Kanat Atkaya

Robinson’u kurtarmak

25 Ağustos 2013
Beyoğlu’nda giderek yalnızlaşan ve azalan kitapçılar arasında en önemli olanlardandır Robinson Crusoe.

20 yıldır kitapseverler için bir cennet köşesi olan mekân, mali güçlükleri aşmak için bir kampanya başlattı.

Geçen hafta, memleketin feryat figan gündemi içinde küçük ve biraz da mahcup bir yardım isteği kendine yer açmaya çalışıyordu.
İstiklal Caddesi’nde 20 yıldır kitapseverler için bir cennet köşesi olarak hizmet veren Robinson Crusoe, yaşadığı mali güçlükleri aşabilmek için bir kampanya başlattığını duyuruyordu.Robinson Crusoe, sevenlerinden “Önce öde, sonra al” mantığıyla hazırlanmış kartlardan almalarını rica ediyordu.
Aslında dertlerini onlardan iyi anlatacak halim yok. Tam olarak şöyle ifade ediyorlardı kendilerini web sayfalarındaki duyuruda:

*

“Duvarlar Boyunca Kitap’ sözüyle yola çıkılarak Eylül 1994’te gerçekleştirilen Robinson Crusoe 389 projesi, 19 yıl boyunca –gerçek ticari ortamda– yaşamasına rağmen emeğe dayalı bir vakıf gibi çalıştı.
Belki de ‘Kültür varlığı nedir?’ sorusunun –tıpkı Markiz ya da Emek Sineması gibi– yitirildiğinde farkına varılacak karşılıklarından biri oldu. Artık sadece ortakların sahipliğiyle açıklanamaz bir kuruma dönüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Hüve’l Bâki’

22 Ağustos 2013
HABER hem yeni, hem de kabaca 150 yıllık: “Osmanlı mezar taşları satılıyor”.

İtiraz edip “150 yıldan da geriye git” diyecek olana da “Haklısın” diyebilirim.
İngiltere’de bir müzayedede Karacaahmet’ten çıktıkları tahmin edilen ve 18’inci yüzyıla tarihlenen 4 mezar taşının satışa sunulacak olması haber olunca ortalık karışıverdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik “Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarımızla koordineli çalışma yürütüyoruz. Kültürel mirasımızın korunması en büyük hassasiyetimiz” diyerek satışın durdurulması için harekete geçti ve neticede satış durum aydınlanana kadar durduruldu.
Bu satışın durdurulması elbette hayırlı bir gelişmedir, iade edilmeleri daha da güzel olur.
Fakat gelin genellikle çok zorlandığımız bir işe kalkışalım ve samimi olmaya çalışalım; henüz kaçırılmayan mezar taşlarının hali nicedir?..
Bu haberden hareketle halihazırdaki Bakan Ömer Çelik’e, hükümete vesaire fatura çıkarmak haksızlık olur. Marmaray kazılarında çıkarılanlara “çanak çömlek” denmesini ne yapacağız, o ayrı tabii ya neyse diyelim şimdilik!
Yazının girişinde de bahsettiğim üzere 150 yıldır neredeyse sistematik şekilde mezarlıkların toptan yok edildiği bir şehir İstanbul.

Yazının Devamını Oku

Orantısız güç

20 Ağustos 2013
Şampiyon sezonun ilk maçına son 3 ay içinde müzesine taşıdığı 3 kupanın arasından geçerek çıktı.

Rakip Gaziantepspor kadrosunu transfer sezonunda çok geliştiremeyen takımlardan gösteriliyor ancak Galatasaray’da da geçen iki sezondan farklı olarak tek isim vardı ilk 11’de: Chedjou.
Kadro kalitesiyle sadece Gaziantep ekibinin değil, Fenerbahçe’yi bir kenara ayırırsak ligin tamamından yukarıda duran Galatasaray için çok da dert edilecek bir durum değildi elbette.
Maçın hemen başında ‘orantısız güç’ uygulayabileceğine dair sinyaller çakan sarı kırmızılılar, golü de erken buldu.
Drogba-Burak-Sneijder hattında ‘ani gelişen olaylar’ neticesinde gelen golün benzerleri için de fırsat yakaladı ilerleyen dakikalarda ancak Gaziantep’in başarılı kalecisine takıldı çoğunlukla.

