Uğur Meleke

6 maçın da Hollanda'da olması mantıksız

30 Ocak 2025
Twente’ye kesin olarak galibiyet lazım. Bu durum geçiş seven Ole Gunnar Solskjaer’in Beşiktaş’ı için avantaj. Jose Mourinho’nun Danimarka’da kenarda olmamasını kabullenemiyorum. Fenerbahçe bu turu geçerse oyuncuları sayesinde geçecek. Kupanın gol ve asist kralına sahip olan Galatasaray bu bilinçle sahada olmalı.

AVRUPA kupalarının yeni formatının ilk yılındayız. Hepimiz yaşayarak görüyoruz avantajlarını ve defolarını. 36 takımlı ve 8 maçlı bir formatın zaten bir defosu kesindi: Ligi birçok takım aynı puanda bitirecek ve birkaç ekip averajla terfi edecek. Birkaçı averajla dışarıda kalacak. Bu durumun ne kadar âdil olduğu tartışılır tabii ki. Üstüne üstlük bir de Türk temsilcileri Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’a birtakım şanssızlıklar (hatta adaletsizlikler) içeren bir fikstürle karşı karşıyayız.

6-0'LIK DAĞILIM KABUL EDiLEMEZ

AVRUPA Ligi’nde 3 Hollanda, 3 de Türkiye temsilcisi var. Bunlar kendi aralarında 6 maç yapıyorlar. Ve bu 6 maç da Hollanda’da! Bunun akıl mantık içeren bir izahı olabilir mi, çok merak ediyorum doğrusu. İki ülke temsilcileri birbiriyle 6 maç yapacaksa, o 6 müsabakanın tamamı Türkiye’de de olmasın, Hollanda’da da... 3-3 dağılabilir, 4-2 dağılabilir ama 6-0 dağılım kabul edilemez. Tüm bu dezavantajlı tabloya rağmen 3 takımımızın da kupaya devam edeceklerine inanıyorum.

MOURiNHO NE ZAMAN SAHADA OLACAK?

TWENTE’ye kesin olarak galibiyet lazım. Bu durum geçiş seven Ole Gunnar Solskjaer’in Beşiktaş’ı için avantaj. Jose Mourinho’nun Danimarka’da kenarda olmamasını kabullenemiyorum. ManU maçının yarısında yok. Alkmaar’da yok. Danimarka’da en kritik maçta yok. Ne zaman lazım sana kenarda Mourinho? Bu maçlarda lazım. Fenerbahçe bu turu geçerse oyuncuları sayesinde geçecek. 8 maçın 3’ünde cezalı Mou sayesinde değil. Galatasaray bu turnuvanın en çok şut atan, en çok pozisyon yaratan takımı. Gol kralı ve asist kralı sahada. Amsterdam’da bu bilinçle oynamalı ve galibiyet hedeflemeli.

Yazının Devamını Oku

Mourinho'dan bir tür çamaşır sepeti müdahalesi

27 Ocak 2025
Dün saat 19:50 sularında Bein Sports’taki devre arası yayınımızda Jose Mourinho’ya ciddi eleştirilerde bulundum.

Sebebi de şuydu: Geçtiğimiz hafta Adana Demir karşısında dördüncü sarı kartı görerek sezonun en kritik maçlarından birinde, Göztepe önünde cezalı duruma düşmemeliydi. Çünkü takımının kenarda bir teknik direktöre esas bu tip maçlarda ihtiyacı var. Benzer bir durum bu sezon Avrupa Ligi’nde de yaşandı. Manchester United maçında tam Fenerbahçe için işler iyi gitmeye başlamışken 57’de atılmıştı Portekizli Hoca. Ve ardından da Hollanda’da AZ Alkmaar maçında yine kenarda yoktu. Fenerbahçe, Hollanda deplasmanından 1 puan dahi çıkarsa şu anda bambaşka olacaktı tablo sarı-lacivertliler için.

