“Kolay da değil, oybirliği de yok!”

Haberin Devamı

KENDİMİZİ kandırmayalım!
Seçmen “geri zekâlı” değildir efendim.
Ama gel gör ki, hür de değildir!
“Aç insan, işsiz insan, borçlu insan, korkan insan, korkutulan insan” hür değildir, tarihin hiçbir döneminde de olmamıştır.
Çünkü, “görünür–görünmez” mecburiyetleri vardır seçmenin.
Oyunu da bu mecburiyetlere göre verir.
En akla uzak tercihlerine, “Hala verebiliyorlarsa eğer, pes...” şeklindeki söylenmelerinize bu gözlükle bakarsanız, “hür iradesi”nin sesiyle değil de “menfaatlerinin ya da korkularının sesiyle” oy kullandığını görürsünüz.
İzlenen yöntem öteden beri basittir:
Uzun soluklu düşünemeyen ve vizyonu kısırlaştırılmış bir seçmen profili yaratılır.
Zaten mevcutsa, o tarafa yanaşılır, itinâ ile korunur, kollanır...
Sonra, “günü kurtaran, kısa vadeli menfaatlerin ya da korkuların illüzyonu” vitrinlenir.
Vitrine ağzı açık bakanlara bakarsanız, seçmenin “mecbur bırakıldığı için” oy kullandığını anlarsınız.
Gönül huzuru içinde, “helâl-i hoş olsun” diyerek oy veren seçmen sayısı, “kararsızlar”dan bile azdır.
Binali Bey’e oy verecek olanlar da Aziz Bey’i tercih edecekler de..
Sokak ve kahvehâne edebiyatımızın, “Ellerim kırılsaydı, alternatif yok ki... Başka oy verecek biri var mı? Benim oy vereceğim parti yok ama... Bölünmesin diye veriyoruz biz babadan beri...” şeklindeki söylemlerin skor tabelasına, fazladan 1 çentik daha atacaklar.
MFÖ’nün, 1990’da çıkarttığı “Geldiler” albümünde yer alan şarkıyı hatırlıyorsunuz değil mi? Hani, “Erken kalkmak mecburen / İşe gitmek mecburen / Eve dönmek mecburen / Mecburiyetten...” diye başlayıp da, “Birçok güzeller sevdim / Birini biraz fazla / Gönül eşit sevmiyor / Mecburiyetten...” diye sonlanan şarkı. “Mecburen mecburen / Mecburen mecburen / Mecburen mecburen / Mecburiyetten...” şeklindeki sözde sıkıcı nakaratına rağmen, dinledikçe, farkında bile olmadan, “mecburen” gibi dayatmacı bir kelimeyi sevesiniz gelir.
Cumhuriyet tarihimizin en netameli seçimine hızla yaklaşıyoruz...
Kendimizi kandırmayalım!
(İzmir’de işler öyle) “Kolay da değil, oybirliği de yok!”
“Şu şarkı...” diyorum. Bugünlerde bestelenseydi, herhalde aşağıdaki sözler de eklenirdi bir yerlere; hatta İzmir’de çalınan en popüler seçim şarkısı bile olabilirdi:
“Sandığa gitmek mecburen / Oy vermek mecburen / Memnuniyetten değil / Mecburiyetten...”

Yazarın Tüm Yazıları