◊ Müzik efsanesinin oğlusunuz. Sanat dünyasında Selami Şahin’in ayak izlerini ne kadar takip ettiniz, “Babasının oğlu” oldunuz mu?
- Hem de en büyük oğluyum. (Gülüyor) Senelerce onunla çalışma fırsatı buldum. 30 sene aynı evde yaşadım. 3 sene menajerliğini yaptım, 8 sene sahnede back vokal olarak kendisine eşlik ettim. Hem iş hem de ev arkadaşıydık. Aslında biz hep arkadaş gibiydik.
◊ Otoriter değil miydi?
- Çok öğretici bir babaydı... Ama küstürmeden... Doğru yolu bizi hiçbir zaman hayallerimize küstürmeden gösterdi.
◊ Hangi konularda fikrine önem verirsiniz?
- Öncelikle müzik konuları tabii ama onun dışında da birçok konuyu babama danışır, “Ne yapmalıyım” diye sorarım.
◊ Bir nevi bilirkişi...
- Yani... Neticede 50 yıllık bir müzik kariyeri var. Tecrübeleri bizim için çok kıymetli, çok önemli. Diğer yandan ondan aldıklarım özümü oluştursa bile kendi yolumu çizmem gerektiğini öğrendim.
“Evden röportaj” sayfasını kapattım, hem röportajlar hem de köşe yazıları için leylek misali uçuştayım.
Arada ailemi görmek için bir günlüğüne Hollanda’ya gittim, dönüşte ise “Malazgirt 949. Yıl Kutlamaları” tanıtım toplantısını takip etmek üzere İstanbul’dan Zafer Hıdır arkadaşımızın kullandığı araçla direkt Bilecik-Söğüt’e geçtim.
25-26 Ağustos’ta Ahlat ve Malazgirt’te yapılacak etkinliğin tanıtım toplantısında, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan’ın yanı sıra Vali Bilal Şentürk, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve Okçular Vakfı Başkanı Haydar Ali Yıldız da vardı.
Önce Şeyh Edebali Türbesi ile Orhan Gazi Camisi’ni ziyaret ettik, ardından Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesi önünde düzenlenen toplantıya katıldık.
Toplantıda yaptığı konuşmada Bilal Erdoğan’ın hedefinde gençler vardı.
Türkiye Cumhuriyeti’nde doğan her gencin liseyi bitirmeden önce mutlaka hem Ahlat ve Malazgirt’i hem de Çanakkale’yi görmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Gençlerimizin seyahat planlarken akıllarına getirecekleri yerlerden biri de muhakkak Söğüt olmalı” dedi ve ekledi:
◊ İngiltere’de “kırmızı halı” dendiğinde ilk akla gelen tasarımcılardansınız. Bu macera nasıl başladı?
- Eşimin işi nedeniyle 2004 senesinde İngiltere’ye taşındık. İngiltere’de moda dünyasını daha da kavramak adına tekrar okumaya başladım. Mezun olduktan sonra öğretmen olarak okulda devam etmemi istediler. Ben farklı bir şekilde şansımı denemek istedim. O süreçte iş bulamayınca böyle bir adım attım. Kendi markamı da oradaki ikinci senemde kurdum.
◊ İyi ki iş bulamamışsınız mı demeli...
- (Gülüyor) Belki de. Bu işin başında en çok eşim destekledi. Zeynep Kartal markasının mimarının o olduğunu söyleyebilirim.
◊ İngiltere’de bir Türk markasını kabullendirmekte zorlanmadınız mı?
- Markamı ilk kurduğumda oluşan önyargıları yıkmak biraz zaman aldı aslına bakarsanız... Vogue Fashion Night Out’ta defilemi gerçekleştirdikten sonra çok güzel geri dönüşler aldım ve yolculuğuma devam ettim.
◊
Bu süreçte kantarın topuzu kaçtı.
Hakaretleşme safhası bile aşıldı, artık küfür kıyamet gırla gidiyor.
Savunulan ne, neyi protesto ediyorduk arada unutuldu sanki. Acilen çözüme ulaşması gereken bu önemli konu da politize edildi çünkü.
Örnek, TÜRGEV Başkanı Fatmanur Altun’un yaşadıkları...
İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olduğunu açıkladığı günden beri sosyal medyada resmen linç ediliyor.
Düşüncelerine katılırsınız ya da katılmazsınız, fark etmez... Sonuçta hiçbir şey bu tür bir lincin bahanesi olamaz.
