Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş eder

Son romanı ‘Bana Bir Resmini Yolla’ Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülen, geçen aralıkta ‘Şiirin Vakti’ kitabı yayınlanan şair-yazar Hidayet Karakuş ile buluştuk. Yalvaç’ın Kurusarı köyünde masal gibi bir çocukluk geçiren, sonra 33 yıl öğretmenlik yapan Karakuş’la hem eski albümleri karıştırdık hem de ‘şiir’i konuştuk...

Haberin Devamı

1- “İşte o çocuk!” Yazar-şair Hidayet Karakuş’un kendi çocukluğunu anlatan kitabının başlığı bu… Karakuş, “Çocukluk anılarımı yazmaya başladığımda ‘içimdeki o çocuğun’ yerli yerinde durduğunu, içimden bana daha da afacan gözlerle baktığını gördüm” diyor. Bugün ödüllü romanlarında anlattığı öykülerin de kaynağında çocukluk günlerinden izler var. Öyleyse ilk sorumuz; kim bu çocuk? Eski albümleri açıyoruz… Hidayet Karakuş, annesinin takvimine göre ‘harman kalktıktan bir hafta sonra’ 6 Eylül 1946’da, resmi nüfus cüzdanına göre 1 Nisan 1945’te doğuyor. Çiftçi bir ailenin üç çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya geliyor. Karakuş, “Ailem eskilerin deyimiyle ‘rençber’ yani çiftçiydi. Tarlalarımız vardı, onları ekip biçiyorlardı. Ben de tarlada harmanda çalıştım, döven sürdüm, ekin yoldum, biçtim, çift bile sürdüm” diyor.

Haberin Devamı

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş eder

KÖYDEN NEDEN ÇIKILIR ANLAYAMIYORDUM

İlkokulu köyde bitiriyor. Karnesini aldığı gün Köy Enstitüsü mezunu öğretmeni Tahir Bakır, sınıfta seçtiği dokuz öğrenciyi öğretmen okulu sınavlarına hazırlamaya başlıyor. Her gün, “Köyden çıkacaksınız, okuyacaksınız” diyor. Karakuş’la arkadaşları buna bir anlam veremiyor; “Köyden çıkmak ne demek? Meyve bahçeleriyle, dereleriyle, uzakta görünen mavi dağların berisinde uzanan ovası, yumuşak tepeleriyle köyden daha güzel neresi var? Bu köyden çıkmak olur mu?” Gönlü otlatmak istediği sevgili öküzlerde kalsa da yapacak bir şey yok… Babası kesin konuşuyor; okunacak. Sınavı kazanıyor; Isparta Gönen İlköğretmen Okulu’na giriyor. Karakuş: “O zamanlar bir insan köyü neden bırakır anlayamıyordum. Kış gecelerimiz masal gibiydi; öyküler anlatılırdı. Elektrik yoktu, kandil ışığında büyükler çocuklarla oyunlar oynardı. Köyü hâlâ çok severim, hiç kopmak istemedim.”

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1963 - Gönen’de bağ sırasını çapalayıp temizlerken.

Haberin Devamı

YOKSUL OLDUĞUMUZUN FARKINDA DEĞİLDİK

Karakuş, “Çocukluğumuz toz toprak içinde geçti ama öğretmen okuluna gidinceye kadar yoksul olduğumuzun farkında değildim” diye devam ediyor: “Evimizde ‘sağın’ dediğimiz ineğimiz, mandamız, keçimiz, koyunumuz yani sütümüz, yoğurdumuz, yağımız vardı. Arılarımızdan balımız vardı. Çocukken hiçbir şeyin eksikliğini duymadık. Öğretmen okulunda arkadaşlarıma gelen harçlıkları görünce, ‘Biz yoksulmuşuz’ dedim. Bize sadece köye döneceğimiz zaman yol harçlığı gelirdi. İkinci yıl sınıfta kaldım. O zaman okumaya, yazmaya başladım. Okulun çok zengin bir kütüphanesi vardı. İlk okuduğum kitap Kemalettin Tuğcu’nun ‘Sokak Çocuğu’ydu. Onun arkasından Orhan Kemaller, Panait Istratiler okudum. Tüm bunlar ufkumu genişletti.”

