ABD, Büyük Ortadoğu Projesi ile Müslüman coğrafyada laik – militer yapılar yerine “ılımlı İslam” yönetimleri oluşturmaya çalışıyor.
“Arap Baharı” biraz da bu projenin hayata geçirilmesidir.
Ülkemizde de son on yılda yaşananları bu çerçevede değerlendirebilirsiniz.
Ilımlı İslam Batı’nın liberal değerleriyle çatışmayan Sünni organizasyonlar olarak, kendini en çok “Müslüman Kardeşler” üzerinden ifade ediyor.
Bazı dış gözlemciler Türkiye’de AK Parti, Mısır’da İhvan’ı bu akımın temsilcileri olarak görüyor.
Ilımlı İslam modelinde ortaya mutlaka “sandık” konuluyor.
Demokrasi halkın tercihi ile iktidarı belirlemekse, “din kartını” kullandığınızda Müslüman topraklarda demokratik yoldan iktidara gelmeniz güç olmuyor.
AHMET Altan, Yasemin Çongar ve Neşe Düzel, Taraf Gazetesi’nden ayrıldı.
Taraf, hepimizin büyük bir dikkatle takip etmeye gayret ettiği bir gazetedir.
Yaşadığımız süreçte yazılı ve görsel medyanın bir takım dengeleri gözeterek hareket etmeye çalıştığı hepimizin malumudur.
Taraf bu anlayışın dışında bir yayın politikası uyguluyordu.
Hani, yayın ilkeleri “kediye kedi denir” tarzındaydı.
Ahmet Altan’ı, daha doğrusu Altan Ailesi’ni uzun zamandır takip eden birisi olarak söyleyebilirim ki, onlar tutumlarını “entelektüel namus” kriterine göre inşa ederler.
Batının yüzlerce yılda oluşturduğu demokratik değerlerden süzülüp gelen “birey vicdanından” hareketle meseleleri yorumlarlar.
İzmir sivil toplum dünyası Temel Aycan Şen’i bu süreçte tanıdı. Müthiş metodik, çalışkan, vizyoner bir başkan olduğunu hep birlikte gördük. Genç başkan bundan sonrasında da sivil toplum dünyasında hep bir özel ağırlık taşıyacağını hepimize hissettirdi.
Yeni Başkan Seda Kaya ve ekibine de yeni dönemde başarılar diliyoruz.
Makedonya’da yatırım
MAKEDONYA Cumhuriyeti 2 milyonluk küçük bir balkan ülkesi. Nüfusunun yüzde 5’i Türk asıllı Müslümanlardan oluşuyor. Makedonya 30-40 yıl öncesinin Türkiye’si gibi. Ülke dışından yatırımcı çekmek için çok hevesliler. Bu amaçla devlet, yatırım ajansları kurmuş ve muhtelif ülkelerde, bu arada İzmir’de de bir ofis oluşturmuş. İzmir ofisinin başında genç bir görevli, Alev Sülejman var. Kendisiyle tanıştık. Makedonya’ya yatırımcıları çağırıyor. Ucuz işgücü, düşük vergi, bedava arsa tahsisi, özetle oldukça cazip imkanlar yaratıyorlar. Başta Hazır Giyim üreticilerimiz ve soğuk hava depocularımız olmak üzere, iş dünyamızın dikkatine sunarım.
Kör Hafız
GEÇENLERDE Deniz Sipahi’nin köşesinde Kemeraltı’nın efsanevi çakmak gazı satıcısı Kör Hafız’la ilgili müthiş bir yazı yayınlanmıştı.
EGE Sanayici ve İşadamları derneği (ESİAD) çok önemli işlere imza atmaya devam ediyor. Genç ve deneyimli Başkan Bülent Akgerman’ın önderliğinde, yetkin yönetim kurulu, geçenlerde doğru bilgilenmeye muhtaç olduğumuz bir konuda Hilton Otel’de bir panel düzenledi. Panelin konusu, “Başkasının Projesi mi, Türkiye’nin tercihleri mi? Arap uyanışı sonrasında Türk Dış Politikası” idi.
Sayın başkan bana bin 100 kişiye davetiye çıkardıklarını, ama icabet edenlerin sayısının 100’ü biraz aştığını üzülerek ifade etti.
Yani İzmir, biz seni ne yapacağız, kızmayalım, etmeyelim ama işimiz çok zor.
Panel tek kelimeyle olağanüstüydü. Panelistler Alphan Manas’ın moderatörlüğünde, Soli Özel, Doç. Dr. Gökhan Bacık ve Prof. Dr. İlhan Uzgel’di.
Üç kat milli gelir
Değerli hocaların tespitlerinden bir kısmını aşağıda sizlerle paylaşmak istedim.
“Yerel seçimleri kim kazanacak” diye merak ediyoruz, bekliyoruz. “Kim süper ligde şampiyon olacak” diye konuşuyoruz, bekliyoruz. “Yılbaşında maaşa zam alacak mıyım” diyoruz, bekliyoruz.
Hayatımızdaki en önemli kavram “beklemek”. Zira zaman ileriye doğru akıyor.
Bugün sizle “beklemek” üzerine yazılmış en güzel şiirlerden birini paylaşmak istedim.
Üstat Necip Fazıl Kısakürek’den.
“Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan, bir günahı,
İZMİR kanaat önderlerinin bir araya geldiği toplantılarda, konu bir müddet sonra mutlaka EXPO’ya gelir.
Bakın, EXPO’yu almak çok önemli. Ama bu, bir ölüm-kalım meselesi değil.
Her şeyden önce seçimi kazanmak garanti değil. 5 aday şehirle yarışıyorsunuz.
Ancak öyle garip bir ruh halindeyiz ki, sanki kaybetmek hepimizde derin bir travmaya sebep olacak.
Bu kadar da abartmayalım. Bu durumu en iyi teşhis edenlerin başında İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi geliyor. Biz, Aziz Başkan’ın EXPO konusuna aşırı takıntılı olmadığını hissediyoruz. Esasında iyi de yapıyor. Netice de sağlık teması üzerinde derinleşmek için, EXPO olmasa da yatırımlar yapılabilir.
Zaten işin matematiğini yaptığınızda bu tip etkinlikleri İzmir’in geleceğinde, adeta bir varlık sebebi gibi algılanmasının anlamsızlığı ortaya çıkıyor.
Cumhuriyet bizleri kendi kültürüyle besledi.
Bizim dışımızda bir yerlerde kendimizi emanet ettiğimiz bir hakim yapı vardı.
Temel meselelerde askerlerin kurumsal aklına uyardık.
Bu duruma sual etmek pek aklımıza gelmezdi.
Zaten öylesine bir ideolojik biçimlemeyle yetiştiriliyorduk ki, bu sakil hal pek bir rahatsızlık uyandırmıyordu.
Bizim Atatürk’ümüz vardı. O bizlere çağdaş medeniyet yolunu işaret ediyordu.
Aslına bakarsanız özgür birey olmanın, demokrasinin ne olduğu konusunda deneyimimiz de yoktu.