Paylaş
Çok istememe rağmen evcil hayvanla büyüyen çocuklardan değildim. Bir kere yaşadığımız petshop faciasını saymazsak evimizde iki günden fazla bir hayvan da barınmadı. Hikâye klasikti zor ama çok zor ikna etmiştik annemi. “Tamam” demişti, “Çişi kakası yemeği, tüm sorumluluğu size ait!” Kardeşimle “Söz, söz” diye bağırıp zıplamamız 25 yıl önce değildi sanki. Ama yavru köpeğimiz aldığımız günün ertesi günü kusmaya, kanlı ishal şeklinde kakalar yapmaya başlamıştı. Babam hemen duruma uyanıp “Onun bir çiftliğe gitmesi gerekiyor sanıyorum” diyerek ölmesine şahit olmamızı engellemişti. Çocukluk travmasıysa, travma işte, daha ötesi mi var? Sonra ne annem bir daha ikna oldu, ne de biz eskisi gibi ısrar ettik.
Klasik aile dizimi gereği olarak Rüzgar da evcil hayvan besleyen bir eve doğamadı pek tabii. Babasının da bizimkine benzer bir hikayesi vardı tesadüfen. Mecburen ayrılmak zorunda kaldığı kedisini aradan geçen 30 yıla rağmen unutamamıştı.
Ama iyi ki sokak hayvanları var. Onları hep sevdi Rüzgar. Arkadaşlarımın kedi ve köpekleriyle de arası iyi. Şebnem’in Lokum’u, Şermin’in Costa’sı ile tanıştı, sevişti hiç sorun yaşamadık. Ama gelin görün ki uzak ilişkiler bunlar. Bir insanla bir hayvanın ne kadar yakın olabileceğini bilmiyor, daha doğrusu bilmiyordu.
Dört günlük bayram tatilinde evimizde çok değerli bir misafir vardı. 9 yaşında bir köpek, ismi: Ema, cinsi: Jack Russell. Özetlemem gerekirse şöyle bir dört gün yaşadık.
1. GÜN: Rüzgar korktu daha doğrusu ürktü. Ema, “Hop” deyince zıplayan, yemek verdiğin anda havada kapan, kendini sevdirmeye bayılan oyuncu bir köpekti ve ilk gün alışma süresiyle geçti. Burnuna korkmadan dokunmak için o minik elini en az 50 kere uzatıp uzatıp çekti mesela.
2. GÜN: Ema’yı yakın arkadaşı zannetmeye başladı. Ona “Lego oynayalım mı?” demeye başladı ve yere yanına oturtup oynadı. Ema’yı bir lego çiğnemeye çalışırken gördüğümde aklımı kaçırıyordum.
3. GÜN: Beni Ema’dan kıskanmaya başladı. Ema dizime yatıyor, Rüzgar da yatıyor, Ema ben duştan çıkana kadar kapının önünde uzanıyor, Rüzgar da uzanıyor. Ema pek tabii köpek olduğu için dört ayak üzerinde yürüyor, Rüzgar da ben köpeğim deyip el ve ayaklarıyla yürüyor. Havlamasına çeyrek vardı diyeceğim, hatta bir ara bir “hav” duydum da duymamazlığa geldim.
4. GÜN: Ema’yı sahiplenmeye başladı. Apartmanın kötü kedi Şerafettin’i biz çişe çıkarken Ema’ya saldırmaya kalkınca Rüzgar kediye çok kızdı. “Anne biz güçlüyüz. Kedi Ema’yı tırmalayamaz, onu koruruz di mi?” deyip durdu. Bahçeye çıkarken tasmasını kendi elleriyle takıp çıkarıyordu. Suyunu yemeğini eliyle koymak istiyordu. Yani dört günün sonunda sorumluluğu da almaya başlamıştı.
Sonra Ema gitti. Ama bu dört gün bile bize çok şey öğretti. Gerçekten bir evcil hayvanla büyümek çocuklara binlerce katkı sağlıyor. Paylaşmayı, sorumluluk sahibi olmayı aşılıyor. Yalnızlık duygusunu alıyor ve huzur veriyor. Dört günlük bir şeydi ama şarkıdaki gibi geriye özlemi kaldı. En kısa zamanda bizim de bir Ema’mız olur inşallah.
Paylaş