları ile bir suç iddiasıdır. Bu suç iddialarının belediyemizle uzaktan, yakından alakası yoktur. Örneğine şahit olmadığımız bu suçlamaların, ispat edilmedikleri takdirde dayanaksız iftiralar olduğu açıktır.

Beyoğlu Belediyesi; başta imar olmak üzere bütün belediyecilik hizmetlerinde dijital hizmet vermeye başlamıştır. Belediyemiz bünyesinde gerçekleşen belediyecilik hizmetlerinin tamamına yakını, resmi bilgilerle, bizzat işlem sahibi ya da onun yasal vekili tarafından yapılmaktadır. Belediyemizi yakışıksız bir iftiranın muhatabı yapan yazınızın düzeltilmesi gerektiği açıktır. Yasal haklarımızı saklı tutarak, tarafınızda bulunan bilgi ve belgeleri ilgili mercilerle paylaşmanızı istirham ediyoruz.

Beyoğlu Belediyesi

Yazının Devamını Oku

Berberoğlu ve ‘yasama dokunulmazlığı’

25 Temmuz 2018
SON seçimlerde tekrar milletvekili seçilen, tutuklu sanık, eski ve yeni milletvekili Enis Berberoğlu’nun, yargılamanın durması ve kazandığı yeni ‘dokunulmazlık hakkı’ nedeni ile tahliye talebi reddedildi.

Karar oyçokluğu ile alındı, karara katılmayan üye Yusuf Hakkı Doğan, muhalefet şerhinde, “Yargı mercileri karar verirken Meclis’in açık iradesinin önüne geçemez, yok sayamaz. Bu hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır. Hukuk güvenliğinin, demokratik toplumun, çağdaş yaşamın, ekonomik yatırımın ve gelişmenin teminatıdır. Hukuk güvenliğinin sağlanması yargı mercilerinin birinci görevidir” hususlarına vurgu yaptı.

Berberoğlu’nun avukatlarınca ileri sürüldüğü gibi yeniden seçilen Berberoğlu, Anayasa’nın ilgili hükmü gereği ile yeniden dokunulmazlık hakkını iktisap etmiştir. Yasama dokunulmazlığı parlamento üyesini kural olarak cezai kovuşturmadan korur. Soruşturma işlemleri bakımından mutlak bir dokunulmazlık söz konusu değildir. Savcılık makamı, ihzaren celp dışında her işlemi yapmak yetkisindedir.

Özetle, hürriyeti kısıtlamayan yargısal işlemler kendi mecrasında yürür.

Berberoğlu’nun dokunulmazlığı velev ki bu nedenle kaldırılmış olsun, parlamento üyeliği kesintiye uğramamıştır, 24 Haziran seçimleri sonucu milli iradenin tekrar tecellisi ile devam etmektedir. Maddi vakıa olarak, geçici olarak kaybettiği yasama dokunulmazlığı ve buna bağlı tutukluluk halinin anayasal gerekçesi, 24 Haziran seçim sonuçlarına bağlı olarak ortadan kalkmış olup yasama dokunulmazlığı, tekrar iktisap edilerek yenilenmiştir. Gereği olarak da hakkındaki hürriyeti bağlayıcı işlemlerin durdurulması gerekmektedir. Bu nedenle yargılanmasının izleyeceği süreç, anayasal dokunulmazlığı olan bir TBMM üyesine uygulanması zorunlu olan sürece paralel olarak ilerlemek zorundadır.

Savcılık makamının, yargılamanın durması sonucu, yeni durum ile ilgili olarak hazırlayacağı fezleke TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda görüşülür ve iktizası yapılır.

Ama yeniden seçilen bir milletvekilinin tutuklu yargılanmasının devamı, Anayasa’nın hem lafzına hem de ruhuna aykırıdır.

Yargı, Berberoğlu’nu mutlaka tutuklu yargılama takdirinde olacaksa millet iradesi ile kazandığı dokunulmazlığını anayasal lazimeye uygun kaldırılmasını talep etmek zorundadır.

Aksi durumda yargı görevi ile anayasal düzen arasında çelişki doğar ve karşı oy yazan üyenin belirttiği gibi

Yazının Devamını Oku

Meyve ve sebze neden pahalı?

20 Temmuz 2018
TÜKETİCİ, meyve ve sebze fiyatlarının pahalılığından; üretici ise ürettiği ürünleri maliyetinin altında sattığından dertli.

Neden üretici de tüketici de piyasa koşullarından memnun değil?

