Yalçın Bayer

Kenevir harika bir bitki

11 Aralık 2019
Nobel Baba Barış Konseyi tarafından Antalya Demre’de 25. Noel Baba ile Dünya Barışına Çağrı Etkinlikleri kapsamında yapılan ‘barış yolunda sağlıklı yaşam’ temalı sempozyumun ana konusu ‘sanayi keneviri’ idi. Bu konudaki konuşmalardan özet bilgiler şöyle:

Eski Sakarya milletvekili Dr. Yalçın Koçak, sanayi kenevirini anlattı. “Sanayi kenevirini inceleyince harika bir bitki olduğunu gördük. 240 hastalığa iyi geliyor. 50 bin sanayi ürününe katkı sağlıyor. Şifa dağıtan Noel Baba’nın şehrinde kanserin çok yüksek olduğunu duydum. Bunun önüne geçmenin tek yolu kenevir üretip tüketmektir. Ama bu mucize bitkinin üretimi ülkemizde yasak. İlk iş olarak bunu aşmamız gerekiyor. Kenevirin ekstrelerinin kullanıldığı ülkelerde sağlık harcamalarının yüzde 50, uyuşturucu kullanımının yüzde 40 azaldığı görülmüştür. Kenevirin ülkemizde yeniden üretimi demek, köye dönüş demektir. Ormandan 25 kat daha fazla oksijen sağlıyor. Aziz Nikolaos’un kenevir ile dağıttığı şifadan niçin yararlanmıyoruz? Hastanız varsa evinizin bahçesine kenevir dikin. Ama karşınıza esrar var diye dikiliniyor değil mi? Bu işi tedavi amaçlı artık kullanmamız gerekiyor. Bütün iş bunu mafyanın elinden almak, SGK’nın bunu ilaç statüsüne almasıdır. Doğru kullanılmayan her şey zararlıdır. Bu işten dünya en çok para kazanan ülke İsrail’dir. Bu da bir tesadüf değildir.”

YASAK KALKMALI

Gazeteci-yazar Abdurahman Dilipak da yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“Bir ülkede adalet yoksa, barış olmaz. Bir ülkede kenevir sağlık için kullanılmıyorsa, barış yoksa, sağlık da olmaz. Sağlık olmayınca da barış olmaz. Sanayi keneviri gerçekten mucize bir bitkidir. Ekildiği yerde arılar, domatesler, zeytinler sağlıklı olur. Kenevir ekilen yerde mikrop olmaz. Kenevir sıfır atığı olan bir bitki. Kenevirden yapılan kumaş 700 derecede yanmaz. Uyuşturucu zannettiğimiz keneviri, uyuşturucu ile mücadele de kullanabiliriz. Her türlü iklim koşulunda yetişebilir. Bu nedenle insanlığın geleceği için söyleyecek sözümüz olmalı. Sahip olduğumuz zenginliklerin farkına varmalıyız. 7 bin tür kenevir var. Ben kenevirin Allah’ın bir lütfu olduğunu düşünüyorum. Artık ülkemizdeki bu yasak kalkmalı”.

YEME SİSTEMATİĞİMİZ YANLIŞ

EKONOMİ, tarih ve gıda konularında yazdığı kitaplarla dikkat çeken İsmail Tokalak, “Herkes artık bıktı ‘Şunu ye, bunu yeme’ meselesinden” diyerek başladığı konuşmasında “Aslında sistematik önemli, yeme sistematiği” diyerek şöyle devam etti:

