Bana çocuğunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" atasözünü herkes bilir. Doğruluk payı da yok değil bu cümlede. Üstelik, değişen hayatlarla birlikte arkadaşların da değiştiği göz önüne alınırsa, gerçekliği inkar edilemez.

Ama karşımızdakinin kim olduğunu anlamak için sadece arkadaşlarına bakmaya gerek yok. Çocukları da aynı şekilde bize ipuçları veriyor.

Çocuklarla ilgili yazılar yazarken, özellikle oğlum ve oğlum dolayısıyla gelişen yaşantımla ilgili yazdığım bu köşe için düşünürken, "ay şu oldu, bu oldu, şöyle dedi, böyle yaptı" yazılarından daha çok, düşünerek çıkan detayları yakalamak çok hoşuma gidiyor.

Çocukların patavatsızlıkları olarak kabul ettiğimiz ve evde yaşananları anlattıkları bilgilerden bahsetmiyorum. Çocukların saf dünyası, "Annem yemek yaparken babam tencereden tattı diye, tahta kaşıkla kafasına vurdu" gibi yaşanan olayları anlatmaları değil beni ilgilendiren. Ailelerin farkında olmadan çocuklara ilettiklerinden bahsediyorum.

Oğlum gitar derslerine başladı. Her cuma, gitarı okula taşırken yolda "The Man Who Sold The World"ü mırıldanıyorum. "Dünyayı Satan Adam" dedim Sinan’a. David Bowie’nin şarkısı, ama sonra benim kıvama girdiğim zamanlarda Kurt Cobain de söylemişti. Bana sene sonunda bir şarkı çalacaksan, bunu çal dedim oğluma...

Elif’le Edith Piaf’ın 47 yaşında biten acı yaşamından bahsediyorduk. Elif, uzun zaman radyo DJ’liği yaptığı için çok sıkı bir müzik altyapısı vardır. Benim sahip olduğum hafif caz bilgilerim bile onun sayesindedir. Oğlu Ali gelip neden bahsettiğimizi sorduğunda Elif, "Hani sana bazen şarkılarını dinlettirdiğim Fransız şarkıcı var ya, ondan bahsediyoruz" dedi.

Oğlu 5 yaşında, ama Edith Piaf’tan haberdar olmuştu bile veya Roberto Carlos’tan... Olması gerekir mi? Gerekmez belki, ama bence ne kadar çok ve farklı şeyler bilirsek, o kadar kapı aralama şansımız vardır bu hayatta. O yüzden farklı detaylar büyük sürprizler getirebilir. Biz bu fikirle büyüten insanlarız çocuklarımızı...

Derin’in babası en genç baba. Dolayısı ile bizden bir kuşak sonrası. Bilgisayarla daha haşır neşir biri. Bizden daha enerjik, yenilikleri daha iyi yakalayan biri...

Cuma akşamı Derin, haftalık iki mizah dergisi aldı. Onun rutiniydi bu. Benimki de istedi. Sinan haftalıkları değil, aylıkları bilirdi benden. Çünkü ben artık haftalıklara yetişemediğimden, aylık mizah dergilerini okuyorum sadece. Ama onlar pek çocuklara uygun değil. Nitekim Penguen’le mizah dergisi hayatımız da başlamış oldu. Oysa ben ergenlik dönemine saklıyordum.

Prof. Dr. Bengi Semerci, bir sohbetimiz esnasında bana bunun açıklamasını verdi: Artık çocukların bu yaşlarda somuttan soyut düşünceye geçebildiğini, o yüzden de bu tip çizgi romanlardan zevk aldığını söyledi. Ben de oğlanlar marjinal olacak sanmıştım!

Zaten bazı ailelerin yıllar boyunca başarılı insan çıkarmasının altında yatan en basit sebep de bu bence. Çocuklar ailelerinde ne görürlerse, onunla büyüyorlar. Kitap okumayı ne kadar sıradan ve normal bir durum görürlerse, onlar da böyle yapıyor normal olarak. Ve sadece kitap okumak değil, okunan kitabın türleri de burada söz konusu oluyor farkında olmadan...

