Selin Irmak Kaçmaz

Uykusuzluk sanılandan daha korkutucu olabilir... Uykusuz kaldığınızda beyninize gerçekten neler oluyor?

27 Ağustos 2024
Kısa süreli uyku yoksunluğu bile nasıl göründüğümüzü, hissettiğimizi ve işlevlerimizi etkileyebilirken, uykusuz geçen uzun süreler hem kısa hem de uzun vadeli sağlığımız için daha dramatik sonuçlar doğurabiliyor. İşte 24, 36, 48 ve 72 saat boyunca uyanık kalırsanız olacaklar…

UYKUSUZ 24 SAAT

Harvard Tıp Fakültesi Uyku Tıbbı Bölümü'nden Yardımcı Doçent Dr. Rebecca Robbins, “Bir gece uykusuz kalmak alışılmadık bir durum değil. Ancak 24 saat uykusuz kaldıktan sonra, hepimiz mikro uykular göstermeye başlayacağız. Bunlar 10 hatta 20 saniyeye kadar sürebilir ya da otomatik ve kaçınılması zor kısa uyku dönemleri olabilir” dedi.

Kısa süreli uyku yoksunluğunun yol açtığı önemli sağlık sorunları pek görülmese de dikkat ve tepki sürelerimizdeki eksiklikler nedeniyle ciddi sonuçlar doğurabilir.

Örneğin bir çalışma, uykusuz geçen 24 saatin birçok günlük faaliyetin gerçekleştirilmesi için hayati önem taşıyan bilişsel süreçleri etkilediğini, hata ve kaza riskini artırdığını ortaya koymuştur. Bir başka çalışmada ise, kaybedilen her bir saatlik uyku için motorlu taşıt kazası riskinin genel nüfusta yüzde 13, aşırı uykululuk hissi bildirmeyen ve muhtemelen uykusuz kaldıklarının farkında bile olmayan kişilerde ise yüzde 22 arttığı bulunmuştur.

Dr. Sophie Bostock şunları söyledi: “16 ya da 17 saat uyanık kaldıktan sonra bile tepki sürelerinin yüzde 5 oranında düştüğünü görmeye başlarsınız. Bu alanda pek çok araştırma yapıldı ve 24 saat uyanık kaldıktan sonra tepki sürelerinin yüzde 12 oranında düştüğü, hata riskinin dört katına çıktığı ve görevleri öğrenme becerisinin yanı sıra karar verme ve bilgiyi işleme kapasitesinin de bozulduğu tespit edildi. 24 saat uyanık kaldıktan sonra bilişsel işlev ve ruh hali üzerinde zararlı etkiler görülecek ve kaygı düzeyleri de artacaktır.”

UYKUSUZ 36 SAAT

Eğer 36 saat boyunca uyumadıysanız hem bilişsel performans hem de fiziksel sağlık daha ciddi bir şekilde etkilenir.

Dr. Bostock, “Bu noktaya gelindiğinde, tepki verme becerileri zaten bozulmuş olur ve yeni bilgileri işlemek çok daha zorlaşır. Bu yüzden muhtemelen her şey bir kulağınızdan girip diğerinden çıkıyormuş gibi hissedersiniz. Tanıma gibi görsel beceriler bile etkilenir ve bulanık görme yaşayabilirsiniz” dedi.

Yazının Devamını Oku

Soğuk duş almak gerçekten faydalı mı? Araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koydu

16 Ağustos 2024
Portsmouth Üniversitesi'nde fizyolog olan Profesör Mike Tipton, sıcaklığın sağlığımızı nasıl etkilediğini araştırmak için tam 40 yılını harcadı. Şimdi ise yeni bir araştırma, sizi soğuk duşu sevmeye ikna edecek sonuçlar ortaya koydu.

İşte detay detay soğuk duş ve vücudumuza neler yaptığı...

1- BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİYOR

Soğuk duşlarla ilgili en titiz çalışmalardan biri, Hollanda'da 3 bin gönüllünün duşlarının son 30, 60 veya 90 saniyesinde suyu mümkün olduğunca soğuğa çevirmelerini içeriyordu. Bir kontrol grubu ise normal şekilde duş aldı.

Üç ay sonra, sonuçlar duşlarına soğuk su ekleyenlerin, suyun ne kadar süre soğuk olduğuna bakılmaksızın, yüzde 29 daha az hastalık günü geçirdiklerini gösterdi.

