Paylaş
Kardiyolog, Prof. Dr. Selen Yurdakul, bugün birçok hastasının maalesef benzer deneyimler yaşadığını belirterek, “Detaylı, ‘tam’ bir check-up’ta tüm batın ultrason, akciğer filmi, geniş biyo-kimya dediğimiz ve içinde kolesterole, kan şekerine, böbrek, karaciğer, tiroid hormonları, vitamin değerleri gibi birçok parametreye de bakılan tüm testler ve tahliller, EKG, Ekokardiyografi, detaylı kalp ultrasonu, efor testi olmalı. Genetik yatkınlığı olmayan yani ailesinde 60 yaş altında herhangi bir kalp hastalığı bulunmayan, sağlıklı bireyler için bu testler yeterlidir. Bu ilk aşamada bir sorun çıkarsa bir sonraki aşama BT koroner anjiyo yani bilinen adıyla sanal anjiyo ile damarlara bakılması olmalıdır. Yılda en azından 1 kez bu ‘tam’ kontrolü yaptırmakta fayda var” diyor ve ekliyor:
GENETİK MİRAS ÖNEMLİ
“Bugün maalesef piyasadaki birçok check-up ‘tam’, detaylı check-up değil. Bu durum, hayli yanıltıcı olabilmekte. Özellikle aileden genetik mirası olanlarla, aşırı kilolu/ obez olanlar, sigara- içki içenler, tansiyon, şeker gibi riskli hastalıkları olanların, ‘detaylı’ yapılmayan bir check- up sebebiyle, ‘sağlıklıyım’ gibi bir yanılgıya düşmesi üzücü hadiselere neden olabilir. Ki saydığım kategoride olan bu kişilere ‘tam’ check-up da yetmez, daha detaylı bakılmalıdır. Çünkü nadir de olsa efor testi kalp krizinden bir gün önce bile normal çıkabiliyor bazen. Dolayısıyla anne, baba, amca, dayı, hala gibi birinci derece akrabalarınızda erken yaşlarda kalp ve kalp hastalıklarına bağlı ölümler, operasyonlar ya da problemler yaşandıysa ve 40 yaşın üzerindeyseniz, sanal anjiyo ile damarlarınıza yakından bakılmalı. İşte o zaman olası bir kalp krizini kaçırmak gibi bir riskimiz yok!”
BESLENME BİÇİMİMİZ YAŞAM TARZIMIZ OLMALI
“Sadece Türkiye değil dünyada kalp hastalığı geçirme yaşı yaşam şartlarının kötüleşmesine bağlı olarak 30’lu yaşlara düşmüştür. Dolayısıyla beslenme biçimimiz yaşam tarzımız olmalı. Akdeniz tipi, kuru baklagillerden, sebze, meyveden ve Omega 3 bakımından zengin, kırmızı et başta, hayvansal ve paketli gıdalar ile rafine şeker, karbonhidrattan uzak bir beslenme, günde 20 dakikalık tempolu yürüyüş, yanı sıra sigara ve içkiden uzak bir hayat çok önemli. Tansiyon ya da şeker hastaları özellikle ilaçlarını düzgün kullanmalı.”
BEN YAŞADIM CHECK-UP DEDİLER SADECE KAN SAYIMINA BAKMIŞLAR
Check-up: İngilizceden dilimize geçen bir kelime. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı; gözden geçirmek. Tam muayene, kontrol de denilebilir.
“Yılda bir kez muhakkak check-up yaptırın” deniyor ancak hangi check-up? Küçük-orta ya da tam paket olarak satılanı var yanı sıra kalp sağlığı için ayrı, meme sağlığı için ayrı, kanser taraması için ayrı, erkek, kadın ve çocuklara ayrı olmak üzere satılan onlarca farklı check-up var. Birinin içeriği diğeri ile aynı değil. Mesela birinde meme ultrasonu yok! Bir diğerinde EKG var ama alt batın ultrasonu yok! Elbette hepsi değil ama piyasada özellikle “uygun” fiyata satılan birçok check-up’ın içeriği “tam” bir kontrol sağlamaktan çok uzak. Fakat çıkan sonuçlar insanlarda sağlıklı olduklarını düşünmek gibi büyük bir yanılsamaya sebep olabiliyor. Bir benzerini geçtiğimiz ay yaşadım. Anneme check-up yapıldı, “Oh! Sapasağlammış” dedik, rahat bir nefes aldık. Ama sonrasında tansiyona bağlı, ani gelişen bir atakla gittiğimiz acil serviste annemi kontrol eden doktor, yenice check-up yapıldığını söylediğimde, sonuçlarına şöyle bir bakarak, “Bu check-up değil. Sadece tam kan sayımı yapılmış” demiş ve gerekli diğer testler ile görüntülemelerin acilen yapılması gerektiği bilgisini vermişti.
CHECK-UP İLE DEĞİL DÜZENLİ VE DENGELİ BİR YAŞAMLA KENDİNİZİ KORUYUN
Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kınıkoğlu, hiçbir check-up’ın bir insanın gelecekte kalp krizi geçirip geçirmeyeceği veya kanser gibi önemli hastalıklara yakalanıp yakalanmayacağı konusunda “kesin” bir fikir veremeyeceğini belirterek, diyor ki: “Erken tanı önemli ancak hastalıklara hiç yakalanmamak çok daha önemli. Check-up ile kendimizi korumaya çalışmaktan ziyade, insanların daha en başından beslenmelerine dikkat etmesi, kalp içinde plakların oluşmaması için mümkünse şeker, yağ ve özellikle de hayvansal gıdalardan uzak durması ya da az miktarda tüketmesi gibi bir yaşam yoluna girmesi şart. Zira bir kez kalp içinde plak oluştuğunda, onun ne zaman kopup, kopmayacağını biz doktorlar bile bilemeyiz. Bazen otururken bazen de Volkan Konak örneğinde olduğu gibi, bir efor sarf ederken, ki orada kalabalığa dönük bir heyecan, bir performans var, nabız yükselir ve o plak kopabilir. Dolayısıyla yaşam tarzınızı değiştirmediğiniz sürece hiçbir ‘erken tanı’ tek başına yeterli olmaz, sizi korumaz. Asıl anahtar dengeli, düzenli bir yaşam ve beslenmedir.”
Paylaş