“Sabah kalkıyorsun, gece vücut suyunu kaybetmişsin, su içmeyip çay kahve içince olmuyor. Bizim kahvaltı kültürümüz yanlış: Reçel, beyaz ekmek! Acıkınca mercimek çorbası içmek daha sağlıklı. Su içeceksen belli bir yaştan sonra vücut sinyal vermeden su içeceksin. Yemekle beraber su içmeyin. Mideyi altüst ediyor, hazmedemiyor mide. Yemeklerden 1 saat önce veya sonra için suyu. Meyveyi de yemekten 1.5 saat önce veya sonra yiyeceksiniz. Meyve midede hazmedilmiyor, kalın bağırsakta hazmediliyor çünkü. Su gibi tatlılar falan da yemekte olmayacak. Akşam hava karardıktan sonra ağza sudan başka bir şey konmayacak. Ancak ev yapımı yoğurt olabilir sadece. Mümkün olduğunca şekerden uzak durulacak. Çünkü kanseri iki şey besler: Biri oksijensizlik, diğer şeker! İkisinden de dünyada bol bol var. Son 70 senede yeryüzündeki oksijen de yüzde 50 azaldı zaten”.

‘KANAL İSTANBUL’UN GETİRİSİ NE?

Yazının Devamını Oku

Noel Baba’yı dünyaya sevdirmek

10 Aralık 2019
AZİZ Nikola’yı anma günü vesilesi ile geçen hafta (6 Aralık) Dünya Barışına Çağrı Sempozyumu adı altında düzenlenen ‘Barış Yolunda Sağlıklı Yaşam, Gıda ve Çevre Etkinliği’nin yanı sıra ‘Türkiye’de kenevirin geleceği’ konusunda Antalya’nın Demre ilçesinde ilginç konuşmalar oldu. Aziz Nikola’nın vesilesi ile Hıristiyan dünyasında 24-26 Aralık arasına rastlayan Noel kutlamalarının yarattığı yüz milyarlarca dolar ticaret hacminden, maalesef Aziz Nikola’nın yaşadığı ve kilisesinin bulunduğu ülkemiz bir pay alamıyor.

Bu ticari potansiyelden faydalanmak için Noel döneminde Batılıları Antalya bölgesine çekerek Aziz Nikola’nın anısına yapılacak yaygın bir etkinliği uluslararası bir boyuta çekebiliyor muyuz? Nitekim turist gelmesi amacıyla kurulan Noel Baba Barış Konseyi Derneği bu farkındalığı yaratmak için çaba gösteriyor.

Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut, ülkemizi Noel Baba ve barış bağlamında bütün dünyaya tanıtmak için arkadaşları ile beraber mücadele veriyor; dernek Kıbrıs’a kadar uzanıp ileride büyük ses getirecek projelerini uygulamaya koymaya çabalıyor. Antalya Demre’nin genç, İYİ Partili Belediye Başkanı Okan Kocakaya da bu girişime destek veriyor.

Konferansa araştırmacı-yazar İsmail Tokalak; Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı, beslenme uzmanı Prof. Fatma Bike Kocaoğlu; kimyager, AR-GE çalışmaları yapan Nevzat Süer; eski ANAP milletvekili Dr. Yalçın Koçak ve gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak konuşmacı olarak katıldılar. Konferansta, kenevirin ülke ve çevre için ne kadar önemli olduğu bir defa daha gözler önüne serildi.

Gıda beslenme konusunda da GDO’nun fayda ve zararları üzerine hararetli bir tartışma oldu. GDO’nun zararı olmadığı, bu konuda bilimsel bir araştırma yapılmadığı, bunun ‘şehir efsanesi’ olduğu ve Türkiye’ye GDO’lu gıda girmediği iddiası üzerine araştırmacı yazar İsmail Tokalak, yaklaşık on yıldır beslenme, sağlık, tarım konusunda kitaplar yazdığını, burada GDO’nun gıda olarak tüketiminin büyük zararları olduğunu belirttiğini ve bu konuda birçok araştırmanın kaynaklarının kitabında olduğunu anlattı. Avrupa Birliği ve Türkiye’de GDO’lu gıdaya yalnız hayvan yemlerinde müsaade edildiğini, bu tip gıdaların direkt insan tüketimi için kullanılmasının ve üretiminin yasak olduğunu belirtti.

