Sıkıcı futbol da cabası... Fakat Aykut Hoca, ikinci yarıda kupadaki sisteme dönünce, ikinci santrfor Semih Şentürk’ü oyuna aldı. Doğal olarak ofansif oynamaya başlayan Fenerbahçe Gaziantepspor’u da rahatsız etmeye başladı. Ve nitekim Sow’un ustalığı ve fırsatçılığı golü de getirdi.
Mehmet Topal’ın yerdeyken son bir gayret, can havliyle dürttüğü topu, Sow’un gol yapması 65. dakikaya kadar uyuyan Fenerbahçe’yi uyandırdı.
Ofansif futbol yakışıyor
Ve bu maçta da kulübede unutulan Semih Şentürk golcülüğünü konuşturarak takımını öne geçirdi. Bunu ballandıra ballandıra yazmamın nedeni, Semih gibi bir oyuncuya sahip takımın, üstelik kupa maçlarında çok form tutmuşken bu oyuncuyu sadece sıkıntıya düştüğünde hatırlaması... Sonuç olarak Fenerbahçe Gaziantep’ten çok önemli bir galibiyet aldı.
Ayrıca... Bir kez daha gördük ki Fenerbahçe’ye ofansif futbol yakışıyor...
TOP 5
1-Semih Şentürk’ün ikinci yarıda oyuna girip maçı çevirmesi.
Adeta yıllarca kazanamadığı bu kupanın her maçında, geçmiş yılların acısını çıkartırcasına oynuyor.
Kupa maçlarındaki Fenerbahçe, lig maçlarındaki Fenerbahçe’ye fark atıyor. Daha doğrusu istatistikler ve skorlar bize bunu söylüyor. Elbette kupadaki strateji ile ligdeki bir değil. Ama Aykut Hoca bu maçlarda hem takımı sıcak tutuyor, hem de oynamayan oyunculara ve gençlere şans verebiliyor.
Bursaspor maçında yine temkinli ama istekli bir Fenerbahçe izledik. Aykut Hoca bu kez farklı bir strateji izleyerek, ofansif bir kadroyla sahaya çıkıp, iki farklı galibiyetten sonra değişikliklere gitti. Ki bu durum olması gereken bir Fenerbahçe gerçeğiydi. Bir kaç maç geriye gidersek, temkinli, defansif orta saha ağırlıklı kadroyla sahaya çıkıp, gol gelmeyince ofansif değişiklikler yapıldığını hatırlarız. Oysa ne mutlu ki bu maça Sow ve Semih’le çıkan Aykut Hoca, kendi geleneğini de bozmuş oldu. İyi de oldu. Maçın göze batan isimleri; Semih, Salih ve Egemen’di...
TOP 5
1-Semih Şentürk’ün zaman zaman attığı inanılmaz gollerden birine daha imza atması.
2-Genç Salih’in günden güne bu takıma çok şey katacak bir oyuncu görüntüsü vermesi.
3-Son 20 dakikada oyuna giren genç Beykan’ın kısa sürede gösterdiği yeteneği ve attığı gol.
Fenerbahçe Kadıköy’de maça çıkıyor. Rakip Sanica Boru Elazığspor. Nasıl bir Fenerbahçe beklersiniz?
Birincisi o klişeyi, ‘Rakipler puan kaybedince Fener de puan kaybeder’ sendromunu tarihe gömen bir Fenerbahçe beklerdim.
Maçın başlama düdüğüyle birlikte rakibi boğan, her bir hücresi galip gelmek için çırpınan, hatta deli gibi, evet ‘deli gibi’ saldıran bir futbolcu topluluğu beklerdim. Harika bir fırsat yakalamışken...
En son lig maçında yuhalamalar ve istifa tezahüratlarından sonra tekrar Kadıköy’de taraftarıyla buluşma, barışma fırsatı varken...
En azından kalbi kırılmış Aykut Kocaman için ve o cefakar taraftar için özür niteliğinde bir maça çıkmışken...
Daha 25. dakikada Sanica Boru Elazığspor Kadıköy’de 2-0 öne geçiyorsa, fazla söze gerek yok. Ayrıca protesto eden, kızan, tepki gösteren bu büyük taraftara hiç kimsenin bir şey söyleme hakkı da yok...! Fenerbahçe henüz bir transfere imza atamadı ama, o meşhur ‘Rakip kaybedince Fener de kaybediyor’ klişesine imza attı.
ÇİFT FORVET GÜNAH MIDIR?
