Paylaş
“Otelde hazır bekleyen bir ambulans ve profesyonel ekip var mıydı? Otel ve hükümet yetkililerini defalarca uyardım. Bu soruşturmanın takipçisi olacağız.”
Meslek birliğinin başında Ferhat Göçer gibi tıp kökenli, bilinçli bir sanatçının olması, varsa eksikliklerin giderilmesi için büyük avantaj.
Ama bu sadece hükümetin ya da otellerin meselesi değil ki.
Sanatçıların da aynı bilinçte olması lazım.
Hatırlarsınız, Metin Arolat’ı da yine aynı şekilde sahnede kaybetmiştik. Ağlayarak cenazesine katılan Demet Akalın o zaman şöyle isyan etmişti:
“Biz sanatçılarda da bir geri zekâlılık mı var, nedir? Rider’ımıza (sözleşme istekleri) o kadar lüzumsuz şey yazıyoruz. Yazsana oraya bir hemşire, yazsana oraya bir doktor!”
E haklı şimdi. Bineceğin aracın modeline, kulisteki suyun markasına, yatacağın odanın manzarasına kadar envai talebi sıralıyorsun, sıra sağlığa gelince bunları es geçiyorsun.
Her türlü tedbir alınmalı tabii ama unutmayalım:
Kimse kimseyi kendinden daha çok düşünemez, daha iyi koruyamaz.
Gidenleri geri getirmek mümkün değil. Ama bundan sonrası için sanatçıların da birlik başkanıyla aynı titizlikte davranması gerek.
Deniz Ailesi’nin kan davası
Özcan Deniz ile kardeşi Ercan Deniz arasındaki kavgayı takip edebiliyor musunuz?
Mevzu mal mülk paylaşımından çoktan çıktı artık; karşılıklı kara para aklama, uyuşturucu suçlamaları, hatta şimdi ölüm tehditlerine kadar vardı.
İsnat edildiği gibi suçlar varsa, bu kavga vesilesiyle ortaya çıkması hayırlı bir şey tabii.
Ama yoksa ve bu bir kan davasına dönüşüyorsa nice nice gerçek kan davaları bitirildi bu memlekette.
Hiçbir aile/yöre büyüğü yok mudur devreye girecek?
Icardi’nin Euro’larını L-Gante ile ezecek
GS taraftarı, Icardi’nin 1 yılı bulan sakatlığına isyan halinde.
Sevgilisi China Suarez’in paylaşımlarının altına “Yenge şu adamı idmana yolla. 1 senedir yatıyor” gibisinden sitemlerini yazıyorlar.
Bir Fenerli olarak... Rakip takımlarımızdan birinde, böyle önemli bir futbolcunun eksik olması işimize geliyor tabii.
Zaten Icardi de hiç oralı değil, derdi gücü eski karısı Wanda Nara.
Bu kez mesele, Wanda’nın Icardi’yle ortak hesaplarını boşaltıp mevduatları kendi hesabına aktardığı iddiası.
Az buz para değil, iki seferde toplam 8 milyon Euro’dan (Bizim paramızla 320 milyon) bahsediyoruz.
Icardi şimdi bu meblağı kurtarmanın derdinde.
Kurtaracak ki yeşil sahalarda alın teriyle kazandıklarını eski karısı L-Gante rap’çisi gibi sümsüklerle ezmeye fırsat bulamasın.
Diyeceksiniz ki: “Icardi’nin şuursuzluğu.”
Ve soracaksınız: “Kendisini aldatan, boşanma aşamasında olduğu kadınla niye hâlâ ortak hesabı varmış?”
Bir soru da ancak bu kadar haklı olabilir zaten.
Mısır’a Can Yaman ihracatı
İtalya’da yaşayan Türk oyuncu Can Yaman, Mısır’da bir peynir reklamında oynadı, peynirden bir ısırık aldığı görüntüler karşılığında 1 milyon dolar kazandığı söyleniyor.
Reklam o kadar başarılı olmuş, peynir satışları öyle artmış ki reklam filminin devamının çekilmesi planlanıyormuş.
Ben buna bir nevi “ihracat” gözüyle bakıyorum.
Şöyle ki: Yıllarca yabancı ünlülerin oynadığı yabancı ürünlerin reklamlarını seyrettik. Sonuçta tüketen biz, parayı kazanan o yabancı ünlü ve o ürünü çıkaran firmaydı.
Bu kez ilk defa tüketen başkası, parayı kazanan bir Türk.
Ve biliyorsunuz, Can Yaman İtalya’da yaşamasına rağmen vergisini orada değil, Türkiye’de ödemeyi tercih ediyor.
Yani peyniri Mısırlı tüketiyor, vergiyi T.C. alıyor.
Mısır’a Can Yaman ihraç edip, durduk yere üstünden vergi almış olduk, fena mı?
Devamı gelsin, yolu açık olsun Can’ın.
Paylaş