Dün Fenerbahçe, Göztepe önünde çok kötü bir ilk yarı performansı sergileyince ben de hocanın kenarda olmamasını eleştirdim devre arasında. Gerçekten de ilk devrede belki de sezonun en kötü Fenerbahçe’si vardı sahada: 45 dakika boyunca tek bir pozisyona girebildiler. Rakip ceza alanında sadece 4 kez topla buluşabildiler. Hatta üçüncü bölgede isabetli pas sayıları dahi 22’de kaldı. Göztepe’nin birkaç net pozisyonu vardı, ev sahibi ekip içeriye 1 farklı mağlup girdiği için şanslıydı belki de.

Fenerbahçenin Göztepe galibiyeti sonrası dikkat çeken sözler: Mourinhodan devre arası çamaşır sepeti müdahalesi

CHELSEA-BAYERN’i HATIRLATTI

ANCAK dün Kadıköy’de saat 19:50 sularında Fenerbahçe soyunma odasında bir şeyler oldu ve 180 derece değişti tablo. Mourinho’nun kariyerinde bu tarz radikal devre arası müdahalelerine alışığız, hatta cezalı olduğu maçlarda bile çamaşır sepetine saklanıp soyunma odasına girdiğini oyuncuları defalarca anlattılar röportajlarında. Geçmişte Chelsea-Bayern Münih ve Porto-Boavista maçlarında en az iki kez çamaşır sepeti taktiğini kullandığını biliyoruz Mourinho’nun.

Portekizli Hoca dün devre arasında takımına nasıl müdahale etti bilmiyorum elbette. Muhtemelen bu kez çamaşır sepeti metodunu kullanmamıştır, bu çağda bir video konferans da pekala iş görmüş olabilir. Ancak devre arası yaptığı hamlelerle, takımını 4-3-3’e döndürerek, sol beke Kostic hamlesiyle çok kritik ve zor bir maçı kazanmayı bildi Mourinho.

Yazının Devamını Oku

Muslera'ya o plaketi Bülent Korkmaz vermeliydi

26 Ocak 2025
Muslera’ya bu ödülü yıllar sonra o fotoğrafa baktığınızda muhtemelen ismini hatırlamayacağınız bir takım elbiseli değil, rekorun eski sahibi, kulüp efsanesi Bülent Korkmaz’ın vermesi doğru olurdu.

Bu sezon Avrupa Ligi’nde maçlarında en fazla gol olan takım açık ara Galatasaray. Sarı-kırmızılıları takip edenler 7 müsabakada tam 32 gole şahitlik ettiler. Ancak ilk bakışta eğlenceli gibi duran bu istatistik, bu sayıların 14’ü Galatasaray kalesinde olduğu için Buruk’u ve teknik ekibini rahatsız etti tabii. Bu sezon Galatasaray kalesine Beşiktaş beş, Dinamo, Elfsborg, Young Boys, Trabzon ve Kasımpaşa üçer, RFS, Malmö, Sivas, Eyüp gibi takımlar da ikişer gol gönderdiler. Dün belli ki Okan Buruk defansif olarak bu gidişata dur demek istedi ve daha kontrollü bir Galatasaray vardı sahada. Sarı kırmızılılar böylece tam 11 resmi maç sonra ilk kez kalelerini kapadılar dün.Tabii ki bu bir tık kontrol oyunu seçimi hücumda yaratıcılığı da azalttı. Ancak sahada öyle iştahlı bir Osimhen var ki, yine yoktan yarattığı bir penaltıyla değiştirdi tabelayı yıldız santrfor. Galatasaray’a da 3 puan için bu gol yetti zaten.

