Evlenmeye karar verdiğimiz zaman, bir yumurta bile kırmamış olan bana, kocam yemek konusunu hiç dert etmememi, kendisinin de pişirebileceğini, bir şekilde doyacağımızı söylemişti.
O, nefis bir aşçı olup, züppe bir yiyicidir. Misafirlikte bile olsa beğenmediğini yemez ve bunu söyler. Kendisi de gerçekten ne pişirirse pişirsin, güzel yapar. Tarif bilmez, elinin ayarı vardır. Annem gibi yemek pişirme konusunda mükemmeldir. Kafasından sofistikus yemekler bile yaratır. Evinde İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca tarifler ayrı ayrı dosyalar halinde durur. O dosyalar belli dönemlerde yenilenir, tekrar düzenlenir.
Anneannem bazı belli yemeklerde çok iyidir. Hatta ondan öğrenmem gereken ve nesiller boyunca aktarılması gereken bazı tarifler bile var. Geleneksel aile yemeği örnekleri!
Onun annesi de müthişti doğrusunu isterseniz.
Ben hiçbir zaman yemek yapmaya meraklı olmadım; sadece yemek ve kültürü hakkında bilmeye, yemeye meraklı oldum.
Bana evlendiğim zaman öğreneceğimi söylediler.
Evlendim, biraz bir şeyler öğrendim. Zaten bir şey fark ettim. Pişireceğiniz yemeğin, kocanızın ağız tadına göre olması lazım. O yüzden evden öğrendiğiniz pişirme şekli her zaman işinize yaramayabilir. Buna örnek vermem gerekirse, ben bizim evde bamyayı ağzıma koymamıştım. Ama kocamdan öğrendiğim bamya pişirme şekline bayıldım ve öyle pişirince yiyorum. Bunu tersi de örnekler var tabii.
Birkaç yemek öğrendik dediğim gibi, ama asıl çocuğum olunca öğreneceğimi söylediler.
Çocuğum oldu. Hiçbir şey değişmedi.
Yani, evet, bir şeyler pişiriyorum. Benim yemek pişirdiğim beş gecenin 3’ünde başarısız durumdayım. Bildiğim 3-5 tarifi döndürüp duruyorum.
Bazen Leziz dergimizin sayfalarından ve editörün özel yardımından faydalanarak ofis ortamında, hep beraber benim akşam ne pişireceğimi tartışıyoruz.
İşin komiği ben pişirme şeklini de unutuyorum. Mesela her yazın başında barbunya pişirmeyle ilgili unuttuğum birkaç detayı Elif’i arayarak öğreniyorum.
Ve kocam olmadığı, seyahate gittiği gecelerde asla evde yemek pişmiyor. Direkt telefonla sipariş!
Bir kere hiç unutmam, benim karnım tok diye oğlana öğle yemeği vermeyi unutmuşum. Bir baktım elinde tepsiyle salona yürüyor. Çocuk kendi yemeğini hazırlamış mutfakta!
"Babasına çekmiş" diye düşündüm. İyi bir durum. Beğenmediği yemeği söylüyor. Beğendiği için iltifatta bulunuyor. Çikolatanın, pastanın tadını çıkarıyor. Doyduğu zaman da yemeyi kesiyor.
Tamam, ben bu konuya meraklı değilim. Yemeyi, yapmaya tercih edenlerdenim. Fakat son zamanlarda duyduğum, kadınların çoğu yemek işine sarmış durumda ki ben bunu bir türlü anlayamıyorum. Ama bu kadar kadın, bu işi yapıp para kazandığına göre yiyenler var sanırım. Açıkçası bunları yiyenleri de anlamıyorum. Yapılan şeylerin arasında tattıklarımın çoğu kötü oluyor. Sanırım ben gerçekten nefis yemek pişiren, ayrıca yemek kültürünü bilen insanların arasında yetiştiğim için bu farkı anlayabiliyorum. Aslına bakarsanız "anneanne, dede" tariflerini hiç anlamıyorum. Yemek kültürü o kadar ilerler ve değişirken, o kadar ilginç, hafif bir hale gelirken eski ağır yemek tarifleri niçin ilgi görür bilemedim. Bana tek mantıklı gelen birkaç geleneksel yemeğin bir sonraki nesillere taşınması. Onun dışındaki çoğu tarifi yenileriyle değiştirebiliriz.
Her neyse, ben bir şeyi biliyorum: Ne evlenmek, ne çoluk çocuğa karışmak içinizde olmayan yemek yapma becerisini ya da hevesini size kazandırıyor. Ben acemileri şimdiden uyarayım istedim. Benim gibi kandırılmasınlar!
Bebek karyolası deyip geçmeyin
Aileye katılması bekelenen bebeğin odasını hazırlamak, aileler için en büyük keyiflerden biri. Ne var ki çok da ucuz olmayan bu alışveriş için sadece bütçe hesaplamak yeterli değil. Alınacak eşyaların çocukların sağlığına ve ergonomisine uygun olması da gerekiyor. Dayanıklı, sağlam, tehlikeli madde içermeyen bu eşyaların kokusuz olması bile çok önemli bir detay. Özellikle çocuk eşyalarının güvenlik standartlarına uygun olup olmadığını kontrol etmek anne babaya düşüyor.