Prof. Tipton, “Benim özel hipotezim, deri sıcaklığındaki ani değişimin faydalı değişikliklerin çoğunu tetiklediği yönünde. Bu ani düşüş soğuk şok tepkisi yaratıyor. Bu, savaş ya da kaç tepkisinin bir parçası olduğu için stres hormonlarını harekete geçiriyorsunuz, serotonin yükseliyor ve beta endorfin artıyor. Bu da hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunuyor” dedi.

Prof. Tipton, soğuk suya daha uzun süre maruz kalmanın elbette ölümcül olduğunu ve soğuk suda meydana gelen ölümlerin yüzde 60'ını oluşturduğunu söyledi ve ekledi:

Bu iki ucu keskin bir bıçaktır. Soğuk suda bir dakika kalmak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir, beş dakika kalmak ise bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Kritik olan soğuğun dozudur.

2- AKIL SAĞLIĞINI GELİŞTİRİYOR

Yazının Devamını Oku

Bebeğinin hastalığını sosyal medyadan öğrendi... İşte çocukluk çağı Alzheimer'ı olarak da bilinen hastalık hakkında merak edilen her şey

13 Ağustos 2024
Lydia, ara sıra yaşadığı enfeksiyon hastalıkları ve uyku sorunları dışında tamamen sağlıklı görünse de nadir görülen genetik rahatsızlığa sahip başka bir küçük kızla bir dizi benzerlik paylaşıyordu. Bazen çocukluk çağı Alzheimer'ı olarak da adlandırılan Sanfilippo, dolgun dudaklar ve burnun üzerinde birleşen kalın kaşlar ya da aşırı kıllanma anlamına gelen hirsutizm gibi fiziksel belirtiler gösterebiliyor.

Morgan Rachal, annesi Cindy ile TikTok’ta gördükleri küçük kızın videolarını inceledikten sonra onları doktoruna gösterdi ve kızıyla olan benzerlikleri anlattı. Yapılan testlerin ardından Lydia'ya Sanfilippo sendromu tip B teşhisi kondu.

‘TÜM GELİŞİM AŞAMALARINA UYUYORDU, HİÇ ENDİŞELENMEDİK’

Natchitoches, Louisiana'da hemşire olan Morgan, “Doktor Lydia doğduğunda onun mükemmel olduğunu söyledi. Tüm gelişim aşamalarına ulaşıyordu. Sonra annemle TikTok’ta bir video gördük ve kızın tıpkı Lydia’ya benzediğini fark ettik. İkiz gibi görünüyorlardı, bu yüzden sendromu daha fazla araştırmaya başladım. Lydia'ya teşhis konulduğu gün hayatımın en kötü günüydü. Yüreğim parçalanıyor…” dedi.

Lydia'yı Ekim 2022'de kucaklarına alan 29 yaşındaki Morgan ve 34 yaşındaki eşi Kirk’in beş yaşında Heidi isimli bir kızı var. Genç çift, dünyaya geldiği andan itibaren Lydia'nın sağlığıyla ilgili hiçbir endişe yaşamadı.

"Sık sık kulak enfeksiyonu geçiriyordu. Kabızdı. Gece boyunca hiç uyumazdı. Tüm bunlar bebeklerde sık görülen şeylerdi” diyen Morgan şunları söyledi:

Yanlış bir şey görmüyordum. Hiçbir şey için endişelenmedim.Ancak durumu sosyal medya aracılığıyla keşfettiğimde ve çocuk doktorumuzla konuştuğumda, bir hafta içinde Lydia'da NAGLU geninde bir kusur olduğu haberini aldım. Öğrendiğimde gerçekten karanlık bir yerdeydim.

DENEYSEL İLAÇ KULLANABİLMEYİ UMUT EDİYORLAR

Sanfilippo'nun belirtileri genellikle iki ila altı yaşlarında ortaya çıkıyor. Yavaş gelişim ve bazen davranış sorunlarıyla başlayıp, entelektüel gerileme, şiddetli bunama ve ilerleyici motor hastalığına doğru ilerliyor. Etkilenen bir çocuğun yaşam beklentisi de sınırlı olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Ağrılarının sebebi kırık, kırığın sebebi ise ölümcül bir hastalık çıktı

8 Ağustos 2024
Boynundaki ağrı sebebiyle doktora giden bir kadın, önemli bir sorun olmadığı söylenerek eve gönderildi. Doktorların ihmali çok ciddi bir hastalığın teşhisini geciktirdi. Şimdi bu gecikme, 59 yaşındaki kadının hayatına mal olabilir. İşte basit görünen bir boyun ağrısının ölümcül bir hastalığa dönüşme hikayesi…

Esther Shoebridge, hiçbir zaman doktorunu sebepsiz yere rahatsız eden biri olmadı. Spor salonu müdavimi ve uzun mesafe yürüyüşçüsü olan 59 yaşındaki Esther, formda ve bağımsız olmakla gurur duyuyordu.