Dün Seyrantepe’de akşamın en önemli anıysa, maç başlamadan önce, 18:40 sularında yaşandı. Galatasaraylı tüm futbolcular iki yana dizildi ve bir yaşayan efsaneyi, Fernando Muslera’yı alkışlarla onore ettiler. Uruguaylı eldiven dün tam 429’uncu kez sahaya çıkarak, lig tarihinde Galatasaray formasını en fazla giyen oyuncu unvanını ele geçirdi. Unvanı bir başka efsane, UEFA ve Süper Kupa şampiyonu Bülent Korkmaz’dan devraldı. Ancak ben dün Muslera’nın o plaketi de Bülent Korkmaz’ın elinden almasını beklerdim doğrusu.

G.Saray tarihinde bir başka futbolcu bir daha 429 lig maçına çıkabilir mi bilmiyorum. Böyle rekorlar 15-20 sene, bazen 50 sene kırılmayabilir. Tarihi bir an yani bu. Ve bu tarihi anları, tarihi fotoğraflarla belgelersiniz hayatta. Muslera’ya bu ödülü yıllar sonra o fotoğrafa baktığınızda muhtemelen ismini hatırlamayacağınız bir takım elbiseli değil, rekorun eski sahibi, kulüp efsanesi Bülent Korkmaz’ın vermesi doğru olurdu. 2013’te Di Stefano hasta yatağından kalkıp, bastonla gelip vermişti yılın futbolcusu ödülünü Cristiano Ronaldo’ya. Konu sportif bir ödülse, takdim edenin de bir sporcu olması gerekir.

Yazının Devamını Oku

Tek kazanım Yusuf Akçiçek

24 Ocak 2025
Avrupa'da belki de sezonun en kritik haftasını yaşadık. Bu hafta üç temsilcimiz de iç sahada idi, son maçlarda hepsi dışarıdalar. Ve hepsi için çok hayati bir hafta idi bu.

Galatasaray eğer içeride Dinamo Kiev’i yenseydi, 3-1 öne geçtikten sonra oyunu soğutup skoru koruyabilseydi, büyük bir ihtimalle ilk 8 biletini cebine koymuş olacaktı. Sarı kırmızılılar belki de sezonun en üzücü kaybını yaptılar salı gecesi. Solksjaer’li Beşiktaş, Bilbao’ya karşı şahane bir oyunla çok önemli bir galibiyet aldı. Perşembe gecesi Enschede deplasmanında 1 puanın Beşiktaş’a play-off turu bileti için yeterli olacağını umut ediyorum. Dün gece de Fenerbahçe çıktı Kadıköy’de çok önemli bir maça. Mourinho, son dört müsabakada (Hatay, Kasımpaşa, Konya ve Adana önünde) takımını çift santrforla 3-4-1-2 oynatmıştı. Dün Lyon’a karşı bir taktik değişiklik yaptı ve 3-4-2-1’e döndü.

Savunma yine üçlüydü, Samuel sağ, Szymanski sol kanat bek olarak görev yaptılar. Ancak bu kez Nesyri tek santrfordu, arkasında bir ikili, Tadic-İrfan Kahveci başladılar. Bu diziliş aslında ilk bir saatte çok güçlü olmasa da kıvılcımlar yarattı. Nesyri’nin iptal olan bir golü var. İki Lyonlu’nun atılma riski yaşadığı anlar oldu, Niakhate’nin kırmızısı VAR’dan döndü. Kumbedi de sarı ile ucuz kurtuldu. Ancak 60’tan sonra Fenerbahçe fiziksel olarak Lyon’un enerjisine cevap verememeye başladı. Lyon hocası Sage’nin müdahaleleri takımını canlandırırken, Mourinho’nun değişiklikleri olumlu bir etki yaratmadı sahada. Ve bir puana razı oldu temsilcimiz.

İKİ ÖNEMLİ DERS

Dünkü maçtan Fenerbahçe’nin çıkarabileceği iki ders vardı bence:

1- Sarı lacivertlilerin transferde iki stoper alması doğru karar. Çağlar bire birde etkili ama pozisyon almada çağ dışı. Sürekli geri kaçıyor ve takım boyunu uzatıyor. Djiku yeni yıla çok ağır başladı. Genç Yusuf’sa dün en iyisiydi Fenerbahçe’nin.

