Uğur Meleke

Futbol rakiple oynanan bir oyun

21 Ekim 2024
Samsun’un attığı goller Mourinho’nun rakip analizinde eksik kaldığının kanıtı gibi oldu.

İstanbul’un üç büyüğü, bu sezon derbiler dışında toplam 4 maçta puan kaybettiler: Galatasaray Kasımpaşa’ya, Beşiktaş Antep’e, Fenerbahçe de Göztepe ve Samsun’a... Esasında bu bir lig için iyi haber değildir, çünkü bir turnuvanın kalitesini büyükler değil, orta sınıf belirler. Samsun bu anlamda ligin yüz aklarından. Beşiktaş’a karşı da, Fenerbahçe’ye karşı da büyük takım davranışı gösterdiler. Dün de özellikle kanattan (ortalarla değil) paslarla defalarca zorladılar misafir ekibi. İki gol attılar, iki kez Livakovic’e takıldılar. Dimata’nın da bir net pozisyonu var bloklanan.

ORTALARI ÖNLEYEMEDiLER

Fenerbahçe içinse günün özeti bence maç önü röportajında gizliydi: Bein muhabiri, Mourinho’ya “Samsun’un kanat akınlarında yerden ortalarına karşı bir önlem alıp almadığını” sordu. Mourinho önce soruyu anlamadı, sonra da “Ortaları önlemek” dedi kısaca. Önleyemediler. Samsun’un ilk golü böyle geldi, ikincisinde de kafayla bir pastı yine Soner’e atılan. Mourinho’nun rakip analizi konusunda eksik kaldığının kanıtı gibi oldu goller. Oysa futbol, rakiple oynanan bir oyun.

BEŞİKTAŞ RAHAT KAZANDI

Dün gündüz saatlerinde oynanan maçtaysa vitesi çok yükseltmesine gerek kalmadan kazanan bir Beşiktaş izledik. Beşiktaş’ın bu sezonki kalbi Rafa Silva... Rafa esas rolünde, yani 10 numarada başlayınca sadece kendi performansı değil, etrafındakilerin de verimi artıyor. Gedson önünde Rafa ile daha farklı oynuyor, Semih ve İmmobile’nin katkısı artıyor Portekizli virtüözle. Zaten bu sezon Beşiktaş’ın aksadığı maçların ortak özelliği, Rafa’nın kanatta oynadığı günler olması. Lugano’da 3-3 biten maçta, Amsterdam deplasmanında, Antep’te Rafa kanatta başlamış ve Beşiktaş o günlerden galibiyet çıkaramamıştı.

NDOUR ÖN LiBERODA ETKiLiYDi

Dün Rafa 66 dakika 10 numara rolünde oynadı. Zaten iki golle fişi çektiler o dakikaya kadar. 66’da Bronckhorst, Musrati’yi sokarken Rafa’yı sağa gönderdi ki bence yine Portekizli’nin rahat olmadığı bir 20 dakikaydı o. Rafa’nın yanı sıra genç Ndour’un da ön libero pozisyonunda etkili oynadığının, 10, 42 ve 62’de üç pozisyonda kritik defansif roller üstlendiğinin altını çizmek gerek.

Yazının Devamını Oku

Yunus ‘Okan Buruk’ Akgün

20 Ekim 2024
Barış Alper’i A Milli Takım’a çıkaran Buruk’un dokunduğu son isim.

Genç Okan Buruk’un Galatasaray formasıyla yeşil zemine ilk ayak bastığı günü dün gibi hatırlıyorum. Sarı kırmızılılar için hayal kırıklığıyla bitmekte olan bir sezonun son maçıydı. 18’lik Okan, hedefsiz iki takımın maçında Bakırköy’e karşı şov yapmış, Süper Lig seviyesindeki ilk müsabakasında 2 gol atmıştı. O sükseli başlangıcı aynı yaz kazanılan U18 Avrupa şampiyonluğu izledi. Emre Aşık’lı, Oktay Derelioğlu’lu, Okan Buruk’lu o süper jenerasyonumuz, kıtanın zirvesine çıktı gençlerde.