Medenice karşı çıkar, itiraz eder, tartışırsınız. Ama olay bir karalama kampanyasına dönüştüğünde, küfür yağdıranlara, hakaret edenlere sorarlar; bu sizin yaptığınız da bir tür şiddet değil mi?
◊ Pandemi döneminde ortalığı bir dalgalandırdınız.
- (Gülüyor) Gerçekten de “Dalga Dalga” şarkım internette iyi patladı. Ciddi sayıda paylaşım oldu.
◊ Nereden çıktı böyle keyifli bir şarkıyla karantinayı delmek?
- Aslında beni harekete geçiren Demet Akalın oldu.
◊ Sizin aranızdaki buzlar eridi, değil mi?
- Bir dargın bir barışık durumu yaşamıştık ama şimdi aramız çok iyi. İkimiz de Acarkent’te oturuyoruz zaten, komşuyuz yani. O beni izlemeye geliyor, ben onu izlemeye gidiyorum.
◊
◊ Neredeyse görünmeyen adam gibisiniz. Neden gözlerden uzaksınız? Neden hiç röportaj vermiyorsunuz?
- 800’ün üzerinde bölümü gözler önünde yazamıyorsunuz çünkü. Her yazar gibi izole bir hayatım var. Açıkçası fikri üretimin başka türlü gerçekleştirilebileceğini de düşünmüyorum. Yani ömrüm masa başında 18 saat çalışarak geçiyor diyebilirim. Neden röportaj vermediğime gelince, kendi duygu ve düşüncelerini yazarak ifade eden bir adamım. Konuşmak pek bana göre değil.
◊ Ben Hollanda’da küçük bir kasabada yaşadım. Perşembe günleri ben de dahil Avrupa’da yaşayan milyonlarca kişi için “Kurtlar Vadisi” günüydü. O yapımın milyonlara vatan sevgisi aşıladığını düşünüyorum. Bunu nasıl başardınız?
- Vatanımı ve milletimi seven bir adamım. Türkiye’nin güçlü ve tam bağımsız olması yolunda söylenebilecek ne varsa söyledim. Ve izleyenler de bu samimiyeti önce hissetti, sonra gördü, sonra da benimsedi. Dolayısıyla “Kurtlar Vadisi” diyorsa doğrudur gibi bir düşünce oluştu.
◊ Hatta “Kurtlar Vadisi” için “Bazı olayları önceden biliyorlar” bile dendi. Devletin çeşitli kurumlarından bilgi aldınız mı hiç?
- Tabii ki hayır. Ama anlıyorum ki bu bir rant kapısına dönmüş. Adamın biri “Kurtlar Vadisi’ni ben yazdırıyorum” diye kitap yazdı. Üstelik utanmadan kitabını yolladı “Dizide reklamını yapar mısınız” diye. (Gülüyor)
15 TEMMUZ GECESİ YAŞANANLAR
Geçen hafta sonu yine iki günlüğüne Bodrum-Türkbükü’ne kaçtım. Bu kez valizlerimi, hayatımda çok özel bir yeri olan Mavi Suit Otel’e bıraktım.
Hayatımın birçok dönüm noktasına şahitlik eden Mavi’nin en sevdiğim yanı, kendinizi otelde değil de evinizdeymiş gibi hissettirmesi.
Bunda işletmecisi Cemal Yarar’ın payı büyük.
Herkes tarafından sevilen, sayılan, Türkbükü’nde kimine abi, kimine kardeş, kimine dost olan Cemal Bey sayesinde Mavi Otel, Türkbükü tatilcilerinin buluşma noktası haline gelmiş.
Yaptığı isim, kazandığı müdavimlere rağmen yeniliklere devam eden otelin iskelesine bu yıl bir de Mavi Restoran konuşlanmış.
◊ Ve nihayet karantina sonrası Linet de sahnelere dönüyor.
- Çok teşekkür ederim. Pandemiden dolayı herkes gibi beklemede ve herkes gibi endişeliydim. Bununla da yaşamaya alışacağız sanırım.
◊ Bu bayram Cahide Alaçatı sahnesindeymişsiniz. Nasıl gidiyor hazırlıklar, heyecan var mı?
- Olmaz mı? Hem bayram konseri, hem uzun zamandan beri ilk kez Cahide’de çıkıyorum. Bana şans getireceğine inanıyorum, çünkü bu mekanla sinerjimiz farklıdır.
◊ Korona salgınından dolayı aylardır suskunsunuz ama kulaklarımda hâlâ “Yatsın Yanıma” şarkınız çınlayıp duruyor.
- Son çıkardığımız şarkıydı. Gülden’in (Mutlu) imzasını taşıyor.
◊ Artık albüm yok mu?