Gezi’ye ceket dikecek beden arama uğraşı, pöh!

GEZİ’nin ruhu analiz edildi, tartıldı, tartışıldı, anlaşıldı, sırrına vâkıf olundu, sindirildi, sıra geldi bir beden bulmaya ve o bedene laci bir takım dikmeye...

Haberin Devamı

Mehmet Barlas, Mehmet Tezkan, Ali Saydam sütunlarında “Gezi ruhu bir beden arıyor” temalı yazı yazanlardan; başkaları da varsa –ki vardır- gözümden kaçmıştır, affola.
“Beden”den dem vurmak bir lider, bir aday çıkarmayı, konvansiyonel siyaset sistemine yeni aygıt üretmeyi işaret ediyor elbette.
Forum ortamlarının popüler tartışma başlıklarından biri olduğu malum.

*

Geçtiğimiz cuma neredeyse tüm öğleden sonrayı Gezi Parkı günlerini uzaktan ama yakından izlemiş sevdiğim bir arkadaşımın “Tamam, park kurtuldu ama neye evrilecek bu ruh?” sorusunu cevaplamaya ayırdım.
Böyle söyleyince hazır, net, tatmin edici bir cevabım olduğu düşünülebilir. Elbette bir cevabım var ama kendimce doğru bir cevap bu.
Arkadaşım bir türlü ikna olmadı. Sonunda “Senin duymak istediğin bir cevap var ve onu söylememi istiyorsun” diyerek isyan bayrağı açtım.
Devam ettim...
“Bir aday mı çıkaracak seçimler için Gezi Ruhu? Bir beden mi arıyoruz ruhumuza giydirecek?
Bak o zaman bir kolu dirseğe kadar sosyalist, dirsekten aşağı antikapitalist Müslüman olacak.
Diğer kol dirseğe kadar vegan, dirsekten aşağısı LBGTT.
Bacaklardan birinin üst kısmı XYZ, işte alfabeden bir harf beğen o kuşağı temsil edecek, alt kısmı beyaz yakalılar.
Diğer bacağı sözleşme bekleyen memurlardan ve çözüm için hareketlenme bekleyen Kürtlerden oluşturacağız.

*

Haberin Devamı

Ellerin birini endişeli modernler, Kemalistler, sol örgütler ve partileri reddetse de parka gelen ülkücülerden oluşturmak gerek.
Öteki elde Çarşı başta olmak üzere taraftar grupları, çevre eylemcileri, cümle sivil toplum örgütleri toplanacak.
Kafayı da bütün bunları ve saymayı unuttuklarımı, hatta Gezi’ye karşı olanları da kapsayacak şekilde derlemek gerekecek.
Al sana beden!”

*

Gezi Parkı, Taksim semalarında ilk belirdiğinde “Süpermen efekti” yarattı.
Malum, Süpermen çizgi romanının klasik repliğidir: “Bu bir kuş... Bu bir uçak... Bu bir Süpermen...”
Clark Kent
pelerinini savura savura uçarken onu ilk görenler adını koymak için epeyce uğraşmıştır, o hali temsil eder.
“Bir ağacın onurunu savunmak için” başlayan Gezi Parkı direnişi toplumsal muhalefeti tetiklerken adını koymakta, okumakta, analiz etmekte çekilen güçlükler malum.
Hâlâ kendi siyasetinin yanına/karşısına koymak için, konvansiyonel siyasete çekmek için çabalayanların hazin halleri de ayrıca malum.
Gezi Parkı ruhu bir kuş, bir uçak değil, bir Süpermen çıkarır mı onu da bekleyip görmek gerek.
Bu ruh, üstüne ceket dikmek için ölçü alınan bedenden kıymetlidir, gerisi...
Gerisi, kahrolsun bağzı şeyler işte...

*

Haberin Devamı

(NOT: Sevgili okur, bu sıcakta yapılacak iş değil biliyorum fakat gözümü kararttım ev taşıyorum. Resmi daireler, faturalı hatlar, kuyruklar, nakliyeciler, yapı marketleri, ustalar bekler. Bir süre izin istiyorum, bana şans dileyin!)

Yazarın Tüm Yazıları