Hande Fırat

Yeni normal ve gündem

5 Mayıs 2020
Eğer bir aksilik yaşanmazsa Türkiye de yeni normale geçecek. Bir süre normal değil, yeni normali yaşayacağız. Öyle ya da böyle salgın dünyada ortadan kalkana kadar belli kurallarla yaşamamız gerekecek. Bu belli kurallarla yaşamaya, belli kurallarla ekonomiyi canlandırmaya yeni normal diyeceğiz. Aslında hepimizin bildiği ve uygulamakta olduğu kurallar; maskeli, hijyenli ve sosyal mesafeli hayat. Bunlara sektörler için de farklılaşabilecek yeni düzenlemeler eklenecek, ekleniyor.

Süreçte hem tek tek ülkelerin ekonomisi, hem de dünya ekonomisi darboğazda. Ekonominin canlanması, çarkın dönmesi şart. Bu yüzden bir yandan ekonomi canlandırılacak, bir yandan da halk sağlığı korunmaya devam edilecek. Devletler ince bir ipin üzerinde yürüyecekler. Ne kadar sürecek belli değil. Ancak bazı ülkelerin genelde salgın tehlikesinin önümüzdeki sonbahar ve hatta kış boyunca devam edeceği olasılığına karşı hazırlık yaptıklarını biliyoruz. Bir anlamda salgının varlığıyla zorunlu birlikte yaşama ve bu süreçte ekonomiyi ayakta tutabilmenin çalışmaları yapılıyor. 

TRUMP’IN EKONOMİ ENDİŞESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce “Çoktan çok, azdan az gider” demişti. Salgının ABD’ye ekonomik açıdan etkisi tam da böyle oldu. ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmelerinde de ekonomik kaygılarını sıraladığını ve normalleşmenin bir an önce gerçekleşmesini beklediği yönündeki isteğini anlattığını öğrendim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise yanıtının “Piyasaların normale dönmesi çok önemli ancak önceliğimizin salgın ile mücadele ve insan hayatının kurtarılması olması gerekiyor” olduğu bilgisini edindim.

S-400’LER NE ZAMANA KADAR ÖTELENDİ?

ABD demişken, en merak edilen konuların başında iki ülke ilişkilerinde tansiyonu daha önce yükselten ve CAATSA yaptırımları ile daha da yükseltme potansiyeli taşıyan S-400 konusu geliyor. S-400’lerin aktivasyonunun ötelenmesiyle sorun şimdilik rafa kalkmış görünüyor. Yetkililer aktivasyonun ötelenmesinin nedenini Rusya’dan virüs sebebiyle gönderilmeyen teknik ekipman ve eğitimin hâlâ tamamlanamamış olması gerekçeleriyle açıklıyor. Ancak tarafların pozisyonlarını koruduklarının da altı çiziliyor. ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen son telefon görüşmelerinde S-400 konusunun gündeme gelmediği bilgisi var. S-400’ler ve Patriot’lar konusunda ABD ile yürütülen görüşmelerde yeni bir durum yok. Konu, Türkiye’nin “Patriot alımını ön koşulsuz konuşmaya hazırız”, Amerika’nın ise “S-400’ler gündemdeyken Patriot konuşmayız, S-400’ler aktive edilmemeli” açıklamalarında kalmış durumda. Peki S-400’lerin aktivasyonu ne zamana kadar ötelendi? Yetkililer bu konunun şimdilik doğrudan virüsle ilgili olduğuna dikkat çekiyorlar. Aktivasyonun gerçekleşmemesi gerekçesinden hareketle, aktivasyonun yeniden gündeme gelebilmesi için hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın normale ya da yeni normale dönmesi gerekecektir. Rusya’dan teknik ekipman ve eğitim ekibinin gelebilmesi iki ülke için de bu durum geçerli. Taraflar prensipte pozisyonlarını koruduklarını beyan etseler de yeni normalin getireceği yeni koşullara göre yeni değerlendirme yapılacaktır.

 

Yazının Devamını Oku

Daha yolun yarısındayız

1 Mayıs 2020
Normalleşme hatta yeni normali hayata geçirmek için bir yol haritası üzerinde çalışılıyor.

Neden yeni normal diyorum? Çünkü bu yol haritası ile eskiye dönmeyeceğiz. Yol haritası çalışmasının başındaki isim Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yaptığımız telefon konuşmasında açık açık söyledi ve yeni normali şöyle tarif etti:

“Maskeli, hijyenli, sosyal mesafeli hayat...”

