Paylaş
Oğlu da pek beğenmiş olacak ki bizim milyarder müteahhit bu değerli arsayı ağzından düşürmüyor.
“Benim olacak da benim olacak” diye tutturuyor.
Geçenlerde bir de
yardımcısını yolladı. “Amma soğukmuş burası” oldu ilk sözleri. Yine de konumunu, gelecek için yatırım olanaklarını falan bayağı beğendi.
“Seve seve satacaksınız” diyor zengin müteahhit ama mülk sahibi isteksiz olduğu için bir de belindeki tabancayı gösteriyor. Arsaya çökecek yani.
Yahu Yunus... Kimden, nereden bahsediyorsun?
Trump ve Grönland tabii ki.
İşin şakaya alınacak, gırgıra vurulacak bir tarafı kalmadı.
Trump resmen Grönland’ı alacaklarını ve gerekirse askeri güç kullanacağını söylüyor.
Peki kimin bu toprak? Danimarka’nın. Grönland özerk olsa da dış politikası ve güvenlik sorumluluğu Danimarka’ya bağlı.
Yani çoktan adada bulunan Amerikan askerleri üslerinden işgal için çıkıp bayrağı astığı anda Danimarka’nın egemenliğini ihlal etmiş olacak.
Danimarka da ABD de NATO ülkesi mi? Evet. Bu iki ülke ittifaka katılırken herhangi bir saldırı ya da işgalde birbirlerine yardım etme taahhüdü verdi mi? Evet.
Ee o zaman bu iki ülkeden biri diğerini işgal ederse ne olacak?
Bu sorunun cevabını hiç öğrenmek zorunda kalmadık.
Ama kısa sürede bulsak iyi olacak çünkü bu ihtimal artık hiç uzakta değil.
Beyin fırtınası yapalım...
- Danimarka’nın ABD işgaline karşı koyacak gücü var mı? Yok.
- Grönland’a asker gönderme fikrini ortaya atan Fransızlar, ABD ile savaşır mı? Sanmıyorum.
- Çoğu NATO üyesi olan AB ülkeleri, Danimarka’ya askeri yardım yollasa değişen bir şey olur mu? Hayır.
Buraya kadar ABD için tereyağından kıl çeker gibi, kansız bir “fetih” mümkün.
Ama bir dakika... Ne demiştik? Bu resmen bir NATO müttefikinin diğerine savaş açması.
Bu...
- NATO’yu de-facto olarak dağıtmış olmaz mı?
- NATO’nun dağılması demekse Rusya, Avrupa’da ayağına gelmiş fırsatı teper mi?
- Çin’in, Tayvan işgali için 1 dakika bile beklemesini mantıksız kılmaz mı?
- Tüm dünyayı bir anda büyük bir çatışma iklimine sokmaz mı?
Sorular ciddi, cevapları ürkütücü. Başımıza bu işleri açmaması için eline düştüğümüz kişi ise Trump. Yani demem o ki... Hem soruları, hem cevaplarını hem de ne yapacağımızı şimdiden düşünmek lazım.
TENCERE DİBİN KARA
GEÇENLERDE ortaya çıktı...
Elon Musk sadece 2024 yılı içinde Trump ve Cumhuriyetçi Parti’ye 291 milyon dolar bağış yapmış.
Musk, 291 milyon dolara devletin yönetiminde en yetkili ve etkili birkaç isimden biri oldu. Başkan’ın yanından bir dakika dahi ayrılmıyor. Oval Ofis’i çalışma
odası gibi kullanıyor. Başkanlık uçağıyla
oradan oraya gidiyor.
Geçenlerde yine atladı devlet uçağına Wisconsin eyaletine gitti.
Neden?
Çünkü eyalette Anayasa Mahkemesi seçimleri vardı.
Musk en faydalı olduğu şeyi yaptı.
Konuşma mı? Hayır. Kitleleri coşturmak mı? Hayır. Davayı anlatmak mı? Hayır. Muhafazakâr yargıcın lehine para dağıttı.
İki seçmene birer milyon dolardan toplam 2 milyon dolar verdi.
Bunu Başkanlık seçimlerinde Pensilvanya’da da yapmıştı.
Yasal mı bu? Mahkemeler “oyna devam” diyor.
Bir de Wisconsin’da kendisini yuhalayanlara “Sorosçu ajanlar”
dedi Musk.
Kişisel servetini kullanarak seçimlere etki etmekle, ülkeleri dizayn etmekle suçlanır hep Soros.
Musk’ın seçmenlere para dağıttığı mitingde Soros demesi aklıma şu atasözünü getirdi.
Tencere dibin kara, seninki benden kara...
İMKANSIZI BAŞARMAK
ŞU fotoğrafa iyice bir bakın.
El ele vermiş olan üç kişi... Japonya, Güney Kore ve Çin’in ticaret bakanları.
Japonya ve Güney Kore’yi anladık da Çin neyin nesi?
Dünya işte... Ne oldum değil ne olacağım diyeceksin.
Bu üç ülke Trump’ın gümrük vergilerine karşı ortak hareket etme kararı aldı.
80 yıldır Amerika’nın sözünden çıkmayan, uydusu gibi davranan, on binlerce Amerikan askerine ev sahipliği yapan, Çin ve Kuzey Kore’ye karşı Amerikan ordusunun gözünün içine bakan bu iki ülke bile sonunda Trump’tan bezdi.
Bakın bu çok mühim bir kırılma. Haftalardır anlatıyordum size Trump’ın hamleleri dünyada birçok dengeyi değiştiriyor diye. En bariz örneklerinden biri gözümüzün önünde.
Trump çok haklı bir eleştiride bulunuyordu... Biden’ın politikaları Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore’yi birbirine itti. “Aptallık” bu diyordu.
Hadi o dörtlü her türlü bir araya gelir de...
Japonya ve Güney Kore’yi Çin ile ittifaka zorlamak gerçekten de imkânsızı başarmaktır. Helal olsun Kral Trump.
BU ARALAR GİTMEYİN
ABD’nin şu iki buçuk ayda Trump ile kaybettiği tek şey müttefiklerinin güveni değil.
Hukuk da kaybedildi.
Geçenlerde bu köşede okumuştunuz.
İnsanlar sokaklardan toplanıyor, evleri, iş yerleri mahkeme kararı olmaksızın basılıp tek bir hakim karşısına çıkmadan sınır dışı ediliyor.
İşlerin ciddiyetini şöyle anlatayım... Sadece birkaç hafta içinde Almanya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Kanada, Norveç ve Portekiz, vatandaşları için “ABD Seyahat Uyarısı” yayınladı.
Diyorlar ki... ABD’de her an gözaltına alınabilirsiniz, hapse atılabilirsiniz, sınır dışı edilebilirsiniz. Yani özetle “bu aralar pek gitmeyin ama giderseniz de ona göre seyahat edin” dediler.
Ne demiştim yukarıdaki yazıda... Bunu da başardın. Helal olsun Kral Trump.
Paylaş