Yalçın Bayer

Asgari ücret vergi dışı kalsın

28 Şubat 2019
2 bin 28 liraya ulaşan açlık sınırı net 2 bin 20 lira olan asgari ücreti solladı.

Türk-İş’in araştırmasına göre, şubat ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 bin 28 lira olarak gerçekleşti. Yoksulluk sınırı ise asgari ücretin üç katını aşarak 6 bin 609 lira oldu.

1 Ocak’ta yüzde 26.6 oranında zam alan 7 milyona yakın emekçinin ücreti iki ayda açlık sınırının gerisine düştü. Yılbaşında 417 liralık artışla yüzleri bir nebze olsun gülen emekçiler, ücretlerinin iki ay gibi kısa sürede açlık sınırının gerisinde kalmasının şaşkınlığını yaşıyor. Enflasyon artışı devam ederse asgari ücret daha da eriyerek anlamını yitirecek.

İşçinin enflasyona yenik düşmemesi için asgari ücretin vergi dışı bırakılması şart. Yılbaşında yüzde 15 olarak kesilen vergi miktarı, yılsonuna doğru iki kat artarak yüzde 35’e çıkıyor. Bu da yılın son üç ayında asgari ücreti kuşa çeviriyor, işçinin eline geçen ücreti oldukça azaltıyor.

Anayasanın 73. maddesinde “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” denilmesine karşın asgari ücretli milyonlar kazananlar kadar vergi ödeyerek, mağdur oluyor.  Şükrü KARAMAN

BAŞKENTGAZ NEREYE KOŞUYOR?

ANKARA’da doğalgaz dağıtım işleri 2007 yılına kadar belediye işletmesi olan EGO, 2013 yılından sonra da belediye şirketi olan Başkentgaz tarafından yürütülmüştür.

Yazının Devamını Oku

Al Pacino’dan Tolstoy’a

27 Şubat 2019
“Yazmak benim için ebedileşmektir. Yazdığım zaman ömrümü aştığımı, ölümlü insan ömrünü yendiğimi ve sonsuzlukla bütünleştiğimi hissediyorum” diyor çok kıymetli bir köşe yazarımız. Yazmak, doğruları yazabilmek çok güzel ve o oranda bilgi ve o konuda birikimli olabilmek.

Geçenlerde bir TV dizisinde, yaşlı bir gazeteci rolünde Al Pacino genç meslektaşına şöyle diyor: “Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur”. Aynı kelimeleri bir başka gazetede bugün Ankaralı gazeteci Nahit Berker’in söylediği yazıyor. Bu misaller bir zamanlar İnönü’ye maledilen, fakat aslında Tolstoy’un namuslularında en az namussuzlar kadar cesur olmaları gerektiğini söylediği satırları anımsatıyor.

Köşe yazarları bana göre çok zor ve mesuliyetli bir görevi üstlenmişler. Bu kişilere imrenirim. Her gün bir konu bulmak ve bu konuyu okuyuculara hakikatlere uygun aktarabilmek. Fakat bir konuyu aktarırken o konu bir kitaba ait ise o kitabı okumaları ve anlamaları, sarf edilmiş bir söz ise o sözün arkasında ne var araştırmaları ve olaylara dar açıdan değil geniş açıdan bakmaları gerekir diye düşünürüm. Hele bahsettiği kitabın ve sözün sahibi bir zamanlar saygın bir kuruluşun başında ise o kişiye küçük adıyla hitap etmek o yazıyı yazanı daha büyük ve önemli bir yere getirmez.  

