Paylaş
aklaşık 35 yıldır yemek sektöründe faaliyet gösteren Seçsan, çalışan aileleri dikkate aldı, dayanıklı yemek üretimine başlıyor. Alinazikten karnıyarığa birçok lezzet rafa taşınacak.
MALATYALI memur babanın 8 çocuğundan biriydi... Üniversitede okuduğu sırada hem harçlığını çıkarmak hem de aile bütçesine katkıda bulunmak için yiyecek içecek sektöründe çalışmaya başladı. Sonra, ailesi için fedakarlıkta bulundu ve spor akademisini bıraktı. 1972’de girdiği yiyecek içecek sektöründe tarih 1978’i gösterdiğinde, kendi yerini açmaya karar verdi. İzmir Çankaya Gazi Bulvarı’nda 100 metrekarelik lokanta ile yola çıktı. Bugün o lokanta, günde 120 bin kişiye yemek verebilecek kapasiteye sahip bir fabrikaya dönüştü.
Seçsan markasını yaratan Kemal Saldır, öyküsüne yeni halkalar eklemeye hazırlanıyor. Bunlardan ilki, Naturel Food Restaurant&Cafe... Saldır, bu markayla bir zincir oluşturmayı planlıyor. Öykünün diğer halkası ise dayanıklı yemekle ilgili. Kemal Saldır, 2014’te ilk etapta raf ömrü 3-6 ay olan karnıyarıktan imambayıldıya birçok yemeği piyasaya çıkarma hedefinde.
İzmir’den Türkiye’ye
Lokantayla yola çıktıklarını hatırlatan Seçsan Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Saldır, şimdi bu alanla ilgili önemli projelerinin olduğunu söyledi. Şu anda İzmir Atatürk OSB’deki fabrikalarının altında butik bir lokanta olduğunu belirten Saldır, yeni oluşumla ilgili şu bilgileri verdi: “Bu alanda markamız Naturel Food. Bunu yaymak istiyoruz. Önümüzdeki yıl İzmir’de en az 2-3 tane yer açma hedefimiz var. Buradan alacağımız sonuçlarla birlikte, Türkiye’ye açılmayı planlıyoruz. Özellikle AVM’lerde yer almayı düşünüyoruz. Ege ve Osmanlı mutfağı ağırlıklı olacak.”
Bu arada, müthiş İzmir Körfezi manzarasına hakim Seyirtepe’yi de Seçsan işletiyor.
ÇALIŞAN AİLELERE YEMEK
Her gün binlerce insanın karnını doyuran Kemal Saldır, şimdi de hedef kitlesine evleri ekliyor. Nasıl mı? Seçsan, dayanıklı yemek üretimine başlıyor. Şu anda bununla ilgili Ar-Ge çalışmaları sürüyor. 2014 sonunda raf ömrü ilk etapta 3-6 ay olan ürünler piyasaya sürülecek. Saldır, “Bugün artık evde 2 kişi çalışıyor. Dolayısıyla yemek pişirmek zaman alıyor. Biz de bu kitleyi hedef aldık kendimize. Onlar için imambayıldıdan karnıyarığa aklınıza gelen birçok Ege ve Osmanlı mutfağından yemeği beğeniye sunacağız. Bunun için bir yatırım yaptık ama ilave 1 milyon dolar daha harcayacağız. Mevcut tesisimizde 2 bin metrekarelik alanı bunun için ayırdık” dedi.
