G.SARAY sezonu en fazla galibiyet, en az mağlubiyetle, en çok gol atan takım ve en az gol atan takım hüviyetiyle noktaladı.
Sezon boyunca sendelese bile düşmedi, yorulsa bile yıkılmadı. Geçen sezon tapuladığı liderlik koltuğuna, geçirdiği çalkantılı süreçlerde bile tutunmayı bildi. Derbi karnesini temiz tuttu ve çoğunlukla ihtiyacı olan maçları kazanmayı bildi. Görkemli transferler yaparak hem camiasını ateşledi hem de rakiplerde bir tür huzursuzluk yarattı. Geçen sezonun Elmander, Ujfalusi ve Hakan Balta gibi taşıyıcı kolonlarını farklı nedenlerle bu serüven içinde kaybetse de bir şekilde çözüm üretmeyi başardı. Mesela Riera’dan bir sol bek yarattı. Ve mesela Semih gibi genç bir stopere tecrübe aşılayarak ve özgüven yükleyerek yıldız stoper yaratmış oldu. Haftaya Kadıköy’e şampiyonluk apoletiyle çıkacak Galatasaray. Büyük kulüplerde hedefler elbette tükenmez. Geleceğin daha parlak olması için zaten doğru yolda ilerleyen camianın biraz daha kenetlenmesi yeterli olacaktır. Fatih Terim, içinde büyüdüğü camiaya 6. şampiyonluğu kazandırmış oldu. 1996-2000 arasında dört şampiyonluk kazanmış, fakat ‘3. yıldızı’ formaya nakşetmek Lucescu’ya nasip olmuştu. Bu kez 4. yıldızın bizzat ellerinden öpeceğini düşünüyorum. Galatasaray diye yazılır, şampiyon diye okunur. Bu şampiyonlukta emeği geçen başta sahada ter döken futbolcuları, uzun bir tatile ihtiyaç duyduklarından emin olduğum teknik heyet ve yönetimi tebrik ederim.