Paylaş
Mancini elbetteki iyi bir teknik direktör ancak maç performansı olarak belki de Galatasaray’a geldiğinden bu yana en zayıf başlangıç performansını gösterdi. Kadro tercihi, takımı motive etme şekli ve genel olarak bu zorlu maça hazırlık performansı geçer not alacak türden değildi. İlk yarım saat sahada alan paylaşımı açısından, rakibi okuma açısından ve refleks geliştirme bakımından sınıfta kalan bir Galatasaray izledik.
Sıradan bir futbol izleyicisinin kabus olarak algılayacağı, Hakan-Chedjou tercihi halen bir muamma olan Hajrovic kararı oyuna girmesine engel oldu Galatasaray’ın... Herhalde kendisi bu dramı farketmiş olacak ki, 30. dakikada değişikliğe gitti. O dakikadan sonra da Galatasaray en azından maça çapa atmayı başardı. 9. dakikada yenilen ve bir beceriksizlik klasiği olan gol, telafi edilecek türden değildi. Ama en azından biraz daha diş gösteren, sahada tutunan bir Galatasaray izlemeye başladık.
Bu maçın derinlemesine teknik analizi elbette başkalarına düşer. Ama psikolojik açıdan fatura Mancini’ye çıkarılmalıdır.
İŞ CHEDJOU’YA DÜŞTÜ
ŞAMPİYONLAR Ligi’nde mühim olan sahamızda kaybetmemek ve mümkünse gol yememek; bu herkesin bileceği bir kural. Galatasaray, geç de olsa oyuna dahil olduğunda bunu becerebilecek hamleleri yetersiz kalan forvet hattıyla olmasa da kora kor mücadele vererek başarmaya çalıştı. Golün Chedjou’dan gelmesi ancak ironik bir mucize olarak değerlendirilebilir. Bu seviyedeki maçlarda katkı sağlaması beklenen Sneijder ve Drogba’nın neredeyse yok olduğu bir alanda iş Chedjou’ya düşmüş oldu. Londra’daki maç elbette daha farklı olacak. O güne kadar Galatasaraylı oyuncuların titreyip kendilerine gelmelerini beklemek durumundayız. İstanbul’da Petr Cech sarı kart aldıracak ve takımın maçın dışında kaldığı anlarda sahaya itecek bir taraftar İngiltere’de olmayacak. Umudumuzu Mancini’nin takımına güvenmesini ve takımının da bir diriliş ruhuyla oynamasını bağlamak zorundayız.
Paylaş