Türkiye sevdalısı bir ailede yetişen oğul Ersin Tatar, Cambridge gibi zor bir üniversitenin ekonomi bölümünden dereceyle mezun oldu, özel sektörde hem İngiltere hem Türkiye’de mali işler yöneticiliği yaptı. Kendisiyle Hürriyet-Show TV ortaklığı döneminde yollarımız karşılaştı, dost olduk. O zaman Simavilerin bir ortağının temsilcisiydi. Hürriyet’çiler kendisini çok seviyordu. Bir Türk’ten fazla Türk’tü... Ersin Tatar, KKTC’de maliye bakanlığı da yaptı. Bir ülkede en sevilmeyen, hakkında en fazla dedikodu yapılan, her türlü saldırıya uğrayan bakan, maliye bakanlarıdır. Çünkü vergi toplar, para ister. Ersin Tatar makamının hakkını verdi, üzerinde bir leke yok, muhalifleri de bulamadı.
‘Türkiye sevdalısı’ dedik, açmak lazım. Eşi Sibel Tatar disiplinli bir avukat. İki kız evladı var: biri Canev, diğeri Cansu. Cansu Hacettepe Tıp’tan dereceyle mezun oldu. Her anne-baba kızlarını yanında ister, ancak Tatar ailesi, çocuk doktoru Cansu’yu “Türkiye’ye hizmet etsin” diye Ankara’ya gönderdi. Diğer kızı Canev de “Neden Türk çocukları yabancı yayınların çevirileri ile büyüsün” düşüncesiyle çocuklara yönelik çizgi roman hazırlıyor, Anadolu kentlerinde de çocuklarla buluşuyor.
Ersin Tatar şimdi KKTC’nin başbakanı. Adanın ekonomik krizde ve kamu maliyesinin darda olduğunu biliyoruz, üstüne üstlük bir de Kıbrıs sorunu var ve Doğu Akdeniz’de doğalgaz kavgasının tam ortasında. Tatar’ın bu kavgadan da başarıyla çıkacağına inanıyor, başarılar diliyoruz.
GÜNDE 50 CİNSEL SALDIRI BAŞKA HANGİ ÜLKEDE VAR!
Ötüken Yayınları 1995 öncesini kapsayan bir istisnaya dayanarak kitapları halen basmaya devam etmektedir. Nora Kitap’tan önceki lisans sahibi Elips Yayıncılık, Ötüken Yayınları’na açtığı davayı kaybetmiş, son tahlilde yargıtaya giden dava yine Ötüken tarafından kazanılmıştır. Ancak burada büyük bir hukuksal garabet var. Ötüken’nin hiçbir savunması kabul edilebilir değil. Kitapları yayınlamak için dayandığı istisna maddesi gereğince kitapların orijinal dilinde yayınlamasını takiben ilk 10 yıl içerisinde Türkiye’de yayınlanmamış olması gerekirken, neredeyse yazarın tüm kitapları bu ilk 10 senelik süreçte Türkiye’de yayınlanmış... Biz bunu hem kitapların fiziksel kopyalarını dava dosyamıza ekleyerek hem de Milli Kütüphane kayıtlarından ispat ettik. Ancak ellerinde Yargıtay kararı olması nedeniyle alt mahkemelerde bizim açtığımız davalar neredeyse yok sayılıyor ve hemen reddediliyor.
Size gönderdiğimiz dosyada yazarın birkaç kitabına ait olarak bizim tarafımızdan yapılan savunmayı göreceksiniz. Bu savunmayı okuduğunuzda davanın tamamına hâkim olabilirsiniz.
Ömer YENİCİ-Epsilon Yayınevi kurucusu ve yöneticisi
DAVA KONUSU 10 KİTAP
- ‘Toprak Ana’, ‘Dişi Kurdun Rüyaları’, ‘Gün Olur Asra Bedel’, ‘Beyaz Gemi’, ‘Yıldırım Sesli Manasçı-Yüzyüze-Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek’ (karma eser), ‘Kızıl Elma-Oğulla Buluşma-Beyaz Yağmur-Asker Çocuğu-Deve Gözü’ (karma eser), ‘Elveda Gülsarı’, ‘Cemile’, ‘Sultan Murat’, ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’, ‘Kasandıra Damgası’. İstanbul Fikri ve Sınai Hakları 1. Hukuk Mahkemesi’nde süren dava, bu eserlerin izinsiz olarak çoğaltılıp dağıtımı üzerine yürüyor.