BiTMEK BiLMEYEN ENERJi

Genç Okan o günlerde ofansif orta saha oynuyordu. Bol bol gol bölgelerine giriyor, asist ve skor özelliğiyle dikkat çekiyordu. Sonra o talihsiz sakatlık geldi, 1 yıl top oynayamadı, dönüşünde özgüven kaybı yaşadı. Biraz da o özgüven kaybının sonucu olsa gerek, on numara, sağ açık, merkez orta saha derken, zaman zaman sağ bekte bile buldu kendini. Yıllar geçtikçe süper yeteneğinden çok çalışkanlığı, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve mücadelesiyle anıldı.

MÜCADELECi BiR KARiYER

Okan Buruk’u bence Okan Buruk yapan esas şey de zaten, hem futbolculuğunda hem teknik adamlığında dipten tırnaklarıyla kazımak zorunda kalması. Hiçbir görevin ona altın tepside sunulmaması. Teknik direktörlük stilinde, futbolcu idaresinde de bence o mücadeleci kariyerinin izlerini görüyoruz.

iKi MAÇTA DA MOBiL OYNADI 

Dikkatli sporseverler hatırlarlar: Gomis’in Galatasaray’dan kopma nedeni, Okan Buruk’un gole ihtiyaçları olan bir maçta oyuna onu değil Barış Alper’i sokması idi. Zaman Buruk’u haklı çıkardı, Barış Alper çok çalışarak ve gelişerek A milli takım seviyesinde bir sporcu oldu. Okan Hoca’nın şimdilerde dokunduğu adam da Yunus Akgün. Yunus da dipten çıktı. Düşüşte olan kariyerini toparladı Okan Hocası ile el ele vererek. Önceki hafta Alanya maçında sol açıktı, dün sağ açık. Her iki müsabakada da mobil oynadı, dolaşarak gezerek dengesini bozdu rakip savunmaların.

Dün Antalya’da Yunus’un çok yönlülüğünü, hareketli oyununu, mobilitesini, çalışkanlığını seyrederken hep Okan Buruk geldi aklıma. Yunus’a baktığımda zihnim beni ister istemez 90’lardaki genç Okan’a götürüyor çünkü.

Yazının Devamını Oku

Teknik adam Montella’nın ihtiyacı futbolcu Montella

12 Ekim 2024
İzlanda’da aynı iştahla ve en uçta klasik bir santrforla (Bertuğ-Semih’le) başlamak en doğrusu gibi.

İki akşam önce İngiltere-Yunanistan maçı vardı Wembley’de. Harry Kane sakattı ve Lee Carsley onun yokluğunda santrforsuz bir 4-6-0 denedi. Foden’la Bellingham’ı ileri uçta kullandı.

iNGiLTERE HÜSRAN YAŞADI

Bu diziliş, İngiliz taraftarların birkaç ay önce Southgate’e denemesi için adeta yalvardıkları modele çok yakındı. Adalı sporseverlerin ve yorumcuların büyük kısmı Southgate’ten ağır kalan Kane’i kesmesini, Foden’ı merkezde oynatmasını ve Palmer’ı 11’de başlatmasını söylüyorlardı. Southgate bildiklerinden şaşmadı, Euro 2024 finalini ve koltuğunu kaybetti. Geçici hoca Carsley ise bir bakıma kamuoyunu dinledi. Kane’in sakatlığında Foden’ı merkezde kullandı. Palmer’ı 11’de başlattı. Kanatlarda Saka ve Gordon’la beraber 5 hücumcuyla sahadaydı yani. Sonuç hüsran oldu. İngiltere rakip kaleye gidemedi. Yunanistan tam 5 gol attı Wembley’de. Üçü ofsayttan iptal oldu ama yine de 2-1’lik zaferle döndüler evlerine.

