Paylaş
Manşetlere şöyle yansıdı;
Başkan Kocaoğlu, İnciraltı EXPO alanı için ilk kez konuştu: “Sağ olduğum müddetçe, o ağaçların kesilmesine izin vermem! Ben EXPO’nun yapılmasından yanayım. İnciraltı’nda yapılmasından yanayım. Ama birinci derece sit alanında ve lagünde, sağ olduğum müddetçe bina yaptırmam. Sadece Belediye Başkanı olarak değil, vatandaş Aziz Kocaoğlu olarak da yaptırmam!”
Pek çoğumuz, hayli demdir böyle bir açıklama bekliyorduk. “Ağzınıza sağlık!” Yüreğine su serpilenlerin sayısı az değildir sanıyorum... Ama aynı açıklamanın satır aralarına sıkışmış sebep-sonuç ilişkisini ve oradaki tuhaf gizemi anlamakta zorlanıyorum. “Eğer konuşmuyorsak, bilmediğimizden ya da eyyamcılığımızdan ya da yanlış gidişe evet dediğimizden değildir...”
“Peki nedendir Sayın Başkan?” diye soracağımızı tahmin etmiş olmalılar ki, konuşmanın devamında, anafikri yelpazeleyen küçük ipuçları verilmiş:
“...Bu kadarını söyleyeyim. Paris’te gösterilen film bir plân değil ki! Onu plân olarak alamazsınız. O bir taslak öneri. EXPO proje taslağı... Yarın biz bunu yaptığımızda böyle olacak. Hayır öyle olmayacak! Lagün ve civarındaki birinci derecede doğal sitte yapılmayacak. Onlar geri planda yapılacak. Ön tarafa yapılacak bir tek bina için bile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin izni yoktur... / ...Benim bu konuda söyleyeceğim bu kadar. Daha önce ‘Kasım’dan sonra konuşacağım’ dememin nedeni, lâfı çoğaltmayalım diyedir...”
İzin verirsenin ben “lâfı çoğaltacağım!”
Öncelikle, bu paragraflara yüklenmiş bilgi içeriği, “sokaktaki adam”ın, “EXPO girişiminin neden şeffaf, nitelikli, doyurucu ve düzenli bir kitle iletişimi ile beslenmediği” yönündeki artan merakını gidermiyor.
Aksine İzmirli, “bilenlerin ya da eyyamcı olmayanların ya da yanlış gidişe evet demeyecekler”in çekinmeden konuşmasını istiyor.
Ayrıca; siz konuşmadıkça, konuşanların, “bildiğini ya da eyyamcı olmadığını ya da yanlış gidişin önünde onların durmakta olduğunu” sanıyor ve buna siz fırsat vermiş oluyorsunuz.
Bitmedi; Paris’te gösterilen filmin, proje taslağına ya da aslına uygun biçimde hazırlanması bu kadar zor mudur ki, “söylentiye olanak tanıyıp, ortalığın yangın yerine dönmesine çanak tutuluyor?”
Son olarak, oylamaya sayılı günler kalmışken, Kasım’dan sonra yapılacak konuşmanın, “EXPO konusunda zaten ‘uyuyan güzel’ formundaki İzmire ne faydası olacağını” da anlayabilmiş değilim !
Farkında olmak beceri ister
Son günlerin gündemine hangi gözlükle ve nerden bakarsanız bakın, Şairin “Yalnız sizi beğenenler, sizi sevenler ve size yol verenlerden mi ders aldınız? Sizi inkâr edenler, size cephe alanlar, size rakip olanlardan alınacak büyük bir ders bulamadınız mı?” sorusuyla yüzleşmeniz gerekecek. İster Taksim’den, ister Tahir’den, İster Halep’ten, isterseniz de Gündoğdu’dan bakın olup bitenlere; şu gerçek değişmiyor: “Yüzleşmek, yüzleşebilmek bir dönüşümdür.” Cahillerin coğrafyasında, bitmiyor bu “Şehnaz Oyunlar...” Gel de reenkarnasyona inanma; “olmadı baştan...”
“Ağzı bozuk biri” bu işlere ne derdi?
Burunlarının uzadığına bakmayın! Bazıları Pinokyo kadar bile olamadı; hep odun kaldı.
Paylaş