Sık sık şu haberlere rastlarız: “Türkiye’nin turp gereksiniminin % 70’ini karşılayan Kadirli’de tarlada 50 kuruşa satılan ürün, İstanbul’da 3 lira. Gazipaşa halinde salatalığın fiyatı 15 kuruşa düştü. Bursa-Yenişehir’de sofralık sırık domatesler tarlada kaldı. Bilecik’te tarlada 40 kuruşa satılan marul, İstanbul’da pazarda 3 liraya satılıyor. Bafra Ovası’nda erkenci karpuz 30 kuruşa satılıyor.”

Öncelikle söyleyelim ki ülkemizde tarım, üstünkörü yapılmakta. Özellikle Özal döneminden itibaren planlı ekonomi terk edilmiştir. Türk tarımı merkezi plansızlığın, ilgisizliğin, desteksizliğin, uzağı görememenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi düşünememenin, modernleşememenin sıkıntısını yaşamakta. Bu plansızlığın en çarpıcı örneği, bu yıl içinde gördüğümüz soğan-patates fiyatlarıdır.

Peki, hem üreticiye kazandıran hem de tüketicinin ucuz sebze ve meyve edinmesini sağlayan bir sistem oluşturulamaz mı? Bu sistemin iki ayağı vardır. Birincisi, üretici de tüketici de kooperatifler kurmalı. Tüketiciler neden örgütlenmez? 12 Eylül (Özal) yönetimi ilk olarak kooperatifleri kapatmış, mallarına da el koymuştur. Çünkü liberal ekonomik sistem, kooperatifleşmeye izin vermez.

Yazının Devamını Oku

CHP'de delege hesapları

19 Temmuz 2018
KILIÇDAROĞLU, önceki akşam Ankara’dan Atatürk Havalimanı’na geldi, oradan karayolu ile Marmara Ereğlisi’ne geçti.

Kendisini CHP’nin Trakya’daki örgütleri karşıladı; aralarında milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları ve delegeler vardı, Mustafa Sarıgül’ün de geziye katılması dikkat çekti. Adabalık’ın önünde saat 22.00’deki karşılama sırasında 200 kişi vardı. Yemeğe davetli oldukları halde gelmeyenler kimdi?

Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu, başından beri Muharrem İnce ile hareket ediyordu; Edirne milletvekili Erdin Bircan, Tekirdağ’da 4. sırada yer aldığı için seçilemeyen Emre Köprülü de. Bircan yemeğe katılırken, Köprülü’nün, İnce adına Anadolu’da turda olduğu belirtildi.

Trakya’daki dört ilde toplam 30 delege var, Kırklareli’nde 5, Edirne’de 3, Tekirdağ’da da bir delegenin kurultay için imza verdiği açıklandı.
İnce’nin kurultay talebinin pek karşılanmayacağı izlenimini edindik. Genel Başkan Yardımcısı Engin Altay’a “Kurultay toplanabilir mi?” diye sorduk; gayet açık şekilde “Topladıkları imza 400 civarında olur, 500’ü bulamazlar diye düşünüyorum” dedi.

Yazının Devamını Oku

Adnan Hoca ve FETÖ'nün öyküsü

18 Temmuz 2018
GAZETECİ Fatih Altaylı ile hem Cumhuriyet’te, hem Hürriyet’te birlikte çalıştık; hatta odalarımız yan yana oldu.

O ayrıldıktan sonra Best FM’deki sabah programları bir süre ben yürüttüm. Kendisini ‘Babıâli’ye kazandıran’ sporda Hıncal Uluç, güncel siyasette de Ertuğrul Özkök’tür.

“Yıllarca Adnan Hoca ve çetesi ile uğraştım” diyor Altaylı; doğrudur, sıkıntı sürecinin bizzat tanığı olmuşuzdur. Onların kirli yüzlerini sergiledikçe, bırakın telefonu yüzlerce faks mesajları ile tehdit edilmiştir. Her gazetecinin yaşamadığı ender ‘vakalardan’/saldırılardan’ birisidir bu.

HERKES KORKUYORDU

Faks sistemi daha yeniydi. Altaylı yazdıkça, ‘çetenin’ gönderdiği iğrenç mesajların sayısı giderek artıyordu. Dört fakstan biri de bizim odamızdaydı. Gazetemiz çalışanları hakkında neler yazmıyorlardı ki. Bu pislik karşısında gazeteciler tek satır yazmaya korkuyorlardı, aksi halde ne eşiniz, ne kızınız hakkında denmedik saldırı ve terbiyesizlik kalmıyordu. Herkes ‘korkuyordu’; polis de, yargı da... Mahkemeleri ayarlıyorlar; ‘büyük’ siyasetçilerle kol kola oluyorlar. Zengin ailelerin ve siyasetçilerin kandırdıkları çocuklarından başka, ağına düşürdükleri manken ve siyasetçilerin kızlarına da ‘motor’ adını takıyorlardı.

