Sıtkı Şükürer

Cumhurbaşkanlığı seçimleri

11 Mayıs 2014

SİYASET sahnesinin en güncel konusu cumhurbaşkanlığı seçimleri. İktidar cephesinde, büyük bir sürpriz olmazsa, aday sayın başbakan olacak.
Esasında “aday” sözcüğü bile gereksiz bulunabilir. Zira, yerel seçimlerin getirdiği moralle sayın Tayyip Erdoğan’ın ipi göğüslemesi çok çok büyük ihtimal.
Muhalefet partileri yönünden nasıl bir strateji izleneceği sorusu kolay bir yanıt içermiyor.
İl Genel Meclisi sonuçları nazara alındığında, CHP ve MHP’nin oy toplamı AK Parti ile aynı seviyede.
Her ne kadar siyasette 1 + 1 hiçbir zaman 2 etmese de bu iki parti seçmenine tamamıyla hitap eden bir aday bulunması halinde, bu defa HDP ve Saadet Partisi oyları önem arz ediyor.
Gözler mesleklerde
Diyeceksiniz, HDP ve Saadet Partisi’ne de hitap eden bir aday bulunursa… Kusura bakılmasın, siyasette böylesi bir sihirli formül yok.

Yazının Devamını Oku

Alman Cumhurbaşkanı daha çok şaşırır

4 Mayıs 2014

DÜNYADA yeni trendler oluşmakta.
Ekonomik anlamda o bildiğimiz klasik “mukayese üstünlükler” teorisi zemin kaybediyor.
Bunun bir anlamı da “uzmanlaşmanın” artık eskisi kadar kutsanmaması.
Yeni model, her şeyi izleyen, anlamaya çalışan ve adaptasyon yeteneğini yüksek tutan insan ve iş kolları.
Yani, asılacaksak mutlaka İngiliz ipine gereksinimimiz yok. Becerebiliyorsa, Portekiz ipi de olur, Çin ipi de.
Bu trendin altında yatan en önemli faktörlerden biri de, dünyada imalat sektörünün ülke milli gelirleri içindeki paylarının giderek azalmaya başlaması.
Samimiyet problemleri

Yazının Devamını Oku

İktidarlar gelir geçer

27 Nisan 2014

LAİK kesimde giderek daha fazla seslendirilen bir hissiyat var.
Bu kesim, AK Parti’nin ve onun lideri Tayyip Erdoğan’ın “iktidarda kalma iştahından” tedirginlik duyuyor, ötesinde söz konusu iştahın dozajını demokratik bir çerçevenin dışına taşmış görüyor.
Pek tabii, bu iddialı, hatta abartılı bir yaklaşım olabilir.
Ancak, unutmayalım ki İslam coğrafyasında “seçimle işbaşına gelen” İslami tınılı iktidar örnekleri varken, “seçimle gitmenin” pek bir pratiği yaşanmadı.
Neticede “din” kartını kullanarak, muhafazakar kitlelerin oylarına kalıcı ipotek konulabileceğinden söz edilebilmektedir.
Mamafih, Türkiye bir Arap ülkesi değil.
Tamam, AK Parti kurulduğu dönemden itibaren 8 seçimden (3 genel, 3 yerel, 2 referandum) kazanarak çıktı. Ama son yerel seçimlerde son genel seçimlere göre oylarını da 6 puan civarında düşürdü.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar egoisttir

13 Nisan 2014

PİYASANIN siyasi istikrar algısı tarafgirlik üzerine değil.
Onlar ekonomik istikrar için liberal bir anlayış içinde olan tek bir partinin devamlılığında fayda görüyor.
Dolayısıyla AK Parti’nin, kritik eşik olarak belirlenen yüzde 40’ın üzerinde oy alması, olası koalisyonlar döneminin oluşturacağı belirsizliğe uzak olunduğu izlenimi yarattı.
Bu durum sonucunda, yaşanan rahatlamayı birlikte idrak ediyoruz.
Esasında seçim sürecinin sıcaklığında hepimiz dünyayı ak – kara ikileminden görmeye pek meyilleniyoruz, yükselen heyecanlar rasyonaliteyi hafifçe ikinci plana aldırıyor.
Neticede bu ülke AK Parti’yi tercih etmeye devam etti. Bazılarımız bu ihtimali “kabus senaryosu” gibi algılıyordu.
Artık herkes daha bir soğukkanlı şekilde demokratik iradeyi içine sindirmiş gibi.

