Paylaş
Dün sabah erkenden Adliye'ye gittim. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 5. kattaki kapısında sıraya girdim. İki dakika sonra Emin Çölaşan geldi:
‘‘Hayrola Emin, sen niye geldin?’’
‘‘Aczimendi lideri Müslüm efendiye hakaretten ifadeye.. Ya sen?’’
‘‘Ben de, Atatürk'ün anasına fahişe diyen Hasan Mezarcı'ya hakaretten açılan dava Yargıtay'da bozulmuş, yeniden ifadem alınacak..’’
* * *
İyi mi? Ülkenin aydın ve yazarları kuyruğa girip ifade veriyor. Neden? Ülkeyi düşman istilasından kurtarıp tam bağımsız, hür, çağdaş, demokrat ve laik bir Cumhuriyet kuran Ulu Önder'in anasına sövenlere karşı çıkıyoruz da ondan! Laik Devlet'e 'zulüm rejimi' diyen, onu devirip yerine teokratik din devleti kuracaklarını ilan edenlerin karşılarına çıkıyoruz da ondan! Ceza ise, çoktan razıyız cezaya. Bu bizim alın akımız, onur madalyamızdır!
İfademde direndim. Hasan Mezarcı, bu ülkeyi kurtaran Atatürk'ün anasına fahişe derse, milletin toplumsal değerlerini korumak hepimiz için ulusal görevdir. Bizler görevimizi yerine getirdik, hepsi bu!
Ancak... Halimize bakınca da şaşıp kalıyorum. Yüce mahkemenin kapattığı bir partinin 'Beş yıl siyaset yapma hakkını yitiren' eski lideri, ortalığı boş bulmuş hâlâ yağıp esiyor. Cumhuriyet'in Başsavcısı'na hakaret ediliyor. Sahip çıkan yok. İşte bu çok acı! Dini siyasete alet edenler haklı, Anayasa ve yasalara uyup uygulayanlar suçlu! Toplumun sinir uçları adeta körelmiş. Aldığımız yaraları hissetmiyor, susuyoruz. Halk sözü, ‘‘Bu kafayla gidersen askere...’’ diye başlar. Benzedik; böyle giderse ‘‘..zor alırız tezkere!’’
İş işten geçince birlikte çok dövünürüz, ama laik rejim gitti gider!
* * *
Emin'le büroya dönerken dertleştik, bu durumu konuştuk. İnsan üzülüyor. Bakın, iki günden beri nelerle uğraşıyoruz! Bir kardeş ülkeye yapılan darbe ve mafya tarafından öldürülmek istenen bir işadamı.. Hale bakın!
Mafya lideri parayla tetikçiler tutuyor. 20 bin kişiye ekmek veren ünlü siyasetçi ve işadamı Cavit Çağlar'ı öldürtmek istiyor.
Kiralık tetikçileri, Sapanca yakınında atış talimi yapabiliyor. Yörede, daha önce Kürt kökenli işadamları öldürtülmüştü. Hâlâ kontrol yok.
Alaattin Çakıcı, daha önce bazı gazetecileri de tehdit etmişti. Üstelik, insanın tüylerini diken diken eden senaryolar çizerek... Bu kez, hedefte Cavit Çağlar var. Siyasetin yasaklı döneminde, eli kolu bağlı Demirel'in yanında kavgaya giren Çağlar... Malını parasını değil, tüm varlığını riske atabilen Çağlar... Özal döneminde ekonomik anlamda ipi çekilecekti. Yılmadı!
* * *
Benim şaşıp kaldığım nedir biliyor musunuz? Çakıcı ile şimdiki Devlet Bakanı Eyüp Aşık konuşmuştu. Hatırladınız mı? Bir bakan mafya lideri ile görüşüp konuşur mu? Nasıl iş arkadaş? Devlet, Devlet Bakanı'nın konuştuğu birini bulup da yakalayamaz mı? Bu ülkede insanlar kime güvenecek?
Başbakan Mesut Yılmaz, Budapeşte'de yumruklanınca içim cız etmişti. Bu adamı Türk Devleti getiremiyor da, Başbakan'ın partisinden milletvekilleri orada pazarlık yapıyorlar.
Çay kahve sohbetinde, ‘‘Ülkene gel teslim ol’’ diyorlar(!). Peki, ülkeye dönse arkasından neler gelecek? Ya da neler gidecek?
Ne oldu bize? Bu kadar aciz miyiz?
Devletimi istiyorum, devletimi!
Paylaş