Paylaş
a) Şanssızlığın daniskası.
b) Konsantrasyon eksikliği.
c) Manasız özgüven.
d) Basiret bağlanması.
e) Akıl-fikir tutulması.
Penaltıdaki şaşkınlığı da bir şekilde açıklamak, Hakan Balta’nın uzun süredir oynamamaktan dolayı reflekslerinin veya melekelerinin erozyona uğradığını düşünerek geçiştirmek mümkün olabilir!
İlk yarıdaki oyunla ilgili asıl açıklanamayacak durumlar başka. Mesela hantallığını açıklayamıyorum Galatasaray’ın; mesela kilit açamayışını açıklayamıyorum ilk yarıya bakınca.
* * *
BURADA duralım, “Vay, vay, vay!” diyelim; çünkü ikinci yarı bambaşka bir takım, bambaşka bir hikaye…
İkinci yarıya 0-2’lik skoru kendisine yediremeyen bir takım görüntüsünde başladı Galatasaray.
Önce maçın başından itibaren kuramadığı baskıyı kurdu, rakibini hırpalamaya başladı ve sonra Sneijder’in şaheser gol vuruşuyla işaret fişeğini çaktı.
Ardından gol makinesi Burak sahne aldı. Takipçilik, doğru zamanda doğru yerde olmak ve (ikinci golde) doğru vuruşu yapmak iyi golcünün olmazsa olmazları ve Burak Yılmaz’da bu özellikler de fazlasıyla var.
* * *
Maçı Orduspor yerine hakemle oynamak hissini ve bu hisin bünyeye taşıdığı sinir patlamalarının hem cezasını hem de ödülünü almış oldu Galatasaray.
Geri dönüşteki hırsı da, Fatih Terim ve Hasan Şaş’ı tribüne yollayan öfkeyi de tetikleyen bu sinir patlaması oldu.
Aksiyon veya gerilim dalında aday olsa Oscar kazanacak, 20 dakikada 0-2’den 4-2’ye gelen maç sezonun kalan kısmında da Galatasaray için yeterli motivasyon kaynağı olabilir.
Harika bir futbol hikayesi, unutulmayacak, destansı bir geri dönüş.
Nereden nereye; ama ne hikaye, ne maç!
Paylaş