DEMRE’DE AROMATİK BAHÇE

Yazının Devamını Oku

‘Kömürden elektrik üretmeye gerek yok’

6 Aralık 2019
Arslan Özmen, petrol rafinerisinden termik santrala kadar bütün dallarda çalışmış, Türkiye’nin en uzman mühendislerinden biridir. “Termik santral meselesinde her grup konuyu kendine göre çekiyor” diyor.

İktidar 14 termik santralın sahiplerinin talebini yerine getirdi ama ‘çevresel’ tepkiler nedeniyle 2.5 yıllık ertelemeyi sonunda ‘veto’ ile kaldırdı.

Özmen sorunu şöyle anlatıyor: “Son günlerde konuşulan termik santralara takılması istenen filtre sistemleri, Türkiyede aşina olduğum en kronik sorunlardan birisi olup, 1956 yılında İTÜ’de öğrenciyken yaz stajlarında Zonguldak’taki 120 megavat gücündeki Çatalağzı Termik Santralı’nda tanık olduğum bir tarım arazisi kirlenmesi olayı vardır. Sektörde tek kuruşa muhtaç Türkiyede çevre yatırımlarına 1 Amerikan Doları ayrılmaz. Teknik olarak filtreleme sistemleri Afşin’de 1.5 milyar Amerikan Doları, Yatağan’da 1 milyar Amerikan Doları. Diğerleri de bu aradadır. Bu tesisleri design ve imal/montaj etmek için en az 3 yıl gerekir. Okuyucu sanmasın ki pompa filtresini değiştiriyorsun. Santral sahipleri bunu bildikleri için 2.5 yıl öteleme kanununu çıkartmışlardır. Elektrik sistemimizin amiral gemisi 2x1340 megavat gücünde AEL-A ve AEL-B’de sorun, bacasız Afşin Adır. 2002’de Mitsubishi tarafından yapılan Afşin B santralında baca filtre sistemi vardır ve bacadan duman çıkmaz. A santralı ise 1999’da özelleştirilmiştir ama Alman WBA firması sendika tarafından içeriye sokulmamıştır. Bu ünitede işletme çalışmaları çok az yapılmıştır. Sonunda 3 yıl önce Çelikler şirketine enerji bakanı tarafından ‘Santralı kapatıyoruz, 4 yıl içinde önemli revizyonlar ve fitreler yapacağız’ denmiş ve işçileri işten çıkararak meseleyi kapatılmıştır. Son 3 yılda bir yatırım yapılmamıştır. Bir inşaat müteahhidi olan şirket, santralı bu şekilde çalıştırarak elektrik üretmiştir.

Gazetelerdeki dumanlı resimler A santralına ait resimlerdir.

Olay Türkiye için hayati çevre sorunudur. Ama 5 milyar Amerikan Doları ve en az 3 yıl süre gerektirir. Afşin B dışındaki 14 santralın da durdurulması gerekir. Eksik yüzde 12 gücünde karşılanır. Zaten sanayide kullanamadığımız için elektriğe de lüzum yoktur. Gerçek budur!”

EDREMİT’TE ESKİ BAŞKANA 14 YIL

TUNCAY Kılıç, MHPden 2009-14 arasında Edremit Belediye Başkanı’ydı, güçlü bir siyasetçi idi. Kendisinden önceki belediye başkanı AKP’li Yunus Bozbey’in döneminde meydana gelen yolsuzluk, usulsüzlük ve ihaleye fesat karıştırma olayında Tuncay Kılıç da çıkar gruplarıyla birlikte hareket ettiği iddiasıyla mahkemeye veriliyor ve 14 yıla mahkûm oluyor. Dosya Yargıtay’a gönderiliyor. Fakat Yargıtay’dan karar çıkmadan önce Kılıç, “Amerika’da bulunan kızımın yanına gidiyorum” diye Edremit’i terk ediyor. Hukuk çevreleri, Kılıç’ın 40 yıllık çok iyi bir ceza avukatı olduğunu ve Yargıtay’dan bu kararın çıkacağını bildiği için yurtdışına ‘kaçtığını’ söylüyorlar. Bu davaya dayalı bazı kararlardaki birkaç kişinin de ‘kaçtıkları’ konuşuluyor.

