IMF - Dünya Bankası toplantıları bu yıl 9-15 Ekim arasında, eylül ayında depremin vurduğu Fas’ta yapılacak. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Marakeş’teki toplantıya Türkiye adına katılacak. Ancak Marakeş’ten önce Şimşek, yatırımcılarla bir araya gelmek için Londra ve Paris’te olacak.
- Görevi devralmasının hemen ardından yatırımcı görüşmelerine başlayan Şimşek, Orta Vadeli Program ile dünya ekonomilerine “Vizyonuma ve ekonomi bakışıma uygun bir programı hayata geçiriyoruz” mesajı vermiş oldu. Bu nedenle artık yatırımcılarla bir anlamda “eli daha rahat” bir şekilde bir araya gelecek.
Mehmet Şimşek
Gelelim, Fas Marakeş’teki toplantının ayrıntılarına... Elbette birçok yönden önemli bir toplantı. Ortak ve üye olarak toplantıya katılacak olan Şimşek, birçok ülke temsilcisiyle temas edecektir. Bu tür toplantılarda kısa süreli de olsa gerçekleştirilen temasların yarattığı iklim, önemli işbirliklerinin her zaman kapısını açmıştır. Toplantıya neticede ülkelerin maliye bakanları, merkez bankası başkanları, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katılıyor. Şimşek, bu toplantılarda bakanlığa ara verdiği dönemdeki açığı da kapatıyor diyebiliriz; her ne kadar bu dönemde birçok önemli görevle uluslararası toplantılara katılsa da... Marakeş’teki toplantıda elbette dünya ekonomisi, uluslararası gelişmeler, ekonomilerdeki gelişmeler, riskler, tahminler, eğilimler en yetkili isimler tarafından tartışılacak. Gelelim bu gezi öncesi dolaşıma sokulan iddiaya:
TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDE BORÇ ALMAK YOK
- Bu toplantının Türkiye’nin yeni ekonomik programını yatırımcılara anlatmak dışında Türkiye için daha yeni kredi desteğini artıran Dünya Bankası ve IMF ile ilişkiler açısından başka bir anlam ya da beklentisi yok.
- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tutumu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarına rağmen ve üstelik yerel seçimler yaklaşırken, bu toplantıların IMF’ten borç almak için zemin olarak kullanılacağını bekleyenler yoktur sanırım.
- Türkiye bir program hazırladı ve uluslararası kuruluşlardan borç almayı değil, yabancı yatırımcı çekmeyi tercih etti. Bunu da dünyaya duyurdu.
Geçen süre zarfında terör ülke gündeminden çıkarıldı. Normalleşmenin yani ekonomik ve sosyal gelişimin önü açıldı. Yatırım ve istihdam artışının yanı sıra petrol ve doğalgaz bulunduğu haberleri ardı ardına gelmeye başladı.
* Böyle olunca özellikle yüksek teknolojili silah sanayisinde bir sıçrama yaşandı.
* Bu sıçrama dış politikada çarpan etkisi yarattı. Suriye operasyonlarını Libya, Irak ve Azerbaycan’da yaşanan askeri gelişmeler takip etti.
* Uluslararası sistemin unutturmaya çalıştığı sorunları Türkiye birer birer çözmeye başladı. Hem terörle hem de dış politik çatışmalarla eş zamanlı başa çıktı Türkiye.
* Üstelik Türkiye kimsenin emri altına girmeden, milli çıkarları doğrultusunda bildiği yolda ilerledi, ilerliyor.
Şimdi Milli Savunma Bakanı. Üstelik bakanlar arası illerin sorunları açısından yapılan paylaşımda, bir zamanların terörle mücadele konusunda en yoğun iki ilinden sorumlu, Hakkâri ve Şırnak... Sevgili meslektaşımız Anadolu Yayıncıları Derneği Başkanı Sinan Burhan’ın ev sahipliğinde bir grup gazeteci Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geldik. “Yıllarca terörle anılan Hakkâri ve Şırnak gibi güzide illerimizin bende özel bir yeri var” dedi. Güler, 1992-1994 yılları arasında Tabur Komutanı olarak Şırnak’ta görev yapmıştı. Gözlemlerini şöyle paylaştı:
‘BÖLGE HALKI MUTLU’
◊ “Bölge halkı tüm sorunlarına rağmen terör belasından kurtulmaktan ve bölgenin geleceğinde terör olmayacağına olan inançlarının artmasından dolayı mutlu.
◊ Bölge terörden temizlendikçe, güvenlik ve huzur temin edildikçe, hükümetimiz tarafından yürütülen hizmet siyasetiyle ulaştırmadan sağlığa, eğitimden spora, tarımsal kalkınmadan hayvancılığa, çevre-şehircilikten turizm ve kültüre kadar her alanda büyük yatırımlar hayata geçirildi, geçirilmeye devam ediyor.