Prof. Dr. Cengiz KUDAY

 

KAFTANCIOĞLU VE İMAMOĞLU’NUN İLİŞKİLERİ SÜPER

CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun, CHP İBB adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasına neden katılmadığı sorularının dikkat çekmesi üzerine, İmamoğlu’nun ekibinden bir isim “Bu konuda AKP’nin beklediği olumsuz hiçbir durum yok. Kaftancıoğlu’nun yoğun bir gündemi var, kampanyaya katılması gerektiği yerde katılacak. İkisi arasında hiçbir sorun yok. Herkesin sorumluluğu var. Her gün konuşuyorlar, birlik ve beraberlik içindeler. Hatta süper denilebilir” dedi. İmamoğlu’nun kampanyası yoğunlaştıkça, otobüsünün üzerinde gerekli olmadıkça milletvekilleri yer almayacak. İmamoğlu yarın 11.00’de Hilton Bomonti’de ‘İstanbul Çözümleri Tanıtım Toplantısı’ ile programını açıklayacak.

İŞ KAZALARI ÖNLENEMEZ DEĞİLDİR

MİLAS

Yazının Devamını Oku

Kütahya’da ittifak korkusu

22 Şubat 2019
KÜTAHYA 163.360 seçmen sayısına sahip. AKP adayı avukat Ahmet Sami Kutlu. Yıllardır parti içinde bulunuyor; naif, ahlaklı dürüst bir isim olarak tanınıyor.

Vatandaş yeni yeni tanımaya başlamış kendisini. MHP adayı Prof. Dr. Âlim Işık eski milletvekili bir akademisyen. 2014’teki yerel seçimlerde AKP adayı Kamil Saraçoğlu karşında %2’lik bir oy kaybı ile başkanlığı kaybetmiş. Oy potansiyeli yüksek gözüküyor. Âlim Işık’ın ciddi bir siyasi ağırlığı var.

CHP adayı Eyüp Kahveci Ordu’lu... Danışmanlık ve Eğitim merkezi var. Sektöründe birçok firmaya danışmanlık eğitimleri ve seminerler vermiş. Tanınmış bir kişi değil. Kütahyalı olmayışı bir dezavantaj.

İYİ Parti, SP ve DP de aday çıkartıyor. İYİ Parti ve CHP ortak adayda mutabık kalamadı. AKP-MHP’nin de ittifaka gitmemesi ilginç... Nedeni ise tek bir aday gösterilirse her iki partiden birine kızan oyunu CHP’ye verebilir.

DİJİTAL ÇAĞ

20 MİLYON öğrencimize 2 satır kod yazma, 2 sayfa elektrik-elektronik bilgisini mutlaka vermeliyiz.

Endüstri 4.0, yapay zeka, STEM, akıllı aygıtlar, robotlar bize bunu söylüyor.

21. yüzyılda sadece patates yiyerek ayakta kalamayız.

Kodlama bilen kişiler farklı düşünür. Yenilik düşünür. Asalak olmaz. Kahvede uyuklamaz. TV esiri olmaz.

Yazının Devamını Oku

‘Tazelenme Üniversitesi’

21 Şubat 2019
“Yaşlandım, zaman değişti. Birçok şeyi bilmiyorum, öğrenmeliyim” diyenler, merkezi Akdeniz Üniversitesi olan ‘Tazelenme Üniversitesi’ne kayıt oluyor.

60 yaş ve üstü için düşünülen bu gönüllüler projesinin sahibi, Akdeniz Üniversitesi Geriatri Profesörü İsmail Tufan ve ekibi. Yaşlılığı güzel ve sağlıklı geçirmeyi mümkün kılan ‘Tazelenme Üniversitesi’ yaşam boyu öğrenme ve sosyalleşme için de yaşlılara fırsatlar sunuyor. Buraya devam eden ve öğrenen yaşlıların gençler ve torunlarıyla iletişimleri de artıyor. Belki de bu yüzden birçok üniversitede de ‘Tazelenme üniversiteleri’ açılıyor. Artık artan yaşlı nüfusumuzun da mutlu ve sağlıklı olması, yaşama tutunması için yapılması gerekenleri ve insana yatırımı herkesin görmesi lazım.