AYDIN ‘GÜN AYDIN’LA ATAĞA KALKIYOR

AYDIN

Yazının Devamını Oku

ÇYDD’nin önemi nedir?

5 Aralık 2019
Gönüllülük sayesinde her yıl yüz milyonlarca insan, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için zamanını ve becerilerini kullanıyor. Kendimiz dışındaki canlıların yaşamlarını iyileştirmeye yardımcı olmanın ve bunu gerçekleştirirken bir yardımsever kuruma dahil olmanın mutluluğu paha biçilemez değerde. ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği), gönüllülerin desteğiyle bugünlere geldi.

ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel diyor ki:

“Sizlerin de gönlü bizimleyse, öğrencilerin eğitimlerine destek olmak için burs verebilir, kayıt ve barınma giderleri için katkıda bulunabilirsiniz. Projelerimize bağış yaparak destek olabilirsiniz.

Eğitim ve kültür evlerinde sağlık, hukuk, iletişim, çocuk gelişimi ve tüm sanatsal çalışmalar için gönüllü eğitmen olabilirsiniz.

Eğitim ve kültür evlerinin yapım ve donanımları için birey veya kurum olarak destek verebilirsiniz.

Düzenlediğimiz seminer, panel, söyleşi, konser vb etkinliklerimize katılarak destek olabilirsiniz.

Çağdaş Yaşam Yayınları’nı ve ürünlerini satın alarak, kermeslerine katılarak, nikâh veya doğum gibi özel günlerinizde bağış yaparak katkıda bulunabilirsiniz.

Yakınlarınızın kaybında çelenk servisimiz aracılığıyla derneğimize bağış yapılmasını sağlayabilirsiniz. Mentorluk Projesi kapsamında mentor olabilir, ÇYDDli üniversite öğrencilerinin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duyabilecekleri bilgi, deneyim ve kaynaklarla buluşabilmelerine yardımcı olabilirsiniz. Tüm projelerimizde gönüllü çalışarak emeğinizi paylaşabilirsiniz.

Derneğimizin kuruluşundan bugüne, tam 30 yıldır, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş topluma ulaşma yolunda bize el uzatan, destek olan tüm gönüllülerimizi, üyelerimizi, burs verenlerimizi bir kez daha canı yürekten kutluyoruz. İyi ki varsınız!”

Yazının Devamını Oku

Türk-İş’te öncelik ‘emekçi hakkı’ olmalı

4 Aralık 2019
Türk-iş 23. Olağan Genel Kurulu 5-7 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılacak.

Türkiyenin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’in genel kurulunda 301 delege yönetim kurulunu belirleyecek. Ergün Atalay başkanlığındaki mevcut yönetimin yeniden seçilmesi bekleniyor.

Genel kurulda, Ergün Atalay’ın ağustos ayında 200 bin kamu işçisi adına bağıtlanan toplu iş sözleşmesi imza töreninde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a “Uzasa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle” ifadesiyle, talep ettiğinin altında yüzde 8+4’lük zamma imza atmasından ötürü muhalif sendikalar tarafından yoğun şekilde eleştirileceği aşikâr.

Genel kurulun bir diğer önemli gündem maddesi, muhalif sendikalardan Tekgıda-İş sendikasının daha önce aldığı “Türk-İş’ten ayrılma” kararının hukuki yönden tartışılması olacak.

Tartışmaların ardından Tekgıda-İş’in Türk-İş içinde kalıp kalmayacağı netlik kazanacak.

