Gün kurtuldu

GALATASARAY, taraftarının gözünde geçen son 2 sezonda kazandığı güveni müthiş bir hızla eritir hale gelmeye başladı.

Haberin Devamı

Terim-Mancini hamlesinin ardından durmayan ve hızını artıran düşüş öncelikle yönetime hissettirildi.
Mancini, kazanılan Kopenhag maçı sonrası tribünden açılan krediyi hızla tüketmeye başladı.
Ve sıra nihayet futbolculara geldi. Kupada kıl payıyla tur atlanırken sahadaki berbat ötesi performans “Aşkımız renklere, sizlere değil” noktasına, ıslıklamaya vb taşıdı ilişkileri.
Hal böyleyken, rakip de bütçe, kadro yapısı gibi konularda Galatasaray’la boy ölçüşemeyecek Elazığspor olunca “aranan patlamayı yapmak” için uygun zemin sağlanmış oldu.
Arkasından ordu kovalıyormuş gibi hızlı, iştahlı, baskılı başladı maça sarı kırmızılı ekip.
İşler kötü gitmeye başlayınca “Takım birbirini sevmiyor. Disiplin kayboldu. Yerlilerle yabancılar kavgalı” dedikoduları bir klasik şeklinde kullanıma ilk sunulanlar olmuştu.

Haberin Devamı

Yeter de artar

İkinci dakika oynanırken gelen ve Drogba’nın “asistan”, Selçuk’un “operatör” olarak görev aldığı golün sonrasında sevince Chedjou’nun bile defanstan koparak gelip katılması biraz da “Kenetlendik” imaj kampanyası için fotoğraf çalışması gibi oldu.
Yedinci dakikada “Serbest vuruşu Burak da kullanırdı” diye istek yapanlar için geldi ikinci gol.
Sonra Burak’ın “bencillik ile özgüven” arasındaki ince sınırı ihlal ettiği süreç geldi. Burada da tıpkı Kopenhag maçında olduğu gibi uyguladığı baskıya ve gösterdiği isteğe golleri kadar ihtiyaç duyulduğunu, kıymet verildiğini hissettirdi tribün.
Sonrası malum, rüzgar gibi başlayan maç esnemeler eşliğinde nihayete erdi.
Elazığspor maçı ne geride kalan hezimetleri affettirmeye yarar ne de gelecek için büyük umutlar yüklemeye...
Ancak bu takımın maç kazanabildiğini görmeye ve göstermeye ihtiyacı her şeyden önemliydi; belki o işe yarar, o da yeter de artar bile.

MAÇIN İYİSİ

Nihayet maç kazanmak!

MAÇIN KÖTÜSÜ

Türbülansı hâlâ hissetmek.

HAKEM: Zorlanmadan, rahat maç yönetti.

Yazarın Tüm Yazıları