KENDİ AŞÇISINI YETİŞTİRİYOR
İlk günden bu yana sürekli yatırım yapan Kemal Saldır, insana da yatırım yapmaktan kaçınmıyor. Hata bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte hareket ederek çıraklık merkezi gibi çalışıyor. Bunun için son 4 yıldır ortalama 10 öğrenciye bu işin tüm detaylarını aktarıyor. Saldır, önümüzdeki yıl bu çalışmayı bir adım ileriye taşıyacaklarını aktardı. Kendi bünyelerinde bir okul açacaklarını söyleyen Kemal Saldır, “20-30 öğrenci alacağız. Tüm eğitimleri biz vereceğiz. Pratik bilgiyi de burada çalışan aşçılardan alacak. Böylece sektörün ihtiyacı olan kaliteli personel gereksinimine yanıt vermiş olacağız” diye konuştu. Saldır, Seçsan’ın aşçı yetiştiren bir kurum olduğuna da dikkat çekti. Seçsan’da işi öğrenip kendi mekanı açan da var, fabrika kuran da... Kemal Saldır, bunlara bilgi birikimini paylaşma noktasında cömert davrandığını söyledi.
MASADAN TUZ KALKTI
Kemal Saldır, sağlıklı beslenme için de yoğun mesai harcadıklarını belirtti. Bugün birçok rahatsızlığın temelinde beslenmenin etkisi olduğunu savunan Saldır, yemeklerdeki yağı azalttıklarını, bunun için de pişirmeyi genelde fırında yaptıklarını paylaştı. Ayrıca, tuza karşı da savaş açmışlar. “Tuzsuz olmuş” diye şikayet almalarına rağmen bu kararlarında geri adım atmıyorlar. Hatta yemek verdikleri okullarda masalardan tuzu kaldırmışlar. İlk başta sıkıntı olsa da daha sonra öğrenciler buna alışmış.
KAPASİTE 120 BİN KİŞİ
Kemal Saldır, kuruluş öyküsünü şöyle anlattı: “İlk yıllarda lokanta olarak hizmet veriyorduk. 1980’de müşterilerimizden gelen taleple, onların firmalarına da yemek vermeye başladık. 30-40 kişilik yemek çıkarıyorduk. Daha sonra yemek verdiğimiz o atölyelerin fabrikaya dönüşmesiyle birlikte biz de büyüme kararı aldık. 1984’te Pınarbaşı’nda 400 metrekarelik tesis kurduk. Bir süre sonra buradaki kapasitemiz talebe yanıt vermez oldu. Birçok iş yaptığımız fabrika İAOSB’ye taşındı. Biz de onların peşinden İAOSB’ye gittik. 1998’de bin 400 metrekarelik ikinci tesisimizi açtık. Zamanla bu iki tesis de talebe yanıt vermez oldu. Biz de 2008’de yatırım kararı aldık. 7 bin 600 metrekarelik fabrika kurduk. 2010’da bütün üretimi bu alana taşıdık. Burası şu anda Türkiye’nin en büyük hacimli yemek fabrikası. İleriyi düşünerek burayı yaptık. 20-300 yıllık talebe yanıt verecek altyapı oluşturduk. Teknolojiye de yoğun yatırım yaptık. Günlük 120 bin kişilik yemek üretme kapasitemiz var. Ama şu anda bunun beşte birini kullanıyoruz. 250’ye yakın müşterimiz var. Ağırlıklı özel sektörle çalışıyoruz ama resmi kurumlara da yemek veriyoruz.”
ŞEFFAF ÜRETİM
Endüstriyel yemek sektörünün apayrı bir dünyası var. Kemal Saldır, 35 yıllık geçmişlerinde şu anda 25 senelik müşterilerinin bulunduğunu aktardı. İşin sırını ise şöyle özetledi: “İnsan sağlığı ve mutluluğu bizim için çok önemli. Onun için kaliteye çok önem veriyoruz. Kullandığımız tüm ürünlerin günlük ve taze olmasına dikkat ediyoruz. Tedarikçilerimiz Türkiye’de isim yapmış ve marka bilinirliği olan firmalardan oluşuyor. Mutfakta bu işin ehli olan insanların elinden çıkan ürünleri müşterilerimize sunuyoruz. Onları mutlu etmek adına elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Şeffaf bir üretim modelimiz var. Dileyen gelip tesisimizi gezebilir.”
Paylaş