Konfederasyon yönetimine muhalif sendikalar (Tekgıda-İş, Belediye-İş, Kristal–İş, Basın-İş, Deriteks, Tez Koop-İş ve TÜMTİS) tarafından Atalay’ın karşısına yönetim listesi çıkarılıp çıkarılmayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak delege sayılarının az oluşundan ötürü kazanma şansları yok.

Ülkemizde sendikalaşma oranı yüzde 13.76 ile Avrupa ülkelerinin hayli gerisindeyken, sendikalı işçilerden ancak yüzde 7’si toplu iş sözleşmesinden yararlanıyorken, sendikaların ‘sen-ben’ kavgasından uzaklaşarak emekçinin sıkıntılarını ortadan kaldırmaya yönelik çözümler bulması gerekiyor.

Şükrü KARAMAN

DEMRE’DE KENEVİR ANLATILACAK

Yazının Devamını Oku

‘Türkiye’ye hep güvendik’

3 Aralık 2019
Almanya deyince aklımıza ne geliyor? Önce Almanya’daki Türkler, sonra en büyük ticari partnerimiz olması başta olmak üzere pek çok konu... Alman turistler de tabii... Ülkemize pek çok ülkeden turist geliyor. Her biri bizim için değerli, ama turizmin özgül ağırlığını Alman turistlerin oluşturduğunu inkâr edemeyiz. Alman turist sayısı bir mihenk taşı sanki... Talihsiz bir yol kazasından sonra tekrar hatırı sayılır derecede Alman turisti ağırladık yeniden... Şimdi gözler yeni yaz sezonunda.

Hafta sonunda Antalya’daydık. Belek’te Turizm Resort Kongresi vardı. Sloganı da zaten ‘Yeniden Almanya’ idi. Oradan Belek’e geçtik. Bu bölgede Rusya’dan gelenler ağırlıklıymış. Şimdi yeniden Almanya’dan da misafir bekliyorlar. Merkezi İsviçre’de bulunan, Avrupa’daki tek Türk tur operatörü Bentour’un sahibi Kadir Uğur, Almanya, İsviçre ve Avusturya’dan 700’ü aşkın seyahat acentesi sahibi ve çalışanını getirip ağırlamış Güriş Holding’e ait Mirage Resort’ta. Geçen yıl 150 bin turist getirmiş Bentour. Bu yılki hedefi 200 bin. İstikrarlı bir büyüme hedefi seçmiş. 

Duayen turizmci Kadir Uğur, aynı zamanda iyi bir yelkenci. İki yıl önce teknesiyle dünya turuna çıkmıştı. Yaşadıklarını ‘Hayatım Deniz’ adlı 420 sayfalık bir kitapta yazıya dökmüş. Kitabın ‘Reisen ist mein Leben’ adıyla Almancası da var. Tüm davetlilere tek tek imzalayıp hediye etti. Kitabın sonunda “Turizmciler dalgalarla boğuşan birer yelkenci gibidir” diyor ve ekliyor:

“Ben hem turizmci hem yelkenciyim, dalgalarla boğuşmayı, turizmde de önüme çıkan sorunlarla mücadeleyi bilirim. Yeter ki Turizm Bakanlığımız arkamda olsun. Mücadeleyi bilirim.”

Davette SunExpress uçak şirketinin satış direktörü de vardı. Türkçe ve Almanca yaptığı konuşmada “Türkiye’yi hiç yalnız bırakmadık, herkesin kaçtığı dönemlerde dahi Türkiye kapasitemizi arttırdık. Hep güvendik. Güvenmeye de devam edeceğiz. Hem Türkiye hem biz kazanacağız” deyince büyük alkış koptu salonda. Kadir Uğur, “Turizmin gübresi reklam, görünür olmaktır” dedi. Turizm Bakanlığı’nın Avrupa’nın saygın gazete ve dergilerindeki reklam bütçesini arttırması gerektiğine işaret etti. Evet, dünya dijitalleşti ama orta ve üst yaş grubunun hâlâ yazılı basın, reklam, broşür, kataloglarla karar verdiğini öne sürdü.

