Yalçın Bayer

İş Bankası ve TEMA 81 ilde 81 orman dikim projesine başladı

5 Kasım 2024
Türkiye’nin dört bir yanında orman varlığını artırmayı, çevre farkındalığını güçlendirmeyi ve birçok canlıya yaşam alanı sunmayı hedefleyen ve İş Bankası’nın 100. yılında yeniden başlayan ‘81 İlde 81 Orman Projesi’nde ilk fidanlar toprakla buluştu.

Proje, fidan dikimlerinin yapıldığı bölgelerde bitki örtüsünün ve canlı türlerinin de artmasını amaçlayarak daha fazla karbon tutulmasını, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlanmasını ve orman alanlarının çoğalmasını hedefliyor.

İlk olarak 2008-2017 yılları arasında gerçekleştirilen projenin yeni aşamasında ilk dikim töreni, Samsun’un İlkadım ilçesinde geniş bir katılımla gerçekleşti. Samsun Vali Yardımcısı Kemal Yıldız, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Amasya Orman Bölge Müdürü Ferdi Özer ve TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataçın da katıldığı tören açılış konuşmalarıyla başladı. Fidan dikimi ile devam eden törene Samsunlu çocuklar ve bölge halkı da katıldı.Ataç, Türkiye İş Bankası’nın 100. yılında yeniden hayata geçirilen bu projeyle 2023’ten 2028’e kadar, 81 ilde toplam 2.200.000 fidanın toprakla buluşacağını hatırlattı.

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, törendeki konuşmasında 2008-2017’deki ilk dikimde 81 ilde yaklaşık 1.500 hektar alana 2 milyon 205 bin fidan dikimi gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Bankanın 100. yılında Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı şehir olan Samsun’da projeyi tekrar hayata geçirdiklerini vurgulayan Aran, “Bu dikim törenini sevgili çocuklarımız için yapıyoruz. 7 hektarlık alana 10 bin fidan dikeceğiz” dedi.

KARBON AYAK İZİNİ SIFIRLIYORUZ

Sürdürülebilirliğin tüm dünya için vazgeçilmez bir husus olduğuna dikkat çeken Aran, “Tarım ve orman alanlarının gördüğü zararı her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Sürdürülebilirlik konusunu klişelere kapılmadan ele alıyor, elimizden gelenin en iyisini yapmak için çalışıyoruz. Karbon sıfır olma taahhüdü veren bir banka olarak öncelikle kendi karbon ayak izimizi sıfırlıyoruz. Sonrasında ise kredi müşterilerimiz ve tedarikçilerimizle birlikte onların karbon ayak izini azaltmak için çalışıyoruz. Bu projeyi hem diktiğimiz fidanların ormanlara dönüşümü hem de ormanlarla beraber karbon yutak alanlarının gelişimi sayesinde iki yönlü bir yaklaşımla ele alıyoruz” diye konuştu.

TEMA’nın Orman mühendisi Ferhat Taze, bir soru üzerine yangınlar olurken bu yeni ağaçlandırma çalışmalarının orman varlığını artmasına büyük katkı sağladığını söyledi. Bundan sonraki dikim çalışmaları Çankırı, Konya ve Kırklareli’nde olacak.

Yazının Devamını Oku

Karadeniz Teknik Üniversitesi hocaları altın madenine karşı ne yapıyorlar... ‘Göreve davet ediyoruz’

1 Kasım 2024
Üniversite yerleşkenizin de yanı başında bulunan Araklı ilçemizde ‘altın madenciliği’ adı altında telafisi imkansız doğa, çevre ve yaşam hakkı katliamı yaşanıyor.

Bundan dolayı Araklı’da büyük bir çığlık var. Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu bu çığlığı sizler duymuyor musunuz? Yoksa daha önce çöp tesisinde olduğu gibi duyup da kulak mı tıkıyorsunuz.

Lütfen, Araklı halkının çığlığına bu kez kulak verin. 