Yazının Devamını Oku

Soma yargısı ‘caydırıcı’ olmalıydı

13 Temmuz 2018
OLAN sosyal güvenlikten yoksun çalışan gariban 301 maden emekçisi ile ailelerine oldu.

Soma’da verilen cezaların yetersiz bulunduğunda herkes hemfikir... Ailelerin acısını dindirmek zor. ‘Dünya şampiyonluğuna doğru hızla koştuğumuz’ ve her gün ortalama 6 emekçinin canını alan iş cinayetlerine davetiye çıkaran, gerekli önlemleri almayan diğer işyeri sahiplerine karşı caydırıcı örnek olabilirdi. Ama ıskalandı.

Umarız Yargıtay madenci ailelerin isyanını dikkate alır.

Bakanlığa bir uyarı da gerekiyor. İş cinayetlere karşı radikal önlemlerin alınmasının zamanı geçmedi mi? Türkiye’nin altına imza attığı ILO ve uluslararası sözleşmeler hayata neden geçirilmiyor ya da eksiksiz uygulanmıyor? Bu sözleşmelerin anımsanabilmesi için illa yeni kitlesel ölümlerin gerçekleşmesi mi gerekiyor?

Çünkü hiçbir şey insan yaşamından daha değerli değil.

Soma’da bir avuç kömür için can verenleri unutmayacak

Türkiye. Şükrü KARAMAN

 

HARBİYELİLER VE KULELİLİLER

Yazının Devamını Oku

Ulus'ta bir şeyler oluyor

12 Temmuz 2018
CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, Turizm Bakanlığı’na önemli bir soru yöneltiyor:

Altındağ’a bağlı Ulus bölgesi yenileme projesi kapsamında bölgenin turistik ve tarihi kent merkezi olması nedeniyle Ulus’ta bulunan otellerin konaklama ihaleleri kapsamına alınmamasının nedeni nedir?

Tüm dünya ülkelerinde tarihi kentsel merkezlerde turizm ve konaklama olgusuna önem verilirken, Ulus otelciliğinin gelişmesinin ulus merkezi ekonomisine itici gücü ve kentsel canlılığa etkileri neden göz ardı edilmektedir?

Ulus otelleri, turistik tur güzergâhları kapsamında, seyahat acentelerinin listesine konulmamasının sebebi nedir?

Bakanlığınızca ülke genelinde tarihi yerleşim yerleri içinde küçük-orta ölçekli ve butik otelleri geliştirmeye yönelik finansal kredi ve teşvik programı ve projeleri uygulanmakta mıdır? Uygulanıyorsa, bunlar nedir?

Yazının Devamını Oku

İTÜ'nün öğrenci sayısı 40'tan 10 bine indirilmeli

11 Temmuz 2018
İTÜ’nün öğrenci sayısı 40.000’e yaklaşmıştır.

İTÜ elindeki imkânlarla, bu kadar öğrenciye arzu edilen kaliteli eğitimi veremez. Bu durumu, duyduğum kadarıyla, Sayın Cumhurbaşkanı da fark ederek İTÜ’nün kontenjanının düşürülmesi gerektiğini söylemiş; ama YÖK her ne hikmetse aynı kanıda değil...

ABD’nin en kaliteli birkaç yükseköğretim ve araştırma kurumundan biri olan Caltech’in (California Institute of Technology) orada misafir araştırıcı olduğum 2001-2002 akademik yılında yıllık bütçesi 3 milyar dolar, öğrenci sayısı ise 2 bindi. Bunun 1.100’ü yüksek lisans ve doktora öğrencisi, 900’ü de lisanstı. 2017 sonbaharında MIT’ye (Massachusetts Institute of Technology) kayıt yaptıran öğrenci sayısı 11 bin 466’ydı. Bunun 6 bin 919’u lisans üstü ve doktora, 4 bin 547’si de lisans öğrencilerinden oluşuyor. Bu öğrenciler için MIT 3.349.900 dolar harcıyor. Dünyanın en iyi 12. üniversitesi olan Zürih’teki ETH’nin (Eidgnössische Technische Hochschule) 19 bin 233 öğrencisi var. Bunun 8 bin 934’ü doktora, 5 bin 836’sı master öğrencisi. Bu öğrenciler için ETH 1.7 milyar İsviçre Frangı harcıyor. İTÜ’nün ideal öğrenci sayısı 10.000’i geçmemelidir.

Aksi takdirde bu okulu büyük zorluklarla kazanan öğrenciler aldatılmış, Türkiye de dünyaca şöhret sahibi bu en eski üniversitesini harcamış olur. Önümüzde dünyadan pek çok kaliteli örnek dururken, elimizdeki kaliteleri yok etme ısrarımızdan acaba ne zaman vazgeçeceğiz? / M. Celal ŞENGÖR


Yazının Devamını Oku