Karyolanın yatağı sertçe ve üstü kolayca temizlenebilecek şekilde kaplanmış olmalı. Bu amaçla bir yatak koruyucusu kullanabilirsiniz. Kullandığınız koruyucu kılıf plastik veya emici olmayan bir kumaştan yapılmışsa; bebek terlediği, kustuğu veya salyası aktığı zaman ıslak yerde yatmaması için yatağın üstüne ıslaklığı emecek kalın bir kumaş sermeniz iyi olur.
Karyolanın kenar yastıkları veya diğer bir deyişle "tampon"’ları, bebeğinizin başının karyolanın parmaklıklarına çarpmasını önlemek içindir. Bu yastıkların bütün iplerinin parmaklıklara bağlı olmasını, uzunluklarının ise bebeğin boynuna dolaşmaması bakımından 14 cm.’i geçmemesini sağlayın. Çocuğunuz ayağa kalkmaya başladığında bu tamponları kaldırın, yoksa onların üstüne basarak karyoladan dışarı çıkabilir. Yenidoğanın karyolasında yastık kullanmak hem gereksizdir hem de tehlikeli olabilir.
Karyolanın yatağı naylon veya muşamba bir kılıf yerine yumuşak, üstü suyu emici (pazen) ve altı tercihan su geçirmez özellikte (flanel) kumaşlardan yapılmış bir kılıfla kaplanırsa bebeğiniz için daha az terletici ve rahat olur. Yatakta yumuşak bir battaniye bulundurmanız önerilir. Dışı yumuşak kumaşla kaplı ve içi parça sünger veya benzeri maddelerle gevşekçe doldurulmuş bebek yastıklarını asla kullanmayın.
Yatak kenarı parmaklıklarının arası 6 cm’den fazla yani çocuğun başını kıstıracak kadar aralıklı olmamalı.
Karyolanın köşelerinde çıkıntı varsa bunları çıkarın veya kesin. Gevşek giysiler bunlara takılarak çocuğun boğulmasına yol açabilir.
Bebeğiniz oturmaya başladığı anda yatağın seviyesini indirerek, kenarlara yaslandığında düşemeyeceği ve tırmanamayacağı kadar derin bir konuma getirin. Ayağa kalkmayı öğrendiğinde ise en alt seviyeye indirin. Düşmeler en sık, bebek tırmanmaya çalıştığında meydana gelir. Bu nedenle, boyu 75 cm olduğunda veya parmaklık seviyesi boyunun 3/4’ünün altında kaldığında onu başka bir yatağa alın.
Parmaklıkların kilidi çocuğunuz tarafından açılamayacak şekilde olmalı, çocuğunuz karyolanın içindeyken parmaklıklar daima yukarı kaldırılmalı.
Metal parmaklıklarda sivri, çapaklı veya keskin herhangi bir kısım olup olmadığını düzenli olarak kontrol edin. Ahşap karyolalarda ise çatlak veya kıymık olmamasına dikkat edin. Karyolanın parmaklıklarında diş izleri görürseniz parmaklıkların üstünü plastik şeritlerle boydan boya kapatın (bunları çocuk mobilyası satan yerlerin birçoğunda bulabilirsiniz.).
Eğer karyolanın üstünde dönence türü oyuncak varsa, bunun karyolaya sağlam bir şekilde takıldığından emin olun. Bu oyuncağın uzanamayacağı kadar yüksekte olması gerekir.
Çocuk vücudunu el ve ayakları ile kaldırmaya başlar başlamaz, karyolaya asılan tüm oyuncakları kaldırın. Eli ile oynaması ve yakalaması için karyolaya gerilen "beşik jimnastiği" benzeri oyuncaklar çocuğunuzun çekmelerine ve yakalamalarına karşı dayanıklıdır, ancak çocuk bunların üstüne düştüğü takdirde ona dolanabilir.
Düşmelerin en tehlikelisini önlemek için çocuğun karyolasını pencere yanına yerleştirmeyin.
Eski karyolaların birçoğu kurşunlu boyalarla boyanmış olduklarından, parmaklık rayları aşındıkça karyolayı çiğnemeye çalışan çocukta zehirlenme yapabilir. Önlem olarak eski boyaları kazıyın ve kurşunsuz, kaliteli, emayeli boyalarla boyayın. Yan parmaklıkların üstüne plastik şeritler yapıştırın
ULUSLARARASI STANDARTLARA DİKKAT
Mobilyalar ileri çocuk güvenliği standartlarına göre tasarlanmış olmalı.
Uluslararası GS yani Çocuk Güvenliği Kalite Belgesi mutlaka bulunmalı.
AB standartlarında, sağlığa uygun malzemeler kullanılarak üretilmiş olmalı.
Kullanılan bütün camlar security yani otomobil camlarının üretildiği teknoloji ile üretilmiş, kolay kırılmayan, kırıldığında da zarar vermeyen türden olmalı.
Yararlanılan kaynaklar: Dr. Ziya Aras’ın A.A.P. Amerikan Pediatri Akademisi kaynaklarını temel alarak hazırladığı yazısı. Çilek Mobilya yönetimi kriterleri ve deneyimleri.