Bu ilk önce iktidarın vazifesidir. Tabii ki muhalefet de işlevini layıkıyla yerine getirmeli, bundan kaynaklanan tepkileri de göğüsleme kapasitesini yükseltmelidir. Ama bu demek değildir ki şiddete maruz kalsın.
Bu kurgu bin yıllardır süregelen siyaset düşüncesine de aykırılık oluşturur. Ama ne hoş aykırılıktır bu!
Bu nedenle muhalefete gözümüz gibi bakmalı, onu yaşatmalıyız. Bu ilk önce iktidarın vazifesidir. Sayın Kılıçdaroğlu’na hepimiz geçmiş olsun dileklerimizi iletmeliyiz. Değil bir siyasinin, hiçbir insanın ve hayvanın şiddete maruz kalmamasını, aksi durumda devlet gücünden önce toplumsal ahlakın, İbn Haldun’cu anlamda asabiyenin, Durkheim’cı anlamda toplum şuurun buna izin vermeyecek derecede derinleşmesini ve genişlemesini temenni ediyoruz. Serdar TAŞÇI
23 NİSAN 1920’DE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BERABERLİĞİMİZİ BOZAMAYACAKLAR. UNUTMAYINIZ. ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZDİR!
MECLİS-İ MEBUSAN BİNASI ‘MİSAK-I MİLLİ MÜZESİ’ OLSUN
28 Ocak 1920’de ülkemizin kuruluş beyannamesi olan Misakı-Milli’nin imzalandığı, 17 Şubat 1920’de ise kürsüsünden tüm dünyaya ilan edildiği Kabataş’taki Meclis-i Mebusan binası ‘Misak-ı Millî Müzesi’ olsun. Tarihini kaybeden millet hafızasını da kaybeder.
(www.change.org’da imza kampanyası başlatıldı)
Bu verilerin ışığında önümüzdeki döneme ilişkin olası gelişmelerin neler olabileceği konusu ayrıntılarıyla tartışıldı. Özellikle İstanbul seçim sonuçlarının siyasi bir krize neden olabileceğine yönelik görüşler değerlendirildi. Seçim sonuçları ile ortaya çıkan bu yeni siyasi ve toplumsal koşulların CHP tarafından doğru biçimde değerlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.
GÜNÜN SÖZÜ
“Cahillerle tartışmayın. Ben hiç galip gelemedim.” İmam-ı Gazali
‘MEVZU ATLIKARINCALAR DEĞİL’
DÜN İzmir’de arabamla giderken öndeki kamyonetin arkasında şu ibare vardı: “Mevzu atlıkarıncalar değil, dönen dolaplar.” Günümüze ne kadar güzel uyan ince bir espri değil mi?
Politikacılar milleti artık aptal yerine koymaktan vazgeçsinler.
Herkes her şeyin farkında.
Siyasette rekabet, ülke yönetiminde iktidar veya muhalefet olarak görev almak için yapılan bir yarıştır. Ülkemizde bu yarış, köy ve mahalle muhtarlıklarından belediye veya büyükşehir başkanlıklarına ve cumhurbaşkanlığına, köy ihtiyar meclisi ve mahalle ihtiyar heyetinden belediye ve il genel meclislerine ve TBMM’ye kadar giden kurul ve organlara seçilmek için yapılır.
Siyasal rekabetin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması gerekir. ‘Adil’ olmak da gerekir. Siyasette adil rekabet, siyasi partilerin ve adayların eşit koşullar içinde yarıştığı, seçmenlerin onlar arasındaki tercihlerini özgürce yaptıkları bir rekabet düzenidir.
Siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurudur kuralını esas almak gerekmiyor mu?
İşte dün olağan itiraz süresine kadar bu gerçekleşti.
CHP ve İmamoğlu’nun mücadelesi örnek olmalı.
‘KIDEM’DE ZORLU KIRMIZI ÇİZGİLER NASIL AŞILACAK?
KIDEM
Tahsin Tarhan, “Milli Piyango Genel Müdürlüğü’ndeki yolsuzlukları dile getirdik. İddiaları Meclis gündemine taşıdık. Hemen akabinde genel müdür görevden alındı. Ancak bu hamle yolsuzlukların üzerini kapatmaya yetmedi” dedi.
ADRESE TESLİM
Tarhan, “12 büyük ikramiyenin 8 tanesi aynı yere aynı adrese çıkıyor, 6 milyarda bir olabilecek olasılıklar gerçekleşiyor. Sorumluların bir an önce tespit edilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
İNSANLIĞIN ORTAK VARLIĞI
NOTRE Dame yangını için onlarca mesaj geldi, sağ olun.
Burası, onun bunun değil, evrensel ve bir insanlığın ortak varlığı.