Ancak 2020 sonbaharında boynundaki rahatsız edici ağrı geçmeyince, Esther tıbbi bir görüş almak istedi ve aile hekimine gitti. Doktoru ona ciddi bir şey olmadığını söyledi, eve gitmesi, ağrı kesici alması ve rahatsızlığı geçene kadar dinlenmesini tavsiye etti.

Boynundaki ağrı geçmeyince birkaç hafta sonra aile hekimine yaptığı ikinci ziyarette de aynı tavsiyeyle karşılaştı; ağrı kesiciler ve istirahat.

Esther'in şok edici gerçeği keşfetmesi için beş ay daha geçmesi gerekti. Boynundaki bir kemik kırılmıştı ve bu da çektiği acının temel sebebiydi. Ama çok daha kötü haberler vardı…

BOYNUNDAKİ KIRIĞIN SEBEBİ MİYELOM DENEN KAN KANSERİYDİ

Nottingham'daki Queen's Tıp Merkezi'ndeki doktorlar ona kırığın, tedavisi olmayan ve beş yıl içinde onu kesinlikle öldürecek bir kan kanseri olmasından kaynaklandığını söyledi.

Miyelom adı verilen bu hastalık vücuduna yayılmış, kemiklerinde, kafatasında ve omurgasında milyonlarca delik açmış ve onu en ufak bir kayma ya da düşme sonucu daha da fazla hasar görme riskiyle karşı karşıya bırakmıştı.

Sonradan öğrendiğine göre, boyun sorunları daha erken bir aşamada ciddiye alınmış olsaydı, kemik hasarını önlemek için tedavi olabilir ve iyi bir yaşam kalitesinin tadını çıkarmak için daha fazla zaman kazanabilirdi.

Yazının Devamını Oku

Eşinin huyları bir anda değişti, kıskanç ve paranoyak birine dönüştü... Perde arkasında ise bakın ne çıktı

6 Ağustos 2024
Michele Kenber, 54 yaşındaki eşi Dave Kenber'in değişimi karşısında çok şaşkındı. Çünkü oldukça sevecen bir adam olan Dave paranoyaklaştı, aşırı kontrolcü oldu ve hatta iş karısını silahla tehdit etmeye kadar vardı. Dave’in dönüştüğü bu yeni şiddet yanlısı kişiliğin sebebi ise en az değişimin kendisi kadar korkutucuydu

Güney Afrika'nın Sandton kentinde yaşayan finans yöneticisi Dave Kenber, 2013 yılında kolunda çıkan bir lekenin cilt kanseri belirtisi olup olmadığını kontrol ettirmek için randevu aldı.

Eşi Michele, Dave’in doktora gitmekten nefret ettiğini, her zaman güneşin altında olduğunu ama hiç güneş kremi kullanmadığını söyledi. Cilt kanserinden şüphelenmelerinin nedeni de bunlardı. Sonunda Dave doktor randevusu aldı ve biyopsi için yönlendirildi. Ancak biyopsi randevusu son dakikada iptal edildi ve bir daha asla randevu almadı.

Dave’in kolundaki izin büyümesi durdu fakat bir yıl sonra Michele, eşinin kişiliğinin değişmeye başladığını fark etti. Dave, sadece 12 ay içinde eğlenceli ve sakin biri olmaktan çıkıp kaba ve kıskanç bir insana dönüştü.

‘ONUNLA YAŞAMAK BİR KABUSA DÖNÜŞTÜ’

Michele, “Dave, önceki evliliğimden olan oğlumu seve seve kabul etmişti ve ona resmen tapıyordu. Ancak her şey bir yıl içinde değişti” dedi ve yaşadıklarını şöyle anlattı:

Mutluyduk, ikimizin de başarılı kariyerleri vardı, çocuklarımız gelişiyordu, hayatlarımız sosyal ve eğlenceliydi ama sonra onun kişiliğinde değişiklikler fark etmeye başladım. Evliliğimizde hiç kıskançlık yoktu ve birdenbire her konuda paranoyaklaşmaya, ‘neden bunu giyiyorsun’ gibi şeyler söylemeye başladı. Ayrıca çocuklara karşı da çok çabuk sinirlenmeye başladı. Durum o kadar kötüleşti ki onunla yaşamak bir kabusa dönüştü.”