Yine Antalya’da ‘Mavi Ev’ projesini hayata geçiren İsmail Hoca, ‘Demantia’ (Demans) ve ‘Alzheimer’(Alzaymır) hastaları ve onların yakınları için umut oldu. Yaygınlaşmasını umduğumuz bu çalışmaları YouTube’dan izleyin. Yaşlılıkta artan sayıda görülen unutkanlık ve bunama sorunlarını yaşayanlar ve onların yakınları yalnız olmadıklarını, onlara rehberlik eden gönüllü bilim insanları olduğunu görerek mutlu oluyorlar ve kendilerini güvende hissediyorlar. Yapılan rehberlik yalnızca hastalar için değil, onlara bakanlar için de çok önemli. Sosyal yaşamdan kopmadan, ruh sağlığını koruyarak, hastalarını güvenle emanet edecekleri, hayatlarını kolaylaştıracak böyle çalışmalara toplumda şiddetle ihtiyaç var. Seçim üzeri bunu bütün yönetimlere ve tabii belediyelere hatırlatmakta da fayda var. İnsana yatırım, her yatırımın üstünde olmalı.

Saliha Aysel BEREKE-ANTALYA

 

‘ANGUS İSTEMİYORUZ’

-GÜNEYDOĞU Anadolu, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya ovası havzasında yer alan 41 ilde hayvancılığı teşvik edecek olan karar, Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe girdi. Trakya bölgesinden bir ili dahi göremedik. Ne yani, Trakya ve Marmaralılar hayvan yetiştiremezler mi? Trakya’yı teşvikten uzak tutarsanız bakarsınız ilerde o lezzetli etlerden de uzak kalırsınız. Teşvik verilecekse de ‘Angus’a vermeyin sakın! Amerika’da bile iyi restoranlarda Angus eti verilmez.

S.KARAKAŞ

 

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı kenevirden sonra salebi de tanıtıyor: Salep, orkidenin yumrusudur

20 Şubat 2019
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Burdur’un Bucak ilçesini ‘salep’ ile andı.

Beştepe’ye gelen yabancı konuklarına salep ikram ederek tanıtımını yaptığını söyledi. 13 ay kadar önce ilk kez yazdığımız ‘Kenevir Enstitüsü’nün oluşumunun ardından bu kez de salebi gündeme getirdi ve ilgi ile karşılandı. Bir anlamda Bucak ‘salep borsası’ merkezi olarak öne çıkacak. Gazeteci dostumuz Bülent Ecevit’e, bir Burdurlu olarak salebi sorduk ve şu bilgileri aldık:

“Bucak’ta salep üretimi yok ama değirmeni var. Salep, bazı orkide çeşitlerinin yumrularına verilen isimdir. Bu yumrular kurutulduktan sonra öğütülerek toz haline getiriliyor ve özellikle dondurma yapımında kullanılıyor. Ve kış aylarında da sevilerek sıcak olarak da tüketiliyor.

Kurutulmuş salep yumruları oldukça sert bir yapıda olduğu için bunların öğütülmesi için de özel bir değirmene ihtiyaç duyulmaktadır. Salep değirmeni Türkiye’de 3 yerde bulunuyor. Uzun yıllardır var olan Bucak’taki salep değirmeni Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin ihtiyacını karşılıyor. Orkidenin Samsun’da da ‘değirmen’i var. Doğada küçük ‘ocaklar’ halinde bulunabilen orkide çiçekleri, salep olarak kullanılacak yumruları için zaman zaman aşırı söküme uğruyor. Doğal orkidelerin neslinin korunabilmesi için Tarım Orman İl Müdürlükleri’nden izin alabilenler bu işi yapıyor. Orkide avcıları dağlık-ormanlık alanlarda doğadan söküm yaparak elde ediyorlar. Salebi doğada bulmak o kadar kolay değil. Dağlarda küçük ocaklar halinde bulunuyorlar. Bu işi yapan aileler, köylüler yıllardır gizli tuttukları bu ocaklara bahar aylarında gidip birkaç hafta içinde kilolarca yumru toplayıp dönerler. Aynı alanda üretimin devam edebilmesi için aşırı söküm yapılmaz. Bitkinin çiçek açıp tohumlarını doğaya bırakması için yeteri kadar bitkiyi sökmeden bırakırlar. Son yıllarda borsasının oluştuğu Bucak’ta salebin ticaretini ağırlıklı olarak Kocaaliler köyü halkının yaptığı belirtiliyor. Ankara civarında belirledikleri bir bölgeden salep yumrularını getirip buradaki özel değirmende öğütüp satışını gerçekleştiriyorlar. Fiyatı da o yıl elde edilen salep miktarına ve talebe göre belirleniyor.”