Yazının Devamını Oku

Bir gün mutlaka

6 Nisan 2014

SEÇİMLER bitti, sanki hepimiz biraz hafifledik. Neticede büyük jürinin kararı karşısında herkesin boynu kıldan ince.
Görülen açık gerçek, AK Parti bu seçimlerin de galibi.
Yalnız, son genel seçimler baz alındığında yaklaşık 6 puanlık bir oy kaybı da gözüküyor.
Özellikle İstanbul ve Ankara’da muhalefetin nefesini daha bir enselerinde hissetmeye başladılar.
Seçimlerin yükselen partisi MHP.
Genel seçimlerde muhtemelen bu ivme daha da artar.
CHP, yüzde 25’ler dolaylarında yerinde saymaya devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Seçim sonuçlarına dair ilk izlenimler

1 Nisan 2014

Yerel seçimleri birlikte idrak ettik.
İlk izlenimlerimiz şöyle:
İzmir muhalefet nöbeti tutmaya devam ediyor.
Hani oğulları savaşlarda telef olan yaşlı babanın son oğlu da sefere çağrılınca, “Söyleyin o padişaha benim zürriyetine güvenip de sağa sola savaş açmasın” demesi itirazına kalkışmadan, Türkiye CHP’lileri adına, yine onların medar-ı iftiharı olduk, bağlı olarak bermutat yine beş yıl boyunca merkez iktidarın olanaklarından sınırlı yararlanmaya bir güzel teşne olduk.
Doğrusu, insanın bizi yıllarca dolduran İstanbul ve Ankara entelisiyasına kızası geliyor.
Kardeşim bir kere de siz CHP’li oluverin de biz size özenelim.
Hep “size sevdanın yolları, kamu yatırımları, bize kurşunlar.”

Yazının Devamını Oku

Bugün seçim var

30 Mart 2014

BUGÜN seçim günü.
Konuştuk, tartıştık, kaynadık, celallendik ve nihayet sandık başına geldik.
Tamam, bu seçim sadece bir yerel çizgisini çok aştı, genel siyaset ağırlığını çok fazla hissettirdi. Ama netice itibariyle biz yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Onlara beş yıl yetki vereceğiz.
Beş yıl uzun bir zaman.
Diyeceğimiz, bugüne dair sıcak siyaset telakkilerimizin değişeceği, köprülerin altından pek çok suların akacağı, bambaşka fotoğraflarla hayata devam edeceğimiz bir kontrata imza atacağımızdır.
Dengeli tercih önemli
Belki bugün kutuplaşmanın getirdiği heyecanlarla aday kalifikasyonlarını ikinci plana almaya çok meyilliyiz.

Yazının Devamını Oku

Önümüzdeki 3-5 yıl çok zor

23 Mart 2014

MEHMET Altan’ın vaktiyle siyasi literatüre armağan ettiği bir kavramdır “2. Cumhuriyet.”
Liberal demokrat bir anlayışla bu yaklaşımı savunanlar ülkeye demokrasinin gelebilmesi için “1.Cumhuriyet” olarak nitelendirdikleri vesayetçi modelin kurucu mantalitesinin tamamen değişmesi gerektiğini ifade eder.
Cumhuriyet modeli, kurulduğu dönemin koşullarına göre şekillenen, ulus devlet değerlerini önceleyen, refah ve demokrasi konusunda aceleci olmayan bir yapıydı.
Kabul etmek gerekir ki, sağlam bir devlet örgüsü vardı.
Mümtaz Soysal’ın deyişiyle, her zaman “bürokrasi burjuvaziye” ağır basıyordu.
Birey devlete karşı korunaklı sayılmazdı.
Sanki çatırdıyor

Yazının Devamını Oku