FUTBOL Federasyonu çift forvet oynayan takımlara ceza mı kesiyor da, Fenerbahçe en azından kendi evindeki maçlarda bu kadar temkinli bir kadroyla sahaya çıkıyor merak ediyorum doğrusu. Rakip takım bu kadar istekli bir oyun sergilerken, Fenerbahçeli oyuncuların bu oyununu anlamak mümkün değil. Bu arada mutlaka bir saptama yapmalıyım; Elazığspor antrenörü Yılmaz Vural kendisine şans vermeyen büyük takımlardan intikam almaya devam ediyor.
Fakat Divan Kurulu’nu izledikten sonra kendi kendime keşke birgün daha bekleseymiş dedim...
“Fenerbahçeli’yseniz şimdi Fenerbahçeli olma zamanı geldiğini anlamalısınız. Aziz Yıldırım ile barışma ve Fenerbahçe için birleşme zamanı” demiş sevgili Altan.
İyi de Altancığım; Birincisi Fenerbahçeli bazı zamanlarda değil, her zaman Fenerbahçelidir. Başkan ya da başka bir şahıs için Fenerbahçeli olunmaz, o pürüpak şerefli arma için Fenerbahçeli doğulur, olunur...
Birlik olma zamanına gelince yüzde yüz doğru ve fakat zaten camia o meşhur 3 Temmuz döneminden itibaren tek yürek olmadı mı, başkaldırının, Fenerbahçe için isyanın kralını yapmadı mı, yapmadık mı...
Ve en önemlisi Aziz Yıldırım ile ters düşen Fenerbahçelilerin değil, camianın başkanı olarak bizzat Aziz Yıldırım’ın tüm kişisel anlaşmazlıkları bir kenara koyup Fenerbahçe için bir adım atması doğru olmaz mı... Taraftar ya da her hangi bir Fenerbahçeli’nin sevgi saygı çerçevesi içersinde Aziz başkanı eleştirme hakkı vardır, ama bir Başkanın “Başkan” sıfatıyla taraftarını ya da herhangi bir Fenerbahçeliyi sırf fikir ayrılığı var diye dışlama hakkı olmamalıdır.
Gelelim Divan Kurulu toplantısına;
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK
FBTV’den canlı yayınlanan bir toplantıda olmaması gereken en son şey oldu...
İşte bu yüzden şaşırmamak elde değil, ama eleştirimin yanında Aykut Hoca’yı tebrik de etmeliyim… Kupada eldeki malzemeyle, özellikle ilk 15 dakika, uzun zamandır beklediğimiz Fenerbahçe’yi izledik. Ayrıca 1461 maçından çıkartılan diğer bir dersi, defans yapılanmasının da değiştiğini gördük. Bu ara sezonda eldeki bazı futbolcuları tartacak resmi maçlar sadece kupa maçları olduğu için Aykut Hoca da bunu sonuna kadar kullanmaya çalışıyor. Fakaaaaaat…
Aynı hastalıklar devam ediyor… En önemlisi oyun bozulduğunda, yani makine işlevini yapamamaya başladığında, sihirli bir insane eli o makineyi ateşliyemiyor. Malum yaratıcı oyun kurucu sıkıntısından bahsediyorum… İkinci büyük hastalık da golü attıktan sonra sendromu. Ne oluyor bilmiyorum ama ilk 15 dakikada saldıran o takım golü atınca, iştahı kesiliyor ve üzerine doğal olarak gol yiyor… Ama o yenilen gollerin de Fenerbahçe’yi ateşlediğini düşünürsek, özellikle son 15 dakika sarı lacivertlilerin yorulan rakipleri için kabus olma olasılığı çok yüksek. Bu nedenle son düdüğü duymadan, Fenerbahçe’nin yenildiğini söyleyebilmek çok zor…
ŞAKASINI VOLKAN YAPTI GOLÜ MERT YEDİ
VOLKAN Demirel şakasını yapmıştı, Mert Günok’a nasip oldu… Haftalar önce kaleci Volkan, Gökhan Gönül’ü geri paslar konusunda şakayla karışık uyarmıştı. Dün kalede Mert vardı ama şanssızlık onun kapısını çaldı. Ya Volkan’a şom ağızlı demeli, ya da Gökhan’a talihsiz...
FİKİR GÜZEL ŞARKI KÖTÜ
GENÇLİK ve Spor Bakanlığı, spordaki şiddete karşı büyük bir kampanya başlatmış... Türk sporunun yıldızları şiddete karşı stüdyoya girmiş ve çok özel bir şarkı seslendirmiş...
İyi güzel de, ne yalan söyliyeyim; şarkı çok kötü ama fikir çok güzel...
