Vekáletler Caddesi

BAŞBAKANLIĞIN önünden geçen Vekáletler Caddesi, yakın geçmişe kadar eylem merkeziydi.

Yazar kasa fırlatandan, borcunu ödeyemediği TIR'ını getirip park edene, taksisini yakana, iş bulmak için ağaca tırmanana kadar birçok ilginç eyleme sahne oldu.

Vekáletler Caddesi, Başbakan Bülent Ecevit'in rahatsızlığından bu yana sessizliğe bürünmüş durumda.

Eylemleri önlemek için cadde girişine konulan ‘‘trafiğe kapalı’’ uyarısı yalnızca tabela üzerinde kalmış.

Bir zamanlar, gruplar halinde art arda sıralanmış heyetler ise sanki buharlaşmış.

Çevreyi kontrol eden polis memurları da olmasa, cadde terk edilmiş görüntüye sahip olacak.

Aynı görüntü Başbakanlık koridorlarına da hákim.

Devlet bakanlarının bulunduğu koridorlardaki hareketlilik bitmiş.

İş takibi için kapı önünde, özel kalem odalarında bekleşenler de yok.

BAŞBAKANLIK KATI

Aynı görüntü Başbakanlık katına da yansımış.

Kırk gün öncesine kadar sıkı kontrolden sonra çıkılabilen makam katının eski havası da, hareketliliği de yok.

Yalnızca, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın odası, eskisi gibi...

Başbakan'ın odası ile bağlantılı ‘‘orta oda’’ yine bakan, milletvekili, işadamı ve bürokratların uğrak yeri olma özelliğini koruyor.

Ancak, orta odanın, heyecanı da, tadı da, şaşaası da yok.

Odanın cevvaliyeti bitmiş, ağır bir burukluk hákim olmuş.

‘‘Şu evrak nerede? O iş ne oldu? Hemen hemen, Meclis'e sevki yapılacak, aman gecikmesin...’’ konuşmaları yerini suskunluğa bırakmış.

Odanın ruh hali, Başbakanlık bürokrasisine de yansımış.

Ana bina koridorlarında, elde evrak koşuşturanlara rastlanmıyor.

Bürokratların söylediğine göre, sadece rutin devlet işleri yürütülüyor.

Yeni olan bir şey yok.

Belirsizlik beklentisinin ağırlığı üzerlerine çökmüş.

Ne olacağını bilemedikleri için bir adım atmaya, bir dosyanın ucundan tutmaya çekiniyorlar.

Belirsizliğin ve karar alma mekanizmasının sağlıklı işlememesinin faturasını ‘‘8.5 milyar dolar’’ olarak veriyorlar.

AB TIKANIKLIĞI

AB yasaları konusunda hükümetteki uyumsuzluk ve tartışma, Başbakan'ın rahatsızlığının üzerine tuz biber ekmiş.

‘‘Hükümet için artık her şey olabilir’’ görüşü hákim olmuş.

Başbakanlık'tan gelen yakınma ise şöyle özetlenebilir:

‘‘İdam, anadili öğrenme ve anadilde yayın için 2004'e kadar vaktimiz vardı. Bugüne kadar az iş yapılmadı. Taahhütler öne alınarak daha çok fedakárlık yapmanın bir getirisi olacak mı? Yoksa hükümete mi mal olacak?’’

SİYASİ TURNUSOL

Devlet bürokrasisinin kalbi durumundaki Başbakanlık görüntüsü böyle.

Ne zaman Başbakanlık'a bu görüntü hákim olsa, hükümetlerin çok uzun süre yaşamadığına ilişkin geçmişten birçok örnek verilebilir.

Bürokrasinin kalbi tekleyince, kamu kuruluşlarının felç olduğu da bilinen bir diğer gerçek.

Daha da önemlisi, yeni bir hükümetin ve seçimin kokusu da ilk kez Başbakanlık'tan alınır.

Siyasetin turnusol káğıdı gibidir.

Vekáletler Caddesi'nin geçen haftaki fotoğrafı, Türkiye'nin ve gelecekteki siyasi belirsizliğin izdüşümü gibiydi.
Yazarın Tüm Yazıları