İster formda ve zinde biri olmak, ister yaşlanma hızınızı yavaşlatıp genç ve dinç kalmak, isterseniz de sağlıklı kilonuzu korumak isteyin, fark etmiyor; hepsinin temel belirleyicilerinden biri “beslenme” ise diğeri de mutlaka ama mutlaka “egzersiz” oluyor.
Yiyip içmek güzel bir şey. Ona hepimiz hiçbir zaman “hayır” demiyoruz! Ama egzersize sıra geldi mi işler karışıyor, bahaneler artıyor.
Zira egzersiz emek ve kararlılık, sabır ve süreklilik istiyor. “Kaytarma” söz konusu olunca da en öne beslenme değil de hep o çıkıyor.
Egzersizden en çok kaytarma zamanlarından biriyse seyahatler oluyor. Çoğu hastam egzersiz tavsiyelerimi de dikkatle dinliyor ama hemen ardından şu bahaneyi ekliyor: “Hocam bu seyahat yoğunluğu içinde nasıl egzersiz yapayım?”
İşte size birkaç etkili ve kalıcı, basit ve uygulanabilir öneri. Bunlar seyahat çantanızda mutlaka bulunmalı.
Bulunmalı ki seyahatle ilgili egzersiz bahaneleri biraz azalsın...
1- Bir çift spor ayakkabısı ve kaliteli spor çorabı.
Tatlı krizleri sık yaşanan sağlık sorunlarından biri. Muhtemelen üç temel sebebi var: Birincisi, “alışkanlık!”
Eğer damak tadınızı tatlılarla sürekli takviye eder, “tadı damağında” bir yaşam tarzını fazlaca benimserseniz tatlı krizlerinizin sıklığı da, şiddeti de kesinlikle artar.
İkinci sırada ise “duygusal patlamalar” var. Genelde stresle, kaygı ya da endişe ile veya ruhsal çöküntüyle baş başa kaldığımızda çözümü tatlılarda ararız ve beslenme uzmanları bu durumu ”duygusal kökenli tatlı krizleri” olarak tanımlar. Üçüncüsüne gelince... Bence en tehlikelisi ve yönetilmesi en zor olanı odur: İnsülin patlamaları!
Eğer pankreasınız sizi adeta bir iştah canavarına dönüştürebilen insülini gereğinden fazla üretip kontrolsüz salgılıyorsa siz isteseniz de istemeseniz de tatlı krizlerinin tuzağına düşersiniz.
Peki bu krizler nasıl önlenecek? İlk ikisi bence kolay yönetilebilecek sorunlar, metabolik bir bozukluğa dayanmadıkları için de ciddi soruna yol açmayan problemler.
Sorun üçüncüsünü, yani insülin patlamalarıyla ilişkili olanını yönetmekte. Bunu başarmanın yollarını da yandaki kutuda özetlemeye çalıştım, umarım yararlanırsınız.
Kilo vermenin matematiksel boyutu basittir. Yaktığınızdan daha az kalori alır, enerji dengenizi negatife çevirirseniz kilo verirsiniz.
Bir başka yol da şudur: Yaptığınızdan daha fazlasını yapıp günlük aktivite yoğunluğunuzu artırdığınızda da yine yağ kaybedersiniz.
Üçüncü bir yol daha var. Kazandığınız kalorileri kısıtlar, aktivitenizi artırdığınızda da yine kilo kaybedersiniz.
Peki bunların hangisi daha etkili ve kalıcı sonuç verir? Araştırmalara bakılırsa günde sadece 500 kalori eksik beslenerek ya da 250 kalori eksik kazanıp 250 kalori harcayarak yürütülen kilo verme çabaları aşağı yukarı aynı sonucu veriyor. İkisinde de hemen hemen aynı miktar kilo kaybediliyor ama konu “verilenleri geri almamak” olduğunda ikincisi kesinlikle daha etkili ve kalıcı sonuç veriyor. Egzersiz yapılmadan sadece diyetle yürütülen kilo kaybı programlarının yüzde 95’inde verilen kilolar yeniden kazanılıyor. Hem de çoğu zaman fazlasıyla.
Netice şu: Fazla yağlarınızdan kurtulurken de, sağlıklı kilo aralığında kalmaya çabalarken de ne diyetler ne de egzersizler tek başına yeterli başarıyı garanti etmez, edemez.
Doğrusu ikisini birlikte yürütmek, yani egzersizle aktif hayatı evlendirmektir.
Modern tıp müthiş bir hızla ilerliyor ama beden ve ruhun bazı sırlarını hâlâ çözebilmiş değil. Bence o sırların önemli bir bölümü 50-100 yıl sonra bile birer “giz” olarak kalacak ve belki böylesi daha hayırlı olacak!
Sırlarını çözme ve gizlerini anlamada en çok zorlanılan organlardan biri de beyin. Neden güldüğümüzü, neden ağladığımızı, bazen gülerken neden gözyaşı döktüğümüzü hala net ve açık olarak bilmiyoruz. Masajlar neden bu kadar dinlendiricidir, gözyaşları neden bazen çok rahatlatıcıdır, bazı stresler neden diğerlerinden daha çok üreticidir? Bunlar da hala birer “meçhul”.
O KADAR ÇOK SORU VAR Kİ
Depresyon sadece serotonin ve benzeri kimyasallarla açıklanabilir mi?
