Genetik bilimi özellikle GENOM projesinin hayata geçirilmesinden sonra tıp dünyası için akla hayale sığmayan yeni ufuklar açtı.
Bu araştırmalar sayesinde geliştirilen genetik incelemeler ve genomik testler eğer doğru ellerde, doğru yöntemlerle yapılır ve dikkatli, tarafsız gözle yorumlanırsa gelecekteki hastalıklarınız hakkında önemli ölçüde fikir verebilirler.
Genetik araştırmalar ve genetik testler geleceğimiz, bizden sonraki nesiller için bile önemli sağlık tahminlerinde bulunabiliyor.
Örneğin PPAR geni ile ilgili çalışmalar muhtemel obezite riskiniz, MTHFR geniyle ilgili çalışmalar folik asit eksikliğiniz ile ilgili riskleriniz, TNF-1 alfa geniyle ilgili testler ise kanser riskiniz konusunda sizi önceden bilgilendirebilir. Angelina Jolie’nin meme kanseri riski nedeniyle memelerini aldırması da genomik testlerin ve genetik incelemelerin bir sonucudur.
Bu tabii ki meme kanseri riski taşıdığınızı öğrendiğinizde sizin de benzer bir önlem almanız anlamına gelmiyor.
Memelerinizi aldırmasanız bile bu tür bir bilgi, sizin kontroller konusunda daha hassas ve dikkatli olmanızı sağlayacak, hayatınızı kurtaracak bir yaklaşım oluşturmanız yetiyor.
Bazı genomik testler bağışıklık sistemi (immunogenomik), bazıları kalp sağlığı (kardiyogenomik) hakkında bilgi verirken kimisi detoks sistemi (detoxigenomik) bir diğeri ise kemik dokusunun (osteogenomik) geleceği hakkında fikir sahibi olmanızı sağlıyor.
Soruları çoğaltmak mümkün.
Ama ben sözü uzatmadan belirteyim: Sizde mide reflüsü sorunu olabilir. Bunun tek suçlusu sadece yemek borunuzla midenizi ayıran kapakçığın bozulması da değil. Siz de suçlusunuz! Yaz boyu yaramazlık yapıp durdunuz:
Mesela akşam yemeklerinizi çok geç saatlere kaydırdınız. Alkol tüketiminde dikkatsiz davrandınız. Yaz meyvelerine ise hiç dayanamadınız. Üzümdü, incirdi, karpuzdu derken adeta bir meyve canavarına dönüşüp işi iyice abarttınız.
Her neyse. Sorun can sıkıcı ama çok da korkutucu değil.
Peki, ne yapacaksınız? İlaç kullanmanız şart mı?
Sorunu ilaçsız çözmenin bir yolu var mı? Beslenmenizde ne gibi değişiklikler yapmanız gerekiyor?
Tedaviyi ciddiye almazsanız sizi neler bekliyor?
Şu bilgi çok net ve açık: Elimizdeki mevcut yığınla tanı aracı ve kapsamlı test var. Ama buna rağmen biz doktorlar için sizin sağlık sorunlarınıza tanı koymanın –yani hastalıkları teşhis etmenin- en önemli unsuru sizinle yaptığımız baş başa görüşmelerde elde ettiğimiz sağlık geçmişinize ilişkin bilgilerdir.
İşte bu yüzden, herhangi bir nedenle doktora giderseniz lütfen gitmeden önce sağlık geçmişinizle ilgili kısa notlar hazırlayın. Geçirdiğiniz hastalıklar, ameliyatlar ve yaşadığınız sağlık sorunlarını o notlara tek tek yazın.
Yanına da daha önce yaptırdığınız testleri, radyolojik incelemeleri, gördüğünüz tedavilere ilişkin belgeleri almayı da unutmayın.
Önemli bir tavsiyem daha var: Sağlık sorunlarını doğru ve hızlı teşhis etmenin en etkili yollarından biri de doktorunuzla işbirliği içinde olmaktır.
Bu işbirliği de her işbirliği gibi güven, açıklık, samimiyet ve dürüstlük gerektirir.
Doktorunuzla konuşurken açık ve net olun. Doktorların hastalarına ait çok kişisel ve özel konular üzerinde konuşmaya alışık olduklarını ve daima güçlü birer sırdaş olarak kaldıklarını aklınızdan çıkarmayın.