2- Mourinho yeni yılda uygulamaya başladığı 3-4-1-2 formasyonunda sanırım ısrar edecektir. Ama bu formasyon sahada Dzeko varken ve bağlantıyı sağlarken işe yarıyor. Dzeko sahada olmadığında akışkanlık kısıtlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray maçı Rus ruletine çevirmemeliydi

22 Ocak 2025
Dinamo Kiev, Avrupa Ligi’nin sonuncusu, Ukrayna’nınsa lideri. Elbette ülkelerindeki savaştan çok etkilendiler. Kendilerinin ve ailelerinin can güvenliğiyle ilgili endişe duymaları, yabancıların savaş olan bir coğrafyaya gelmek istememeleri bir yana, FIFA’dan da darbe aldı Ukrayna takımları. FIFA, savaş nedeniyle Ukraynalı futbolculara tek taraflı fesih hakkı tanıdı ama bu uygulamadan büyük darbe alan Dinamo-Shakhtar gibi kulüplerin zararını tazmin etmedi.

Dün Galatasaray’ın karşısına 7 tane 23 yaş altı futbolcuyla çıktı Dinamo Kiev. Ancak Avrupa Ligi’nin en etkili takımlarından biri olan Galatasaray’a karşı oyunu çirkinleştirmediler, maçın başından sonuna kadar pozitif bir futbol oynadılar. Şöyle bir istatistik sanırım tezimi ete kemiğe büründürecektir: 22’nci dakikada 2-0 geriye düşene kadar tek bir faul dahi yapmamıştı Kievli futbolcular. İlk 45 dakikayı da sadece 2 faulle tamamladılar.

Futbol enteresan bir oyun. 50’de ceza alanı içinde Tymchyk-Barış Alper mücadelesinde hakem önce Barış Alper’e kırmızı gösterdi. Temsilcimiz için negatif anlamda bir kırılma anı zannettik. Sonra VAR müdahalesiyle karar penaltıya döndü ve kart iptal oldu. Osimhen’in 50’de penaltıdan bulduğu golle bu kez Dinamo Kiev’in fişi çekildi sandık hepimiz. Sahadaki Galatasaraylılar da öyle zannetmiş olacaklar ki, 3-1’den sonra kolektif anlamda da, bireysel olarak da birçok can sıkıcı hata vardı Seyrantepe’de. Dün G.Saray, kesinlikle kazanması gereken bir maçta altın değerinde 2 puan kaybetti ve bunu iki ana faktöre bağlayabilirim:

1 - Galatasaray 52’de golü bulduktan sonra oyun bir o kalede, bir bu kalede adeta bir Rus ruletine döndü. Tempo düşmedi, soğumadı maç. Kerem Demirbay’ı sokmakta geç kaldı Okan Buruk.

2 - Galatasaray’ın Ocak transferinde ön tarafa kesinlikle takviyeye ihtiyacı var. Dün hem Barış, hem Yunus’un dakikalar geçtikçe mazotu azaldı ama kulübede (Sallai de liste dışı olduğundan) alternatifi yok Okan Hoca’nın. İlerleyen turlar için takviyeye ihtiyacı var Galatasaray’ın.

iÇiMiZE ATEŞ DÜŞTÜ

Dün sabaha karşı Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde meydana gelen yangında hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Yazının Devamını Oku

170 nabız 17 tansiyonla sakız çiğneyen adam: Tadic

20 Ocak 2025
Fenerbahçe için yeni yılla beraber yeni bir taktik anlayış devrede.

Mourinho son dört resmi maçta (Hatay, Kasımpaşa, Konya ve Adana önünde) 3-4-1-2 formasyonunu tercih etti. Savunmayı üçlü kuruyor, dün merkezde Djiku, sol stoperde Levent, sağ stoperde Mert Müldür’le başladı. 46’da libero görevini Çağlar Djiku’dan devraldı ama 360 dakikadır skor ne olursa olsun 3-4-1-2’yi bozmadı Mourinho. Portekizli Hoca’nın bu formasyondan 4 maçtır tek bir dakika bile vazgeçmemesinden benim anladığım şu: Artık temel diziliş bu. Ve bu dizilişin Ocak transferinde en az bir, belki iki stoper takviyesine ihtiyacı var.