Orkide ocaklarını bilen köylüler bu ocakları gizli tutuyorlar.

 

ADAY GÖSTERİLMEDİ AMA GÖBEKLİTEPE’NİN TANITIM İŞİNİ BIRAKMIYOR

2019 yılının ‘Göbeklitepe Yılı’ ilan edilmesinin ardından hız kazanan tanıtımlara ilk adım Haliliye Belediyesi’nden geldi. İstanbul-Yenikapıdaki sergiyi gezmemek bir kayıp sayılabilir. Göbeklitepe için bu kadar uğraş veren kişi, 12 bin yıllık tarihin yer aldığı Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinin belediye başkanı Fevzi Demirkol... Urfalıların ‘Fevzi Abisi’ olarak tanıdığı Demirkol, seçimlerde aday gösterilmedi. “Aday gösterilmedim, çalışmam” demeyip, tanıtım çabalarını sürdürdü. Yenikapı Metro İstasyonu’na dev ışıklı panolarla Göbeklitepe sergisini getirmiş. Siyaseti böyle temiz yapanların, şehri ve bölgesinin tanıtımı için çabalayanların dikkatten kaçırılmaması gerekir. Dileriz siyasetçiler için örnek olur. Sergi, cumartesiye kadar açık...

 

Yazının Devamını Oku

Yeni Sarıyer vizyonu

15 Şubat 2019
İSTANBUL’da seçimin nabzının hızlı attığı önemli ilçelerden birisi Sarıyer.

CHP’li Belediye Başkanı Şükrü Genç ilçeyi 10 yıldır yönetiyor. AKP ise son 4.5 yıldır ilçe başkanlığı yapan Salih Bayraktar’ı aday gösterdi.

Adaylığıyla birlikte medyanın da gündemine giren Salih Bayraktar, Sarıyerliler nezdinde olumlu karşılığı olan bir isim. Sarıyerliler, Bayraktar’ın millet tarafından çabuk benimsenmesinin sebebini iki faktöre bağlıyor.

Birincisi ilçede yaşayanların neredeyse yüzde 90’ını ilgilendiren mülkiyet problemi için yaptıkları... İkincisi ise yine Sarıyer’in en önemli ihtiyacı olan sağlık hizmetleri konusunda 4.5 yıldır yaptığı çalışmalar.

Bayraktar, ilçe başkanı olur olmaz eski belediye başkanları, yardımcıları, muhtarlar, partisinin eski yöneticileri gibi 430 kişiyle 22 gün boyunca tek tek mülakat yapmış. Ardından da en acil sorun olarak belirlenen mülkiyet ve sağlık için harekete geçmiş.

