Atlas’la 20 yıldır uzaklara, yakınlara...

Gözüpek fotoğrafçıları, kahraman haritacıları, evrensel boyutta işler yapan yazarlarıyla Atlas sayesinde coğrafya, arkeoloji, tarih; hayatta ne kadar ders varsa, hepsinde notumuzu yükselttik

Haberin Devamı

Bir dalgınlık, bir dikkatsizlik anının faturası sol ayağımın tarak kemiğinde iki çatlak olarak çıkıverdi. Doktor sıkı sıkı tembihledi: “3-4 hafta sürecek, zorlamayacaksın. Mümkün mertebe üstüne basmayacaksın... Duracaksın...”
Doktoru dinlerken, yıllardır “N’apıyorsun?” sorusuna “Duruyorum” cevabını veren bir tembel teneke olarak “İyiymiş tedavi” dedim içimden.
Elbette normal “duruyorum” halinden farklıydı vaziyet. Mesela ilk günler ağrı konusunda yeni bir sınav verdim, tavsiyem tarak kemiğinizi çatlatmamanızdır.
Mutfağa gitmeyi bile lojistik açıdan ölçüp biçmek, haniyse bir safariye çıkar gibi hazırlanmak gereken günler geçti neticede. Artık daha az acı, daha çok dikkat günlerindeyim.
İşte bu günlerden birinde arkadaşım Kerem (Kırçuval) elinde dergilerin yeni sayılarıyla çıktı geldi. Dergi yığınının içinde karşılaştığım eski bir dost, bu hareketsizlik günlerimde hem yakın geçmişime hem de dünyaya uzun bir yolculuğa çıkmamı sağlamış oldu.

Haberin Devamı

TÜRKİYE’DE 20 YILI DEVİREN BİR DERGİ/images/100/0x0/55eb5eb3f018fbb8f8bcb371

Atlas 20’nci yılını harikulade bir koleksiyon sayısıyla kutlama yoluna gitmiş ki; yakışır.
Bugün yerinde yeller esen Hürriyet Medya Towers’ın haritada belirdiği günlerde çıkışına şahitlik ettiğim bir dergidir Atlas.
Sevgili dostlarım, ağabeylerim, meslekten ustalarımın Atlas’ı doğuma nasıl hazırladıklarını bugün de net bir şekilde hatırlıyorum.
Türkiye, bir dergicilik cenneti sayılmaz. Çoğu derginin kaderi bir mevsimlik çiçekler kadardır. 20 yılı devirmek, bu arada bir derginin ötesinde misyonlar üstlenmek, bir kültür iklimi yaratmak, ekole dönüşmek ise neredeyse imkânsızdır.
Atlas biz ‘duran’ okurları en yükseğe, en derine, en büyüğe, en küçüğe, en eskiye, en yeniye, en uzağa fakat belki de en önemlisi ‘en yakın olana’ yani kendi memleketimize sürükledi.
Atlas’ın gözüpek fotoğrafçıları, evrensel standartta yazı, harita vb. üreten kahramanları sayesinde öğrendik, şaşırdık, çantalarımızı hazırlayıp kendimizi yollara
vurduk, bize verdiği cesaretle ana yollardan sapıp patikalara, tepelere, yamaçlara, göllere, nehirlere, mağaralara daldık.
20 yılda coğrafya, arkeoloji, tarih, antropoloji, sayın işte ne kadar ders varsa hayatta hepsinde notumuzu yükseltmeyi başardık.
Atlas’ın 20’nci yıl sayısını okurken kaybettiğim dostları gördüm üzüldüm, zafer anlarını hatırladım, kendime bir sadık okur olarak gurur payı biçtim, bu muhteşem dergiyi 20 yıldır özene bezene hazırlayan kadroları coşku ve hayranlıkla alkışladım.
Dergiler okurlarıyla bir ‘aile’ olduklarına inanır, bunu telaffuz etmeyi sever.Samimiyetinden kuşku duymadığım bir yaklaşımdır bu; kendince bir dergicilik geçmişim var neticede.
Fakat Atlas bu işi gerçek manada başarmış. 20’nci yıl sayısında çocuklarının adını ‘Atlas’ koyan okurları da tanıyoruz, daha ne olsun.
Atlas’ın 20’nci yıl özel sayısı sert kapaklı şahane bir klasör içinde müthiş sürprizlerle ulaşmış satış noktalarına: İki DVD’de 1993’ten 2013’e 20 yılın arşivi var. Kapak konusu Kırım’ı İlber Ortaylı’nın yazdığı dergi (Özcan Yüksek’in Şaman dosyası da muhteşem) var ve dahası da var.
8 TL gibi hem maddi hem manevi değerinin çok altında sahip olabileceğiniz bu sayıyı kaçırmanızı istemem. Numaralandırılmış, arşivlik, evladiyelik bir sayı.
Atlas’ta geçmişten günümüze emeği geçmiş bütün kadroları, onları ve yaptıkları dergiyi çok seven bir okur olarak kutlarım. 20 yıl olmuş ha?
Vay be!

Yazarın Tüm Yazıları