Haberin Devamı

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1957 - Birinci sınıftaykenŞair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1965 - Selçuk Eğitim Enstitüsü ikincı sınıf

2- İLK ESER: OKUL DUVARINA KIBRIS DESTANI

İlk şiirini de bu dönemde yazıyor…Sene 1950’lerin sonu: “Radyoda Kıbrıs olaylarını, üniversiteli ağabeylerimizin sokaklarda ‘Kıbrıs Türktür, Türk kalacak!’ diye gösteriler yaptığını dinlerdik. Bundan etkilenerek bir Kıbrıs Destanı şiiri yazmıştım. Şiir, sınıfın duvar gazetesinde yayınlanınca 43 kişilik sınıfta herkes bana bakıyor sanıp çok heyecanlanmıştım. O günden sonra yazmayı sürdürdüm. Şiir kitapları okumaya başladım. İlki Cahit Külebi’nin benim yaşadığım toprakları, Anadolu’yu anlatan ‘Rüzgâr’ adlı şiir kitabıydı. Sonra Atilla İlhan’ı, Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı, Cahit Sıtkı’yı okudum, şiirlerini tanıdım.”

Haberin Devamı

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1960’lar - Annesi Huriye Hanım ile...

3- İKİNCİ TEN: ÖĞRETMENLİK

Eğitimine Selçuk Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne devam ediyor. 1966’da mezun oluyor ve sırasıyla Adana, Manisa ve İzmir’de toplam 33 yıl öğretmenlik yapıyor. Karakuş, “Biz 11 yaşından itibaren öğretmen olarak yetiştirildik. O sebeple öğretmenlik benim üzerimde ikinci bir ten gibi durur” diyor. Ancak bu sırada yazma tutkusu şiirden romana, çocuk kitaplarına, radyo oyunlarına evriliyor. Çeşitli gazete ve edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlanmaya başlıyor. Ne hakkında yazıyor? Karakuş, “Aşk hakkında, zaman hakkında, aklıma ne gelirse…” diye yanıtlıyor.

4- BİR DİZE DÜŞER BEYNİNİZE...

Haberin Devamı

Şiir nasıl yazılır? Bu soruya gülerek Sait Faik’ten bir alıntıyla cevap veriyor: “Bilmiyorum! Duygulandığımda onu şiire dökmeyi seviyordum ama farklı yazmanın gerekli olduğunu da biliyordum. Şiir hakkında kimler neler diyor, eleştirmenler, denemeciler ne düşünüyor, neler inceleniyor, yazılıp çiziliyor…. Bunları araştırdım. Sonuçta bir dize düşüyor beyninize, bir durumu ya da bir gerçekliği anlatan hoş bir dize düşüyor aklınıza, onu not ediyorum. Sonra o şiiri ya da dizeyi geliştirmek için yeni sözler, imgeler bulmaya çalışıyorum. Bir şiir bir gecede bitmiyor. Bazen bir dize sizi sarhoş ediyor, ertesi gün bakıyorsunuz beş para etmez! Bazen bir şiiri bitirmem dokuz ay sürüyor. Şiir yazması romandan daha zordur ama insanı daha çok sarhoş eden bir yanı vardır.”

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1990 - Bornova’da bir imza gününde; Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, İlhan Selçuk...

5- NECATİGİL DEDİ Kİ...

Peki iyi şiir nasıl yazılır, nasıl anlaşılır? Bu sorunun cevabını ona ilk şiir kitabı yayımlandıktan sonra ünlü şairimiz Behçet Necatigil vermiş: “1979 yılında şair dostum Ali Rıza Ertan’ın ‘Çok farklı şiirler yazıyorsun, kitap çıkar’ demesiyle ilk kitabım ‘Günaydın Gül Yaprağı’ yayımlandı. Bu kitabı bütün şairlere yolladım. Bir hafta sonra Necatigil’den cevap geldi: ‘İyi sanatın ölçüsü insanı heyecanlandırmasıdır. Senin şiirlerinde heyecanlandım’ diyordu. İyi şiir insanı etkileyen, heyecanlandıran şiirdir. Necatigil’den başka Gülten Akın bana yazdı, pek çok yerde kitap hakkında yazılar çıktı. O zaman doğru bir şey yaptığımı anladım. Öğretmenlik devam ederken, derslerden kalan zamanımı okuyarak-yazarak değerlendirdim.”