BOĞDUK, DiRENCi KIRAMADIK

Bizim milli takım da benzer bir ikilemle karşı karşıya. Elimizde gözü kapalı tahtaya yazabileceğimiz bir dokuz numara yok. Montella da çoğunlukla 4-6-0 başlıyor maçlara. Dün de öyle yaptı, uzun süreler rakibi boğduk ama kutu içinde tanımlı bir golcümüz olmadığı için kıramadık Karadağ direncini.

iYiYDiK AMA BiR ŞEY EKSiKTi

Dün 69’da İrfan’la fişi çekene kadar istatistiklerimiz enteresandı: 69 dakikada 20 şut denemiştik. Bunların altısı Arda’dan, beşi Orkun’dan (yani orta saha oyuncularından) gelmişti. 20 şutun 12’si ceza alanı dışındandı. İyi oynuyorduk, oyunu üçüncü bölgeye yığmıştık, çoğu uzaktan olsa da denemelerimiz vardı. Ama bir şey eksikti. Belki 50 yaşındaki Montella dahi sahada olsa, dokuz numara oynasa değişebilirdi işler.

DOĞRU DEĞiŞiKLiKLER GELDi

Yazının Devamını Oku

23 gün-7 maçın z raporu

7 Ekim 2024
G.Saray defansif olarak geriledi ancak belki de tek gelişim sol bekte Jakobs’un gelişi.

Galatasaray Eylül’deki milli maç arasından düne kadar, 23 günde 7 resmi müsabaka oynadı. Yoğun bir fikstür. Bu süreçten 5 galibiyet-2 beraberlik, ligde liderlik ve Avrupa’da 4 puanla çıktı. Büyük plana bakarsanız sonuç olumlu.

Eylül ortasında Okan Buruk’a önündeki 7 maçın sonunda ligde liderlik, Avrupa’da 4 puan önerseniz muhtemelen kabul ederdi. Ancak tabii ki bu 23 günü moleküllerine ayırıp, madalyonun her iki yüzüne de bakmak lazım.

YENi KAZANIM YUNUS AKGÜN 

1-) Galatasaray Eylül ortasına kadar ciddi transfer hareketliliği yaşadı. İki sol açığı Zaha-Kerem’in ikisi birden ayrıldı. Ancak Okan Buruk’un bu 23 günde önemli kazanımı Yunus oldu. Kerem-Zaha-Tete ayrılıkları ve Ziyech sakatlığı sonrası kanat rotasyonunda bir anda as konuma geçen Yunus bu fırsatı çok iyi kullandı.

Hafta içinde RFS maçının iyisiydi. Dün bir gol daha attı. Ve şu anda Galatasaray’ın belki de en sıcak eli o.

MAURO iCARDi DURGUNDU

2-) Transferin son saatlerinde kadroya Victor Osimhen’in katılmasıyla ister istemez bir bir 4-4-2 baskısı oluştu Galatasaray üzerinde. Okan Buruk’un bu sezon Batshuayi-İcardi ile 4-4-2’yi denediği Young Boys ve Riga maçlarında iyi sonuç alınmadı. Ancak Osimhen-İcardi’li Kasımpaşa 45 dakikası başarılıydı.

Ben Osimhen döndüğünde de Buruk’un (Süper Lig iç saha zayıf rakip eşleşmelerinde belli bölümler dışında) 4-4-2’yi ana plan olarak oturtmasını pek olası görmüyorum.

Yazının Devamını Oku

Kibir, tembellik ve hazırlıksızlık

5 Ekim 2024
Bu sezonki UEFA Avrupa Ligi’nin 1990’lı yılları andıran bir enerjisi var. Tam 22 farklı ülke temsil ediliyor, kimi maçlar bazı kulüpler, hatta bazen uluslar için milli müsabaka hüviyetinde. Her karşılaşmaya aynı disiplin, aynı tevazu ve aynı hazırlıkla çıkmalı, hep yüzde yüzünüzü vermelisiniz. Kibir, tembellik, hazırlıksızlık gibi büyük günahlara burada yer yok.