Bu yüzden “Kalbim daralıyor” diyen bir dünya sanatçısı olan Aliya Vodovozova, sanırım hepimizin yüreğini okuyor. Enkazı yerinde gördüm, onu yeniden ayağa kaldıracak olan ancak ‘insanlık’ olur, bir ülke buna yetmez. Prof. Dr. Kenan MORTAN-PARİS
CHP TRAKYA’YA DİKKAT ETMELİ
Mütevazı bir şekilde mazbatasını alan Albayrak’ın birkaç saat sonra çalışmalarına hızlı bir tempo ile başlaması dikkatimizi çekti. Çünkü hemen dosyalara gömülmüştü. Halk ile her zaman iç içe olan ve mütevazı kişiliği ile her kesimden vatandaşın sevgisini kazanan Albayrak, oy oranını daha da arttırarak güven tazeledi. Ziyaretimizde ‘dönemine’ ilişkin ilginç veriler öğrendik.
Tekirdağ Rakı ve Şarap Fabrikası’nda 37 yıl çalıştı, bunun 17 yılı genel müdür olarak geçti. Bildiğimiz, beş vakit namazını hiç aksatmadığıydı. Emekli olduktan sonra CHP Tekirdağ İl Başkanlığı yaptı. Görevinde de ayrımcılık yaptığına ilişkin bir davranışını hiç duymadık. 5 yılın hesabını verirken bizi şaşırttı:
425 BİN EL SIKTIM
“Tekirdağ’ın geleceğine yön veren projeleri hayata geçirirken halkımızın ihtiyaç ve beklentilerini esas aldık. İlk 5 yıllık hizmet dönemimizdeki 260 haftanın tamamını seçim havasında geçirdim. Hiç izin kullanmadım. 251 bin 300 km yol yaptım. Tekirdağ’ın 6.313 kilometrekare arazisi içerisinde 257 köy, 25 belde, 85 mahalle, 11 ilçeyi defalarca gezdim. Gittiğim yerlerde insanları, onlara adıyla ve soyadıyla hitap edecek kadar tanıdım. Makam odamda kabul ettiğim insan sayısı 61 bin. Yaklaşık 425 bin vatandaşımızın elini sıktım. 66 bin 300 kişi ile telefonla görüşerek yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledim, bebekleri dünyaya gelen aileleri tebrik ettim, oğulları askere giden vatandaşlarımızla ‘Allah kavuştursun’ dileklerimi paylaştım.”
- Peki projelerden söz eder misiniz?
“İnsan odaklı bir hizmet anlayışıyla mesai kavramı tanımaksızın çalışan bir büyükşehir belediyesi olduk. Türkiye’de örnek olan projeler hayata geçirdik. İl genelinde 1200 km yol yaptık. Toplu ulaşım ağımızı dört kat büyüttük. Günümüze ulaşabilen kültür varlıklarını restore ettik. Uzun yıllardır ihmal edilen çiftçilerimiz ve besicilerimize sahip çıktık. Tarım ve hayvancılık alanında üretim artışına büyük katkı sağladık. Hayvancılığa cazibe kazandırmak ve çiftçilerimizin emeğini kazanca dönüştürmek amacıyla ‘Malkara Çavuşköy Et Kombinası’ projemizi hayata geçirdik. Manda ve arı kovanları dağıttık. Kadın çiftçilerimizi desteklemeye ve yöresel ürünlerimizi tanıtmaya yönelik çalışmalarımız var. Evsel atıkları bertaraf ettiğimiz ‘Demirli Düzenli Depolama’ alanımızı faaliyete geçirdik. Kapaklı ve Çerkezköy kültür merkezlerini hizmete sunduk. ‘11 İlçeye 11 Okul’ projemizi hayata geçirdik ve bu okullarımıza ‘Atatürk’, ‘İsmet İnönü’ ile en büyük değerimiz olan ‘Cumhuriyet’ adlarını verdik. Eski Gümrük ve Tekel Bakanı hemşerimiz Orhan Öztrak’ın adını da Malkara’da bir okula verdik.
SAHİLLERİMİZE BUYURUN
“TESKİ bünyesinde 2.600 km altyapı hattı yaparak kentimizin
Programda sistemin reforme edilerek bundan sonra emekli olacakların maaşlarının geçimlerini sağlayacak düzeyde olması öngörülürken, mevcut emeklinin yıllardır beklediği düşük maaşların iyileştirilmesi, yeni intibak yasasının çıkarılması, bayram ikramiyelerinin en az yıllık enflasyon oranında artırılması, sağlık hizmetinden alınan katkı payının kaldırılması, yılda dört ikramiye ödenmesi ve maaşlara 6 aylık enflasyon yerine seyyanen zam yapılması gibi temel taleplerin karşılanmasına yönelik maddeler yer almadı.
