Paylaş
Çankaya Köşkü'nde duygulu ve anlamlı gün, dışardan taşınan mesajlarla dış politikayla buluştu. İşadamı Rahmi Koç, Yunan Başbakanı Simitis'ten getirdiği ikinci mesajı bir köşeye çekilerek Başbakan Mesut Yılmaz'a iletti. Daha önce Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile de görüşen Koç, Ege'de tırmanan gerginliğe bir anlamda dostluk köprüsü kurmuş oluyordu.
Köşkte gerçekten duygu dolu sahneler vardı. Türkiye Cumhuriyeti'ne yararlı işler kazandıran 34 işadamına şeref madalyalarını bizzat Demirel taktı. Bu işadamlarını en iyi de Cumhurbaşkanı tanımladı:
‘‘Bu insanlar sadece Türkiye'nin zengini değil, içte ve dışta yaptıkları büyük ve başarılı hizmetlerle Türkiye'nin de zenginliğidir...’’
Haklıydı... İsmet Sezgin'le üçlü sohbetimiz sırasında bunu anlattı:
‘‘Bir Rahmi Koç Yunanistan Başbakanı ile konuşuyor. İşte, yeni konuştu ve geldi. Böyle bir dönemde bu büyük bir başarı değil mi? Şarık Tara, gidip Yeltsin ile rahatça konuşuyor, Yunan Başbakanı ile sohbet edebiliyor. Bir Raks (Aslan ÖNEL) Almanya'dan Japonya'ya uzanan çok büyük işlerin başarılı işadamı. Orada büyük çevresi var, hatırı var...’’
Yunanistan ile devlet kavgalı, temas hattında işadamları var. Yeltsin, füzeler konusunda devletimizle görüşmüyor, ama Şarık Tara ile konuşuyor. Sonuç alınır ya da alınmaz, ama bunlar yararsız denemez. Demirel'le sohbeti sürdürürken, Rahmi Koç ile Başbakan Yılmaz, bir kenarda sekiz-on dakika sohbet ettiler. Yılmaz, sohbet sonu sorumuza açık yanıt verdi:
‘‘Evet, Simitis'ten mesaj getirdi.’’
‘‘İçeriği konusunda biraz bilgi verir misiniz?’’
Başbakan güldü:
‘‘Onu sorma, o bende kalsın. Ama mesaj iyi...’’
Şeref madalyası alanların heyecanı görülmeye değerdi. Sabancı Ailesi'nden hem Sakıp Ağa, hem kardeşi Hacı Sabancı madalya sahibi oldular. Cavit Çağlar'dan sonra dayısı Şükrü Şankaya da madalyası ile yerine otururken tüm aile kendisini kutladı. Rahmetli Nejat Eczacıbaşı'nın madalyasını oğlu Faruk Eczacıbaşı alırken, hemen ardından amcası Şakir Eczacıbaşı çağrıldı. Rahmi Koç ile kardeşi Suna Kıraç da madalya alırlarken, herhalde Vehbi Koç'un ruhu huzur içindeydi. Sefer Ulusoy ve Nurettin Çarmıklı iki Karadenizli hemşeri olarak kucaklaşırken, Ayhan Şahenk, Şarık Tara, İbrahim Bodur, Selçuk Yaşar gibi zenginler artık şeref madalyalı idi.
Mehmet Kemal Dedeman, 1901 doğumlu olduğunu açıkladı. ‘‘Bu en büyük şeref’’ derken Demirel, ‘‘Senin mutlaka Dalya demen için duacıyız’’ diye destek verdi. Dedeman, Cumhurbaşkanı'ndan başlayarak Sakıp Ağa'nın, TBMM Başkanı Hikmet Çetin'in, Cavit Çağlar ve İbrahim Bodur'un da alınlarından öptü. Bu duygu selinin sonunda, Başbakan Yılmaz gülerek kolumdan tuttu:
‘‘Sana madalya veremedik, üzgünüm...’’
‘‘Bundan sonraki yılın madalya adaylığına adayım...’’
Demirel'in dediği gibi; ‘‘Unutulmaz bir büyük gündü...’’
Çünkü bu törenden sonra, Numune Hastanesi Başhekimi Osman Müftüoğlu'nun sempozyumuna katılan Pittsburgh Tıp Fakültesi öğretim üyelerine verilen yemeğe geçtik. Dünyaca ünlü Münci Kalayoğlu'nun hocası şeref konuğu idi.
Paylaş