‘İmar barışının mimarı’ olarak gösterilen Bayraktar, bu konunun hükümet gündemine girmesinde önemli pay sahibi... Yine denizden 5-6 kilometre içerideki mahallelerin öngörünüm engeli nedeniyle kanun dışı kalması üzerine devreye girerek binlerce insanın kanundan faydalanmasını sağlayan isim. İlçeye 350 yataklı, her gün 3 binin üzerinde hasta muayene edilen Hamidiye Etfal Hastanesi’nin hızlıca kazandırılmasında Bayraktar’ın büyük emeği var. Sarıyer’in kuzeyinde başta Zekeriyaköy’de olmak üzere pek çok site mevcut. Bu sitelerde ikamet edenlerin yıllardır çözemedikleri sorunları için başvurdukları adres de yine Bayraktar olmuş. Bu girişimci, çözüm odaklı ve siyasi parti farklılığı gözetmeksizin herkese kucak açan siyaset anlayışı Bayraktar’ın Sarıyer’deki 250 bin seçmenin tamamı nezdinde bir karşılık bulmasını sağlamış.

Salih Bayraktar’ı tanıyanlar için aslında tüm özellikler normal karşılanıyor. 150 yıllık Sarıyerli bir ailenin bir ferdi olarak balıkçılık yapmış, dünyaya deniz araçlarının motor ticaretiyle uğraşmış.

Aynı zamanda ‘Bayraktar Kardeşler’in kısaltması olan ve İnsansız Hava Araçları üreten ünlü Baykar Makina’nın sahipleri olan Özdemir ve Ömer Bayraktar kardeşlerin en küçüğü. Yani bu pratiklik aileden geliyor.

Bayraktar

Yazının Devamını Oku

Seracılığın arka yüzü

14 Şubat 2019
HÜKÜMET zaruretten sebze ve meyveyi satıyor, belki de diğer tüketim mallarını da satacaktır. Bu önlem yalnız başına fiyatları düşürmez. Tamamlayıcı önlemler de almalıdır.

1) Satış fiyatı kafadan zamla oluşmaz. Kâr hadleri ve kâr oranından oluşur. 1984 Milli Korunma Kanunu ve Kâr Hadleri Kanunu’nun kaldırılmasından sonra ithalatçılar, uyanık esnaf ve ağa babaları tüccarlar ‘serbest teşebbüs eşittir istediğin fiyatı uygula’ formülü ile büyük kârlar elde etmiştir. Üretici, tüketici ve gerçek sanayiciler perişan olmuşlardır. Bu yasalar ciddi olarak sert uygulanmalıdır.

Sebze-meyvenin satış fiyatı, ‘üretici fiyatı artı Antalya hal kabzımalının yüzde 10 kârı artı nakliye artı düşük hal rüsumları artı İstanbul kabzımal komisyonu yüzde 10 artı yüzde 30 kabzımal kârı artı yüzde 50 market kârı’ olarak uygulanmalıdır.

Oysa marketler ve satıcılar her operasyonda yüzde 100 kâr koyduklarından fiyatlar uçmuştur. Marketler göz boyamak için ön tarafa ucuz etiketler koymuşlar, arka taraftaki domates, patlıcan fiyatlarını değiştirmemişlerdir.

2) Nakliye, İstanbul içinde yeni ve uzun yollar kullandırılması yüzünden pahalanmıştır. Kısa yollardan hale erişilmelidir. Şoförler çok mutsuzdur.

3) Tüm üretim Antalya’ya binmiştir. Antalya’da arazi sınırlıdır. Aşırı yağmur sonucu seraları sel almaktadır. Adana ve Mersin, Hatay, Turgutlu 1990’a kadar Türkiye’yi beslememiş midir?

Uyanık esnaf, kısa olan 700 km’lik Antalya-İstanbul yolunu 1000 km olan Adana-İstanbul’a tercih edilmiştir. Ve de biraz sofistike olacak ama Hollanda gibi ‘çürük buhar’ (düşük basınçlı buhar) üreten rafineriler, termik santrallar yakınına ısıtmak için seralar yapılmalıdır. Örneğin Aliağa, İzmit, Kırıkkale, Afşin, Bursa, Pınarhisar ve benzeri tüm termik santralların yanına... Birkaç yıl önce Kırım’ın işgali neticesinde AB’nin sebze ve meyve boykotu nedeniyle Rusya, Türkiye’ye döndü. Ancak arada krizler yaşandı. Putin, geniş Rusya topraklarını oligarklara açmış, onlara yaklaşık 10 milyar kredi açarak bedava doğalgaz vermiş, AB’ye kamyonlarca ucuz domates göndermiştir. “Bende dünyayı besleyecek bakir topraklar var” dediği unutulmamalıdır.

