Paylaş
Hazmetmesi zor fakat gerekli dersler çıkartılabilirse fayda sağlanabilecek bir tür dram bu.
Ne yaptı bugüne kadar G.Saray futbol aleminin bir numaralı sahnesinde? İyi bir M.United deplasmanı oynadı, peki ya sonra? Kalibresinin, bütçesinin, kalitesinin çok ama çok altında iki rakibe kendi sahasında üstünlük sağlayamadı. Bahaneler sıralanabilir elbette.
Rakipler öne geçti ve kapandı denilebilr mesela, sanki bu tesbiti yapmak büyük bir marifetmiş gibi. Veya ‘bir nevi bataklıktı saha, ya ne yapacaktık topu şişirmekten başka’ tarzı bir bahanenin arkasına sığınılabilir. Fakat futbol maçları gayet somut hadiseler.
İlk 45 dakikanın ardından “N’oluyor?” diyen arkadaşlarıma bir başka soru cümlesiyle karşılık verdim tribünde: “Ne oynuyoruz?”
Hakikaten ne oynadı G.Saray? Taktiğin ‘zemin yorgun, topu şişirin’ olmadığına eminim ama manzara bundan ibaretti. Lakayıt bir penaltı, 10 kişi kalan rakibi sendeletmek için habire şişirilen toplara umut bağlamak vesaire...
Bu haliyle jöne benziyor
Bu mu Devler Ligi’nde yarışacak G.Saray? Kendimizi kandırmayalım. Maliyeti yüksek takım G.Saray. Kadro genişliğine sahip, yetenekli kabul edilen oyuncuların toplandığı bir takım.
Sapır sapır dökülen bir irade, panikten başka duygu birliği yaratamayan bir ekiple nasıl olacak bu işler? Melo’nun berbat penaltısı veya Dany’nin fena ötesi performansı gibi noktaları eşeleyebilir, suçlular icat edebiliriz istersek.
Asıl mesele, G.Saray’ın zihniyet olarak bir Devler Ligi takımı olmadığını kabul etmek. Şık bir kıyafet giydiğini zannedip girdiği baloda aşağılanan Türk filmi jönüne benziyor. Hazin olan da bu zaten... Yazık, daha ne diyeyim...
Paylaş