Zaten öyle de oldu, bırakın golü, gol atmak için çaba sarfedecek bir anlayış da yoktu ilk yarıda sahada. En azından 1461 kadar girişimi yoktu ne yazık ki Fenerbahçe’nin... Ama en önemlisi Alex gönderilmesinden bu yana hala bir maestro nakli yapılamadı Fenerbahçe’ye, ki takımın en zayıf noktası yaratıcı futbol zekası. İşte o organ nakli yapılmadıkça Fenerbahçe’nin bu konudaki hastalığı devam edecek gibi görünüyor... Ama beklentileri aşağı çekip, hep destek tam destek edebiyatıyla ve puan mücadelesi gözüyle bakarsak elbette henüz kaybedilmiş bir şey yok... Fakat yine de 87. dakikadan sonra gelen goller hem güzel hem de düşündürücüydü.
Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’deki gölge futbolculardan kastı neydi bilmiyorum ancak, bu takımda hala futbol olarak birşeyler katamayan oyuncuların olduğu kesin.
VUKUATLI SEYİRCİ
SPOR Bakanımız vukuatlı seyirci sayısının 2000’nin üzerinde olduğunu açıklıyor, ancak iki camia arasındaki gerilimin kasten artırılmasına rağmen, bu maçla ilgili futbol dışı tepkilerin olabileceği öngürülemiyor... Seyirci eline ne geçirirse sahaya atabiliyorsa, bunun tek suçlusu taraftar değildir.
Sanırım bu konuda da yasayı işletmek için Fenerbahçe seyircisinin bir taşkınlığı bekleniyor.
TOP 5
Fenerbahçe’yi ipten alan Mert Günok ve Semih Şentürk.
Aykut Hoca gelmiş geçmiş en büyük Fenerbahçe efsanelerinden birisidir. Futbol anlayışını, teknik direktörlüğünü beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama onun Fenerbahçeliliğini asla eleştiremezsiniz…!
3 Temmuz’dan bu yana onun omuzlarına yüklediğimiz sorumlulukları hatırlayın, yaptığı mücadeleyi ve herşeye rağmen istatistiksel olarak yakaladığı başarıya bakın sonra bir daha düşünün… Fenerbahçe’de alkışlanması gereken, en son protesto edilmesi gereken isimdir Aykut Hoca. Çünkü o, karanlık günlerin Kocaman yüreği olmuştur Fenerbahçeliler için…
LÜTFEN
ELİNİZİ vicdanınıza koyup düşünün lütfen…
Fenerbahçe’nin meselesi, Aykut Hoca’nın istifası ya da dönüp dönmeyeceği midir, yoksa camiada oluşan kocaman bir çatlak mıdır…
Elbette ikincisidir. Çünkü Fenerbahçe’nin kimyası bozulmuştur… Fenerbahçe’nin üstüne gelenler, hakkını yiyenler, bizzat Fenerbahçe yönetim şeklinin yarattığı bu iklimden faydalanmışlardır.
Bir türlü aklıselim olamamak, sağduyulu davranamamak, Fenerbahçemizi bugünkü duruma getirmişir. Fenerbahçe’nin ve Fenerbahçelinin ruhu yaralanmıştır. Ve bu tedaviyi yapacak olan camianın başkanı sayın Aziz Yıldırım ne yazık ki bu konuda bir adım atmayarak direnmektedir. Başlatılan kavga, öyle bir refleks haline gelmiş ki, artık kendi taraftarını ya da kongre üyesini bile her hangi bir eleştiride dışlamak, fişlemek halini almıştır.
Eeeee...?
Bunu taraftar desteğinin bitmemesi için asanlar, futbolcular için böyle sihirli bir slogan bulamamışlar mı, bu “inanma” meselesini onlara anlatmamışlar mı acaba...
İlk yarının 2-0 bittiğine bir Fenerbahçeli olarak sevineceğim aklıma gelmezdi doğrusu. Kötü futbol, kötü skor görmüştüm ama, bu kadar aciz bir Fenerbahçe’yi üstelik Karabük gibi mütevazı bir takım karşısında uzun süredir görmemiştim. Mesut Bakkal ve oyuncularına bravo demek boynumuz borcu. Ben böyle yazıyorum diye kızan bazı Fenerbahçelilere de tavsiyem, söyleyene değil, söyletenlere bakın...!
TOP 5
1-Hiçbir zaman değişmeyen tek gerçek, büyük Fenerbahçe taraftarı.
2-Bedenleri Kadıköy’de, akılları tatilde; Fenerbahçeli oyuncular.
3-Aylar sonra deşilen yara; “Konuşsana Aziz Yıldırım konuşsana, I love you Alex...”