◊ Gabar’daki petrol ciddi bir boyuta ulaştı. Şimdi Cudi var, Kato’da çok daha büyük bir rezervin olduğu değerlendiriliyor. Hakkâri’de de petrol arama faaliyetine başlandı. İnşallah oradan da ümitliyiz. Şimdi Siirt’e, Van’a da bakılıyor.
◊ Hakkâri’de Süper Lig’de oynayan kadın futbol takımımız, Yüksekova’da da birinci Lig’de oynayan ayrı bir futbol takımımız var. Şırnak’ta da aynı şekilde Birinci Lig’de oynayan bir kadın futbol takımımız var.
◊ Tabur Komutanlığı’mdan bu yana ‘Oradaki insanların sorunlarına nasıl çare olabiliriz’ diye çalışmış ve bölge insanı ile içten bir ilişki kurmuş biri olarak bu konuda içim oldukça rahat. Oradaki insanlar sizin samimiyetinizden emin olursa endişe edilecek hiçbir şey yok.”
Bahçeli’nin bu çıkışı neden yaptığı merak konusu oldu. Bunun nedenlerine geçmeden Bahçeli’nin çıkışını hatırlayalım. MHP Lideri şu mesajları vermişti:
* “Özellikle bir adli vakıa üzerinden devamlı surette eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ve bakanlık dönemine ilişkin mesnetsiz iddialarda bulunanların potansiyel bir rövanş alma gayesine heves ettikleri elbette dikkatli ve uyanık gözlerden kaçmamaktadır. Sayın Soylu 2016 yılından 2023 yılına kadar üstlendiği bakanlık sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmiş bir devlet ve siyaset insanıdır.
* Terörle mücadelede üstün başarılara imza atması vesilesiyle muarız cephede birikip de kuyruk acısı olanların şedit ve şekavet tonu ağır saldırılarına maruz kalmaktadır. FETÖ, PKK ve gayri meşru çevrelerle derin bağ ve bağlantıları tevsik veya teyit edilmiş köksüzlerin Sayın Soylu’yu orantısız ve onursuz suçlamaları geçmişte ne kadar doğru işlerin yapıldığını aynısıyla belgelemiştir.
* Hakkında pek çok iddianın bulunduğu bir şahsa karşı icra edilen operasyonun hitamında Sayın Soylu’nun sözde irtibat ve illiyeti bahanesiyle töhmet altında bırakılması, sürekli tahrik ve taciz cenderesinde tutulması hem şerefli bir davranış olmayıp hem de adil, hukuki ve hakkaniyetli bir muamele değildir.
* Bilmeyenler için tekrar ifade etmeliyim ki, Sayın Süleyman Soylu, Türk milletine mal olmuş, bakanlığı döneminde koltuğunda bir saniye oturmayarak dağ tepe demeden dolaşmış, bölücü terör örgütüne kök söktürmüştür. Bu itibarla Milliyetçi Hareket Partisi vefanın ve siyasi ahlakın bir gereği olarak Sayın Süleyman Soylu’nun sonuna kadar arkasındadır.”
SİYASİ PROGRAMLARI KAÇIRMAZ
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in davetiyle yapılan günübirlik çalışma ziyaretinde birçok önemli açıklama ve anlaşma gündeme geldi. Önce izlenimlerle başlayalım:
* Resmi karşılama töreninin ardından Yüksek (Ali) Meclis’in iç bölümünde iki ülkenin bakanları, liderleri tek tek selamladı.
* Erdoğan görüşmeye geçmeden, uçak heyetindeki gazetecileri de Aliyev’e sundu.
* Ziyaretin ana teması Son Karabağ operasyonuydu, yüzler gülüyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir önceki 44 gün sürmüştü, bu kez bir günde tamamlandı” derken, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Alivey ise tebrikleri kabul etti.
* Özellikle Karabağ operasyonu ve Ermenistan’daki karışıklığın hemen ardından yapılan ve Azerbaycan’a Türkiye’nin desteğini bir kere daha net biçimde gösteren ziyaretin bölge ve dünya tarafından da dikkatle izlendiğine şüphe yok.
Allah aşkına, mesele sadece tutuklanıp tutuklanmamasından mı ibaret? Önce şunu söyleyeyim, hukuk kuralları herkes için geçerlidir, geçerli de olmalıdır. Hukuk işlemelidir nokta. Ancak konunun sadece “tutuklanmalı, tutuklanmamalı, rehabilite edilmeli” boyutuyla tartışılması, bana sorarsanız fazlasıyla sığ! Bununla sınırlı kalan bir tartışma “sorunun” büyüklüğünü de gerçekliğini de örtüyor. Atatürk’e resmiyle ve çok ama çok çirkin bir şekilde hakaret eden 17 yaşındaki gencin videosunu izlemeyenler, önce bir açın, izleyin!
