Yaşar Aksoy

Nen’s..

25 Temmuz 2010
Nevra Şenocak tarafından yönetilen galeride, Mustafa Tunçalp’in seramik sergisi açıldı.

SERAMİKÇİLER buluştu diyebiliriz. Tüzün Kızılcan ve öğrencileri, Yıldız Şima ve eşi Dr. Halim Şima, Bingül Başarır ve eşi Öztürk Bey, Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Sevim Çizer ve Kamuran Çizer, Adnan Franko gibi İzmir’in genelde sanat, özelde seramik dünyasının tanınmış portreleri, “Çeşme Marina Nen’s Sanat Galerisi”nde buluştu. Ünlü seramikçimiz Mustafa Tunçalp’in sergisi, galerinin ilk sergisiydi.. Ve, Çeşme Marina’nın biricik sanat galerisini çalıştıran Nevra Şenocak’ın ince zevki ile donanmıştı.. Çeşme’miz için büyük bir kazançtı.. Seçkin bir kitlenin katıldığı ve bir çok dost ile buluştuğum zevkli bir sanat gecesi yaşadım.

Ev aksesuarları

“Nen’s” ne anlama geliyor diye sordum.. Meğer, Nurgün, Esra ve Nevra’nın ilk harflerinin buluşmasından oluşmuş. Nurgün, bizim eski Karşıyaka’mızdan yadigar kalmış gençlik arkadaşlarımızdan en sevdiğimiz bir hanımefendidir, Esra ile Nevra ise yetişkin kızlarıdır.. Esra evli, Nevra kızımız ise bekardır ve Çeşme’mizin en alımlı ve bilinçli girişimci bir bayanıdır.
Çeşme Marina’da, “Nen’s” markalı iki mekan var. Nevra’nın Marina Caddesi üzerindeki ilk mekanı, ev dekorasyon objelerinin sunulduğu cici bir dükkan. Çeşitli sanatçıların eserleri (2-9-B) numaralı bu dükkanda sergilenip satışa sunulmakta. Tanınmış seramik sanatçılarının ürünü olan seramik ve porselen objeler, bakır ürünler, alemler, ev aksesuarları ve Antep işi tekstil ürünleri göz kamaştırmakta.
Nevra Şenocak, benim gibi Ankara İlkokulu mezunu bir Karşıyakalı kardeşimiz. Fatih Koleji’nden sonra İstanbul’da sanat eğitimi gördü, İzmir aşkı yüzünden geri döndü ve sanat yatırımları ile yoluna devam etmekte.

Seramik sergisi

(2-18-C) numaralı “Nen’s Sanat Galerisi”ni, yine Nevra yönetmekte. Sanat galerisi ve work-shop olarak hizmet verecek olan bu mekanda, ünlü seramikçimiz Mustafa Tunçalp’in son yapıtlarını izledim.

Yazının Devamını Oku

Ressamların sevgili hocası Kırmızı Ardıç Kuşu’nda

18 Temmuz 2010
Yüzlerce ressam ve resim öğretmeni yetiştiren Prof.Fahri Sümer’in sergisi, seçkin bir sanat soluğu olarak yaşama geçti..

KIRMIZI ARDIÇ KUŞU, Alaçatı’nın nitelikli sanat galerilerinden biridir. Üstelik galerisinin hemen karşısında aynı ismi taşıyan bir seçkin restorana da sahiptir.
Kemalpaşa Caddesi 96 numarada bulunan bu galeriyi ve restoranı, kırmızı dekorasyonu ve orjinal büyüsüyle hemen fark edersiniz. Ressam Sayra İnce Muran ile eşi Levent Muran’ın yarattığı bu benzersiz mekan, beldede sergi açan bir çok ünlü plastik sanatçımızın tercihidir.
Bu mekanda şu günlerde önemli bir sergi var.. Ressam Sayra İnce Muran, Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Bölümü’ndeyken öğretmeni ve yetişmesinde önemli katkısı olan Prof. Fahri Sümer’e ev sahipliği yaparken, “Kırmızı Ardıç Kuşu” da Ege’mizin çok sevilen mütevazı ve seçkin bir sanatçısının son eserlerini sanatseverlerin beğenisine sunmuş oldu. Sergiyi 23 Temmuz’a kadar izleyebiliriz. (Kırmızı Ardıç Kuşu – Tel: 0232 716 65 51 –
www.kirmiziardic.com
bilgi@kirmiziardıc.com)
Fahri Sümer hocamızın herhangi bir sergisine gitmeden önce Mümtaz Sağlam’ın “Fahri Sümer” isimli albüm-kitabını inceler ve ressamın ilk sanat yıllarından günümüze kadar uzanan ürünleri içinde kaybolurum.
Yoğurt yapan köylüler, pamuk toplayan emekçiler, köy düğünleri, köy ziyafetleri, ekmek yapanlar, tarladaki kadınlar, pazaryerleri, simitçi, bağ bozumu, deve güreşi, midyeciler, balıkçılar, kıyıdaki tekneler gibi “kırsala ve emeğe” dönük 1958 sonrası ilk ürünleri, günümüze doğru Fahri Sümer’in birer belgesel tadındaki sokak-kıyı izlenimlerine dönüşür.

