Paylaş
Teşhis, tanı, reçete konusunda söylenmeyen, yazılmayan, denenmeyen kalmadı bu süreçte ancak “hazan mevsimini” tedavi etmek mümkün olmadı. Bu dönemde tek teselli -ligde- rakiplerinde aynı şekilde puanları döküp saçarak ilerlemesi oldu. Galatasaray, sıkıntılı dönemden çıkışı Kayserispor maçında yakaladı ki; rakip olarak başka bir takım karşısında bu kadar rahat olabilir miydi tartışılır. Sakın G.Saray’ın özellikle ilk yarıdaki etkili, hırslı ve akıcı oyununu küçümsediğim düşünülmesin. Ama Kayseri’nin durumu da ortada. Yakın dönemde diğer Anadolu takımlarına model gösterilen Kayseri, bugün itibariyle derme çatma bir takıma dönüşmüş izlenimi yaratıyor sadece.
Yekta kazanılsın
Galatasaray’a dönersek... Sadece birkaç futbolcunun fabrika ayarlarına dönmesi bile fark yaratmaya yetti. Melo’yla geçen seneki uyumu yakalayamayan -suçlu aramıyoruz ama arayacaksak bu durumda Selçuk değil Melo’dor- Selçuk, yanında Yekta gibi enerjik, yardımsever ve konsantrasyonu yüksek bir eküri bulunca özüne döndü. Selçuk yaptığı asistlerin ötesinde maça her an, her bölgede olumlu katkı sağladı. Yeri gelmişken, Yekta’nın kazanılması ayrıca önemlidir... İleriye top taşındığında, orta saha elemanlar randevularına gecikmediğinde Umut ve Burak’ın ne kadar üretken oldukları malum; işlerini layığıyla yaptılar. Dün akşam ilk yarı “koşu istatistikleri”nde Galatasaray’ın en çok koşan ilk 5 oyuncudan 4’ünün orta sahada oynaması tesadüf değil elbette.
Tazelenen moral
Moral bozucu bir süreç yaşadı Galatasaray. Bu maç sıkıntıların tamamen geride kaldığına işaret etmese de, biraz silkindiğinde Galatasaray’ın nelere muktedir olduğunu kendi kendine -ve elbette rakiplerine- göstermiştir. Hem 3 puanla yeniden tanıştı, hem averajını toparladı hem de moral tazeledi; daha ne olsun.
Paylaş