ARAKLI’DAN ÇIĞLIK

Unutmayınız ki o çığlık sadece Araklı halkının çığlığı değildir. O çığlık, o toprakların can suyu olduğu üniversiteniz yerleşkesini de kapsayan çok geniş bir vatan parçasının ve o vatan parçasında yaşamlarını sürdüren tüm canlıların ‘yaşam hakkı’ çığlığıdır.

Sadece bugünü değil, geleceği de doğrudan ilgilendiren ve zaman dilimlerine sığmayan nesiller boyu sürecek büyük bir çığlıktır. Tüm kamuoyu sizden konuyla ilgili bilimsel raporunuzu acilen beklemektedir.

Daha çok para kazanma hırsıyla gözlerini karartan rantçılar ile makamını ve unvanını kaybetmemek için her yolu mübah sayan anlayışlar karşısında çıkış yolu arayanlar varlığınızı bugün değil de ne zaman hissedecekler?

Faruk ÇEBİ - Orman Yük. Müh. Kürem - Der Genel Başkanı

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Gülen’in ölümünün Türkiye’deki siyasi dönüşüm ve etkileri neler olur... Öküz öldü ortaklık bitti mi

31 Ekim 2024
Ömür Çelikdönmez, Türkiye’de tanınan bir köşe yazarı, araştırmacı ve analist.

Özellikle Ortadoğu Türk dış politikası, tarih, istihbarat ve güvenlik konularında yazılar kaleme alıyor. Sosyopolitik dinamikler etnik ve mezhepsel çatışmalar üzerinde de sıkça analizlerde bulunuyor.

‘Gülen’in ölümünün, Türkiye’de siyasi dinamikler üzerinde etkileri ne olabilir’ diye uzun bir tahlil yapmış. “FETÖ’nün, Türkiye’de yürütülen mücadelenin seyrini etkileyebilir mi? Hareketin uluslararası alandaki varlığı ve etkisi üzerinde ciddi gelişmeler olabilir mi?” Bu konudaki yorumlar dikkat çekiyor. ABD ve Türkiye arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği konuşuluyor. Ancak olası etkilerin güçlü olmadığı öne çıkıyor.

Hükümet, Gülen’in ölümünü, örgütün etkisini azaltma ya da dava süreçlerini hızlandırma aracı olarak kullanabilir. ABD-Türkiye ilişkileri üzerinde de etkili olabilir. Türkiye, Gülen’in iadesi konusunda ABD’ye yönelik eleştirilerini azaltma ya da bu konuyu yeniden gündeme getirme fırsatı bulabilir. 

Bu bağlamda Amerikalı sığır çobanları ‘öküz öldü, ortaklık bozuldu’ diyebilir.

Olay, ‘hareketin liderliğini ve organizasyon yapısını etkileyebilir mi’ sorusunu da gündeme taşıyor. Hareketin Türkiye içindeki etkisini azaltması veya farklı bir yönelim içine girmesi olasıdır. Gülen’in ölümü, Türkiye’deki dini ve siyasi kimlikler arasında yeni çatışmalara veya birleştirici dinamiklere yol açabilir. Gülen hareketi, bazı gruplar tarafından hâlâ desteklenirken, diğerleri bu durumu bir fırsat olarak görebilir mi? Bu grup üçe dörde bölünebilir mi? Yoksa bir dönemin sonu mu olacak ya da yeni tartışmalara mı neden olacak?”

GÜNÜN SÖZÜ

“Yüreğim parçalanarak şu gerçeği ifade etmek mecburiyetindeyim. Nüfusu 2 milyara yaklaşan İslam dünyası olarak maalesef Gazze’de ve Lübnan’da başarılı bir sınav veremedik.” Recep Tayyip ERDOĞAN

MESAJ PANOSU

Yazının Devamını Oku

Atatürk din için ne diyor (2)

30 Ekim 2024
Atatürk din konusunda şunları söylüyor: “Allah birdir ve büyüktür. Allah büyük bir kuvvettir. O’na daima inanmak lazımdır. Allah’ın emri çok çalışmaktır. İtiraf ederim ki düşmanlarımız çok çalışıyorlar. Biz onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Din vardır ve lazımdır. Dinime, gerçeğin kendisine nasıl inanıyorsam öyle inanıyorum. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile daha dindar olmalıdır, demek istiyorum. İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir.”