Perşembe gecesi gerek 3 İstanbul büyüğünün peş peşe Avrupa maçları oynaması, gerekse bu müsabakaların atmosferi beni ister istemez 1990’lı yıllara, çocukluğuma götürdü. 1990’ların başında, henüz Sovyetler Birliği ve Yugoslavya tam olarak parçalanmamışken, Avrupa kıtası 32 ülkeden ibaretken, tüm maçlar çarşamba akşamı oynanırken yaşardık bu hissiyatı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş peş peşe UEFA Avrupa Ligi sınavı verecekleri için o gün içimiz kıpır kıpır olur, gecenin sonundaysa ince bir hüzün kaplardı bünyemizi. Aynen önceki gün olduğu gibi.

1- OKAN BURUK'UN HAMLELERİ GALATASARAY'DA KAOSA YOL AÇTI

Perşembe akşamı sahaya ilk çıkan temsilcimiz Galatasaray’dı. Karşılarında kupanın en zayıf takımlarından biri vardı ama yürekliydi Letonyalılar. Genç teknik adamları, bu müsabakanın ülkeleri için hayat memat meselesi anlamına geldiğini belirtti zaten maç öncesinde. Santrforları İkaunieks geçmişte kibirli milli takımımıza çok sorun çıkarmıştı, benzer problemleri Galatasaray da yaşadı.

Sarı kırmızılılar topa baştan sona kadar sahiptiler, kalite farkıyla 2-0’ı buldular ama özellikle son yarım saatte tempoyu, topun hızını hiç artıramadılar. Yüzde yüzle orada olmamanın bedelini de, kendilerinde çok zayıf bir rakibe 2 değerli puan kaptırarak ödediler.

Okan Buruk’un hafta sonu Kasımpaşa önündeki oyuncu değişiklikleri sıkıntılıydı. Rakibinin 46-60 arası kendilerini ablukaya aldığını seyrettikten sonra 60’ta kenara Kaan-Berkan ikilisini getirmesi hatalıydı. O noktada Davinson-Torreira’yı sokup takımını normalize etmesi gerekiyordu. Riga’da da 55’te skor 2-2 olduktan sonra önünde çok ciddi bir zaman olmasına rağmen maçın ritmini bir türlü artıramadı. Özellikle Batshuayi’yi sokup 4-4-2’ye dönmesi, Mertens’i çizgiye göndermesiyle ortada bir oyun kalmadı. Kaosa dönüştü iş.

2- MAXIMIN VE DZEKO SAHAYA ADIM ATINCA FENERBAHÇE CANLANDI

Fenerbahçe şüphesiz ki daha zor bir deplasmanda, Enschede’deydi. Sarı lacivertli temsilcimizin aldığı 1 puan nispeten daha olumlu. Ancak müsabakanın ilk 1 saatinde onlar da kendi orijinal seviyelerinin bayağı altında kaldılar.

Twente son derece genç ve dinamik bir takım. Dörtlü savunmada iki 2001’li, iki de 2002’li ile başardıkları işler çok çalışmanın ve çok adanmışlığın sonucu. Perşembe gecesi Enschede’de ilk 60 dakikada ikili mücadelelerde daha coşkulu olan, sahipsiz topları daha fazla isteyen, sahanın her metrekaresinde daha kalabalık gözüken takım Twente idi.

Yazının Devamını Oku

Farklı dozda acı tatlar kaldı ağızlarda

4 Ekim 2024
Beşiktaş için geri dönüş zordu. Fenerbahçe ikinci yarıda açıldı. Galatasaray motivasyon kaybının kurbanı.

Üç İstanbul büyüğünün her birinin ağzında farklı dozda acı tat kalan bir gece yaşadık Avrupa’da. Eintracht Frankfurt bu kupanın en iyilerinden. O dramatik ilk yarıdan sonra geri dönüş zordu Beşiktaş için... Fenerbahçe’nin rakibi Twente’yi ise geçen seneden tanıyoruz. Hocaları aynı. Kadrolarını korumuşlar; geçen yıl da Unnerstall, Vlap, Bruns, Wolfswinkel, Hilgers, Regeer, Steijn’in hepsi oynamışlardı.

