Osman Müftüoğlu

Saç dostu 10 besin

2 Kasım 2016
Etkileyici saçlara sahip olmak genç-yaşlı, kadın-erkek herkesin isteği. Saçlarımızın yapısı, kalitesi ve sağlığını belirleyen farklı pek çok neden olsa da beslenme tercihlerimiz en önemli belirleyici. Kısacası saçlarımızın her bir telinin sağlıklı uzayıp gelişebilmesi için bazı besin unsurlarına ihtiyacımız var. İşte bu nedenle saç sorunu olan herkesin beslenme biçimlerini gözden geçirmeleri gerekli. Peki, nedir bu “saç dostu” besin unsurları? Buyurun...

DEMİR

Demir, hücrelere oksijen taşıyan alyuvarlarda bulunan hemoglobin molekülünün merkezinde yer alır. Saç büyümesi dâhil pek çok vücut işlevi için önemli bir mineraldir. Kansızlığa neden olan demir eksikliği saç dökülmesinin başlıca nedenleri arasında olup kadınlarda özellikle sıktır. Deniztarağı, istiridye, yumurta, kırmızı et ve mercimek demirden zengin gıdalardır.

BİOTİN

Saçlar için en gerekli B vitamini, biotin denilen B 7 vitaminidir. Biotin eksikliği ile saç dökülmesinin bağlantılı olduğu, çalışmalarda gösterilmiştir.
Biotin saç dökülmesini önlediği söylenen pek çok ürüne eklenmektedir ama biotinden fayda görenler biotin eksikliği olanlardır. Diğer B vitaminleri saçlı deriye ve saç köklerine oksijen ve besin taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yapımında rol aldıklarından saçlar için dolaylı bir öneme sahiptir.
Tam tahıllar, badem, et, balık, deniz mahsulleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler B vitamini kaynaklarıdır.

ÇİNKO

Çinko, vücutta yüzlerce enzimin yapısında bulunan yaşamsal bir mineral. Saç yapımı ve onarımında da önemli rolü vardır. Saç köklerinin çevresinde yer alan yağ bezlerinin çalışmasına yardım eder.

Yazının Devamını Oku

Kalori yakmanın 5 farklı yolu

1 Kasım 2016
Kilo sorununun pek çok nedeni ve farklı çözüm yolları var. Vazgeçilmez çözümler ise aktivite (egzersiz) ve beslenme yanlışlarından vazgeçip boğazdan birazcık kesinti yapmak!

Yiyecek ve içeceklerle bedenlerimize giren kalorileri yakmak zorundayız. Yakmazsak yanıyoruz! Zira kalori yakmamız sadece kilo vermemizi ve sağlıklı kiloda kalmamızı değil, sağlığımızı korumamızın da olmazsa olmazı.
Egzersiz ve doğru bir beslenme tarzının, kalori yakmanın iki etkili yolu olduğu ise hepimizin malumu. Çoğumuz bu ilkeleri günlük yaşantımızda elinden geldiğince uygulamaya çalışıyor. Başarılı olanlarımız da var.
Kilo sorununun pek çok nedeni ve farklı çözüm yolları olduğu da kuşkusuz. Vazgeçilmez çözümler ise aktivite (egzersiz) ve beslenme yanlışlarından vazgeçip boğazdan birazcık kesinti yapmak!
Ancak “ne egzersiz yapabiliyorum ne de diyete uyuyorum, ben kilo veremem” diyenlerin yüreğine bir nebze olsun su serpecek haberlerimiz var. Bunları yapmadan da bir miktar kilo vermeniz, verseniz de almamanız mümkün olabilir.
Ne var ki daha baştan söyleyelim, bu olağandışı kalori yakma yöntemlerinin hiçbiri sağlımızı korumak için doğru beslenme tarzı ve düzenli fiziksel aktivitenin yerini tutmaz.
Kalori yakmanın farklı ve şaşırtıcı yollarını çalışma arkadaşım Dr. Murat Keklikoğlu özetledi. Buyurun...

Sakız çiğneyin

İşte size kilo vermenize yardımcı olacak şaşırtıcı bir yol daha.