Buna bir örnek verirsek, Sabahattin Ali’nin vefatının üzerinden 70 yıl geçti. Bu sürenin geçmesiyle birlikte eserleri üzerindeki telif hakları kalkıyor. Birçok yayınevi Ali’nin kitaplarını yayınlamaya başladı. Ancak kızı ve varisi olan Filiz Ali, telif hakları kanununun değiştirilmesini ve 70 yıl şartının kaldırılmasını istiyor. Böylece eser ‘kamu’nun oluyor. Ayrıca Halit Ziya Uşaklıgil’in telif hakkı da 2016’da sona erdi. Olayımızda Epsilon, Ötüken’e karşı yürüttüğü dava ile haksızlığa uğradığını öne sürüyor. Dosya halen Yargıtay’da...
KİTAPLAR
ALEV Coşkun
23 Haziran kampanyası toplantısını kalabalık gazeteci ve televizyoncu grubu izledi. Yabancı gazeteciler için de öyleydi. CHP İl Örgütü ve İmamoğlu’nun yabancı gazeteciler için tercümanlık yapan basın danışmanı İlayda Çağla Koçoğlu “Şu anda salonda 75 yabancı gazeteci var” dedi.
Milletvekilleriyle birlikte bir ‘kaynaşma’ havası vardı.İmamoğlu, 28 Şubat’taki sunuşuna göre, ifadeleri ile kendisini bir iki ‘tık’ yukarı çekmişti.
İmamoğlu şu mesajları verdi:
- Nezih, temiz, eşit ve kaliteli siyaset...
- Yeni bir ruh, yeni bir algı.
- Korkma ve endişelenme.
- Güler yüz, İstanbullular birbirleriyle samimi şekilde selamlaşmalı.
Biz işe giren öğrencinin CV’sine bakarız. Hangi lise veya üniversiteden mezun diye, diplomasına değil. ODTÜ ve BÜ dış projelerde İngilizceyi mükemmel bildikleri için gözbebeğimizdir. 1967 yılında Paris’te NASA’nın Apollo 12 aya gidiş projesi için mülakata girdim. CEO ne kadar sınıf arkadaşın varsa getir diye bana yetki verdi. Çünkü uydu hesap ve yörüngeleri dünyada sadece 3 üniversitede okunurmuş. İTÜ, Hanover Teknik Üniversitesi, Paris Ekol Politeknik. İftihar ettim İTÜ ile...
Meslek liseleri ve teknik liseler ayrılmalıdır. Biz sanayimizi teknik liselerle kurduk ve yürütüyoruz. Teknik liseler son derece kalifiye elemanlar mezun ederler. Gayet başarılı arkadaşlar var teknisyen olarak. Meslek liseleri teknik liseleri bozmuştur.
Alaylı işverenler hep şikâyet ederler kalifiye eleman yok diye... Bunları işveren yetiştirecektir. Karayolları, İPRAŞ (rafineri), TEK (elektrik santralı), Lassa (oto lastik), İGSAŞ’ta (Gübre) çalışmadan önce 2-3 ay eğitim aldım. Bunların mektebi olmaz. İşçi, mühendis, otomobil montajcısı olarak eğitilir. Kimse de diploman var diye sana iş vermez. Eğitimden sonra işçi olursun.
Özetle, matematik, fizik, biyoloji derslerine kıymayalım. Yıllar önce kaldırılan “kozmoloji” ve “jeoloji” derslerini yeniden koyalım. Bir deprem oluyor, TV’de bir uzmanı hayretle izliyoruz. Uzaya bir uydu atılıyor, keza öyle...
Hayatta en önemli ders İngilizcedir.
Aslan ÖZMEN-Yüksek mühendis.
BİLİYOR MUSUNUZ?