İşte bu yüzden, bazen oğlum ilgi duysun diye, benim ilgim olmayan konulara da meraklıymışım gibi davranırım. En azından belli bir konuda, "Ben bunu bunu biliyorum ama Feyza ya da Deniz iyi bilir. Onlara soralım, çünkü ben de merak ediyorum" deyip onu öğrenmeye heveslendirmeye çalışıyorum. Hatta beraberce soruyoruz da...

Bir kadın tanımıştım bir zamanlar. Yapısı mutsuz bir tipti. Eşiyle mutsuzdu, işiyle mutsuzdu. Hafta sonu geldiğinde ne yapacağını bilmezdi. Eve gidip çocuğunu görmek bile ona mutluluk vermiyordu sanırım, çünkü yorgun argın işten eve geldiğinde "ayyy gelip üstüme tırmanacak" diye yakınırdı. Onu kendi kendime mutlu olmayı bilmemekle suçlardım.

Bir gün çocuğuyla tanıştım. O da annesi gibi suratsızdı. Çok üzülmüştüm çocuk için. Çünkü onun da mutlu olmayı öğrenme şansı çok azdı.

Anlaşılan bizim altyapımız ve tercihlerimiz normal olarak çocuklarımıza da geçiyor. Onların içinde büyüyorlar çünkü. Peki, çocuklarımız için istemediğimiz bazı şeyleri değiştirerek onlara sunmak mümkün mü?

Belki çok ciddi bir gayretle bazı değişiklikleri onlara empoze edebiliriz, ama çok fazla bir yol kat edemeyiz. Yine de nasıl bir insan olacaklarına ergenlik zamanı arkadaşlarının da çok etkisi olacağına inanıyorum.

Ne zaman aklıma ergenlik gelse, hafiften tırsarım. Daha zamanım olmasına rağmen gerilir, elime Bengi Semerci’nin kitaplarından bilini alırım. Hele hele Alfa Yayınları’ndan çıkan son kitap olan "Ergen Ruh Sağlığı", böyle şeyler kafama takıldığında elime aldığım bir kaynak. Sayfalarını çevirir, başlıklarına göre o anda bana iyi gelebilecek bölümleri elimde kalemle okurum. Baştan sona okumak zamanı da gelecek biliyorum. Bence siz de şimdiden katın kütüphanenize bu kitabı. Bir terslik olur da yıllar sonra görüşemezsek, beni de hatırlarsınız... (Hoş; benim bir yere kıpırdamaya niyetim yok!)

İnsani değerleri öğretmenin 7 yolu

Çocuklara değerleri öğretmek gerçekten zordur. Vaaz verir gibi konuşmalarınız onu sıkmaktan başka bir işe yaramaz. Ama çocuk da olsalar, bazı değerleri onlara küçük yaşlarından itibaren öğretmeye başlayabiliriz. Empati, saygı, kibarlık gibi kavramların önemini çocuğunuza anlatmanın yollarını merak ediyorsanız size yardımcı olabiliriz. İşte çocuğunuza, keyifli ve eğlenceli bir şekilde değerleri öğretmenin 7 yolu.

Bir bahçe yapın

Küçük bir çiçek büyütmek bile, sabrın neleri doğurduğunu gösterebilir ama bunun yerine küçük bir bahçe yaratmak daha eğlenceli olabilir. Önemli olan, çocuğunuzun sabrını çok fazla zorlamamanız. Çiçekler büyüdükten sonra komşunuza bir demet çiçek götürmesini sağlayın. Bu, ona düşünceli olmayı öğretecektir. Çiçek yerine sebze yetiştirmeyi tercih ederseniz, onları pişirip yiyebilirsiniz. Bu da beraberinde tatmin duygusunun sonucu olan kendine güveni sağlayacaktır. Ayrıca çocuklar, kendi diktikleri ve yetiştirdikleri sebzeleri yemeye itiraz etmeyecek, hatta buna bayılacaklardır.

Daha yaşlı bir insana ulaşın

Gününüzü yaşlı biriyle zenginleştirin. Bu, çocuğunuza yaşlılara saygılı olmayı öğretecektir. İçinde el yapımı kurabiye ya da kek olan bir sepet hazırlayın ve çocuğunuzun bunları, yaşlı bir akrabanıza ikram etmesini sağlayın. Onunla süpermarkete gittiğinizde, yaşlı komşularınız veya akrabalarınız için birkaç şey alın. Eğer çocuğunuz müzik dersleri alıyorsa, yaşlı yakınlarınız için çalacağı bir gün ayarlayın. Bu yalnızca yaşlıları memnun etmekle kalmayacak, çocuğunuzun biraz daha fazla çalışmasına zemin hazırlayacaktır.