Peki bu ne kadar sürecek? Telefona sarıldım ve değerli hoca Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ı aradım. İşte bu konuda çok merak edilen açıklamaları...

KONTROLSÜZ YAŞAM İÇİN GEREKENLER

İyi haber, sonsuza kadar maskeli yaşamayacağımız ve dünya üzerinde iki seneden fazla süren salgın olmadığı. Eski hayatımıza dönüş ya da Mehmet Hoca’nın ifadesiyle “kontrolsüz yaşam” şu şekillerde olabilir:

1. Aşı bulunması.

2. Virüsün iyi anlamda mutasyona uğraması, takatinin tükenmesi, bulaşıcılığını kaybetmesi.

3. Toplumsal bağışıklığın sağlanması.

Yazının Devamını Oku

Virüs zamanı bölgede neler oluyor?

28 Nisan 2020
Virüsten hemen önce gündem S-400’ler, İdlib ve terör örgütü PKK’nın varlığı idi. Virüsle birlikte konular gündemin alt sıralarına inmiş görünse de hem hareketlilik sürüyor, hem de bu hareketlilik Türkiye tarafından hassasiyetle takip ediliyor.

ZİNİ VERTE MESELESİ

Terör örgütü PKK’nın üslendiği Kandil’e yakın Erbil ve Süleymaniye arasındaki Zini Verte bölgesinin, Irak’ta hâkim 2 parti Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında tartışmaya neden olduğunu yapılan açıklamalardan da biliyoruz. Türkiye’nin bölgede PKK’ya yönelik operasyon da düzenlediği meselede neler yaşandığına bakacağız. Kaynaklarım, yaklaşık 10 gün önce KYB’nin, Zini Verte bölgesini COVID-19 önlemleri nedeniyle virüsün İran’dan girmesini engellemek için kapattığını ve bölgeye peşmerge konuşlandırdığını anlattı.

Terör örgütü, özellikle ikmal yolları açısından stratejik gördüğü bölgenin kapatılmasını tepkiyle karşıladı. Militanlarını bölgeye gönderdi. Üst üste iki gün bölgeye operasyon düzenleyen Türkiye, ilk gün 18, ikinci gün 5 terör örgütü üyesini etkisiz hale getirdi. Bu arada KDP de KYB’ye tepki gösterdi. KDP, KYB’yi, “Türkiye’ye terör örgütünün istihbaratını vermekle” suçladı. Gözden kaçıranlar için hatırlatayım: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin, “PKK’ya o bölgeleri terk etmelerini, aksi takdirde kendilerini koruyamayacağımızı ilettik. Türkiye’nin teknolojisi, Kürdistan hükümeti, KDP ve KYB’nin bilgi göndermesine gereksinim duymuyor. (Türkiye’nin) Teknolojisi oldukça gelişmiş ve hedefleri çok kolay bir şekilde tespit edebiliyorlar” açıklaması tam da bu suçlamanın ardından yapılmıştı.

Zini Verte bölgesi halen kapalı. Kaynaklarıma, virüs sürecinde terör örgütünün sahada alan kazanmaya, güçlenmeye çalışıp çalışmadığını da sordum. Kaynaklarım, “Hayır, bir güçlenme söz konusu değil” diyor. Türkiye, tüm bu süreç boyunca da gelişmeleri anbean takip etti. Üst düzey örgüt üyelerinin rutin işlerini yapmayarak, virüsle mücadele kapsamında kendilerini karantinaya aldıklarının bilgisi de anında edinildi.

İDLİB SORUNU

İdlib’deki çatışmalar sürüyor. Ankara, rejimin hareketlerini de yakından takip ediyor. Virüs sürecinde rejimin fırsattan yararlanarak tahkimatını arttırdığı gözlemlendi. Araya virüs girdiği için İdlib konusunda sizlerle paylaşamadığım gelişmelere de yer vermek istiyorum. Yaklaşık 1.5 ay önce sorun, Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşma ile bir noktaya getirilmişti. Türkiye’nin o günlerde aldığı karar, Rusya’nın anlaşmaya sadık kalmaması durumunda kesin tavır konulmasıydı. Virüsten önce Ankara, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ruslara ortaklık teklifinde bulunduğu bilgisini edinmişti. Rusya’nın bu teklife o dönem BAE’nin yardımda bulunmasını sağlamak için sıcak baktığı belirtiliyordu. Virüsten önce İdlib denklemine girmek isteyen Birleşik Arap Emirlikleri virüs sonrası ne yapar bilinmiyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa, bu yeteri kadar karışık olan İdlib için de geçerli olacaktır.

