Yükle vergiyi düşsün kilolar rejimi

MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek’in “Mesela obeziteyi tetikleyen, sağlık harcamalarını artttıran ürünlere yönelik özel tüketim vergisi gündeme gelebilir” açıklaması başlıklarda “Obezite vergisi geliyor” şeklinde özetlendi.

Haberin Devamı

İlk bakışta önceki dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Obez demeyelim, şişko diyelim” demecine göre daha mantıklı bir mücadele çağrısı gibi gelebilir...
Ama “bir toplumsal rejim enstrümanı olarak vergiye abanma” fikrini biraz kazıdığımızda nikelaj parlaklığını kaybedebilir.
Obeziteyle ilgili farklı ülkelerde yapılan araştırmalarda beliren ortak nedenlerden biri yoksulluk.
Artık demode karikatür klişelerine zenginler tepeleme dolu masalarda hapır hupur yiyen şişmanlar olarak gösterilirdi. Oysa hakikatler, yüksek gelir gruplarının daha ince, daha sağlıklı beslenenler olduğunu işaret ediyor.
Obezite bir yoksulluk hastalığı. Mesela ABD’nin en yoksul 5 eyaletinin aynı zamanda en fazla obez nüfusa sahip eyaletler olduğunu gösteriyor. En yoksul Mississippi, aynı zamanda en şişman eyalet...
“5 eyalet” vurgusunun yapıldığı aynı araştırma bir başka örnekle bu iddiayı mantık çerçevesine iyice yerleştirmemizi sağlıyor: 1 dolar karşılığında toplam 1200 kalorilik patates cipsi alınabilirken, aynı paraya sadece 170 kalorilik taze meyve veya 250 kalorilik sebze alınabiliyor.
Yoksulların obeziteye niye daha yakın olduğu herhalde biraz netleşmiştir...
Hal böyleyken Şimşek’in “Yükle vergiyi, düşsün kilolar” şeklindeki coşku dalgasına kapılmakta güçlük çekiyor insan.
Sağlıklı beslenmek, kaliteli ürünlerle beslenmek için para gerekiyor.
En basitinden ve en popülist tarafından örnek vereyim... Şanlıurfa’da bir çocuğun “somon ızgara ve brokoli” yerine lahmacunu lavaşa sarıp yemesinin sebebi nedir?
Lavaşa sarılı lahmacun ucuz, ulaşılabilir değildir; lavaşa sarılı lahmacun ucuzdur ve tokluk hissi daha fazladır.
Şimşek’in öncelikli derdinin “Ay milletimiz şişmanlıyor... Obezite kanser dahil tüm hastalıklara davetiyedir, yazııık” olmasını beklemek elbette saflık. Maliye Bakanı olarak öncelikli derdi, obezlerin ayaklarına bindirdiği yük değil, sağlık harcamalarına, dolayısıyla bindirdiği yük...
Yoksullar, ucuz ve sağlıksız gıda malzemeleri tüketmek durumunda çoğunlukla. Bu malzemelere ek vergi getirmek kadar, sağlıklı beslenmeyi ucuz ve ulaşılabilir hale getirmek daha akılcı olabilir.
Tabii şu ana kadar hiç değinmediğim, işin eğitim kısmı meselenin çözümü için kilit noktada. Çocuklara eğitimlerinin bir parçası olarak doğru, sağlıklı beslenmeyi; fast-food yerine mesela Akdeniz tarzı beslenmenin faydalarını öğretmek vergi yükseltmekten hem daha akılcı hem daha faydalı olabilir.
Afiyet olsun, iyi pazarlar...

Yazarın Tüm Yazıları