4) Eskiden Adana’da tarlaları üzerine soğuktan korumak için km karelerce polietilen örtüler serilirdi. Seracılık mevsimi kısaltılırdı. Hava ısınır ısınmaz tarla tarımına geçilirdi.

Bu nedenle seracılık konseptini değiştirmeliyiz.

Yazının Devamını Oku

Adana ve Mersin’de tepede uzlaşı olsa da sahada birlik yok

13 Şubat 2019
Geçen hafta MHP’nin 50. kuruluş yıldönümü için Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü tarafından kente davet edildik. MHP’nin ve ülkücü kadroların önemli isimleri dışında Avrupa’dan da 100’den fazla konuk gelmişti.

Devlet Bahçeli’nin konuşmasında “MHP, 50 yılda başkalaşmadan değişmeyi, özünden kopmadan gelişmeyi başarabilmiştir” demesi ilginçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kutlamalar sırasında Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne ‘Alparslan Türkeş’ adının verildiğini açıklaması, Hüseyin Sözlü’ye ittifakın tam destek verdiğini gösterdi. Hüseyin Sözlü’nün, ‘Devlet Bahçeli köprüsü’nü hâlâ bitiremediğini gördük.

‘Cumhur’ ve ‘Millet’ ittifakları adaylarının başa baş bir mücadele verdiği Adana, aynı Ankara gibi... Oyların 1/3’ünün kullanıldığı Seyhan ilçesindeki dengelerin düğümü çözeceği konuşuluyor. Adana genelinde son milletvekili seçiminde Cumhur İttifakı yüzde 46, Millet İttifakı yüzde 40, HDP yüzde 13.5 alırken, dikkatlerin çevrildiği Seyhan’da ittifak oyları eşit, HDP oyu yüzde 20 olmuştu.

Halen büyükşehir koltuğunda oturan Cumhur İttifakı adayı MHP’li Hüseyin Sözlü, bu ilçede AKP’den aday gösterilen bu partinin il başkanı Fikret Yeni’ye güveniyorsa da tüm AKP’lilerin büyükşehir sandığında nasıl oy kullanacağına dair farklı yorumlar var. Millet İttifakı adayı CHP’li Zeydan Karalar ise Seyhan’da Belediye Başkanı olarak son 5 yılda yaptığı ve ‘yansız’ diye nitelendirilen hizmetlerine güveniyor. CHP’nin küskünlerinin ise bu ilçede aday gösterilen eski il başkanlarından Akif Akay’ı ‘desteklemek’ için sandığa gideceğinden söz ediliyor.

Böylece Adana seçiminde AKP’lilerin Seyhan’da ‘firesiz’ oy kullanıp kullanmayacağı ve HDP seçmeninin yüzde 20’lik oyunun CHP’ye akıp akmayacağı sonucu belirlemiş olacak.

Buna bir de büyük kavgalara neden olan belediye meclis üye adaylıklarının kesinleşmesi ile doğacak küskünlükleri eklemek gerekiyor.

Göründüğü kadarıyla, hem Cumhur İttifakı’nın adayı Hüseyin Sözlü, hem de Millet İttifakı adayı Zeydan Karalar’ın centilmence yarışacakları anlaşılıyor. Ancak her iki adayın Adana’nın ‘erkekliği’ konusunda ‘amatörce’ ürettikleri sloganları pek hoş değildi.

Yarış nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Adana kazanacak.

Yazının Devamını Oku