Final kısmında zorlandıDrogba ve Sneijder’in oyunu yönlendirme şekilleri, sahaya koydukları kalite niye bütün dünyada yıldız kabul edildiklerinin kanıtı. Bu noktada iki yıldızı sadece rakiplerin değil takım arkadaşlarının da zaman zaman okumakta zorlandıklarını belirtmekte fayda var.
G.Saray’ın görülen en büyük sıkıntısı oyunu basit oynasa başına dert açmayacağı anlarda yaptığı inanılması güç basit pas hataları ve oyuncuların kart görme şekilleri!

Yazının Devamını Oku

Muhbir nesil

20 Ağustos 2013
İDEAL nesil için Necip Fazıl’a abanarak yapılan “Dilinin, dininin, kininin davasına sahip çıkan bir gençlik” tanımına bir de “ispiyonuna sahip çıkan” diye ekleme yapmak gerekecek herhalde, öyle görünüyor...

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun “MEB’de gizli tanık baskısı” başlıklı haberi “Vay bee!” dedirtecek türdendi.
Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet’in de desteğiyle yürüttüğü Gezi Parkı soruşturması sırasında yöntem bakımından kendini aşmış.

* * *

Hadiseler şöyle gelişiyor...
Bakanlık, soruşturmalarda eylemlere katılan öğretmen ve öğrencilerin isimlerinin belirlenmesini istiyor.
Elbette belirlenen isimlere plaket verecek halleri yok, cezalandırmak için isim aranıyor.
Bakanlık da baskı altında mıdır bilemem ancak Milli Eğitim İl Müdürlükleri’ne “İsim getirin!” talimatı yağdırdığını biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Eylülde huzurlu olunacak, ol!

18 Ağustos 2013
BAŞBAKAN Erdoğan: “Eylülde huzursuzluk çıkaran bedelini ağır öder...”

Sevgili okur, severim seni...
1-30 Eylül arası için naçizane tavsiyelerimdir; aklını başına topla...
Evde, okulda, stadyumda, trafikte, sokakta, parkta (park yok, park yok!), viyadükte, vapur iskelesinde, banka kuyruğunda, nüfus memurluğunda, sinemada, tiyatroda, konserde özetle her zaman her yerde huzurlu ol, altta kal ama alttan al, e mi canımın içi?
Arkadaşın “Bu daha başlangıç...” derse “Mücadeleye devam” diye devam etme, hattaa “İnş cnm ya” filan da deme; “Allah tamamına erdirsin” veya “Başlamak bitirmenin yarısı” filan de. Ama bunu da siyasi sinyal çakarmış gibi değil de tevekkülle konuşan anneanneni/dedeni model alarak yap tamam mı cicim?
Keza “Her yer Taksim” diyen çıkarsa zinhar “Her yer direniş” diye yürüme peşi sıra gözünü seveyim. “Yaa, eskiden buralar hep dutluktu, dedeme 5 liraya vermişler almamış” diye anlamaza yat olur mu ciğerimin köşesi?
“Neredesin aşkım” diye mesaj mı geldi? “Buradayım aşkım” demece yok; cıssss, LBGTT destekçisi sanan çıkar! “Nerede miyim aşkım? Nerede aşkım mıyım? Aşkım mıyım nerede?” diye ‘Leyla ile Mecnun’daki Mecnun ayağına yat diyeceğim ama o da sakıncalı; “Ben biliyor muyum neredeyim ya aşkım” veya kısa yoldan “Bilmiyom!” de kurtul.
Galatasaray taraftarıysan Drogba’ya fazla tezahürat yapma “Çare Drogba” demeye çalıştığın düşünülür. Beşiktaş taraftarıysan Çarşı logolu ürün yerine “Yetmez gülüm balım Demirören yetmez” yazılı tişört bul, onu giy mesela. Konsept bu, takımına göre uyarla işte; iyi olan kazansın...

Yazının Devamını Oku

Çok zalimce davrandım

17 Ağustos 2013
Daha önce taşınırken benzer operasyonları yapmıştım. Ama bu kez işi abarttım, çevremdekileri sevindirecek sıkı bir ayıklama yaptım.