S-400’LER

Siyasetin gündemindeki soru şu: S-400’ler aktive edilecek mi? Yine yaklaşık iki ay önce İdlib krizi tırmanmışken Türkiye’nin elinde bu kart vardı. Ankara, o gerginlik sırasında S-400’leri rafa kaldırabilirdi. Ancak böyle bir yöntem tercih edilmedi. Kriz çözüldükten sonra da kararın teknik değil siyasi olacağı yönünde hava hâkimdi.

Yazının Devamını Oku

Bu çocuk da okur, belki büyük adam da olur!

24 Nisan 2020
“- ADIN ne senin?

- Mustafa.

- Bu koyunlar kimin?

- Ağanın.

- Peki kaç paraya çalışıyorsun?

- Üç liraya.

- Sana daha fazla para versem benim çiftliğime gelir misin?

- Ağa razı olursa gelirim.

- Senin anan baban yok mu?

Yazının Devamını Oku

Virüs sonrası

21 Nisan 2020
Varlığı sona ermeden sonrasını konuşmaya başladık. Varlığı şimdiden zor günlerin kapıda olduğunu başlayan olumsuzluklarla gösteriyor.

Dünyada tek seferde yapılan en büyük geçici işten çıkarma, bunun en somut örneği. ABD’li eğlence devi Walt Disney’den bahsediyorum. Şirket 100 binden fazla işçisini bu haftadan itibaren ücretsiz izne çıkardı. Ekonomideki yıkıcı etkisini yaşamaya başladık. İyimser ve kötümser tüm senaryolara rağmen belli ki dünya ekonomik, sosyolojik, politik ve teknolojik değişimler yaşayacak. Üstelik bu değişimler virüsün varlık süresine, aşı ya da tedavinin bulunma zamanına, yeni dalgalar ya da mutasyonlar yaşanıp yaşanmayacağına göre de farklılaşacak.

Süreç insanların bileklerine gerçekten çip takılmasıyla mı sonuçlanacak?

Uluslararası sistemde büyük değişiklikler mi olacak?

Dünyanın patronu ya da patronları değişecek mi?

Kırılgan ülkeler daha kötü sonuçlar mı yaşayacak?

Virüsle mücadeleyi iyi yönetemeyen ülkelerde iktidarlar mı değişecek?

Zengin ve güçlü ülkeler daha da zengin ve güçlü mü olacaklar?

Radikal değişimler olmadan hasarla atlatılacak mı?

Yazının Devamını Oku

İnfaz paketi ve af tartışmaları

17 Nisan 2020
İnfaz paketi en çok hükümlülere tahliye ve izin yolu açan maddeleriyle gündemde. CHP düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını açıkladı. Yazının ilerleyen bölümünde af tartışmasını bu kapsamda inceleyeceğiz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun T24’te yaptığı “Eline bıçak alan çıkıyor, kalem alan hapiste olacak. Bunu hiçbir ahlak ve vicdan kabul etmez” açıklamasıyla başlayacağız. Kılıçdaroğlu’nun gazetecileri işaret eden haklı açıklamasını kaynaklarıma sordum. Kaynaklarım, “Söz konusu yargılamalar gazetecilikten ya da düşünce açıklamasından değil; terör, terör örgütü üyeliği, yardım gibi suçlardan yapılıyor. Bu suçlar TBMM’deki görüşmelerde kapsam dışı bırakıldı” yorumunu yaptılar.

TCK’YA YENİ ÇALIŞMA

Yine de ortada vicdanen sorunlu bir durum yok mu? Bu soruma ise yeni bir çalışmanın başlatıldığı açıklamasıyla yanıt verdiler. Buna göre Adalet Bakanı Abdulhamit Gül bir önceki gün, TCK ile ilgili suç ve yaptırım dengesi başta olmak üzere yeni bir çalışma yapılması talimatı verdi. Bu çalışmada kamuoyunda rahatsızlığa neden olan konular masaya yatırılacak. Bakanlık yetkilileri, akademisyenler, ilgili sivil toplum örgütleri hızla çalışmalara başlayacak.

