Paylaş
Peki ne yapıyoruz da bu ‘ölümcül birinciliği’ kimselere kaptırmıyoruz. İşte kalp ve damarlarımızı mahveden 5 önemli hata...
Dünya Sağlık Örgütü’nün kalp ve damar hastalıklarını bir numaralı ölüm nedeni ilan etmesinin üzerinden neredeyse çeyrek asırlık bir zaman dilimi geçti. Ne var ki biz konuyu hâlâ yeteri kadar ciddiye almıyoruz. Almadığımız için de pek çok değerimizi, dostumuzu, kardeşimizi daha ellisinde ansızın kaybedebiliyoruz. Bugün bile hala elle tutulur bir “ulusal kalp koruma programı”mız, bu konuyu gündeme getirecek dikkat ve takatimiz yok. Böyle olduğu için de kötü sağlık sicili ile Avrupa’nın lideri durumdayız.
AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ
Rakamlara bakılırsa kalp damar hastalıklarının yaygınlığı söz konusu olduğunda Avrupa birinciliğini yıllardır kimselere kaptırmıyoruz.Bugün de yine bir “kısa özet” yapıp kalp damar hastalıklarına sebep olan “beş ölümcül hata”yı bir kez daha gündeme getirelim dedik. Buyurun…
KÖTÜ BESLENME:
YİYİP içtiklerinizin içinde ne kadar çok şeker, un, nişasta, ne kadar fazla doymuş yağ varsa ve ne ölçüde kötü, dengesiz, yetersiz, yanlış, aşırı besleniyorsanız kalbinizin tuzağa düşme ihtimali o oranda artıyor. Özellikle risk grubunda olanların sebze ağırlıklı beslenmeleri, şeker, aşırı tuz, un ve nişastadan uzak durmaları gerekiyor.
AKTİVİTE AZLIĞI:
düzenli olarak her gün yürünecek. Günde beş bin adımın altına inilmeyecek. Yedi bin beş yüze “eyvallah” denilecek, on bin hedeflenecek. Fırsat buldukça daha tempolu egzersizlere de zaman ayrılacak ama hangi egzersizi yaparsanız yapın kalp hızınız (220-yaşınız) çarpı 0.5’ten fazla olmayacak. Kendinizi en iyi hissettiğiniz dönemlerde bile rakam (220-yaşınız) çarpı 0.85’i asla geçmeyecek. Kısacası aktivitenin azlığı kadar çokluğu veya yanlış seçileni, yanlış zamanda, yanlış dozda yapılanı da kalbimizin düşmanı.
KİLO FAZLALIĞI:
BEİ çevreniz erkekseniz 100, kadınsanız 88 cm’nin üzerine çıkmayacak. Rakam mümkünse erkekler için 95, kadınlar için 85’in altında tutulacak. Bel kalınlaşması insülin direnci anlamına geldiği için önemli bir risk faktörü. Kanda aşırı insülin, yani insülin/şeker dengesinin bozulması, gizli şeker ve şekere giden yolculuğun başı demek. Aşırı insülin üretimi damar sertliği bakımından çok önemli bir tehdit. Açlık insülininin 8’den, tokluk insülininin 40’tan fazla olması iyi bir şey değil. Bu iki rakama dikkat!
SİGARA İÇMEK:
Sİgara hiçbir yaşta asla içilmeyecek. Sigara en az göbeklenmek, kötü beslenme, hareketsiz hayat sürmek kadar önemli bir risk faktörü. Tek başına bile sizi kalp ve damar hastası yapabiliyor. Özellikle miktarın fazla kullanım süresinin uzun olması çok daha büyük bir risk.
KAN ŞEKERİ YÜKSEKLİĞİ:
Kan şekeri yüksekliği en az sigara kadar mühim bir biyolojik sorun, önemli bir metabolik problem. Çünkü yüksek şeker (az ya da çok yüksek olması mühim değil, gizli şeker veya açık şeker olması da çok ciddi bir fark yaratmıyor, önemli olan açlıkta 105’ten yüksek olması ve bunun uzunca bir zaman devam etmesi) iltihabi (inflamatuar) ve glikasyonel (proteinlerin şekerlenerek yapılarının bozulması özellikle de kötü kolesterolün bir damar canavarı haline dönüşmesi süreci) süreçlerin bir numaralı tetikçisi. Damarların sertleşmesi de zaten temelde bu iki sürecin birlikte tetiklediği bir hadise. Bu nedenle kan şekerinizi açlıkta da, toklukta da iyi izleyin. Özellikle üç aylık ortalama şeker dengesini gösteren “HbA1c”nizi takip edin ve 6’nın altında tutmaya (ideali 5.5’ten az olması) bakın.
