Paylaş
Mikrofonun illa kablosu olacak, onu eliyle kavrayacakmış.
Bu kısmı, sanatçının üslup, duruş, edasıyla alakalı olmalı.
Peki şuna ne dersiniz:
Restorana gittiğinde yuvarlak masaya oturamıyormuş.
Halbuki Teoman için iyi. Yuvarlak olduğunda hiç fire vermez, masadaki bütün kadınlarla flört edebilir böylece.
Bir sebebi vardır herhalde.
Ece Seçkin takıntı konusunda biraz daha bizden.
Hijyen takıntısı var. Halk işi bir takıntı bu.
Türkiye’nin her apartmanından üç tane çıkarırsın.
“En sevdiğim koku çamaşır suyu kokusu” diyor.
“Yalan Dünya”da Gülse’nin kaynanasını oynayan Servet Hanım (Füsun Demirel) gibi.
O bir de içiyordu çamaşır suyunu. O kadar avam bir takıntı yani. Bunun bile üstüne ille kuş konduracak:
Otelde gece 2’de odaya süpürge falan istiyormuş. Buradan Amerika’ya nevresim falan taşıyormuş Ece Seçkin.
Uçtu uçtu Uche uçtu
Türkiye’de 14 takımda top koşturduktan sonra vatandaşlık da alan Uche Arda Odimba, dolandırıcılıktan tutuklandı.
Çetesiyle birlikte Bulgaristan’daki bir kişiyi “miras kaldı” yalanıyla 2.5 milyon Euro ütmüş.
Çetenin yüzü olmuş, paralar onun hesabına yatıyormuş.
Olayın enternasyonal boyutu gurur verici: Uche adında... Lagos doğumlu bir Türk vatandaşı... İstanbul’dan... Bir Bulgar’ı dolandırıyor... Euro üzerinden...
Ama kara kara düşünmemiz lazım: Arkadaş; havasından mıdır, suyundan mıdır, nedir? Gelen de bize benziyor!
Sen ağlama, dayanamam
Dilan Polat’a bir ceza da eski işyerinin tanıtımını yaparken “reklam” ibaresi kullanmadığı için geldi.
“Hiçbir bilgim yok. Ne kadar oldu, ne yapacağız onu bilmiyorum. Bunların nasıl ödeneceğine dair de hiçbir fikrim yok” diye ağlayarak canlı yayın açtı.
E ama annecim, dolar buketlerini nasıl bigudi yapıyorduysan, sabah çocuklarla nasıl arabalardan araba beğeniyorsan, doğum gününde özel uçağa nasıl biniyorsan...
Bunları da öyle ödeyeceksin.
Gerekirse her insan gibi bir işe girip çalışacaksın. Borcundan dolayı maaşının bir kısmını kesecekler, kalanıyla geçineceksin.
O kadar normal bir şey ki inanamazsın. Hele Türkiye’de acayip yaygın. Hiç yabancılık çekmezsiniz.
Bunu bir reenkarnasyon farz et, bir önceki hayatında yaşadıklarına say.
Mette’ye puanım 2
ABD Başkanı Trump’ın Grönland’ı ham yapacağını açıklamasının yankıları sürüyor.
Adanın bağlı olduğu Danimarka’nın başbakanı Mette Frederiksen, İsveç ve Norveç’in başbakanları ile Finlandiya’nın cumhurbaşkanını konutunda ağılayıp “dayanışma” mesajı verdi.
Ne komik değil mi? Bu İskandinavlar düne kadar Rusya korkusundan kapağı NATO’ya nasıl atarız diye birbirlerini eziyorlardı, Putin’den kaçarken Trump’a tutuldular.
Fakat bu İskandinav mütevazılığına bayılıyorum.
Devlet büyükleri alışverişe bisikletle falan gidiyor ya...
Bana Şirinler köyü gibi şirin geliyor. Bu son yemek de öyle. Sanırsınız dört devletin yöneticileri değil, Mette’nin kısır günü.
Orta sınıf bir mutfak, ahşap masa, yapı market avizeleri, ekmek sepeti...
İki kişi gömlekli, ikisi kazaklı. O kadar doğallar ki Mette’nin saçlarına kızartma kokusu sinmiş deseniz inanırım.
Zaten sofrası da zayıf, laf aramızda. Bir runner bile sermemiş masaya.
“Gelinim Mutfakta”ya katılsa büyük zılgıt yer...
Köfte ana yemek olarak zayıf kalmış.
Bari bir az şekerli desen, onu da beceremez bu.
Puanım 2.
Paylaş