Yazının Devamını Oku

Alaçatı'da aradığına kavuşursun

11 Temmuz 2010
İzmir Ticaret Odası’nın yayınladığı kitabı buldum ve hazırlayan Uğur Yeğin ile tanıştım.

İZMİR Ticaret Odası’nın kibar bir basın danışmanı vardır. Mert İlkkutluğ kardeşimiz, ilk muhabirlik günlerinden tanıdığımız çalışkan bir gazetecidir. İzmir Ticaret Odası Kültür ve Sanat ve Tarih Yayınları’ndan çıkan “Evvel Zaman İçinde İzmir” kitabını hemen bana ulaştırmıştı.
Ne yazık ki, bu enfes kitabı, daha bana ulaştığı gün bir dostuma kaptırdım. İade edeceğini söyleyip aldı, ama üzerine yattı. Güzel kitabı iç etmek sevapmış! Mert’i arayıp bir kez daha kitap isteyemedim, Ticaret Odası’nda başka tanıdığım da olmadığı için, aklım o kitapta kalarak, onu arayarak bir yıl geçip gidiverdi.
Geçen gün o kitaba, Alaçatı’da “Antikacı Hasan” sayesinde kavuştum. Bunun hikayesini anlatacağım bugün.

Antikacı Hasan

“Antikacı Hasan”, İzmir’in 25 yıllık en ünlü antikacısıdır. Aradığım nice objeyi, eski ev mobilyalarını, efemeraları, sahafiye kitapları onda bulmuşumdur. Merkez antika mağazası Basmane Tanık Otel Sokağı’ndadır.
13 yıldır Alaçatı’da sergi açan dostumuz, restore edilmekte olan Meydan Camii’nin arkasında yeni dükkanını açtı. Alsancaklı otantik giysi üreticisi Modist Ayşe Erten’le bu ilginç dükkanı çalıştırmakta.
Bu dükkanda neler var neler?.. Efemçukuru Kovacık Altın Madeni’nin Osmanlıca Maden Evrakları’nın tam koleksiyonu, eski nadide mobilyalar, opalin gaz lambaları, nefis gramafonlar, Levanten ve Rum ressamların eski tabloları, Osmanlı duvar armaları, madalyalar, şehzade beşiği, mekanik her türlü eski aletler, eski karaflar (içki şişeleri), nadide iğne oyaları, Ege yemenileri, sandıktan çıkma kanaviçeler, eski kilimler, el yazması kitaplar bu dükkanın içinde buluşmuş..

Yazının Devamını Oku

Dinmeyen hizmet aşkı Eczacıbaşı

4 Temmuz 2010
Ekonomi, kültür ve spor alanındaki başarılar, Süleyman Ferit Eczacıbaşı’ndan üçüncü kuşağa aynı bilinçle uzanmakta..

ECZACIBAŞI Topluluğu, ülkemizin önde gelen özel sektör kuruluşlarından biridir. Ekonomideki öncü kimliği, sürekli üretim heyecanı, kültür girişimciliği, başarılı spor etkinlikleri tartışılmaz biçimde bu kuruluşumuzu, Türkiye’nin gurur verici markalarından biri yaptı.
Topluluğun başkanı Bülent Eczacıbaşı, 60. yılı dolayısıyla Milliyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “Türk Rönesansı” için var güçleriyle çalışacaklarını belirtti. Efes Antik Kenti’ni dünyaya tanıtmak için kurulan Efes Vakfı’nın kurucuları arasında Eczacıbaşı da bulunmakta.