Kamuoyunda rahatsızlığa neden olan konular ele alınacak.

İNFAZ PAKETİ NEDEN AF DEĞİL?

Gelelim infaz paketine... Şartlı tahliye oranlarının aşağıya çekilmesi, denetimli serbestliğin geçici olarak üç yıla çıkarılması ve açık cezaevindekilere izin verilmesine bağlı olarak 100 bine yakın hükümlünün cezaevlerinden çıkacağı anlaşılıyor. Hükümet 100 bin mahkûma af mı getirdi? Bakanlık kaynaklarıma soruyu açık açık sordum. İşte yanıtları:

Belli sınırlar içerisinde ceza almış mahkûmların izin, hafta sonu ve geceleyin infaz, infazın ertelenmesi gibi hakları zaten bulunuyor. Bunlar hükümlülerin dışarıyla irtibatını sürdüren yasal haklar ve bunlara “af” denilmiyor. 

COVID-19 izni, açık cezaevlerindeki hükümlülere verilen geçici ve ilave bir izin. İnfaz devam ediyor, suçun cezası ortadan kaldırılmış değil.

Yazının Devamını Oku

Soylu fırtınası

14 Nisan 2020
Pazar gecesi Süleyman Soylu fırtınası esti. Fırtınanın perde arkasındaki bilgileri, Ankara’da konuştuğum kaynaklardan aldığım bilgileri aktaracağım. Bu satırların yazılmakta olduğu saatlerde Bakanlar Kurulu toplanmış, not bırakmama rağmen henüz Süleyman Soylu’ya ulaşamamıştım. Bu yazımı kulis bilgilerine dayanarak yazıyorum.

10 Nisan günü 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta gece saat 24.00’ten sonra sokağa çıkma yasağının açıklanması karmaşa yaratmış, özellikle açıklamanın yöntemi, açıklamayla genelge arasındaki saat farkı tartışma yaratmıştı. Edindiğim bilgiye göre, cumartesi günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca arasında telefonda ciddi bir tartışma oldu. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’a verdiği demeçte “Eleştirileri aldım, kabul ettim” diyen Süleyman Soylu’nun süreçte eleştiri ve hakaretlere karşı kabine içinden destek alamaması kendisini kırdı.

Benzer süreci, yani “yalnız kalma” sürecini CHP’li belediyelerin yardımlarına el konulması kararında da yaşamıştı. Pazar sabahı kendisine çok yakın bazı isimlerle istifa kararını paylaştı. Bir kaynağım, “Oflu ve fevri bir damarı var. Ancak birkaç gündür bir anlamda travma yaşıyordu, kendisini suçluyor, yalnız bırakıldığını düşünüyordu” dedi. Pazar günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı ve istifa düşüncesini iletti. Erdoğan, “İşine bak” diyerek konuyu kapatmak istedi. Soylu sosyal medyaya istifa açıklamasını koyunca ortalık karıştı.

KRİTİK 2.5 SAAT

Süleyman Soylu cep telefonlarını kapattı, İstanbul’a doğru yola çıktı. Kendisine bir ara Cumhurbaşkanlığı ekibi dahi ulaşamadı. Sonrasında temas kuruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tanıyoruz. Normal koşullarda gitmek isteyene, üstelik kendisi ona telefonda “Kal” demiş olmasına rağmen sosyal medya yoluyla açıklama yapana bir kez daha “Kal” demesi mümkün değildir. Ancak hem geçilen özel süreç, hem sürece dair tek sorumluluğun Soylu’da olmaması, hem de Soylu’ya sosyal medyadaki yoğun destek Cumhurbaşkanı’nın kararında etkili oldu. Aslına bakarsanız destek karşısında istifayı kabul etseydi belki de kimi çevreler Erdoğan’ı sorumlu tutacaktı.