ARABASINA TAKİP CİHAZI BİLE TAKTIRDI, YÜZÜNE SİLAH DOĞRULTTU

Dave’in kıskançlıkları öyle bir noktaya vardı ki, en sonunda Michele’in tüm cihazlarına casus yazılımları yerleştirdi ve arabasına bir takip cihazı koydu. Michele, “

Yazının Devamını Oku

Sabah kahvesi bağırsak sağlığı için faydalı mı zararlı mı?

31 Temmuz 2024
Sabah içtiğiniz bir fincan kahve sadece sizi güne uyandırmakla kalmıyor, aynı zamanda sindirim sisteminizde bulunan milyarlarca dost mikroba da destek oluyor. Çünkü, giderek artan bir araştırma grubuna göre, kahvenin mikrobiyomunuzu yani bağırsak bakterilerinizi olumlu yönde etkileyerek genel sağlığınızı iyileştirebileceğine ve hatta daha uzun bir ömre yol açabileceğine dair kanıtlar bulunuyor.

Beslenme uzmanı ve fonksiyonel tıp uygulayıcısı olan Nicola Shubrook, "Mikrobiyom, sağlığımızı iyileştirmek için topluca ve bireysel olarak çalışan çok sayıda 'iyi bakteri' türünden oluşur. Bu mikropların metabolik sağlığımıza, kilo yönetimimize ve ruh sağlığımıza fayda sağladığı giderek daha fazla görülüyor. Kahve, probiyotik faydalı bakterileri büyüme ve işlev için gerekli besinleri sağlayarak besleyen prebiyotik görevi gören birkaç bileşik içeriyor” dedi ve ekledi:

“Kahvenin bağırsak floramız üzerindeki etkisi iki yönlü görünüyor. İlk olarak, kafein kendisi bir uyarıcı görevi görerek bağırsaktaki yararlı bakteri sayısını artırıyor. Sindirim sisteminizdeki çeşitlilik ne kadar fazlaysa o kadar iyi.”

BİTKİ BİLEŞİKLERİ DE İÇERİYOR

Nutrients dergisinde yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma, kafein, kahve tüketimi ve kolon mikrobiyomu arasındaki ilişkiyi araştırdı. Sonuçlar, düzenli kahve içenlerde mikrobiyom zenginliğinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

Bu kişilerde, karaciğer fibrozu ve kardiyovasküler hastalıklara karşı önleyici etkileri olduğu düşünülen yararlı Alistipes ve Faecalibacterium türlerinin sayısı artmış ve bağırsak sorunlarına neden olan zararlı Erysipelatoclostridium seviyeleri daha düşüktü.

Bu, kahve tüketiminin, lif sindirimine yardımcı olduğu ve enfeksiyonları önlediği düşünülen mikroplar olan bifidobacterium'un artışıyla ilişkili olduğu bulunan daha önceki bir çalışmayı takip ediyor.

Kahve ayrıca meyve, sebze, otlar, baharatlar, çay, bitter çikolata ve şarap gibi bitkisel besinlerde doğal olarak bulunan bir bileşik kategorisi olan polifenoller adı verilen bitki bileşikleri de içeriyor.

Shubrook, "

Yazının Devamını Oku

Dövmeler kansere mi neden oluyor? 10 yıl süren araştırma sonuçlandı...

30 Temmuz 2024
Bilim insanları dövme ile ilgili şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. 10 yıl boyunca lenfoma teşhisi konan 1398 kişi incelendi.

İsveç'teki Lund Üniversitesi'nden araştırmacılar, yeni çalışmada dövmesi olanlarda olmayanlara kıyasla lenfoma riskinin yüzde 21 arttığını tespit etti. Teoriye göre dövmeler, kanserin ön habercisi olarak bilinen düşük dereceli iltihaplanmayı tetikliyor. Ancak bu araştırmanın kan kanseri ve dövmeler arasında bağlantı kuran ilk çalışma olduğunu belirtmekte fayda var.

Daha önce 2020 yılında yapılan bir çalışmada böyle bir bağlantı bulunamamış, 2011 yılında Lancet dergisinde yayımlanan bir araştırmada ise cilt kanseri ile belirgin bir bağlantının tesadüften başka bir şey olmadığına karar verilmişti.