İlerleyİcİ bellek kaybına işaret eden mühim bazı işaretler var. Yaşınız altmışları geçtiyse ya da ailenizde yaşlanan büyükleriniz varsa, bu işaretleri az çok sizin de bilmeniz iyi olur. İyi olur zira erken fark edilen bellek sorunlarında tedavi başarısı daha yüksektir. İşte o işaretlerin en sık görülenleri…
1. Aynı şeyleri sık sık tekrar etmeler. İş ve sosyal yaşamda zorlanma ve bozulmalar. Geri çekilmeler. Karmaşık ve anlamsız davranışlar
2. Dikkat dağınıklığının artması. Konsantrasyonda fark edilebilir kayıplar. Konuşurken takılmalar. Kelime bulmada zorlanmalar. Anlatılanları eskisi kadar kolay “anlayamama”lar. Okunanları eskisi kadar iyi “hatırlayamama”lar. Olayları eskisi kadar iyi “kavrayamama”lar.
3. Sık ve vakitsiz uyanmalar. Uykusuz kalmalar. Uykuya dalamamalar. Kısacası ilerleyici uyku bozukluklarının başlaması.
Farklı düşünceler olabilir, farklı uzmanlar farklı şeyler de iddia edebilir. Ama beslenme konusunda bir karar verirken değişmez prensipler bence şunlar olmalıdır: Her yeni verinin üzerine atlamamak! Her yeni bulguyu daha büyük araştırmalarla desteklenmeden doğru kabul etmemek! Mevcut verilerin yeteri kadar güvenli hale gelmesini beklemek.
Kısacası biraz sabırlı olmak, gelenekselden, denenenden, bilinenden, anneannemizden dedemizden öğrenilenlerden kolay kolay vazgeçmemek.
Elimizdeki mevcut bilgilere göre şimdilik şunu söyleyebiliriz: Tam tahıl sağlıklıdır. Sağlık için faydalıdır. İhtiva ettiği bol posa yanında mineral, vitamin, protein ve fitobesin zenginliği üstelik bir de ucuz bir besin olması tam tahıllı yiyeceklerden ve tabiî ki tam tahıldan üretilen ekmekten vazgeçmememizi gerektirmektedir.
Ekmekten vazgeçmeyelim ama hangi ekmeği ne sıklıkta ve ne miktarda yiyeceğimizi bilelim.
Bütün mesele tahıl ürünlerini (özellikle ekmeği) mümkün olduğu ölçüde “tam tahıllı olarak” tüketmek, beyaz unu tam tahılın diğer öğelerinden ayırarak sadece “endospermden ibaret bir beyaz endüstriyel un ürünü” haline getirip çok fazla ve sık sık tüketmemekle ilgilidir.
Kısacası ana prensip tam tahıllı ürünleri (ve tam tahıllı ekmekleri) tüketirken de “oranlara” ve “miktarlara” dikkat etmektir. Eğer bir ekmek tam tahıllıysa, özellikle ekşi maya kullanılarak üretilmişse sağlığımıza zarar değil, fayda verir. Yeter ki doğru usullerle üretilsin ve ihtiyaç kadar tüketilsin.
BİR İSTEK
“Sağlık” denince akla hemen ve her şeyden önce “beslenme” geliyor, beslenme denince de gündeme anında “ekmek” konusu ve “hangi ekmek?” sorusu giriveriyor. Bu da son derece normal.
Sağlıklı beslenmenin söz konusu olduğu her evde, her sofrada, her zaman ekmek hep var. En azından ekmek konusu hiç eksik olmuyor. Bizim evde de durum aynı.
Son örneği birkaç gün önce yaşadık. Kahvaltı masasında yeni ve farklı bir ekmek dilimi görünce şaşırdım. Lezzeti mükemmeldi.
Bilgilenmek için paketi istedim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi fırınlarında üretilmişti. Üzerinde de “tam tahıllı ekmek” yazıyordu.
İsterseniz önce belediye şirketinin neden paketin üzerine yalnızca “ekmek” değil de, “tam tahıllı ekmek” yazdığını anlamaya çalışalım, sonra da ekmekten vazgeçelim mi, geçmeyelim mi onu konuşalım.
Buyurun...
ÖNEMLİ: HER EKMEK AYNI DEĞİL
Üreticilerin ekmek paketinin üzerine “tam tahıllı ekmek” yazmalarının nedeni net ve açık: Ürünü ayrıştırmak, o ekmeğin daha kaliteli, farklı, lezzetli ve besleyici olduğunu anlatmak istiyor.
Emin olun ki hem yaz daha mükemmel ve eğlenceli geçecek, hem de çocuğunuz eylülde okuluna daha fit ve zinde biri olarak dönecek. “Bayram” sözcüğünü bilerek, özellikle ve vurgulayarak kullanıyorum, amacım sık yapılan bir hatadan sizi de uzak tutmak.
Bu hata çocukları “diyetlerle zayıflatma yanlışlığı” olarak özetlenebilir.
Oysa çocuklar diyetleri asla sevmezler ama bayramlara bayılırlar. Ayrıca onların beden ve ruh sağlığı bakımından diyet yapmaları da asla tavsiye edilmez. Büyüyecekler, gelişecekler. Bunun için de doğal olarak yiyip içecekler. Yapmanız gereken şeylere gelince...
Aşağıdaki kutuda işinize yarayabilecek bazı bilgiler var, lütfen dikkatle okuyun...
UNUTMAYIN
Çocuklarda kilo sorununu çözmenin yol haritası
1. Eğer çocuğunuzun ciddi ölçüde bir kilo sorunu olduğunu düşünüyorsanız yola çıkmadan önce mutlaka bir çocuk endokrinolojisi uzmanından yardım isteyin.