Sıtkı Şükürer

CHP yenilenmeyi becermeli

6 Temmuz 2014

LİBERAL demokrat kanattan cumhuriyete dair yapılan en katı eleştirilerin bile hakkını teslim ettiği bir husus vardır.
Cumhuriyet biçimlendirmeye çalıştığı insan profiline “laiklik” kavramınını ısrarla benimsetmeye çalışmıştır.
Tamam katı “laik” uygulamalar pek çok demokratik probleme yol açmıştır. Ama bugün giderek daha net görülmektedir ki huzurlu ve evrensel bir demokratik iklim mutlaka bu ilkenin vazgeçilmezliğinde yaşanabiliyor.
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması boyutunun yanı sıra din ve vicdan hürriyetini temin eden tarafsız ve adil bir devlet anlayışını da yansıtır.
Laiklik ısrarı
Laiklik yoksa, doğal olarak onun boşluğunu dini kurallar dolduracaktır.
Din, anlayışı icabı kitleleri ümmet olarak değerlendirdiğinden, onun anonim tutumu bireyselliğin gelişmesine engel olur.

Yazının Devamını Oku

Tayyip Erdoğan vazgeçmez

29 Haziran 2014

SAYIN Başbakan bize göre cumhurbaşkanlığına aday olacaktır.
Sayın Tayyip Erdoğan’ın siyasette tarzı bellidir.
Diyelim seçimi riskli gördü ve “ters köşe” yaptı, aday olmadı.
Tüm siyasi kariyerini “tırmandırma” esasına göre oluşturmuş bir kişi, böylesi bir taktiksel geri çekilişten ne denli zarar göreceğini iyi bilir.
Herşeyden önce muhalefet onu “defe koyacaktır”.
Arkasından, siyasetten emekli olmayacaksa, mecburen partisinin üç dönem kuralını kaldırmak zorunda kalacaktır, ki bu da karizmasına ikinci bir darbe olur.
Siyasette ürkek olduğunuz zaman altınızdaki zemin kaymaya başlar.

Yazının Devamını Oku

İdeolojilerin canı cehenneme

22 Haziran 2014

AK Parti “Yeni Türkiye” diye bir söylem geliştirmişti.
Tamam, askeri vesayet ikinci plana alınacaktı, demokrasi yaygınlaşacaktı.
Açıkça ilk 7-8 yıl müthiş bir toplumsal avans aldılar.
Ancak, hayat gösteriyor ki, katı ideolojik tutumlarla demokrasi bir arada zorlanıyor.
Türkiye karpuz gibi ortadan ikiye, hatta üçe ayrılmış durumda.
İktidarı bir biçimde tutan toplumun tamamını biçimleme iddiasından vazgeçmiş görüntüsü vermiyor.
Muhafazakarlar, adım adım İslamcı bir anlayışı yaymaya, yerleştirmeye çalışıyor, muhalefet kazara sıra kendilerine gelirse onların yaptıklarını olumlu olumsuz ayrımına tabi tutmadan yerle bir etmek için sabırla bekliyor.

Yazının Devamını Oku

TÜSİAD

15 Haziran 2014

GEÇTİĞİMİZ hafta TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı aniden istifa ediverdi.
Yok efendim, kendi şirketi ile ilgili yayınlanan haberler TÜSİAD’ın kurumsal kimliğine zarar verirmiş, bu sebepten kendi başkanlığını feda ederek derneğin adını korumuş falan filan...
Bakınız, sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik kolay iş değildir. Hele tamamen gönüllülük esasında çalışan gerçek bir STK’da görev yapıyorsanız, bu işlere “şıpsevdi” bir anlayışla değil, derin bir ciddiyet ve kararlılıkla yaklaşmanız gerekir.
Öyle, “bunaldım, sıkıldım, yıpratıldım, işim gücüm zarar görecek”, gibi gerekçelerle sizin talip olduğunuz ve size tevcih edilmiş görevi, aniden kimseye danışmadan bıraktığınızda, esas zararı işte o zaman verirsiniz.
Tamam, hele bu devirde TÜSİAD başkanlığını yürütmek kolay değildir.
Burada TÜSİAD genel kuruluna Muharrem Yılmaz’ı önerenlerin de bir vebali var.
Bu işlerde iyice ölçüp tartmadan, bugünleri geçmişte görüp uyaranları nazara almadan hareket edilirse ortaya çıkan bu duruma şaşırmak gerekir.