Yazının Devamını Oku

Meme kanserinde başarı artıyor

31 Ekim 2016
Ülkemizde her 10 kadından birinin hayatının bir döneminde meme kanseriyle karşılaşabilme ihtimali var. Ve bu nedenle kanserin oluşumu, gelişimi ve erken teşhisi konusunda bilgilenilmesi gerekiyor.

Meme kanserlerinde başarı oranı her geçen gün biraz daha artıyor. Bu güzel gelişmede tıptaki ilerlemeler kadar “farkındalığın artması”nın da önemli payı var.
Meme kanserine karşı farkındalık arttıkça erken teşhis olasılığı da yükseliyor. Bu da kuşkusuz tedavinin şansını arttıran faktör.
Elimde güzel bir kitap var: Meme Hastalıkları. Meme cerrahisi konusunda yaptığı çalışmalarla bilinen ve kurduğu bir dernekle (MEMEDER) meme kanserine karşı farkındalık çalışmaları yapan Prof. Dr. Vahit Özmen Hoca ve Dr. Tolga Özmen tarafından hazırlanmış güzel anlaşılabilir bir “meme kanseri” özeti bu kitap.
Vahit Hoca’nın da kitabında belirttiği gibi meme kadınlar için çok farklı, özel bir organ ve her kadın her yaşta meme sağlığını daha çok inceleme eğiliminde.
Ne var ki meme kanseri bizde de kadınlar arasında en sık karşılaşılan kanser. Ülkemizde her 10 kadından birinin hayatının bir döneminde bu kötü rahatsızlıkla karşılaşabilme ihtimali var. Ve bu nedenle de hemen her kadının bu kanserin oluşumu, gelişimi ve erken teşhisi konusunda bilgilenmesi gerekiyor. Bu güzel eseri kazandırdığı için Vahit Hoca’ya da, genç meslektaşım Tolga’ya da kadınlar adına teşekkür ediyorum.
Aşağıdaki kutularda o kitaptan alınan bazı özetler bulacaksınız. Bence hepsi çok önemli. Mutlaka kesip saklayın ve tekrar tekrar okumayı unutmayın.

Meme kanserinin risk faktörleri

- Cinsiyet (kadın olmak erkeklere göre riski 150 kat artırmaktadır)

Yazının Devamını Oku

Bunamanın tek nedeni Alzheimer değil

30 Ekim 2016
Hiç önemsemediğiniz basit baş dönmeleri, baş ağrıları, sersemlikler, aslında beyninizdeki küçücük damarların tıkanmaları olabilir. Ve tıkanan bu damarlar arttıkça, beyninizin ‘kapasitesi’ düşer...

Ömrümüz uzadıkça bunama korkusu bizi sıkıştırmaya başlıyor.

 

Bunama konusu gündeme gelince de akla anında Alzheimer hastalığı geliveriyor. Oysa bunamanın tek nedeni o değil. Daha pek çok sebebi var. En sık karşılaşılanı ise beyinde tekrarlayıp duran (ve ne yazık ki farkına varılmayan) küçük damar tıkanmaları, yani mikro enfarktüsler. Bu tür bunamalara “damarsal kökenli bunamalar”, yani “vasküler bunamalar” da deniyor. Peki, bunamanın bu tipinde neler oluyor? Süreçler nasıl gelişiyor? Buyurun…

 

BEYAZ KÂĞIT KİRLENİYOR

 

Beyninizi beyaz, bembeyaz bir kâğıt gibi düşünün ve o kâğıdın üzerine her gün kalem ucuyla sadece küçücük bir nokta koyun. Çok değil en çok beş yıl sonra o bembeyaz A4 kâğıdı sayıları iki bine yaklaşan o siyah noktalar nedeniyle kararmaya başlayacak, siz de o kâğıtta yazı yazabilecek temiz bir alan bulamayacaksınız.

 

Yazının Devamını Oku

Felç önlenebilir mi?

28 Ekim 2016
Başlıktaki soruya yanıtım ‘evet’.Birçok felç sorunu, erken tespit edilen risk faktörlerinin ortadan kaldırılması suretiyle önlenebiliyor. Nasıl mı? Buyurun...