Gelecekte emekli olanlara ilişkin düzenleme ne denli sevindirici ise 12 milyon emeklinin beklentilerinin karşılık bulmaması, ülke kalkınmasına emeği ile katkı sağlayan milyonlarca iktisaden dar gelirli kitlede burukluk yarattı. Hâlâ 2020 liralık asgari ücretin altında maaş alan emekli var. En azından bu insanların aylıkları asgari ücret düzeyine yükseltilmeli. Bayram ikramiyeleri önümüzdeki Şeker Bayramı’ndan itibaren yıllık enflasyon oranında, yani yüzde 20 artırılarak net 1200 lira olarak ödenmeli. Emeklinin satın alma gücünü geriletmemek, çarşı pazardan eli boş dönmemesini sağlamak için aylıklara seyyanen zam yapılmalı. Enflasyon oranındaki artışların ihtiyaçları karşılayamadığı 2008 yılından bu yana açık şekilde görüldü.
Kanayan yara haline dönüşen 2000 sonrasında emekli olanları kapsayacak yeni intibak yasası, 3600 ek gösterge ile birlikte önümüzdeki hafta çalışmalarına başlayacak TBMM gündemine getirilmeli. Emeklinin insanca yaşayacağı ücreti ve koşulları talep etmesi en doğal hakkı ve esirgenmemeli. Şükrü KARAMAN
GÜNÜN SÖZÜ
“ŞAİBE kadar insanın içinde çöreklenen duygu yoktur.” Doğan HIZLAN
HİÇ BİTMEYEN SEÇİM!
50-60 yıl kadar önce bizden çok kötü halde olan Güney Kore, Çin, Malezya gibi ülkeler 3-4 kat ilerimize geçtiler. Tarım, hayvancılık, sanayi, eğitim, ulaşım, haberleşme, eğlence, tıp tamamen dijital devrelerin ve yazılımların eline geçti. Bu durumu endüstri 4.0 olarak ifade ediyoruz.
Günlük hayatta kullandığımız 50 kadar cihazın tümü 10 yıl içinde daha akıllı hale gelecek.
Gemi, tank, uçak, araba, füze, bilgisayar, telefon, kamera, radar, uydu yapabiliriz. Ancak bunları işleten yazılımları dışardan alırsak 1 kuruş kazanamayız.
O halde okula giden 20 milyon gencimize yazılım, kodlama gibi dijital bilgileri vermeye başlamalıyız. 1 milyon öğretmen bu konuyu kendisine dert edinmelidir.
21. yüzyılda sömürülen, köle devletler kümesinde bulunmamak için kendi yazılımlarımızı üretecek teknik elemanlar yetiştirmeliyiz. Amatörce üç-beş sayfa kod yazmaya bulaşan bir çocuk ilerleyen zamanda bu konuda yükseköğrenim görme hevesiyle dolacaktır. Yazılım konularını küçümseyenlere kulak asmayınız.
Bütün ilkokul, ortaokul ve liselerde kodlama, elektronik ile ilgili çalışmalar yapılıyor olması doğru bir rotadır. Her okulumuz meslek lisesine dönüşmektedir...
Gidişat doğrudur. Ali ÖZDEMİR
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzeleri satın almasına karşılık, önceki gün (2 Nisan 2019) ABD Savunma Bakanlığı’nın Kasım 2019’da Türkiye’ye gönderilmesi planlanan 2 adet F-35 uçağı ile ilgili hazırlık çalışmalarının ve Türk pilotlarının eğitim uçuşlarının durdurulduğunu açıklaması, dün (3 Nisan 2019) ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Türkiye’nin Suriye’yi vurmaması konusunda uyarıda bulunması üzerine eski Milli Savunma ve Adalet Bakanı, DSP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir açıklama yaptı. Prof. Türk’ün bu açıklamasının tümünü internetteki köşemizde okuyabilirsiniz.
ALTIN 1 YILDA YÜZDE 35 ARTTI
SAHTE altına karşı vatandaşları uyaran TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Düğünlerde en çok tercih edilen çeyrek altının fiyatı geçen yılın nisan ayına göre yüzde 35 artış gösterdi. Bunu fırsat bilen sahtekârlar yine iş başına geçebilir. Altın satın alırken de bozdururken de insanlar bildikleri ve güvendikleri kuyumcu esnafını tercih etmeli” şeklinde konuştu...
‘GERÇEKTEN DOĞAL MI?’
BUĞDAY Derneği, ‘doğal’ teriminin, gıda etiketlerinde ve pazarlama malzemelerinde kullanımına izin verilmemesine yönelik yürüttüğü çalışmada, ‘www.change.org’da süt sektörüne yönelik yeni bir kampanya başlattı. “Gerçekten doğal mı?” sorusuyla 2018’de “Doğal Kampanyası”nda 53 bin imzaya ulaşmış, imzalar Tarım ve Orman Bakanlığı’na iletilmişti. Bu kez ürün etiketlerinde ve pazarlama malzemelerinde “doğal” ifadesini kullanan markalara soruyoruz: Gerçekten doğal mı? Süt sektörüne yönelik başlatılan kampanyaya imza vererek destek olabilirsiniz.