Atatürk, dinimizin doğru bir şekilde öğretilmesi ve yaşatılması için 3 Mart 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur.

‘MİLLİ AHLAK’

Atatürk ahlak konusunda bakınız ne güzel söylüyor: “Ahlak kutsaldır; çünkü aynı değerde eşi yoktur ve başka hiçbir çeşit değerle ölçülemez. Bir milletin ahlaki değeri, o milletin yükselmesini sağlar. Bir millet zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür. Milli ahlakımız uygar esaslarla ve özgür fikirlerle beslenmeli ve sağlamlaştırılmalıdır. Hiçbir millet yoktur ki, ahlak esaslarına dayanmadan ilerlesin. Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Hz. Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.”

Kısacası milli ve manevi değerlerimiz bizleri birbirimize bağlar.

Bekir CEBECİ-Eski Güney Hollanda Eyalet Milletvekili

ALEVİ-BEKTAŞİLİĞİN ‘MANEVİ MERKEZİ’ HACIBEKTAŞ İL OLSUN

Sayın Devlet Bahçeli’nin de teklif ettiği il olması düşünülen ilçeler listesinde Hacıbektaş da var. Ancak, bu teklifin gerçekleşmesinin biraz zaman alabileceği anlaşılıyor. “İç cepheyi, kardeşliğimizi kuvvetlendirmek” bakımından, hemen herkesin üzerinde mutabakat sağlayabileceği bu konu, öncelikle ele alınarak çok güzel bir sonuç elde edilebilir.

İktidar-muhalefet, sağ-sol her parti ve görüşten insanlarımız;

Yazının Devamını Oku

Atatürk, din ve ahlak

29 Ekim 2024
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101’inci yılını kutluyoruz. Kutlu olsun. Atatürk ve silah arkadaşları, önce Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı destanlarını yazdılar. Sonra da Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdular.

Bu savaşlarda Atatürk’ün “Ya İstiklal ya ölüm!” emrine karşılık Türk askerleri “Allah! Allah!” nidalarıyla savaşları kazandılar.

Böylece Türkler ulus olarak tarih sahnesine çıktılar.

Atatürk, dünya çapında en büyük lider olarak tarihe geçmiştir.

Ben de bu kutsal mücadeleye bir katkımız olsun diye Atatürk ve Cumhuriyet kitabını yazdım.

İLGİ ÇOK YÜKSEKTİ

Atatürk ve Cumhuriyet kitabımızın tanıtımını ve imza gününü Trabzon’da yaptık. İlgi çok yüksekti. Trabzon basını imza gününe çok büyük önem verdi ve sayfalarını ayırdı.

Kitabın tanıtım ve imza gününden sonra da konuştuğum kişilerden aldığım sinyaller Atatürk, laiklik, din ve ahlak konusunda bazı bilinmeyen sorunlar olduğunu gösteriyor.

Örneğin laiklik konusu bazı çevreler tarafından

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş Belediyesi’nde imar yolsuzlukları bitmiyor... Murat Hazinedar, CHP’ye kızgın

25 Ekim 2024
Beşiktaş Belediyesi’nde yapılan yolsuzluk operasyonu neticesinde açılan davanın üçüncü celsesi dün Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mahkeme heyetinin istediği ek bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Rapor sanıklara atfedilen suçlamalar ile ilgili suç unsuru olmadığını gösterdi. Murat Hazinedar savunmasında ilginç şeyler söyledi. Bu dava ile olası Büyükşehir Belediye Başkanlığı yolunun kapandığını, 2018 yılında görevden alınmadan evvel İBB Başkanlığı için Sonar gibi şirketlerin yaptığı kamuoyu araştırmalarında birinci çıktığını ekleyerek, Ekrem İmamoğlu’nu kastederek ‘yedekten geldi, İstanbul’u yönetiyor’ dedi.