Dün üzücü bir e-posta aldım. Yollayan, çok değil, iki hafta öncesine kadar sağlıklı olduğunu düşünen orta yaşlı bir finans uzmanı.
Öncesinde ciddi bir hastalık geçirmemiş, yalnızca “kilo fazlalığı” sorunu varmış ama o giderek büyüyen göbeğini ve genişleyen bel çevresini pek önemsememiş.
Bir ay kadar önce de birkaç gece üst üste gelen çarpıntı ataklarıyla uyanmış. Strese bağlayıp ciddiye almamış. Sonraki gelişmelerse çok tatsız.
Bir akşam televizyon izlerken vücudunun sol yanında, kol, el ve bacaklarında bir güçsüzlük, zayıflık, yüzünde ve vücudunda anlamsız bir uyuşma, görme bulanıklığı gibi şeyler hissetmiş.
Kısa bir süre sonra da, “Ne oluyor?” diye ayağa kalktığında baş dönmesi ve denge kaybıyla yere yığılmış.
Sonrası malum:
Siren sesleri, acil servis koridorları, MR incelemeleri ve yoğun bakım servisleri...

Yazının Devamını Oku

Yeşil çayın fazlası karaciğere zararlı

26 Ekim 2016
Yeşil çayda bol bulunan kateşinler, fazla miktarda alındığında karaciğerde hasar oluşturabiliyor.

Yeşil çay, yapısındaki güçlü antioksidanlar sayesinde sağlığa ciddi katkıları olabilen faydalı bir doğal içecek.
Ne var ki doğal da olsalar antioksidanların da bazılarının fazlası bedene, özellikle de karaciğere zarar verebiliyor.
Yeşil çayda bol bulunan kateşinlerde de böyle bir durum var. Kateşinler özellikle epigallokateşin müthiş bir antioksidan.
Kalp-damar sağlığı, beyin-bellek fonksiyonları, kanserle mücadele ve bağışıklığa güç verme konusunda müthiş yetenekleri olan bir doğal ilaç.
Ancak fazla miktarda alındığında karaciğerde hasar oluşturabiliyor.
Zaten bu nedenle de yeşil çay tüketiminin günde en çok 2-3 fincanla sınırlanması gerektiği belirtiliyor.

Sürpriz protein bombaları

Protein denince aklımıza nedense hayvansal besinler (et, tavuk, balık, süt ürünleri) ve yumurta gelir. Hatta kas geliştirmeye kafayı takan gençler bunlarla da yetinmez, protein tozlarına yönelir.

Yazının Devamını Oku

Kolonoskopinizi yaptırdınız mı?

25 Ekim 2016
Kolonoskopi kolay uygulanabilen, acısı sızısı olmayan bir inceleme yöntemi. Bağırsaklarınızın içi “kolonoskop” adı verilen ve ucunda ışık yayan bir kamera bulunan aletle neredeyse milim milim taranıyor. Eğer varsa polipler yakalanıp temizleniyor ya da erken dönemde bir kanser söz konusuysa teşhis anında konulabiliyor.

