Umutsuzluk tablosu ile karamsarlık aşılamaz

İsmet SOLAK
Haberin Devamı

Kendi kendimize zarar vermekte üstümüze yok. Akrep gibiyiz... Çevrede ateş görsek, anında kendimizi sokup zehirliyoruz.

Akrepten de beteriz. Çünkü, akrepler başkasının yaktığı ateşin ortasında kalırsa kendini sokar. Bizde ise, önce kolay yanan malzemeyi biz yığıyoruz. Sonra kendimiz kibriti çakıyoruz. Alevler yükselince de, ‘‘Yandık anam’’ diye çığlık atıyoruz..

İşte, darbe ve ara rejim tartışmaları... Sorun aynen böyle yaratıldı. Fazilet Partisi ile Çiller için bulunmaz nimet! Refahyol zihniyetinin zil takıp oynayacağı ortam yaratıldı. Kurt dumanlı havayı, Refahyol kendisini götüren heyelanın geri geldiği zemini sever. Hazırlayanlara kutlu olsun!

* * *

Önce CHP lideri Baykal, ‘‘askerlerin bu hükümetten umut kestiğini, ara rejim arayışına girdiğini’’ söyledi. Ertesi gün Ecevit ve Cindoruk, ‘‘ara rejim ortamı bulunmadığını’’ savundular: ‘‘Bazı çevreler hep kriz çıkarmaya çalışıyor. Bu, o çevrelerin huyu haline geldi. Ortalıkta kriz nedeni yok.’’

Başbakan Yılmaz, ‘‘Herkesi aklı selime davet ediyorum’’ derken, ortağı Cindoruk, ‘‘En büyük irtica darbedir’’ diye ekledi. Velhasıl, havanda su döver gibi, sürekli aynı sakızı çiğnemeye başladık.

Tanıdık bildik askerlerle, ulaşabildiğim komutanlarla sohbetlerimde, ‘‘darbe hazırlığı’’ hiç sezmemiştim. Ya benden saklanıyordu, ya bazı siviller (!) anlamıyor ya da anlamak istemiyorlardı:

‘‘İrtica tehlikesi geçmiş değil... 28 Şubat'ta, asker-sivil tüm üyelerin oybirliği ile aldıkları kararlara göre gerekli yaptırımlar uygulanmadığı için irtica yuvaları faaliyetlerini sürdürüyorlar. MGK'ya bunun örnekleri getirilir. Zaten getirilmesi değil, getirilmemesi anormaldir.’’

* * *

Askerin söylediği buydu... Darbe marbe yok, asker işini yapıyor; alınan kararları uygulama alanında izliyor. Aksaklıkları belgelerle gözler önüne sererse bunda kabahat kimin? MGK'da bir paşa çıkıp, ‘‘Biz bu hükümetten irtica ile mücadelede bu tür aksaklıklar beklemiyorduk’’ dese, bu sözler, ‘‘hükümetten umut kestik’’ anlamına mı gelir?

Cumhurbaşkanı Demirel'in hassasiyetini çok iyi anlıyorum. Önceki gece sohbet ederken, ‘‘Söyle bakalım, siz de tedirgin misiniz?’’ diye sordu. Ben tedirgin değildim. Demirel, ‘‘Seni kastetmiyorum, basın camiası olarak sizde de tedirginlik var mı?’’ dedi. Darbe hazırlığı sezmediğimi söyledim:

‘‘Efendim, önceki dönemlerde olduğu gibi, galiba bazı siviller çok fazla bu işi istiyor ve ateşle oynuyorlar.’’

‘‘Gereksiz’’ dedi. ‘‘Sebep de yok’’ diyerek devam etti:

‘‘Ben bunun yollarını gösterdim. Hükümeti beğenmiyorsanız, Meclis var. Oraya gidersiniz.. 'Orada bir şey yapamıyoruz' diyorsanız, 'seçim var'. Ama, 'Seçim ne getirecek? O da bir şey getirmez' denirse. Canım, böyle ümitsizlik tabloları, çıkmaz tabloları halkın önüne koymakta yarar yok ki!’’

Demirel'in demek istediği sanıyorum şuydu:

‘‘Sistemi işleteceksiniz... Sistemi işleteceğinize, sistemden vazgeçmeyi düşünüyorsunuz. Umutsuzluk tablosu ile karamsarlığı asla aşamazsınız.’’

Haksız mı?

Demokrasi 100 senede oluştu... Bize 150 senede geldi. Bugünkü Meclis aritmetiğini yetersiz görebilirsiniz. Meclis, kurum olarak ele alınmalı.

Mukaddes sakaf çökmemeli. O çatı çöktüğünde altında hepimiz kalırız!













Yazarın Tüm Yazıları