ÇOLUK ÇOCUKTAN OLUŞAN SAVUNMA

Dün 60 dakika oyuna hükmettiler; ikisi 2001’li, ikisi 2002’li dört genç çocuktan oluşan savunmalarının önde yerleşimi, her topa erken basmaları, karşı presleri çok etkileyiciydi. İki bek sürekli bindirdiler, özellikle sol kanadı koridora çevirdiler. Yetmedi, stoper Hilgers de hücum katkısı yaptı ve Fred’e de sarıyı o göstertti. Twente’nin çoluk çocuktan oluşan bu savunma dörtlüsünün toplam maliyetiyse 1 milyon 900 bin Euro. Alkışlamaktan başka bir şey gelmiyor elden.

Maçın kırılma anıysa 62’deki Maximin-Dzeko hamlesiydi. 1 saat boyunca hayalet gibi sahada dolaşan Nesyri’nin çıkışı, iki asın girişiyle oyun dengelendi. Amrabat’ın olağanüstü asisti ve Tadic klasıyla 1 puan da kotarıldı o süreçte.

RFS-G.SARAY MAÇI ENTERESANDI

Dün akşam üstü oynanan RFS-Galatasaray maçı da enteresandı gerçekten. Ev sahibi RFS topu tamamıyla temsilcimize bıraktı. Galatasaray stoperleriyle-bekleriyle tüm müsabakayı rakibin 30 metresi içinde geçirdi. Davinson’un takım boyunu kısaltması, önde kazanılan toplar, Yunus’un merkeze girerek yarattığı asimetri, her şey yolundaydı ilk 40 dakikada. Yunus’la 2-0’ı bulduklarında Galatasaraylı futbolculara mikrofon uzatma şansınız olsa, birçoğu maçın 5’e gideceğini zannedebilirlerdi o anda.

ANLIK KONSANTRASYON EKSiKLiĞi 

Ancak futbolun (hatta aslında hayatın) temel kurallarından biri girdi o noktada devreye: Rakibiniz ne kadar zayıf olursa olsun konsantrasyonunuzu koruyacaksınız. İlk devrenin sonu ve ikinci yarının başında konsantrasyon eksikliği sebebiyle birer gol yedi temsilcimiz. Sonra da vitesi hiç yükseltemedi ve kıramadı rakibinin direncini. Eğer Galatasaray dün Riga’da, PAOK maçındaki motivasyonunun yüzde 50’sine sahip olsaydı galibiyetle dönerdi yurda.

Yazının Devamını Oku

Frankfurt enerjisi farklı olmalı

1 Ekim 2024
Beşiktaş dün Kayseri deplasmanında 3 golle kazandı ama göze hoş gelen tempolu bir oyun oynayamadı.

Avrupa’daki temsilcilerimiz 15 gün içinde 3 lig, 2 de uluslararası maç oynadıkları sıkışık bir fikstür içindeler. Haliyle her teknik adam bu 5 maçı bir bütün halinde düşünüp, oyuncularını ekonomik kullanmaya çalışıyor. Giovanni van Bronckhorst da bunlardan biri. Ancak ben Hollandalı Hoca’nın bu 450 dakikalık süreçte formayı en rasyonel biçimde bölüştürebildiği kanaatinde değilim. Elbette hocaya büyük saygı duyuyorum ancak seçimleriyle ilgili de kafamda küçük soru işaretleri var.

PERŞEMBE PLANI NE?

1-) Ajax koçu Francesco Farioli, aynen Van Bronckhorst gibi iki santrforu Brobbey/Weghorst arasında dakikaları bölüştürdü. As santrforu Brobbey’yi Beşiktaş’a karşı oynatırken, alternatifi Weghorst’u ligde Go Ahead maçında kullandı. Zaten doğru olan da o...