Belek’te oteller bölgesini dolaşırken gördük ki kapalı tesisler harıl harıl yenileme çalışmaları yapıyor, yepyeni bir yüzle turistleri ağırlamak istiyorlar. Ama unutmayalım, dünyada şimdi çevreci akımı var. Turistler doğaya saygılı, çevreci otelleri, ülkeleri tercih ediyorlar. Bu konuda alınacak daha epey yolumuz var. Oteller, turizmle yaşayan belediyeler bu konuda ellerini çabuk tutmalı. Giderek yükselen turizmimizin ayağı şimdi de çevre konusuna takılmasın.

TANITIMSIZ TURİZM OLMAZ

Kadir Uğur, 52 yıllık tur operatörlüğünde bazı prensipleri olduğunu belirterek “Almanya’da operatörler arasında büyük fiyat savaşı var. Biz buna girersek daha da büyürüz, ama bunun hüsranla sonuçlanma riski var. Zaten örnekleri de biliniyor. Yani sektörün en ucuzu da olmayız, en pahalısı da. Biz kalite ve istikrara önem veririz. Turizm reklamlarında ülke bütçemiz öyle 5-10 milyon değil, en az 150 milyon dolar olmalı. Dijitalleşme arttı ama önemli turizm fuarlarını ihmal etmemek gerekir” diyor.

Uğur

Yazının Devamını Oku

Turizmcilerin gözü Almanya’da

29 Kasım 2019
Antalya’da ‘kış uykusu’ yok, her yer hareketli. Hangi otele uğradıysak ya bir kongre, ya bir konferans ya da şampiyona var. Kemer’deki Mirage Resort’ta Türkiye satranç şampiyonası yapılırken, Rusya Okçuluk Federasyonu’nun resmi antrenman sahasında oklar kınından çıkarılmıştı.

Belek’e geçtiğimizde ‘turizmin geleceği, geleceğin turizmi’ konulu kongre nedeniyle Nest Kongre Merkezi’nin otoparkı tamamen doluydu. 1200’e yakın otel, acente, tur operatörü, havayolu firması, finans, tanıtım, tedarik ve ilişkili her kesimden patron ve yöneticiler vardı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiyenin turizmdeki hedeflerini anlattı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Dr. Erkan Yağcı, “Konaklama vergisi adı altında alınacak vergi ile sektöre yeni yük getirilmemelidir” dedi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya’nın nüfusunun 9 katı turiste ev sahipliği yaptığını söyleyerek, turistik tesislerde turist başına düşen günlük ortalama su tüketiminin 650 litre, katı atık üretiminin 2.5 kilogram, elektrik tüketiminin ise 30 kilovat/saat olduğu bilgisini verdi.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı ve Denizbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hakan Ateş, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundular.

Türkiye’nin turizmde uluslararası alandaki önemli etkinliklerinden olan Uluslararası Resort Turizm Kongresi, 9’ncu yılında bu özelliğine layık bir yerde yapıldı demek gerekiyor.

Antalya Belek’te Cornelia grubuna ait kongre merkezinde üç ay önceki açılışından sonra ilk kongre yapılıyordu. Devasa çelik konstrüksiyondan yapılan merkez, Kürşat Aybak’ın eseriymiş. Bunun bir ‘örnek yapı’ olduğunu söyledi.

Eski AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, dünya turizminde önemli bir olay olan Thomas Cook şirketinin iflasını anlatırken, “bunun herkesin başına gelebileceğini, kimsenin ‘Bize bir şey olmaz’ diyemeyeceğini”; nitekim son dönemde İngiltere’de 50, Almanya’da 20’nin üzerinde küçük, orta ve büyük firmanın iflas ettiğini; Rusya’nın bu süreci görerek firma denetimini yoğunlaştırıp yola devam edemeyecek durumda olanların faaliyet belgelerini iptal ettiğini söyledi. Bu kapsamda Türkiye’de de her biri kendi alanının en büyük pazar payına sahip iki firmanın piyasadan çekildiğini söyledi. İsim vermek gerekmiyor sanırım.