HER ŞEYDEN ÖNCE AHLAKI ÖĞRENMEMEK!
* Görüntüler tek kelimeyle çirkin ve ahlaksız. Güzel ahlakı, iyi ahlaklı olmayı öğrenmekte olduğunu varsaydığımız bir gence asla ve asla yakışmıyor.
* Bu hakaretin Atatürk’e yapılması konunun bir boyutu. Bu gencimiz bugün o sınıfta Atatürk, silah arkadaşları ve O’na ve onlara inanmış bir millet sayesinde okumakta olduğunu öğrenmiştir değil mi? En azından öğretilmiş olduğunu düşünüyorum.
* Olayın bir başka boyutu, o resim Atatürk’ün resmi olmasaydı, başka birinin resmi olsaydı da aynı şekilde “rezillik” derdim.
* Bitmedi, o video sınıfta çekiliyor. Arkada oturan başka öğrenciler görünüyor. Kimse “Arkadaş akıl sağlığını mı yitirdin, ne yapıyorsun?” diye sormuyor.
17 yaşındaki gençte akıl sağlığı açısından ciddi bir hastalık olduğu yönünde bir bilgi yok. Buradan hareketle 17 yaşındaki bir genç ve etrafında “Arkadaşım ne yapıyorsun?” demeyen diğer gençlerin nefreti, cehaleti, ahlak eksikliği nereden kaynaklanıyor? Kimse kusura bakmasın! Öğretmenden okul yönetimine, ailelerden yetkililere bu konu üzerinde herkes oturup bir düşünsün. Eğer gençlere tarih, saygı, sevgi, ahlak öğretemiyorsak, burada çok büyük bir sorun vardır. O sınıflarda, ellerinde o cep telefonlarıyla, bu kadar rahat kimler sayesinde bulunuyorlar, önce bunu bir öğrenmeleri gerekiyor. Sonra da “ahlak, saygı” kelimelerinin anlamlarını ve bu iki kavramı hayatlarına nasıl yerleştireceklerini...
YENİ İÇTÜZÜĞE NEDEN İHTİYAÇ VAR?TBMM
Bir yandan gözler bu hafta Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararında, bir yandan da TL mevduatı destekleyecek adımlar dikkatle izleniyor. Merkez Bankası, vatandaşın Türk Lirası’nda kalmasını ve TL cinsinden tasarrufunu cazip kılacak yeni ve güçlü kararlar aldı. Bu çerçevede;
* Standart TL mevduatın toplam mevduat içindeki payını artırmaya yönelik aylık TL payı artış hedefi yüzde 2’den yüzde 2.5’a yükseltildi.
* TL’ye geçiş ve yenileme oranı yüzde 100’ün altında olan bankalara yıllık yüzde 8 oranında, yüzde 100’ün üzerinde olan bankalara ise yıllık en fazla yüzde 4, TL’ye geçiş oranına göre komisyon uygulanacak.
* Kur korumalı hesapların TL mevduat sayıldığı komisyon uygulaması sona erdi, TL’ye geçiş ve yenileme oranları belirleyici olacak.
* Aynı zamanda Merkez Bankası ihracatçı ve KOBİ’lerin rahat nefes almasını sağlayacak başka bir düzenlemeyi de hayata geçirerek, fatura muafiyet sınırını 50 bin TL’den 250 bin TL’ye çıkardı.
TL’Yİ CAZİP KILACAK ENSTRÜMANLAR DEVAM EDECEK
Peki tüm bu adımlarla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası nasıl bir yol haritası belirledi, amaç ne? Gelinen noktayı tek bir cümle ile özetleyecek olursak; “TL’yi cazip kılacak enstrümanlara devam edilecek.” Ayrıntılara geçersek;
* Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülüyor.
Herhangi bir açıklama yapılmadı ama yaklaşık 15 isim istifa etti. Bu kararın nedenleri ve gerekçeleri ve bundan sonraki yol haritasına ilişkin edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.
GÖREVDEN ALMA YERİNE İSTİFA
* Görevleri sona eren isimlerin çoğu 65 yaş ve üstündekiler.
* Tek tek arandılar, “Gençleşme ve değişim” ifadelerinin ardından “Bir aile olunduğunun” da altı çizildi.
* Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlarının görevden alınması kararname ile oluyor. Bu yöntem yerine önceden konuşularak, istifa mekanizması harekete geçirildi.