Ancak Van Bronckhorst, İmmobile’yi Eyüp maçında kullanıp, 2007’li Mustafa’yı Amsterdam Arena’da 60 bin kişinin önüne çıkardı.

Bence orada doğru seçim Mustafa’yı Eyüp önünde kullanıp, Amsterdam’da İmmobile’nin deneyimiyle başlamaktı. Dün Kayseri’de de İmmobile 90 dakika oynadı. Perşembe için hocanın planı ne acaba, merak ediyorum doğrusu.

HÜCUM PRES SINAVI

2-) Eyüp maçında Beşiktaş’ın tattığı bir başka deneyim de Arda Turan’ın talebelerinin hücum presi idi. Birçok kez baskıyla top kazanıp pozisyon yarattı Eyüp o gün. Ben Van Bronckhorst’un o Eyüp deneyiminden faydalanarak Amsterdam’da hücum prese daha hazırlıklı olacağını ümit ediyordum. Öyle olmadı. Hatta dün Kayseri de Beşiktaş’a karşı önde baskıyla başlayıp zorladı siyah beyazlıları çıkışlarda. Eintracht Frankfurt maçında umarım biraz daha gelişmiş olur bu konuda siyah beyazlılar.

iKi BiREYSEL HATA 

Yazının Devamını Oku

Mourinho neden hiç Djiku-Becao ile başlamıyor?

30 Eylül 2024
Fenerbahçe Eylül ayı içinde 4 resmi maç oynadı. Kasımpaşa, Galatasaray, Union ve Antalya ile...

Bu bir ayda benim hesaplamalarıma göre kabaca toplam sadece 40 dakika iyi futbol oynadı Fenerbahçe. Kasımpaşa önünde 5 dakika, Galatasaray’a karşı 15, Union’a ve Antalya’ya da bir 10’ar dakika... Koca bir ayda toplam sadece 40 dakika iyi futbol oynayan bir takım. Kulübesinde Mourinho, sahada Dzekolar, Tadicler, Maximinler, kenarda İrfanlar, Kosticler... Ancak Mourinho için bir müsabakada 10-15 dakika iyi futbol oynayıp skoru almak genelde yeterli.

iLK YARI VASATI AŞAMADI

Dün Antalya’da ilk yarıda Fenerbahçe yine vasatı aşamadı. Yine genelde stoperler Çağlar-Becao ile santrfor Dzeko arasındaki mesafe 50-60 metreydi. Fenerbahçe yine önde göstermelik bir baskı yaptı. Haliyle bu preslerden sonuç alamadı. Üstelik Antalya’nın yaptığı baskılarda da iki kez fire verdi sarı-lacivertli ekip. Eğer Mourinho ilk yarının sonunda Kostic ve Fred’i oyuna sokmasaydı, Fenerbahçe artık vasatlığı kanıksıyor diyecektim bu yazıda.

HÂLÂ 2 TEMEL SORUN VAR

Mourinho 46’da Kostic ve Fred’i soktu, Fenerbahçe bir 10-15 dakika canlandı. 63’te de Fred’in büyük rol oynadığı bir golle galibiyet sayısını buldu. Bu sayının avantajı ve Fred farkıyla ikiyi de buldu daha sonra. Ancak bence Fenerbahçe’nin hâlâ iki temel sorunu var:

BÜTÜNCÜL BiR PERFORMANS YOK

1- Fenerbahçe bu sezon 12 resmi maç oynadı, Rize ve Alanya müsabakaları dışında bütüncül bir iyi performans sergilemedi. Parça parça iyi performanslar var, ama 10-15 dakikaları aşmıyor bu bölümler. Benim merakım şu: Mourinho hep bu pragmatik yaklaşımla mı devam edecek? Bir maçta 10-15 dakika iyi futbol yeterli midir Portekizli için?

TOPU KAZANMAK iSTEMiYOR MU?

Yazının Devamını Oku