2007-2017 ARASINDA LENFOMA TEŞHİSİ KONAN HERKES İNCELENDİ

Son çalışma için Lund Üniversitesi ekibi, İsveç'te 2007 ile 2017 yılları arasında 20 ila 60 yaşları arasında lenfoma teşhisi konan herkesi (toplam 1.398 kişi) inceledi ve sonuçları kanser olmayan kişilerle karşılaştırdı.

Herkes yaşam tarzları ve dövmelerinin olup olmadığı, dövmeleri varsa ne kadar büyük olduğu, ne zaman yaptırdıkları ve dövmelerini sildirip sildirmedikleri ile ilgili bir anket doldurdu.

DÖVME YAPTIRDIKTAN SONRAKİ İKİ YIL ÇOK KRİTİK

eClinicalMedicine dergisinde yayınlanan sonuçlar, dövme yaptırdıktan sonraki ilk iki yıl içinde lenfoma riskinin en yüksek olduğunu, daha sonra düştüğünü, ancak 11 yıl sonra tekrar yükseldiğini ortaya koydu. Araştırmacılar daha büyük dövmelerin riski artırmasını bekliyorlardı ancak durumun böyle olmadığı ortaya çıktı.

VÜCUT DÖVME MÜREKKEBİNE KARŞI SAVUNMAYA GEÇİYOR

Yazının Devamını Oku

Her gün 100 gence teşhis konuyor... Bu hastalık artık her yaşta çok sık görülüyor

25 Temmuz 2024
Günde yaklaşık 100, yılda ise 35 bin genç insana bağırsak, meme ve mide gibi daha çok ileri yaşlarda görülen kanser teşhisi konuyor. Kolorektal kanser uzmanı ve cerrah Dr. Haney Youssef, hastalığın 50 yaş altında daha yaygın hale gelmesinin 5 önemli nedenini anlattı.

BESLENME DEĞİŞİKLİKLERİ VE İŞLENMİŞ GIDALAR

Yıllar süren araştırmalara rağmen, araştırmacılar genç yaştaki bağırsak kanseri vakalarında neden artış olduğu konusunda hala şaşkınlar. Öte yandan bu artışın önde gelen sebebinin kızarmış tavuk, patates kızartması, hamburger gibi abur cubur ve işlenmiş etlerden oluşan bir beslenme şekli olduğu düşünülüyor.

Dr. Youssef, "Özellikle Batı ülkelerinde modern diyet, işlenmiş ve hızlı gıdaların tüketiminde önemli bir artışa neden oldu. Bu gıdalar genellikle sağlıksız yağlar, şekerler ve katkı maddeleri bakımından yüksek, lif bakımından ise düşüktür. Lif oranı düşük ve işlenmiş gıda oranı yüksek bir beslenme şekli bağırsak kanserinin gelişimine katkıda bulunabilir” dedi.

Bağımsız bir kanser araştırma kuruluşu olan Cancer Research UK'e (CRUK) göre, beslenmemizdeki lif daha sık kaka yapmamıza yardımcı oluyor, bu da zararlı kimyasalların bağırsakta daha az zaman geçirmesi anlamına geliyor.

Sosis, salam, jambon gibi işlenmiş etler, kanser riskini artırdığı en yaygın olarak bilinen gıdalar arasında yer alıyor. Bu etler, raf ömrünü uzatmak veya daha lezzetli hale getirmek için işlem görmüş etlerdir. Bu işlem genellikle nitrat gibi kimyasal koruyucular eklenerek yapılıyor. Et ayrıca kürleme, tütsüleme veya tuzlama yoluyla da işlenebiliyor.

Nitratlar yenildiğinde, onları N-nitroso kimyasalları (NOC'ler) adı verilen bir maddeye dönüştüren bir reaksiyona girebiliyor. CRUK, bunların gıdaları işleyen organ olan bağırsağı kaplayan hücrelere zarar verebileceğini ve bunun da kanser gelişimine yol açabileceğini söylüyor.

HAREKETSİZ YAŞAM TARZI

Masa başında çok fazla zaman geçirmenin ya da kanepeye yayılıp televizyon izlemenin kanser riskini artırdığını artık hepimiz biliyoruz. CRUK'a göre aslında ne kadar aktif olursanız bağırsak kanseri riskiniz o kadar azalıyor.

Yazının Devamını Oku