Yazının Devamını Oku

Can çıkar huy çıkmaz

8 Haziran 2014

SAYIN Başbakan, “alttan alarak”, meseleleri “yumuşatarak”, siyaset yapan bir kişi değil.
Hani, “dik” duruyoruz dese de bal gibi “diklenen” bir üsluba sahip.
İşin enteresanı bu tarz, taktik gereği değil, doğrudan onun karakteri.
İnandığını filtre etmeden ve doğruluğundan asla şüphe duymadan ifade ediyor olması sık sık çarşıyı karıştırıyor.
Onun bu sert üslubu sadece muhalefetle sınırlı değil. Kendisini destekleyen gazetecisinden, Merkez Bankası bürokratına veya partisinin yetkililerine, şayet mutabık olmadığı bir durum görürse, “azar” dozajına varan tenkidini esirgemiyor.
Doğrusu, özellikle AK Parti üst düzey yetkilileri için stresli bir durum.
Hele bazıları sürekli Sayın Başbakan tarafından tersleniyor ve yutkunmak zorunda kalıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Baykal yıpratır

1 Haziran 2014

SAYIN başbakan, cumhurbaşkanlığına aday olursa zorlanmadan kazanacağına düşünenlerdeniz.
Muhalefetin “çatı adayda” uzlaşması kolay değil.
Deyin ki bir adayda uzlaşıldı.
Şayet bu kişi siyasetin içinden gelmeyen birisi olursa bize göre “antrenman boksörü” olmaktan öteye gitmez.
Bu nedenle siyaset dilini iyi bilen tecrübeli bir aday bulunması gerekiyor.
Örneğin Deniz Baykal, muhtemelen seçimi kazanamasa da AK Parti adayına en ağır tahribatı verdirecek isimdir.
Muhalefetin nasıl olsa “biz nerede yanlış yaptık, yapıyoruz” diye bir özeleştiri yapacağı yok.

Yazının Devamını Oku

BASİFED – ESİAD

25 Mayıs 2014

BU hafta iki önemli sivil toplum kuruluşunda nöbet değişimi yaşandı.
İlki BASİFED’de (Batı Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği) gerçekleşti.
Üç yıldır görev yapan yönetim, perşembe günü gerçekleşen genel kurulla yerini yeni yönetime bıraktı.
Başkanlığı Levent Akgerman üstlendi.
Bünyesinde 10 dernek barındıran federasyon gerek alt dernekler, gerekse bağlı olduğu konfederasyon (TÜRKONFED) arasında çok önemli bir köprü işlevi görür. Genç olmasına karşın, işinde ve sivil toplumculukta çok tecrübeli olan Levent Akgerman’la BASİFED’in çok başarılı bir dönem yaşayacağından hiç şüphemiz yok.
Diğer kan değişimi ESİAD’da (Ege Sanayici ve İşadamları Derneği) yaşandı.
ESİAD, bölgenin ve özellikle İzmir’in en önemli iş derneklerinden biridir.

Yazının Devamını Oku

SOMA

18 Mayıs 2014

SOMA’da yaşanan maden faciası tüm insanlığın yüreğine kızgın bir kor gibi düşmüştür.
Acımız sonsuzdur.
Maden kazaları bir kader değildir, olmamalıdır.
Geçmişten bugüne 3 bin maden işçisinin ölümüne yol açan sebepler, bırakın medeni ülke istatistiklerini, bu konularda duyarsızlığı bilinen ülkeler dahi göz önüne alındığında, izaha muhtaç bir görünüm vermektedir.
İşvereninden devletine, bu tablodan her kesim kendine sorumluluk payı çıkarmalıdır.
Rus ruleti gibi bir iş kolu olmaz. Maarifi kapatamayacağımız gerçeği, bu neviden acıların küllenilmeye terk edilmesi sonucunu doğurmamalıdır.
Devletimizden beklentimiz, bu konudaki yüksek standartların oluşturulması ve üretim sürecinin her aşamasında bu düzeyi temin etmesidir.

Yazının Devamını Oku