İmamoğlu’nun bu söyleme bir cevabı olacak mı?

Hazinedar ayrıca “CHP bugün benim arkamda siyasi bir güç olarak durmuyorsa nedeni partiye istenileni vermediğim içindir” dedi.

Acaba burada neyi kastediyor? 

Mahkeme heyetinden rica ediyorum fotoğrafta gösterdiğim, benim dönemimde yıkılan, Akmerkez karşısındaki bu milyon dolarlık işyeri ben görevden alındıktan sonra hemen nasıl yapıldı? Yine Fulya Mahallesi’nde akaryakıt istasyonu yanındaki kupon alanda 15 dükkân nasıl yapıldı?”

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Murat Hazinedar tarafından mahkeme heyetine yapılan bu ihbarı araştırıp, kamuoyuna bir açıklama yapacak mı?

Eski Taşdelen Belediye Başkanı, Beşiktaş’tan Belediye Meclis üyesi seçilen Hüseyin Avni Sipahi’nin avukatı müvekkilinin siyasetle uğraştığını, bu davadan dolayı seçimlerde aday olamadığını, olası belediye başkanlığının önünün kesilmesi için bir kumpas kurulduğunu, davanın ivedilikle sonuçlandırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti mütalaa için dosyayı savcılık makamına tebliğ etti. Davanın duruşması 2025 Ocak ayına ertelendi.

Yazının Devamını Oku

Avrupa’da siyasi güç dengesi değişiyor... ‘Kale Avrupa’ fikri yayılıyor

24 Ekim 2024
Avrupa’nın siyasi haritası gözle görülür biçimde değişti: Hollanda’da aşırı sağcı Geert Wilders’in iyi niyetine dayanan bir hükümet kuruldu; Fransa’daki yeni hükümet de aynı şekilde Marine Le Pen’in ‘Rassemblement National’ına bağımlı; Almanya’da popülist, aşırı sağcı ‘Almanya için Alternatif’ birçok eyalet seçimlerinde önemli oranda oy aldı. Avusturya’da da keza aşırı sağcı popülist parti FPÖ seçimden birinci çıktı.

Avrupa’da güç dengesi popülist, aşırı sağcı parti ailelerine doğru kayıyor. Buradaki temel soru, bu gelişmeler göz önüne alındığında, Avrupa’daki sağcı popülistlerin zeminini uzaklaştırmak için iltica kurallarını daha da nasıl sıkılaştırılması gerektiği. Popülist, aşırı sağın oylarının artmasındaki temel nedenlerden biri de yasadışı/düzensiz göç. Yasadışı göç sorunu, Avrupa’nın korkulu rüyası olmaya devam ediyor.

2015-16 yıllarında yaşanan mülteci krizinden bu yana, Avrupa’da kimin sığınma veya koruma hakkına sahip olduğu veya kimin olmadığına dair bir ayrım yapılması gerektiği konuşuluyor. Bu arada ne oldu? Geçen baharda AB, iltica sisteminde kısıtlayıcı bir reform yapmaya karar verdi: AB’nin dış sınırlarında iltica kontrolleri, hızlandırılmış prosedürler ve kalma ihtimali olmayan göçmenlerin geri dönüşü.

‘YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER’

Her ne kadar AB, yıllar süren müzakerelerin ardından yeni bir sığınma anlaşması üzerinde anlaşmaya varsa da konu şimdi yeniden gündemin üst sıralarında.