Büyük hedefler

Topluluğun CEO’su Erdal Karamercan, 2012’ye dek satın almalar hariç 500 milyon dolarlık yatırım hedeflediklerini açıkladı. Eczacıbaşı-Monrol, nükleer farmasotik alanına giriyor, Dubai, Bükreş, Kahire, Sofya ve Varşova’da yeni tesisler kuruyor, her yıl yüzde 20 büyümeyi hedefliyor. Akfen Holding ile ihale sürecindeler. Zekeriyaköy ve Kartal projeleri son aşamalarına geldi. Üstelik topluluk, sürdürülebilir kalkınmaya destek olmak için enerji ve su tüketimini azaltmış bulunmakta. Topluluğun manevi ve maddi desteğindeki “İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı” ile “Modern Sanat Müzesi” etkinlikleri tüm hızıyla ve yaygın biçimde başı çekiyor. Bütün bunları alkışlamamak elde mi?..

Kanyon konferansım

Tüm bu ekonomik gelişme sürecinin bir başı, yaratıcısı, öncüsü vardır. Topluluğu yöneten üçüncü kuşak Eczacıbaşılar’ın dedesi olan, “İzmirli Süleyman Ferit Eczacıbaşı”, bu sürecin eli öpülesi önderidir. İzmir ve Ege’nin milli tarihinde eşi bulunmaz bir hizmet portresi olan “Süleyman Ferit Eczacıbaşı”, Kahramanlar’daki Süleyman Ferit Eczacıbaşı Verem Dispanseri, İzmir Huzurevi Kemal-Şefika Caferi Pavyonu, Kızılay İzmir Şubesi ve Kan Merkezi, Bayraklı Süleyman Ferit Eczacıbaşı İlkokulu, Karataş Hacı Şakir Eczacıbaşı Ortaokulu, Cicipark Sedat Eczacıbaşı Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezi, İkiçeşmelik Şerife Eczacıbaşı İlkokulu, İzmir Devlet Hastanesi Saffet Eczacıbaşı Anestezi ve Reanimasyon Servisi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Kürsüsü Onkoloji Pavyonu gibi, Ege’mize ve İzmir’e nice armağanlar sunmuştur.
1986’da yayınlanan, “Bir Kent-Bir İnsan” isimli kitabımda yaşamını yazdığım “Ferit Dede”nin evlatları, başta Dr. Nejat Eczacıbaşı ve Şakir Eczacıbaşı ülkemize ve toplumumuza yine çok değerli hizmetler sundu. Babalarının yarattığı süreci ileri götürdüler. Şimdi üçüncü kuşak işbaşında.. Bülent Eczacıbaşı, Faruk Eczacıbaşı, Filiz Sarper Eczacıbaşı bu hizmet aşkının İstanbul ve İzmir’deki başarılı üyeleri olarak görevlerini yapıyorlar. Hepsine şükran borçluyuz. İşte geçenlerde, İstanbul’da Kanyon İş Merkezi’ndeki Eczacıbaşı konferans salonunda topluğunun önde gelen yöneticilerine bunları anlattım. İzmir’in kulaklarını bol bol çınlattık..

Yazının Devamını Oku

Sanatın ve tarihin kollarında yaşamak

27 Haziran 2010
İkisi de İzmirli.. Ressam Ayşe Nil Balcı ile artık tüm mesaisini sanat çalışmalarına vakfeden Yalçın Balcı’yı kutluyoruz..

İZMİR Kedi Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açan Karşıyaka doğumlu Ayşe Nil Balcı’nın yapıtlarını keyifle izledim. Alaçatı kokusunu saçan tablolarda kıyılar, dalgalar, tekneler, balıkçı motorları, masa üstü şirin ve eskimiş objeler insana sımsıcak duygular aşılıyor. Benzer duygularla, yeni yayınlanan “İstanbul Haritaları” kitabını da elimizden uzun süre düşürmedik. Hürriyet Grubu’nun üst düzey eski yöneticilerinden Yalçın Balcı’nın proje yönetmenliğinde hazırlanan kitabı ve eşinin sergisini birlikte düşünürken, “Sanatın ve tarihin kollarında yaşamanın, gerçek mutluluğu yaşamak” olduğuna, bir kez daha inandık.