Kalp için ikinci beşli risk grubu
Kalp hataları kadar önemli şunlara da dikkat edin lütfen:
HİPERTANSİYON: Yüksek tansiyonla kalp damar hastalıklarına yakalanma olasılığı arasında mühim bir ilişki var. Normal tansiyonun 12/8’den daha az olması ve yaş ne olursa olsun 13.5/8.5’un üstüne çıkmaması öneriliyor.
KOLESTEROL: Bilhassa insülin direnci/şeker, kilo fazlalığı ve hareketsizlikle birlikte ise “yüksek LDL kolesterol” ve “yüksek trigliserid” seviyeleri de mühim birer risk faktörü.Özellikle damarlarında plak tespit edilenlerde kan yağ dengesi bozukluklarına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor.
DEPRESYON VE STRES: Özellikle depresyonun kalbin ne kadar önemli bir düşmanı olduğunu son yıllarda çok daha iyi anladık. Strese bağlı kalp zafiyeti de çok mühim bir konu. Bu soruna en çok da “menopoz sonrası kadınlarda” rastlanıyor. Strese bağlı durumlar ve bunların oluşturduğu “yüreğine inmek!” durumu da mühim bir kalp riskidir.
UYKUSUZLUK: En az yeme içme, egzersiz kadar uykusuzluğun da üzerinde durmamız lazım. Çünkü kalp istirahatte de çalışıyor ama hızını düşürerek, işini biraz rölantiye alarak. Uyku saatlerinde kendini az da olsa derleyip toparlama fırsatı bulabiliyor.
YORGUNLUK: Bu özellikle öne çıkarmak istediğim bir risk faktörü. Bedensel ya da ruhsal fark etmiyor, yorgunluğun her türlüsü bir şekilde zamanla kalbi de yorgun düşürebiliyor.
GENETİK MİRAS KADER Mİ?
Genetİk mirasımızın güçlü ya da güçsüz olması mühim bir konudur.
Mühimdir zira genlerinizde taşınan bilgiler sağlığınızın nasıl olacağı konusunda önemli karar vericilerdir ama ne var ki burada da iki mühim noktaya dikkat etmemiz lazım. Birincisi “anormal genlerin” her zaman hastalık anlamına gelmediği, gelmeyebileceğidir. Birçok hastalık geninin prentransı (gücü) oldukça düşüktür.
Bu tür genlerin oluşturabilecekleri sorunlar, yaratabildikleri riskler de ihmal edilebilecek düzeydedir. Bu nedenle ticari amaçla yapılan genetik değerlendirmelere bakarak canınızı fazla sıkmayın.
Tıbbın endüstriyel bir yapıya dönüşmesinden bu yana her alanda olduğu gibi genetik testlerde de biraz “pazarlama” biraz da “ölümle korkutup sıtmaya razı etme” durumu var.
Tabii ki bu işi ciddi yapan genetik hastalıkların erken teşhisi ile uğraşan merkezleri yazdıklarımın dışında tutmamız lazım.
İkinci konu da şu:
Genetik bazı sorunlarınız olsa bile yaşam tarzınızda yapabileceğiniz bazı değişikliklerle bu sorunları örtbas etmeniz, o genleri bir çeşit “uyku halinde tutabilmeniz”, yani düğmeyi çevirerek lambalarını yakmamanız düğmeyi kapalı durumda tutmanız mümkün olabiliyor.
Mesela mı? Anneniz veya babanızdan diyabetle ilgili genler almış olabilirsiniz. Eğer doğru düzgün beslenir, sağlıklı bir kiloda kalır, orta dereceyi zorlayan bir aktivite planını ısrarla uygularsanız şeker hastalığı sizin semtinize bile uğramaz ya da tam tersi, ideal kilonuzun %20-30 üzerine çıkar, yan gelir yatar, homidi gırtlak bol bol şeker ve unlu, nişastalı besin tüketirseniz daha otuzunuza bile varmadan mirasınıza kavuşabilirsiniz.
Paylaş