Ve eylemini bu hedefe kilitlenerek başlatmıştı. Bunun yolu da “milletin bağrından doğan ortak irade ve isteğe dayanmaktı.” Atatürk, 19 Mayıs’ta 18 arkadaşı ile Samsun’a çıktı... Bu irade böyle gerçekleşti. Bandırma Vapuru’nun Samsun’a çıkışının 100. yıldönümü kutlu olsun!
GÜNÜN SÖZÜ
“Düşündüğünü söylemekten korkmaya başlarsa bir kişi, düşünmekten de korkmaya başlar.” Vedat TÜRKALİ
‘KAFKAS TEBEŞİR DAİRESİ’ GELİR AKLIMA
Kültür ve sanat dünyasından Dr. Tekin Özertem, Başkent Üniversitesi’nin aylık ‘Bütün Dünya’ dergisinin mayıs sayısında yayımlanan ‘Kafkas Tebeşir Dairesi’ başlıklı yazısında diyor ki:
“Ne zaman yargı ve yargıçların kararları üzerine gölge düşse hep Bertolt Brecht’in ‘Kafkas Tebeşir Dairesi’ adlı oyununu hatırlarım. Oyunun antikahramanı olan Azdak’ın temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin yargılama ilkelerine ve önceden belirlenmiş hukuk kurallarına uymayı boşlayan tavrı gelir aklıma.”
Özertem, Aristoteles’in Atina’da yargıçların nasıl görev yaptıklarına dikkat çeken yazısına değindikten sonra, yargıçlığın sadece para kazanmak için yapılan bir meslek olup olmaması üzerinde düşünülmesi gerektiğini söylüyor ve yargıçlığın ‘laf ola beri gele bir iş olmadığını’ vurguluyor ve şöyle devam ediyor:
Medyaya yansıdığı gibi, bu olayın gerçekleşmesinde AKP grubu “Suyu İstanbul’a biz getirmeseydik bu gerçekleşmezdi” diye bir açıklamada bulundu. Gerçekten öyle mi, proje proje anımsayalım:
2000 yılında ihale edilen ‘Büyük Melen İçmesuyu Temini Projesi’ yıllar önce bitirilmesi gerekirken hâlâ tamamlanamamıştır. Bugün İstanbul’un günlük ortalama su tüketimi yaklaşık 3 milyon metreküptür. Bunun 734 bin metreküpü Melen Projesi’nin tamamlanan 1. aşamasından temin edilmektedir.
397 bin metreküpü ise Yeşilçay sistemi üzerinden İstanbul’a verilmektedir.
İstanbul’un tükettiği yaklaşık 2 milyon metreküp su ise İstanbul’un eski su kaynaklarından temin edilmektedir. Yani halihazırda İstanbul tükettiği suyun ancak 3/1’ini AKP döneminde yapılan yatırımlardan sağlamaktadır.
- İstanbul’a yılda 1 milyar 77 milyon metreküp (2.739.936 metreküp/gün) su vermesi planlanan Melen projesi, Melen Barajı’nda su tutma ile ilgili problemlerin çıkması sonucu gerçekleşmemektedir. Baraj bittiğinde yaklaşık 700 milyon metreküp depolama hacmi ile İstanbul’un 868 milyon metreküp kapasitedeki 17 adet su kaynağının yaklaşık yüzde 80’i kadar su depolayabilecektir.
Melen projesinin bitişi, projenin 1. aşamasının 9 yıl gecikmesi nedeniyle; Melen Barajı’nın ihalesi 2004 yılında yapılması gerekirken ancak 2012’de yapılabilmiştir. Yakın bir zamanda su tutması mümkün görülmemektedir.
Melen Barajı’nın yıllardan bu yana bitirilememesi nedeniyle İstanbul’un su sorunu çözüldü denilemez. Son yıllarda havaların yağışlı geçmesi İstanbul’un su havzalarını doygunluğa eriştirmektedir. Bir kurak dönemin yaşanması halinde ya da beklenenden fazla hızlı nüfus artışı nedeniyle birkaç yıl içerisinde 2007 ve 2014’teki gibi İstanbul ciddi bir su sorunuyla karşı karşıya kalacaktır.