ZAMANI AŞAN ŞİİRLER

Hidayet Karakuş’un bugün elliye yakın kitabı var. En son şiir kitabı geçen aralıkta Bilgi Yayınevi’nden çıktı. Adı: ‘Şiirin Vakti-zamansız şiirler.” Her şeyin çok hızlı aktığı modern zamanlarda şiirin vakti  midir? Yanıtı: “İyi şiir zamanı aşan bir şiirdir. Kötü şiirden zaten milyonlarca yazılmıştır (gülüyor)! Nazım, Cemal Süreya, Ülkü Tamer, Necatigil, Cahit Külebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Dağlarca çok iyi şairlerimizdir. Atilla İlhan’ın ‘Gözlerin gözlerime değince, felâketim olurdu ağlardım, beni sevmiyordun bilirdim, bir sevdiğin vardı duyardım, çöp gibi bir oğlan ipince, hayırsızın biriydi fikrimce, ne vakit karşımda görsem, öldüreceğimden korkardım, felâketim olurdu ağlardım…” dizelerini düşünün. İnsanı en değişmez nitelikleriyle anlatan şiir her zaman heyecan yaratır...”

AŞK BİTİNCE DE YAZARSANIZ ŞAİR OLURSUNUZ

Gençlerin şiire ilgisi nasıl? Karakuş: “Gençlerin bilinçli olanları şiir yazmayı sürdürüyor. Bilinçsiz olanlar âşık olduğunda yazıyor. Aşk bitince şiir bitiyor! Aşk bittikten sonra da şiir yazmayı sürdürürseniz şair olursunuz. Şair sadece sevdiğine yöneltmeyecek bakışlarını… yaşama yöneltecek. Dünyanın acılarına, gerçeklerine yöneltecek, toplumsal sorunlara da yüreğini verecek. Emekten yana olacak. Edip Cansever kuyumcuydu ama yüreği emekçiden yanaydı.”

ABUR CUBUR OKUMUYORUM

Karakuş iyi şiiri anlamak için okurun da birikime sahip olması gerektiğini söylüyor: “Çok şiir okumak, müzik dinlemek, film izlemek gerekiyor. Sanat bir heyecan işidir. O heyecanı yaşayabilmek için de birikim lazım. Yoksa sanatı hak ettiği gibi anlayamayız. Çok roman, şiir, öykü okurum. Ayrıca bilimsel dergileri okurum. Yazarın, şairin yazdıkları bilime aykırı olmamalı. Okuru boş inançlara sürüklememeli. Yoksa inandırıcı olamazsınız. Ne kadar seri üretirseniz o kadar nitelik düşer. Sanat özgünlük ister. Çok satılan kitaplar bana göre değil. Abur cubur okumuyorum. Seçerek okuyorum.”

MADIMAK’TAN KALAN...

Hidayet Karakuş, 1993 yılındaki Sivas olaylarını yaşayıp eşiyle kurtulan aydınlarımızdan. Aradan 32 yıl geçti. O dönemden aklında kalanlar: “Arkadaşların elinde fırçalarla beklemeleri, fotoğrafımızı çeken arkadaşlar, semah ekibinden tiyatrocu çocukların merdivenlerde oturmaları, Asım Bezirci’nin elinde incecik bir çıtayla dolaşıp bize şakalar yapması, nişanlı iki gençten delikanlının kızın saçını örmesi, sokaktan atılan taşların kırdığı camlar, taşların oda kapılarının ardına dek gelmesi,  arkadaşların çaresizliği, aşağıdan gelen gaz kokuları, koridorlardaki sehpaların ayaklarını söküp kendimizi koruyalım diye elimize veren otel görevlileri, Aziz (Nesin) Ağabey’in Erdal İnönü’yle konuşması… Sonra saat 17.30’da telefonların, 19.30’da elektriklerin kesilmesi, dışarıdan gelen ‘Gazanız mübarek olsun’ sesleri …” Karakuş, “Bu olanları aydınlıkla karanlığın savaşı olarak görmeye çalıştım. Sağ kaldık belki ama sağlıklı kalmak zordu. Ben yazarak atlattım. Bir sanatçı olarak dışarıdan, nesnel bakmak gerek diye düşündüm” diyor.

Şair-yazar Hidayet Karakuş: İyi şiir insanı sarhoş ederSENE 1993 - 2 Temmuz, Sivas’ta Buruciye Medresesi’nde saat 11.00 sıraları... Burhan Günel, Zerrin Taşpınar, Hidayet Karakuş.

Yazarın Tüm Yazıları