Dün Adana’da ilk 45 dakikada son derece yavaş bir maç izledik. Fenerbahçe Nesyri ve İrfan’la, Adana Demir de Alioui ile birer net pozisyon buldular ama sarı-lacivertliler tempoyu yükseltemediler bir türlü. Mourinho belli ki ilk devrede çizgi etkinliğini yetersiz buldu ki dün 3 defa değiştirdi kanat bek ikilisini: İlk 45 dakika kanatlarda Oğuz-Kostic görev yaptılar. 46-65 arası Samuel sağda, Oğuz solda idi. 65’ten bitime kadarsa Samuel-Szymanski görev yaptılar kanat bek olarak.

Ancak dün maçın kaderini tayin eden an, Fenerbahçe’nin iki gol iptalinin hemen ardından Tadic’in oyuna girişiydi. 65’te Oğuz oyundan çıktı, Szymanski sol kanat beke, İrfan sekiz numaraya geçti. Tadic on numara rolünü aldı. Ve o rolde, sadece beş dakikada iki gol attırdı takım arkadaşlarına. İki golde de Tadic’in zekası var, asistleri var, kalitesi var. Dün adeta sahada nabız 170, tansiyon 17 iken oyuna dahil oldu Tadic. Ve 80 nabız-8 tansiyonla, adeta sakız çiğneme rahatlığıyla, soğukkanlılıkla çevirdi maçı Sırp virtüöz.

PERŞEMBE NOTLARI

Fenerbahçe, perşembe akşamı Kadıköy’de belki de sezonun en kritik maçına çıkacak. Lyon’u yenerse bence Avrupa Ligi’nde ilk 24’ü garantileyecek. Mourinho’nun o müsabakaya da 3-4-1- 2’yle çıkacağını düşünüyorum. Şüphesiz ki Tadic ve Çağlar, perşembe gecesi Lyon önünde ilk 11’de başlayacaklardır. Fred’e de merkezde Szymanski’nin değil Amrabat veya Mert Hakan’ın eşlik etmeleri olası.

<iframe width="750" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/kYXECsa6DbI?autoplay=1&mute=1&enablejsapi=1" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen ></iframe>

Yazının Devamını Oku

Solskjaer kalp kazanır da şampiyonluk kazanabilir mi

19 Ocak 2025
Benim gibi 80’lerde doğanların birçoğu için Solskjaer, bir çocukluk ikonudur. Soğukkanlı katil, tıkanan maçların çözücü golcüsü, finallerin nöbetçi yıldızıdır Solskjaer.

Simgesi olduğu kulübe, Manchester United’a teknik adam olarak dönüşünün temelinde de bu duygu yatar. Zor zamanlardan geçiliyordu. Fedakar bir nöbetçiye ihtiyaç vardı ve Solksjaer kabul etmişti o geçici görevi. Kısa sürede somurtan oyuncu grubunu gülümser hale getirmiştir.

Futbolcuların sevgilisidir. Odasına gelene kendi eliyle çay-kahve ikram eden, Netflix dizi tavsiyesi veren, yemekhanede kendi özel masası olmasına rağmen ısrarla futbolcularla yiyen mütevazı koçtur. Takımda yarattığı olumlu hava da ona kalıcı sözleşme ödülü olarak dönmüştü zaten.

Ancak gerçekçi olmak lazım: Soslkjaer taktiksel bir deha kabul edilmez, zaten Manchester’da da bu işleri daha çok yardımcısı McKenna’nın yaptığı söyleniyordu. Buraya da benzer bir yardımcıyla, Moe ile geldi. Solskjaer iyi futbolcudur, iyi karakterdir.