BAHÇELİ YAKIN TAKİPTE, DESTİCİ TELEFONDA

MHP Genel Başkanı, kendisi ya da kendisinin görevlendirmesi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ya da kurmaylarını aramadı, aratmadı. Ancak bazı MHP’li vekiller, Erdoğan’ın kurmaylarıyla “Neler oluyor” diye sormak ve fikirlerini söylemek için harekete geçti. Bahçeli titizlikle izledi, bekledi. Aramama ya da önden açıklama yapmama sebebi, başka bir partinin içişlerine karışmamak. Açıklama yapmak için İletişim Başkanlığı’nın mesajını bilerek bekledi. Peki gerçekte ne düşünüyor? Bir kaynağım Bahçeli’nin düşüncelerini şöyle anlattı:

“İstifanın zamanı, yeri ve zemini yok. İnfaz yasası çıkıyor, sonrasındaki takip önemli olacak. Virüsle mücadele sürüyor. Terörle mücadelede belli bir noktaya gelindi, o noktaya zarar gelmemeli. Ancak böyle hassas bir dönemde ‘Milletime, devletime zararlı olur’ diyerek istifa etmemeliydi.”

BBP Genel Başkanı

Yazının Devamını Oku

İstanbul’u ülke, ilçeleri şehir gibi düşünmeli

10 Nisan 2020
Virüs yaşamları, planları altüst etti. Kimi yaşadığı şehre dönemedi. Onlardan biri Dr. Ali Demirbağ; İngiltere Türkiye Sağlık Elemanları Birliği Başkanı. İngiltere’de yaşayan Demirbağ, salgın nedeniyle dönemedi, Ankara’da kaldı. İngiltere siyasetine yakın bir isim olan Demirbağ ile sohbet etme imkânı buldum, hem İngiltere’yi hem de Türkiye’yi konuştuk.

İSTANBUL İÇİN ÖNERİ

Türkiye’nin virüsün girişini engelleme ve geciktirme çabasını “takdire şayan” sözüyle niteleyen Dr. Demirbağ, “Hastalığın geç girişi büyük avantaj sağladı. Ülkeleri birbirleriyle kıyaslamak doğru olmaz. Hepsinin koşulları farklı. Ancak Türkiye’nin ciddi yatak ve yoğun bakım kapasitesi var” dedi. Peki sorun ne? Dr. Ali Demirbağ’a göre sorun alınan tedbirlere ve kurallara tam uyulmamasında ve İstanbul’daki artışta:

“İstanbul özelinde Türkiye’nin ciddi bir hassasiyet göstermesi doğrudur. Rakamlar da zaten sıkıntıyı gösteriyor. İstanbul’u bir şehir değil bir ülke gibi, ilçelerini de ayrı ayrı şehirler gibi düşünmek ve izolasyonla karantina kararlarını ona göre almak gerekebilir. Çok iç içe ve aynı zamanda üretimin yapıldığı şehir. Bireylere çok ciddi sorumluluklar düşüyor. Herkes kendini izole etmeli.”

İNGİLTERE’NİN SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI DENEMESİ

Salgın İngiltere’ye sıçradığında hükümetin attığı ilk adım “sürü bağışıklığı kazandırma” stratejisini izleme olmuştu. Toplumun en az yüzde 60’ının virüse karşı bağışıklık kazanması için salgının kontrollü bir şekilde yayılması amaçlandı. Ancak mart ayının ortasından itibaren hükümet bu stratejiyi terk ederek yeni bir strateji izlemeye mecbur kalmıştı. Dr. Ali Demirbağ sürü bağışıklığı stratejisinin siyasi bir karar olmadığına dikkat çekti:

“İngiltere’de başbakanın halk sağlığı uzmanı ve enfeksiyon uzmanı olmak üzere iki danışmanı bulunmaktadır. Böyle bir yöntem var. Kısa sürede normale dönmek istemişlerdir. Ben kişisel olarak böyle bir kararı tercih etmezdim. Çünkü İngiltere’nin yatak kapasitesini düşünürdüm. Bu kararı alırken sağlık sisteminin kapasitesi ve ekonomik güç mutlaka göz önünde bulundurulmalıydı. İngiltere’de yatak ve yoğun bakım, yoğun bakım personeli sıkıntısı var. Üstelik hastalığı ötelediğiniz, yayılmasını geciktirdiğiniz sürede denkleme girecek ilaçlardan yararlanma ihtimaliniz olur. Yine de baştaki sürü bağışıklığı tercihinin doğru ya da yanlış olduğunu bir yıl sonra değerlendirebiliriz.”

1 YIL SONRA BÜYÜK DEĞERLENDİRME

Dr.

Yazının Devamını Oku