Dr. Ali UĞURLU
Öğrencilerin üçte ikisi sınıfta yoktu, olanların da biri dışındakiler uyuyordu. Güçlü’ye bu fotoğrafı bir öğretmen gönderdi. Altındaki yorumlara bakıldığında yüzlerce okulda da durumun hiç farklı olmadığı dikkat çekiyor. Güçlü’ye, “Bu durum heyecanı körelen gençlerimizden mi yoksa eğitim sistemimizden mi kaynaklanıyor?” diye sorduk. O da kendisini bir türlü yenilemeyen “sistemin” olduğunu söyledi ve dedi ki: “Genel yorumların tamamına yakınında sorunun öğrencilerden değil, eğitim sisteminden kaynaklandığını ve eğitim sisteminin gençlerin gerisinde kaldığı vurgulanıyor. Çünkü sınıfta kalmanın imkansız hale gelmesi, alınan diplomaların hiçbir işe yaramaması ve derslerin de çok monoton geçmesi böylesi bir tabloyu oluşturuyor. Okullarımız bu görüntüden bir an önce kurtulmalıdır.”
‘CUMHURİYET’İ AFİŞLEYEN ADAM’
19 Mayıs 1919 yılını Türk afiş ve grafik sanatının öncü ismi İhap Hulusi’nin eserleri ile tanımak ister misiniz? İhap, reklamcı-yazar Ender Merter’in deyişiyle ‘Cumhuriyet’i afişleyen adam’dır. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Spor Bayramı’nın 100. yılı dolayısıyla İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi’nde İhap Hulusi’nin ‘Asırlık Gençlik Kutlaması Özel Sergisi’ açıldı. Sergi 31 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Kahire’de doğan, ilk ve orta tahsilini Kahire’nin İngiliz okullarında yapan, 1920 yılında resim eğitimi almak üzere Almanya’ya giden İhap Hulusi, önce Münih’te Haimann Schule atölyesinde üç yıl çalışıp daha sonra Kuntsgewerbe Schule’ye devam ederek tahsilini tamamlayıp yurda döndü. Atatürk’ün siparişi üzerine ‘alfabe’nin kapağını tasarlayan İhap Hulusi, Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Garanti Bankası, Sümerbank, THK, Kızılay Yeşilay, TARİŞ, ZDK gibi birçok kuruluşa hizmet verdi. 1986’da 88 yaşında hayatını kaybetti.
Dr. Yalçın Koçak liderliğinde ‘Azık Kendir Kooperatifi’ girişimci kadınlarımız tarafından kurulan ilk ve tek kendir kooperatifi oldu. Ekim alanı serbest olan her ilde yerli tohumlarımızın ekim faaliyetleri nisandan beri devam ediyor, ekim faaliyeti ay ortasına kadar sürebiliyor.
Kooperatif Başkanı Demet Sungurtekin, Kastamonu’da 200 dekar, üyelerden Ayşe Alpay Amasya’da 70 dekar, Nilüfer Koyuncuoğlu Tokat’ta 36 dekar, Yelda Kutsal Samsun’da 75 dekar, Çeşmecioğlu ailesi İzmir’de 72 dekar alanda tohumları toprakla buluşturdular.
Topraklarımızı temizleyen, bir dönüm ormana kıyasla havaya 25 kat fazla oksijen veren, 50 bin çeşit endüstriyel ürün yapılabilen kenevirimiz kadın eli ile kalkınmaya devam ediyor.
GÜNÜN SÖZÜ
“Tecrübe çok acımasız bir öğretmen; önce sınavı yapıyor, dersi sonra öğretiyor.” (Vernon Law)
‘ATATÜRK’ÜN NÖBET DEFTERİ’ YAYINLANDI
CUMHURİYET’in ilk üniversitesi olan ve bazı fakülteleri bizzat Atatürk tarafından kurulan Ankara Üniversitesi, Cumhuriyet değerlerine saygı ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak bilimsel yayınları destekleme misyonunu sürdürüyor. 1955 yılında Özel Şahingiray tarafından ilk kez yayınlanan ‘Atatürk’ün Nöbet Defteri’ adlı kitabı Milli Mücadele’nin başlamasının 100. yılında tıpkıbasım olarak üniversite yayınlarından basıldı.
‘Atatürk’ün Nöbet Defteri’