Paylaş
Ben Özbekistan’da bir dizi toplantıda olacağım.
Taşkent’ten, Ürgenç’ten Semerkant ve Buhara’ya kadar Türk dünyasının bilim, şiir ve düşünce coğrafyasında 1449’da o muazzam eserini yazan ünlü astronom ve biliminsanı Ali Kuşçu’nun hocası; Timur’un torunu Uluğ Bey’in rasathanesini, Biruni’nin dehasını da içine alan bir yolculuk.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Bey’le birlikte bir tarihi ziyaret.
Parlamenterler arası birlik toplantısının gündemi elbette dünyanın geldiği bu kaotik durum.
Ve çok önemli bir konu;
“Türk dünyasının yükselen yıldızı olarak Türk gençliği.”
“Ortak mirasımız ortak geleceğimiz...”
Numan Bey’le işte böylesine tarihi bir ziyarete çıkarken ajanslardan gelen haberleri inceliyorum.
Nasıl bir dünya?
Nasıl bir Türk gençliği?
Nasıl bir İslam dünyası?
Nasıl bir Türkiye?
Bugün bakıyorum. Dünya, bilinen bütün insanlık kurumlarını neredeyse parçalarcasına tartışmaya açmış durumda.
Trump’ın dünyaya “saldığı” yeni vergiler... Gazze’yi tatil kasabası hayali... Kanada, Grönland planları... İsrail’in Gazze ve Suriye’deki kanlı oyunları... BM, NATO, DSÖ’nün sarsılması...
İnsanlık yeni ve kaotik bir döneme giriyor.
Öyle çok örnek var ki...
İşte yalnızca nisan ayının 2’si ve 4’ü arasında gelen haberlerden bir özet:
MACARİSTAN: “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden çekilme sürecini başlatacağını duyurdu. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın kabine şefi Gergely Gulyas, Macaristan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden çekileceğini açıkladı.”
Neden bu karar?
İşte cevabı:
“Urban’ın açıklaması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı olmasına rağmen Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye varmasıyla aynı gün yapıldı.”
Ne oldu şimdi?
Bir Avrupa Birliği üyesi olarak Macaristan, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni reddetti.
O ceza mahkemesini Trump zaten reddetmişti.
Nerede kaldı uluslararası adalet kurumu?
Parçalanıp gidiyor.
Devam ediyorum:
DANİMARKA: Başbakan Mette Frederiksen, Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’ı ziyaretinde “ABD, Grönland’ı alamayacak. ABD, Grönland’ı alamaz” dedi.
Tabii Trump bu arada Grönland için hazırlıklara devam ediyor.
Danimarka şimdi ne yapsın?
BM’ye gitse ne olacak. BM’yi dinleyen mi var?
KANADA: Başbakan Mark Carney, “Hükümetim ABD gümrük vergileriyle mücadele edecek, Kanadalı işçileri ve endüstrileri koruyacak ve G7’deki en güçlü ekonomiyi inşa edecektir” dedi.
Kanada Başbakanı bunu niye söylüyor?
Çünkü Trump, Kanada’yı istiyor. Gümrük vergileriyle önce ekonomisini vuruyor.
ABD: Trump başta Çin olmak üzere bütün dünyaya resmen gümrük savaşı başlattı. İthalat için yüzde 25 civarında vergiler koydu. Bir anlamda dünyaya ‘vergi saldı.’ AB sallandı. Japonya titredi.
Bu daha başlangıç. Panama Kanalı. Meksika Körfezi sırada.
TRUMP YARDIMLARI KESTİ: ABD Başkanı dünyanın mazlum ülkelerine yapılan sağlık ve yaşam yardımlarını kesti. California eyaletindeki San Francisco Bölge Mahkemesi Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, Trump yönetiminin ebeveynleri olmadan ABD’ye gelen yaklaşık 26 bin göçmen çocuğu etkileyen bu uygulamayı durdurdu. Bu karar, 16 Nisan’a kadar geçerli olacak.”
NETANYAHU MESELESİ: Dünyanın birçok ülkesi, Gazze katliamının sorumlusu Netanyahu’nun tutuklanması için karar aldı ama sonuç yok. Trump bir de desteğini açıkladı. Son olarak Avrupa’da en büyük gediği Macaristan açtı. Böylece AB’nin ortak kimliği de yaralanmış oldu.
TRUMP-PUTİN VE NATO: Trump’ın buradan sonraki gündem maddesi NATO’ya yaptığı öncülüğü ve yardımları kesmesi olarak gözüküyor. AB, BM, NATO ve bölge ülkelerini bir kenara bırakıp, Suudi Arabistan’da Rusya ile Ukrayna için çözüm görüşmeleri başlatması hem NATO için hem de BM’nin kurumsal varlığı için “alarm zilleri” çalmasına neden oldu.
Dahası var...
RUSYA VE ÇİN: Trump’ın bu atakları Rusya ve Çin’in içinde olduğu “büyük oyun”u daha keskin bir hale getiriyor. İşte yine 2 Nisan’da ajanslardan geçen bir haber:
“Rusya Başkanı Vladimir Putin’in Moskova’da Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’yi kabul ettiği bildirildi. Rusya-Çin ilişkilerinin yüksek bir seviyeye ulaştığını belirten Putin, iki ülke arasında ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda işbirliğinin derinleştiğini söyledi.”
Rusya ve Çin arasındaki bu görüşme Trump’ın ataklarına karşı çok stratejik bir cevap olarak yorumlanabilir.
PENTAGON YİNE ORTADOĞU’DA: Trump’ın Suriye’den çekilip bölgedeki askeri gücünü azaltacağı yorumları yapılırken, bakın 4 Nisan’da ajanslardan hangi haber geçti:
“ABD Savunma Bakanlığı, Ortadoğu’ya ilave askeri varlıklar konuşlandırılacağını bildirdi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Sean Parnell, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in talimatı doğrultusunda, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesinin artırılacağını söyledi. Bölgeye ilave savaş uçakları konuşlandırılacağını kaydeden Parnell, böylece ABD’nin hava savunma kapasitesinin artacağını ifade etti.”
Bu elbette yalnızca Suriye için bir hazırlık değil. İran’a ve Yemen’e karşı da bir güç konumlanması.
SONUÇ: Nisan ayının 2’si ile 4’ü arasında gelen bu haberleri okuyunca ne düşüneceğiz?
Türk dünyasının tarihi coğrafyasında Semerkant ve Buhara’da bu sorulara cevap arayacağız.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra insanlığın ulaştığı askeri ve sivil kurumsallaşmanın uğradığı bu deprem ne getirecek?
Demokrasinin totaliter hırslara yenildiği bir silahlı ticaret dönemine mi giriyoruz?
Merkantilizme geri mi dönüyoruz?
Bir medeniyet olarak ahlak ve vicdanın terk edildiği güç savaşları bütün vahşetiyle geri mi dönüyor?
Cevaplar kadar sorular da önemli...
Paylaş