İnsan yönetimidir, kalp kazanmaktır sırrı. Peki bu özellikler, Beşiktaş’ın kaderini değiştirmeye yeter mi? Bence hiç kolay değil işi.

Bence dün akşam Tüpraş Stadı’nda Beşiktaş’ın teknik adamlık için hedefleyebileceği iki başarılı hoca vardı: Biri Vincenzo Montella, biri de Thomas Reis’tı.

Tabii ki ikisinin de halen aktif görevleri olduğunun farkındayım. Ama bilemiyorum, Manchester United’ın Sporting Lizbon’a Ruben Amorim için 11 milyon Euro bonservis ödemesi gibi bir formül deneyebilir miydi Beşiktaş Reis için?

Samsunspor dün iyi bir gününde değildi ama Thomas Reis sezon genelinde tam bir büyük takım hocası performansı sergiledi bence.

 <iframe width="750" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/kYXECsa6DbI?autoplay=1&mute=1&enablejsapi=1" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen ></iframe>

Yazının Devamını Oku

Merkezde Berkan-Torreira ile başlamak yanlıştı

18 Ocak 2025
Galatasaray'ın geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde Bayern ve ManU maçlarına iki ön liberoyla (Kaan-Torreira ile) çıkmasını garipsememiştik.

Karşınızda Dünya devleri var ve pekala böyle maçlarda orta sahayı sağlam tutmak isteyebilirsiniz. Ancak dün ligin belki de en problemli takımı Hatayspor’a karşı Okan Buruk’un merkezde Berkan-Torreira tercihini yadırgadım. Tuhaf bir seçimdi, zira karşınızda Bayern Münih yok! Zaten dün Mersin’de ilk 45 dakikada normal çizgisinin çok altında bir Galatasaray vardı sahada. Dün Mersin’de ilk 45 dakika boyunca temposuz, yavaş paslaşan, hücumda kaybettiği toplarda büyük boşluklar veren, bu yüzden de sürekli geri koşan bir Galatasaray vardı sahada. Tabii ki Sara’nın eksikliği kritik bir faktör. Ancak Sara’nın yokluğunda merkezde Kerem Demirbay’la değil Berkan’la başlamak tüm temel ayarlarını bozdu sarı kırmızılıların. Bu arada Galatasaray’ın dün ilk devrede yaşadığı bir başka handikap da (Sara ve Kerem Demirbay’ın yokluğunda) tüm duran toplara Mertens’in koşmasıydı. Özellikle orta çizgi yakınındaki toplara da Mertens geldi bu yüzden. 46’da Kerem Demirbay’ın girişiyle duran toplardaki bu dengesizlik ortadan kalktı sarı kırmızılılarda.

OSIMHEN'İN 3 ASİSTİ OLABİLİRDİ!

Galatasaray dün neredeyse hiçbir şey oynamadan ilk devreyi çöpe attıktan sonra, ikinci 45’te bunun acısını çıkarırcasına tempolu, yoğun, sürekli arayan ve ısıran bir görüntü verdi Mersin’de. Arkadaşları biraz dikkatli olsalar Osimhen’in hanesinde 3 asist yazabilirdi dün mesela. Barış, kariyerinin en kötü günlerinden birini geçirdi, birçok net fırsatı kötü şut ve pas tercihleriyle-ıskalarla harcadı dün. Günün sonunda Galatasaray, Mersin’de 2 puan bıraktı ve iki ayrı pencereden değerlendirebilirsiniz bu kaybı:

1- Okan Buruk, Berkan-Torreira’lı tutucu 11’le ilk devreyi çöpe attı. İkinci devredeki iyi futbol galibiyete yetmedi” demek mümkün.

2- Ya da “ikinci devrede Galatasaray yeterince fırsat buldu ama kale önü cömertliğiyle kaybetti 2 puanı” değerlendirmesi de yapılabilir ki bu da çok yanlış olmaz.

Yazının Devamını Oku