Sağlığımızı tehdit eden sorunların ilk sıralarında kanserler var. Kalınbağırsak kanserleri sık görülen türlerinden biri. Bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakımından üçüncü sırada yer alıyor. Kalınbağırsak kanserlerinin farklı tipleri olsa da çoğu bağırsak içinde büyüyen ve “polip” adı verilen (ciltteki saplı et benlerine benzer) oluşumlardan kaynaklanıyor. Bunlar bağırsağın duvarından başlayarak bağırsak boşluğuna doğru büyüyüp gelişen kanser öncüsü (prekanseröz) kitleler. En erken 3-5 yıllık bir süreci takiben kanserleşmeye, yani kalınbağırsak kanserine dönüşmeye başlıyorlar. Bu bilgi çok önemli. Poliplerin varlığı erken dönemde fark edilir de polipler temizlenebilirse sorun kansere dönüşme fırsatı bulamadan çözümlenmiş oluyor.Doktorların “50’li yaşlardan sonra ortalama 5 yıllık aralıklarla kolonoskopi yaptırmayı ihmal etmeyin!” tavsiyesinin sırrı da işte bu bilgide yatıyor. Kolonoskopi basit, kolay uygulanabilen, acısı sızısı olmayan bir inceleme yöntemi. Bağırsaklarınızın içi “kolonoskop” adı verilen ve ucunda ışık yayan bir kamera bulunan aletle neredeyse milim milim taranıyor. Eğer varsa polipler yakalanıp temizleniyor ya da erken dönemde bir kanser söz konusuysa teşhis anında konulabiliyor. Kısacası kolonoskopi sadece bir tarama testi değil aynı zamanda bir tedavi aracı görevi de üstleniyor. Geçen hafta periyodik kolonoskopik incelememi yaptırdım. Bu mükemmel ve son derece etkili “tarama testi”ni de bu vesileyle size bir kez daha hatırlatmak istedim. Detaylar için buyurun...

Kolon kanseri çok tehlikeli  

Pek çok hastalık gibi kalınbağırsak kanserleri de öyle 3-5 gün içinde birdenbire oluşuveren tümörler değil. Çoğunun oluşumu en az beş yıllık bir zaman dilimi gerektiriyor.
Bağırsaktaki bir polipin veya ülserli bir oluşumun polipe dönüşmesi zaman alan bir değişim gerektiriyor. İşte bu nedenle sağlık taramaları yapılırken belirli aralıklarla kolonoskopik incelemelerden de geçmek lazım.
Kalınbağırsak kanserine yakalananların sayısında son yıllarda ciddi bir artış var ve ne yazık ki bu artıştan da beslenme hatalarımız sorumlu.
Aşırı kırmızı et tüketimi, kötü hayvansal yağlar ile trans yağların fazlaca tüketimi, posalı, doğal, tam gıdalar, sebzeler ve bakliyat grubu yiyeceklerin daha seyrek tüketilmeye başlanması, besin planlarında işlenmiş ve rafine gıdalara daha çok yer verilmesi, kanserojen maddelere maruziyet özellikle etkili olan beslenme yanlışlarımız.
Bu nedenle daha çok sebze-meyve, daha çok bakliyat ve tam tahıl tüketmek, kırmızı et ve yağlı besinlere fazla yüklenmemek alınacak ilk tedbirler olmalı.

Yazının Devamını Oku

Beyin nasıl beslenecek?

24 Ekim 2016
Beyin sağlığımızı uzun vadede korumamız, beyne dost bir beslenme tarzına bağlı. Maalesef günümüzde yaygın olarak tüketilen çakma gıdalar, beyin hücrelerini yıkıma uğratıyor, kimyasını bozuyor.

Beynimiz ve onun işlevleri, her gün yiyip içtiklerimizden önemli ölçüde etkilenir. Beyin sağlığımızı uzun vadede korumamız, yani demans (bunama), depresyon, dikkat bozukluğu riskini azaltmamız, öğrenme, bellek, dikkat gibi beyinle ilgili yeteneklerimizi ileri yaşlarda bile muhafaza etmemiz beyne dost bir beslenme tarzına bağlı.Beyin dostu beslenme tarzı beyin hücrelerine doğru yakıt sağlamalı, sinir sisteminde mesajların iletiminden sorumlu nörotransmiterlerin üretimi için gerekli yapı taşlarını temin etmeli ve beyni hasar ve dejenerasyondan korumalıdır.Maalesef günümüzde yaygın olarak tüketilen bazı çakma gıdalar beyni beslemek şöyle dursun onun hücrelerini yıkıma uğratıyor, beyin açlığına neden oluyor ve adeta kimyasını bozuyor.Kısacası daha ilkokulda iken duyduğumuz “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” özdeyişine uygun biçimde, vücudumuz için faydalı olan pek çok gıda beyne de iyi gelir ama beynimize “torpil yapmak” istiyorsak beslenmemize gerek beyin yakıtı gerekse yapıtaşı olarak dahil etmemiz gereken bazı besin öğeleri var.