Probleminiz ister hemoroit, ister idrar kaçırma, isterse de cinsellik alanında olsun. Hiç fark etmez. Her sorunu ilk randevunuzda mutlaka gündeme getirin.
Tıpkı obezite gibi, tıpkı diyabet ve damar sertliği gibi hipertansiyon sorunu da öyle durduk yerde ve de tesadüfen patlamadı. Diğerleri gibi onu da kendi ellerimizle biz yarattık. Kırmızı mumlu davetiyelerle biz davet ettik.
Uzmanlar hipertansiyon patlamasına yol açan iki temel yanlışımızda hemfikir.
Bir: Kilo sorununun yaygınlaşması.
İki: Aşırı tuz tüketimi.
1- Baş ve sırt ağrısı
2- Hazımsızlık, mide ağrıları ve bağırsak spazmları
3- Kalp atışlarında hızlanma
4- İlerleyici yorgunluk hali
5- Büyüyen uyku problemleri
6- Tekrarlayan baş dönmeleri ve kulak çınlamaları
7- Cinsel performansta bozukluklar
Karpal tünel “el tüneli” anlamına geliyor. Parmaklarımızı hareket ettiren sinirler, elimize, el bileğindeki bu tünelden geçerek ulaşıyor. Karpal tünel sendromu da, ele giden sinirlerin el bileği bölgesindeki dar kanalda sıkışması yüzünden ortaya çıkıyor. Elde uyuşmaya neden olan başka bazı problemler olsa da, uzmanlar en çok karşılaşılan sorunun karpal tünelin daralması olduğu konusunda hemfikirler.
Bu can sıkıcı problemin en önemli nedeni, elin tekrar eden hareketinin bilekte yarattığı zorlamalardır. Buradan yola çıkarsak, sendromun elleri ile çamaşır yıkayıp sıkan hanımlar, marangozlar, viyolonsel sanatçıları ve çok fazla bilgisayar kullananlarda görülmesi hiç de şaşırtıcı değil.
Karpal tünel sendromunda ele giden sinirlerin geçtiği tüneldeki daralmalar o noktadaki sinirler üstünde baskıya neden olur. Böylece serçe parmağından başlayarak elin ilk üç parmağında uyuşma, yanma, karıncalanma gibi duyusal güç kaybı ile motor şikayetler ortaya çıkar.
Zamanla gece ağrıları, yumruk sıkma gücünde azalma ve ellerde şişme gibi şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Elin kavrama gücünün azaldığını, cisimleri tutmada güçlük çektiğini, hatta düşürdüğünü söyleyen hastalar var. Şikayetler özellikle hasta ellerini çok zorladığında ortaya çıkıyor.
İYİ BİLGİ
Kimlerin riski fazla?
Son yıllarda popülerleşen ve neredeyse moda haline gelen bir sağlık sorunu var: Vertigo!
Öyle ki “benim de vertigom var!” demek adeta bir ayrıcalık. Vertigosu olmayanların bile vertigolu bir akrabası ya da dostu var.
Kısacası bir tür vertigo kardeşliği durumu oluştu ve hızla yayılıyor, vertigosuz olmanın da “ayıp” sayıldığı bir zaman dilimindeyiz.
Gel gelelim vertigo öyle zannedildiği kadar sık görülen bir sorun değil.
Ayrıca uzmanların anlattıklarına göre her baş dönmesi vertigo anlamına da gelmiyor. Vertigo baş dönmelerinin en ağır, en dramatik şekli sayılıyor. Daha çok detay için buyurun...
ÖNEMLİ Vertigo mu, basit bir baş dönmesi mi?
Yeni beslenme modelimiz posadan çok fakir. Unlu, nişastalı işlenmiş gıdalarda ve hayvansal ürünlerde maalesef yeterince posa yok.
Oysa posadan zengin beslenmek sağlığımız için bir kalkan görevi görür. Bol posalı besinlerin sadece tuvalet ziyaretlerinizin düzenli olmasına yardımcı olduğunu da sanmayın.
Posası bol besinlerle hem sağlığınız daha iyi olur, hem de daha az hastalanırsınız.
Özetle formda ve dinç yaşlanmanın ve kalıcı kilo kontrolünün bir sırrı da lif (posa) zengini beslenmeden geçer.
Daha çok posa için daha bol sebze tüketin ve bakliyat grubuna ağırlık verin. Meyve seçimlerinizde de posası güçlü olanları tercih edin. Nedeni şu...
VARAN 1: Kanserden koruyor