Kedi Sanat Galerisi’nde iki dostumuz..

Alsancak Kedi Sanat Galerisi’nde sergi açan Ayşe Nil Balcı’yı, Türk Basını’na uzun yıllar hizmet etmiş olan eşi Yalçın Balcı ile fotoğrafladık. “İstanbul Haritaları” kitabının Proje Yönetmeni ve İstanbul Çocuk Tiyatrosu A.Ş. kurucusu Yalçın Balcı ve eşi Ayşe Nil Balcı’yı gönülden kutluyorum.

Kitabı ellerinden düşürmediler

Fotoğraf sanatçısı Halil Soytürk ile
ünlü fotoğraf sanatçısı Cavit Kürnek’in yeğeni Aras Gönül, “İstanbul Haritaları” kitabını ellerinden düşürmeden keyifle inceledi.

KARŞIYAKA

Yazının Devamını Oku

Bodrum hasreti bitmez

20 Haziran 2010
Mavinin başkenti, yaz sezonunu açtı, koylar yine cıvıl cıvıl, okullar törenlerle kapandı, belde başarıdan başarıya koşmakta, ona herkes hayran..

BODRUM’da yaz sezonu başlıyor, okullar coşkulu törenlerle kapandı, koylar bir anda cıvıl cıvıl oldu. Mavinin başkenti aşıklarını bağrına basıyor, ondan uzakta yaşayan aşıkları ise “hasret” derdiyle kıvranmakta, tıpkı benim gibi..
Bu arada aferin bizim “Miko Cenap”a diyelim.. Miko Cenap dediğim adem kişi, Alsancak’ta okyanus kuşundan esinlenen “Miko Kafe” isimli bir mekan açarak, bulunduğu sokağı, çevresini hatta tüm semti etkileyerek, kafelerin sanat-kültür merkezi olabileceğini ispat etmiş, bu yüzden de yerel yönetim ödülleri kazanmış girişken bir aydındır.
Cenap beyimiz ve kızkardeşi Cavidan Kozlu, dün akşamüstü saatlerinde Bodrum Gümüşlük Yalı Caddesi’nde “Miko Sail isimli bir kafeyi, “Kerem Görsev Trio” konseri ile açarak, Gümüşlük’e ve dolayısıyla Bodrum’a nice katkılar yapacağını ilan ettiler.  Kerem Görsev (piyano), Kağan Yıldız (kontrbas), Ferit Odman (davul) konserinde, benim gibi “Bodrum hasreti” çekenler, mutlaka Miko Cenap’a ve Cavidan’a martılarla, “Helal Olsun” kutlama mesajları göndermişlerdir. Bodrum yeni bir kültür damarı kazandı, haberiniz olsun.
(Miko Sail: (0252) 394 42 28)


Aksona Mehmet, Batı Akdeniz’e uğurlandı..

Teknesiyle Sicilya, Tunus, Cezayir yönüne uğurlanan Bodrumlu ünlü süngerci Aksona Mehmet, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve Cevat Şakir Belgeseli’nin yönetmeni Harun Özakıncı tarafından “Bodrum’un gururu” ilan edildi.

Bodrum Okul Gemisi birinci oldu

Yazının Devamını Oku

İstanbullu İzmirliler’e vallahi bayıldım...

6 Haziran 2010
Gazeteciler, işadamları, sanatçılar, ev hanımları, emekli bürokratlar, hepsi İzmir’in çeşitli semtlerinde doğmuş ve gençliklerini yaşamış. Alınyazısı onları İstanbul’da buluşturdu..