Devlet ve hükümet başkanlarının birkaç gün önce Brüksel’de üç saat boyunca düzensiz göçü konuştuğu biliniyor. Düzensiz göçten olabildiğince çabuk kurtulmak veya en iyisi onları Avrupa’nın tamamen dışında tutmak isteniyor. Örneğin İtalya, sığınma prosedürlerini Arnavutluk topraklarındaki kamplarda hızlı bir prosedürle ve AB dışında yürütmek istiyor. Hollanda, Danimarka, Polonya, Macaristan ve Yunanistan’ın da bulunduğu bir dizi ülke, İtalya tarzı üçüncü ülke düzenlemelerinde sakıncalı hiçbir şey bulmuyor.

‘Yenilikçi çözümler’ gibi terimler AB diplomasisinde yaygın hale geldi. Düzensiz göçe karşı alınması gereken ‘yeni yollardan’ söz ediliyor. Bu, sığınmacıların artık AB topraklarında sığınma başvurusu yapma şansının olmadığı anlamına mı geliyor? AB’nin göç politikasında tarihi bir kırılma mı yaşanıyor?

GÜNÜN SÖZÜ

“Gerçek cehalet, bilginin yokluğu değil, bilgi edinmeyi reddetmektir.”

Yazının Devamını Oku

Sadece hastaneler değil, ÇEK yuvaları da ‘ellendi’... Çetenin eli siyasetin içinde

23 Ekim 2024
Para hırsı ile bu kadar bebeğin canını alan, aileleri perişan eden, siyaseti her türlü entrika içine sokan, savcıyı makamında tehdit eden bir sisteme karşı nasıl savaşılır! Tüm sorumluları ve bunların yankesiciliğini lanetlemek gerekiyor.

Peki yargı nerede?

Sağlıkta dönüşüm böyle mi olacaktı?

Hastanelerin yoğun bakım ünitelerinin, ameliyathanelerinin ve bazı polikliniklerinin kiraya verilmek suretiyle taşeronlaştırılması, katliam aşamasına gelen ölümlerin ve SGK soygunun örneklerinden sadece biri sayılmalıdır bu olay. TMMOB ve bağlı odaların, kamusal kuruluşların peşkeş çekilmesi konusunu acı ile dinlerken, bizim Nedim Şener, yenidoğan çetesi denilen sağlık teröristlerinin PKK’lı, FETÖ’cü doktorlar ve mafyalaşmış özel hastane sahiplerinden oluştuğunu anlatıyor dünkü yazısında. Bu sahtekarlığın en önemli ayağı bunlar diyor.

Bir de devlet ve siyaset adamlarıyla fotoğrafları çektiren bu mafyatik tipler devletin ve siyasetçilerin içine nasıl sızabiliyorlar? Ya da bu konuda gönüllü fotoğraf çektiren ‘erkan’ neden hiç özen göstermiyor?

Biz gazeteci olarak birisiyle tanıştırılırken gösterdiğimiz özenin bürokrat, iş insanı veya memurla tanışırken gösterilmesi gereken titizliğin hiç gösterilmediğini apaçık görüyor ya da anlıyoruz. Çünkü bunun arkasındaki neler döndüğünü biliyoruz. Açıkça söylüyoruz arkada; para var, para, para...

HAYIRSEVER GÖRÜNÜMÜNDE VURGUN

Güvendiğimiz genç bir arkadaşımız, bize bir olay anlattı, yıllar önce isteği üzerine o çocuk yuvasına gittim.

Başındaki saygın kişiyi üzülerek dinledik ve onun gösterdiği mücadeleyi de takdir ettim. Demek ki, çetenin eli siyasetin içindeydi. Çete çocuk yuvasının ünitelerinde şu marka mamaların, bu marka çocuk bezinin kullanılması talimatını verebiliyor. İlgili ünitenin amirine inanılmaz baskı yapıyor, onları işten atmak için dahi tehdit edebiliyor. Ne yazık ki tehditlerde ‘Müsteşar, bakan yardımcısı ve bunların bürokratları, il müdürleri ve en önemlisi de milletvekilleri’ isimleri geçiyordu.

Yazının Devamını Oku