Bir oyuncağı yıkayın

Çocuğunuzun, sorumluluk duygusunu da geliştirmelisiniz. Yıkanabilir oyuncaklarını bir kovaya koyun, içini toz sabun ve ılık su ile doldurun. Başka bir kovanın içine de temiz su koyun. Birinde oyuncakları nasıl yıkayacağını ve diğerinde nasıl durulayacağını gösterin. Sonra da kuruması için bir havlunun üstüne yerleştirin. Çocuklar su ile oynamaya bayılırlar, bu nedenle bu bir iş olmaktan çok oyun haline gelir. Çocuğunuz bu işe ayak uydurmaya başladığında, "Kendi eşyalarınla ilgilenmen harika!" demeyi unutmayın.

Ev yapımı teşekkür kartları hazırlayın

El işi projeleri, çocuklara minnettarlık duygusu öğretir. Çocuğunuzla birlikte oturun ve el işi kağıtları, pastel boyalar, çıkartmalar ve resim kutunuzda daha başka ne varsa hepsini kullanarak kartlar hazırlayın. Bu kartları elinizin altında bulundurun ve küçük çocuğunuz birinden bir hediye ya da mükafat aldığı an bunu o kişiye göndermesini sağlayın. Yaptığı şeyin, karşısındaki insana ne kadar iyi hissettirdiğini anlaması için, size gerçekten yardımcı olduğu bir günün sonunda siz de ona bir kart verebilirsiniz.

Gazete kupürleri defteri yapın

Çocuklar yeterli empati geliştirmeden, diğer insanların duygularını anlama konusunda güçlü değerlere sahip olamazlar. Çocuğunuzun sözel olmayan ipuçlarını anlayabilmesi için, gazetelerden ya da dergilerden çeşitli resimleri kesin ve bir deftere yapıştırın. Kelimelere odaklanmak yerine, resimlerdeki insanlardan bahsedin. Nasıl bir duygu durumu içinde olduklarından bahsedin, ifadeleri ve beden dilleri üzerinde konuşun. Sayfaları çevirin ve hangi resimlerin deftere gireceğine çocuğunuzun karar vermesini sağlayın. Daha sonra resimlere yeniden bakın, tanımlanan duygularla ilgili daha derinlemesine konuşun. Resimleri gösterin ve nasıl hissediyor olabileceğini sorun.

Yardım etmek için temizlik yapın

Çocuğunuza hayırsever olmayı öğretmek ve bir taraftan da evinizi toparlamak mı istiyorsunuz? Eski eşyalarını biriktirip yardımda bulunmasını sağlamaya çalışın. Artık kullanılmayan oyuncakları, kitapları, kıyafetleri, spor araç gereçlerini toplayın ve yardıma ihtiyacı olanlara ulaştırın. Çocuğunuza yaptığı şeyin, başka insanlara ve çocuklara nasıl yardımcı olduğunu anlatın, hatta fırsat bulursanız bunu görmesini sağlayın. Yardımları adrese onunla birlikte kendiniz götürün.

Dost oyunu oynayın

"Dost oyunu" çocuğunuza bencil olmamayı öğretmenin en güzel yollarından biridir. Böylece ailenin bir diğer üyesine odaklanmasını sağlar. Akşam yemeğinde evdeki herkesin ismini küçük kağıtlara yazın ve bir kutuya koyun, sonra herkes sırayla bir isim çeksin. Çektiği isim, o kişinin o gece boyunca en iyi dostu ilan edilsin. Gecenin geri kalanı boyunca, herkes en iyi dostuna yapabileceği güzel şeyleri düşünsün. Küçük hediyeler yapmaktan en iyi dostunun istediği oyunu oynamaya kadar pek çok şey olabilir. Anne-babalar, evin en küçüğüne yardımcı olmakta özgürler. Sır tutma ve sürpriz yapma işin asıl eğlencesi.
Yazarın Tüm Yazıları