ONLARA, “İstanbullu İzmirliler” diyebiliriz.  Buluşuyorlar ve dayanışma içine giriyorlar. Facebook’ta Fan Kulüp kurdular. Aralarında etkin bir zincir bulunmakta. 2010’un ilk etkinliği Maçka’da Goodmood Lounge’da gerçekleşti. Avrupa Kültür Başkenti’nin çeşitli sanat etkinlilerine topluca katılıyorlar. Nişantaşı Pasta Presto’daki mayıs etkinliklerine ben de katıldım, keyiflerine ve dayanışmalarına vallahi bayıldım doğrusu. Helal olsun...
İzmir özlemi
Hepsi İzmir özlemiyle yanıp tutuşmakta..
Ressam Kamer Batıoğlu, Eşrefpaşalı. Suadiye’de yaşıyor ve atölyesi Teşvikiye’de. Beyoğlu mekanları favorisi, İstanbul’da yaşamayı değil, İstanbul’u yaşamayı seviyor. Alaçatı ile Çeşme’nin özgür ve rahat yaşamına bayılıyor.
Şevki Figen, 33 yıl bulunduğu İzmir’i ve eşini gömdüğü Alaçatı’yı her an yaşamakta. İzmirli dostları, iş arkadaşları burnunda tütmekte. Nişantaşı ve Teşvikiye’de yaşamakta, evlat ve torun sevgisiyle meşgul.
KSK’nin unutulmaz başkanı merhum İsmail Özerk’in kızı Lale Çiçeker, Alsancak’taki gençlik günlerini özlüyor, Disko Saffet’i, Mogambo’yu anıyor. Ulus’ta yaşayan Lale Hanım, Bebek, Nişantaşı hayranı.
Hafız Salih torunu ve Yahudi Yüksel’in oğlu Karataşlı işadamı Varol Kargıoğlu, Mecidiyeköy’de yaşamakta. Göztepe takımını, Urla, Foça, Çeşme ve Karşıyaka’yı özlüyor. “İzmir’i özlemek, yaşamaktan daha romantik” diyor. İstanbul’un tarihi her köşesi onu çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Gavur İzmir Tiyatrosu Beyoğlu’nda

30 Mayıs 2010
“Air Chillout Bar”da sahne alan Gavur İzmirliler, vatan özlemiyle cayır cayır yanmakta.

BEYOĞLU’na, Taksim Meydanı’ndan girince İstiklal Caddesi boyunca yürümeye başladım. Balo Sokak’tan aşağı inmeye başladım. Çevrem barlar, birahaneler ve küpeli, dövmeli gençlerle doluydu. Yokuş doğru Tarlabaşı’na inmekte. Hemen soldaki 25 numarada solucan gövdesi gibi tentesi sokağa taşmış Air Bar’ı gördüm. Tentenin altından tünele girip koyu karanlık bara adım attım. Gavurların hepsi oradaydı..
SİRTO TİYATROSU
Kızlı erkekli, cana yakın, gepegenç, sevimli ve matrak bir grup beni karşıladı. Gavurluklarıyla övünen bu tiyatro gubu, “Sirto” dedikleri ve sitcom-bar tiyatrosu anlamına gelen sıra dışı bir konseptle halkın karşısına çıkıyor. İstanbul özel tiyatrolarına yeni bir halka eklerken, halkalarını İzmir imbatıyla süslüyor, her hafta arka arkaya doğaçlama yeni seri oyunlar sahneye koyuyorlar. Oyunun İzmirli yönetmeni Serhat Yiğit şunları anlattı: “Başarısız bir evlilik danışmanı olan İlyas ve başarısız ressam olan Asya’nın evliliklerinde satın aldıkları barda geçiyor olaylar. Kavgaları da aşkları ölçüsünde büyük olan İlyas ve Asya, bir yanlış anlama yüzünden boşanırlar. Asya’nın babası Berkecan hala devam eden sıkı devrimci düşleri ve kendine özgü aşırılıklarıyla ikilinin hayatını epey zorlaştırırken, bara garson olarak alınan Bihter ve Behlül ikilisi, şamatanın başlangıcını oluştururlar.”
GAVUR TANIMI
Gavurlar’ın sözcüsü Yiğit, niçin gavur olduklarını bana şöyle açıkladı: “Gavur İzmir tanımlaması nasıl birilerinin ağzından hakaret ya da aşağılama maksadıyla çıkmışsa, ardından hararetle savunmaya geçenler de aslında ‘Gavur’ kelimesinin bir hakaret sıfatı olduğunu kabullenmiş oldu.
Biz her iki kesime de acı bir gülümsemeyle bakıyoruz. Çünkü insandan ve insancıl olandan yana tavır alan herkes, dünyanın her yerinde mevcut egemenler tarafından gavur ilan edilmiştir ve edilecektir. Bu doğrultuda gavur olmak bir gurur vesilesidir.
Yani mesele, ülkemizin bir şehrinden yana olmak da değildir. Gavur, taşıya geldiği anlam açısından her zaman ve her yerde ‘Öteki’ olandır. Ne mutlu bize ki gavuruz!”..

Yazının Devamını Oku