Çok zalimce davrandım, kabul ediyorum; kalbim kırık biraz ama vicdanım rahat...
Daha önce de benzer operasyonlar yapmıştım. Her taşınmada ardımda kitap, film, CD, dergi öbekleri bırakmıştım ama bu kez işi abarttım.
Sadeleşerek taşınmam gerekiyordu, bu sebepten acımasız davranmam gerektiğine karar verdim. İlk etap kolaydı; okunmuş, yarı okunmuş, belki okunur diye kendim bile inanmasam da kenara koyduğum kitapları ayıkladım öncelikle.
Aynı mantıkla seyrettiğim, yarı seyrettiğim, bir daha seyretmeyeceğim, aslında niye aldığımı bile hatırlamadığım filmleri ayıkladım.
Benzer işlemleri CD’lere, dergilere, asla o kadar geniş duvarlar arasında yaşamayacağım için hiç asılmayacak posterlere, resimlere de uyguladım. Merak etmeyin, hepsi güzel yerlere gitti. Kimlerin isteyeceğini biliyordum; geldiler aldılar, iyi bakılacaklarına eminim. Vicdanımı rahatlatan nokta da budur zaten...

ELVEDA ZAGOR ELVEDA TEKSAS

Ancak “Bu daha başlangıç, ayıklamaya devam” sloganı eşliğinde yeniden kolları sıvamam gerekiyordu. İşin asıl acı veren aşaması böyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Kendine demokratlıkta teşhis ve tedavi için

15 Ağustos 2013
MISIR’da yaşanan katliam sırasında sosyal medyada akıp giden mesajları takip ederken toplumu ikiye, dörde, yirmi dörde, sekiz yüz elli dörde bölen “kendine demokrat hastalığının” belirtilerini net şekilde görebiliyorsunuz.

Kendi fikrine/zikrine/inancına/siyasi görüşüne uygun yanan ateşin altına odun taşımaktan ibaret, utanılası bir pozisyon işte...
Türedi yorumcuların yalandan itfaiye erliği yaptığı, toplum adına fikir beyan eden siyasilerin körükle koşturup durduğu bir yangın yeri.

*

Eğer...
Mısır’daki vahşetin adını koyup “katliam” derken Rojava’ya kör, Roboski’ye de sağır kalmaz isek...
Rabiat’ül Adeviyye’de apoletli zorba kurşunuyla ölen için yas tutarken Ankara’da öldürülen Ethem Sarısülük’e de “Çapulcuymuş” diye kafa çevirmezsek, yalan haberlerle örgüt üyesi diye lanse etme çirkinliğine düşmezsek...
Destekçisi olduğumuz muktediri canımızı dişimize katarak korurken, muhalefet etme hakkını kullananları toplu halde “darbeci, dış mihrak maşası” diye damgalamazsak...

Yazının Devamını Oku

Hişt! Uyanın, balığa gidiyoruz

13 Ağustos 2013
AVRASYA Global Araştırmalar Merkezi (AGAM) tarafından hazırlanan “Taksim Olayları Analizi” başlıklı raporu okuduktan sonra sadece “Uyan da balığa gidelim” veya “Üsküdar’da sabah oldu” demek gerekiyor aslına bakarsanız.

Bundan 2.5 ay önce başlayan ve hem memleket hem de dünya gündeminde tektonik etkiler yaratan “Gezi Günleri”yle ilgili tespitlerin bu kadar ilgi çekmesi raporun içeriğinden çok, hazırlayan merkezin başkanına bağlandı haliyle.
AGAM’ın başkanlığını AKP Kütahya Milletvekili İdris Bal yürütüyor.

*

Genç milletvekillerinden Bal, 45 yaşında henüz. İstanbul Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi’ni bitirdikten sonra Büyük Britanya’da akademisyenlik yapmış, daha sonra Türkiye’de Polis Akademileri’nde kariyerini geliştirmiştir; böyle diyor biyografisi.
İdris Bal’ın başkanı olduğu AGAM, raporunda ne diyor peki özetle? Parantez içleri benim özetimdir, belirtmiş olayım da...
-Başbakan Erdoğan yanlış yönlendirildi, stratejik hatalar yapıldı. (O son mitingi düzenlemeyecektik.)

Yazının Devamını Oku