Beynimizi onlarla doyurursak “duygu durumumu nasıl dengelerim, işlerime nasıl daha iyi odaklanırım, beyinsel performansımı ve uyanıklığımı doğal yollardan nasıl korurum ve yükseltirim” gibi sorulara cevap bulmuş oluruz.Ne var ki beyin beslenmesi sadece gelecekteki hastalıkları önlemekten ibaret değil. Beynin iyi çalışması, işlevlerini ve yaratıcılığını sürdürmesi için de ona doğru yakıtlar vermemiz gerekir. Zihin açıklığına yardımcı olan gıdalar, destekler ve vitaminler almamız, her gün yeni projeler üreten, yoğun iş yüküyle karşılaşan beynimizi formda tutmamızı sağlayacaktır.Unutmayın: Doğru girdileri sağladığımız takdirde beynimiz çok dayanıklı bir organdır ve kendini iyileştirebilir. 

Beyne dost besinler

1 ODAKLANMAYA YARDIM EDENLER: Triptofan amino asidi beynin odaklanmasından sorumlu nörotransmiterlerin yapımında kullanılır. Günde 500 mg kadar alınması odaklanmayı artırır. Yulaf hem triptofandan zengin hem de iyi bir tam tahıl kaynağıdır. Yulafta ayrıca demir, magnezyum, potasyum mineralleri vardır. Kan şekeri düzeylerini kontrol eder. Adı patates olsa da aslında patatesle ilgisi olmayan tatlı patates (şeker patatesi) triptofandan zengindir. O da magnezyum, potasyum, B6 vitamini içerir ve kan şekeri kontrolüne yardımcıdır. Muz bol miktarda triptofan, potasyum ve lif içerdiğinden beyin için mükemmel bir besindir. Omega-3 yağlarının da beynin odaklanma yeteneğini güçlendiren benzer etkileri olabilir. Daha çok balık, chia tohumu ve ceviz tüketmeniz dikkatinizi artırabilir.
2 YARATICILIĞI GELİŞTİRENLER: Çikolatanın da ham maddesi olan kakao, beyin için olağanüstü uyarıcı, yaratıcılığı artıran, beyin çalışmasını teşvik eden bir besin öğesidir. Güçlü antioksidan özelliklerinin yanı sıra kafein gibi odaklanmaya yardımcı olan doğal uyarıcılar içerir. Günde 2 yemek kaşığı kakaonun değişik gıdaların içerisinde veya 30 gram bitter çikolata yenilerek alınması yaratıcı fikirler geliştirmenize katkıda bulunabilir. Fındık, fıstık, badem, ceviz gibi kuruyemişler iyi bir E vitamini (antioksidan) kaynağıdır. Bunların yenilmesinin yaşa bağlı beyin işlevleri gerilemesini önlemeye yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar vardır.
3 ÖĞRENMEYİ DESTEKLEYENLER: Günümüzde gerek eğitim gerekse iş hayatında sürekli yeni şeyler öğrenmek, yeni yetenekler geliştirmek zorunda olan insan beyninin bu özelliğini daha iyi kullanabilmesi için çinko düzeylerini yükseltmek faydalı olabilir. Doktorunuza danışarak beslenmenize 20 miligram çinko desteği eklemeniz veya ıspanak, kırmızı et, karides veya fasulye gibi çinkodan zengin gıdalar tüketmeniz yeni şeyler öğrenme çabanıza katkıda bulunabilir.
4 GEVŞEMEYİ KOLAYLAŞTIRANLAR: Magnezyum, hem beyni rahatlatan hem de vücudu gevşeten bir mineraldir. Bu özelliği nedeniyle uykusuzluk ve kas gerginliği gibi durumların tedavisinde kullanılır. Eğer beyniniz aşırı uyarılmışsa, huzursuz, gergin bir ruh hali içindeyseniz ve gevşemek istiyorsanız, doktorunuza danışarak alacağınız uygun bir magnezyum desteği rahatlamanıza ve dinlendirici bir uyku uyumanıza yardımcı olabilir.

Yazının Devamını Oku