TURİZM LİDERİ RUSYA

Türkiye turizminde uzun yıllardır en büyük pazar olan Almanya’nın yerini Rusya aldı ve böylece Rusya turizmde artık Türkiye’nin birinci pazarı oldu.

Yazının Devamını Oku

Ordu, Sivas ve Kayseri’den göç alıyor... Çikolatanın adı ‘Kibele’

28 Kasım 2019
ORDU Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, Erdoğan’ın önerdiği ‘havza projesi’ne o kadar ‘kafa yormuş’ ki...

Ordu’yu boydan boya kat eden ve Fatsa, Çatalpınar, Kabataş, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe ve Çamaş ilçelerinden geçerek Karadeniz’e dökülen ve 77 kilometrelik hat boyunca uzanan havza üzerindeki Bolaman Irmağı havzasının ıslah edilmesi için kolları sıvamış. Dünya Bankası’nı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili bürokratlarını, DSİ’nin tüm üst kademe bürokratlarını Ordu’da toplamış. Daha önce susuzluk, sel, heyelan ve taşkınlar, kırsal göç gibi problemler yaşayan havzanın; tarım, hayvancılık, turizm ve orman unsurlarıyla zenginleştirilerek yöre insanına ekonomik istihdam sağlayan ve ekosistemiyle anılan bir havzaya dönüşmesi için bu kurumları çalıştırmaya başlamış bile...

Tek amacı var: Sosyal ve ekonomik anlamda yeni bir belediyecilik anlayışını getirmek; düşünen, üreten ve yarışan bir Ordu ortaya çıkarmak... Projelerini anlatmakla bitiremiyor. Hâlâ genç bir mühendis gibi heyecanlı. Sık sık Adnan Kahveci’yi anıyor, “Biz 68 kuşağındanız” diyor.

- Sagra, çikolatalı fındık ürünleri yapıyor. Belediye olarak ‘Kibele’ markasıyla fındıklı çikolata üretimine başlayacaklarını müjdeliyor. Hediyelik ambalaj kutusundan da ‘tavla’ çıkıyor.

- Ne görevlerde bulunmuş? Erdoğan’ın büyükşehir ekibinde İGDAŞ Genel Müdürlüğü, başbakanlığında Etibank Genel Müdürlüğü, Makina Kimya Genel Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş. Uçak sanayisinin kuruluşunda yer almış. TÜBİTAK Başkan Yardımcılığı’nda ve bilim kurulunda bulunmuş, doktorasını roket üzerinde yapmış.

- İlginç tespitleri var: “Fındıkyağının ‘zeytinyağı’nın rakibi olduğu bilinmelidir. Çünkü Ordu dünya ile yarışıyor artık. ODTÜ’de okurken bizi İngiltere’ye götürürler, orada çilek toplardık. Biz de aynı şeyi fındık toplamada uygulamaya başladık. Günlük mesaimiz hâlâ 10-15 saattir. Yaptıklarımız ülkemiz içindir. Masa başında iş yapmayız. Tatilimiz yoktur. Biz böyle çalışıyoruz. Bilir misiniz, Etibank’ta iken başta bor olmak üzere 30 ürün geliştirdik. Fındık kabuğundan laboratuvarlarda aktif karbon filtresi üreteceğiz. Bu çok önemli bir projedir.”

- İklim değişikliğini çok dikkate almalıyız. Millet ‘kaçılabilecek yerler’ arıyor. Örneğin Kayserililer ve Sivaslıların Ordu’dan yer almaya başladıklarını biliyoruz. İstanbul’daki Orduluların da geriye dönüş yaptıklarını görüyoruz.

 

TÜRK-İŞ YENİ BİR ROTA ÇİZMELİ

Yazının Devamını Oku