Paylaş
Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'le bir aydır sohbet olanağı bulamadık. Bazı eski dostlardan, ‘‘Aranız mı açıldı?’’ diye soranlar oldu. Yok öyle şey. Ecevit'in çalışma temposu çok yoğundu, ben de Cumhurbaşkanımızın gezi maratonlarına katıldım.
Bu hükümet döneminde, Türkiye'nin Refahyol yüzünden yitirdiği dış imajı düzelmeye başladı. İtibarımız yine artıyor. Ama daha atak olmak gerekiyor. Ecevit'e de bunu söylemeye çalıştım:
‘‘Avrupalı liderler üstünde eskiden büyük etkiniz vardı. Hatırlıyorum, siz konuşurken onların yüz hatları değişirdi. Türkiye'nin imajı düzeliyor, ama siz daha çok katkı yapabilirsiniz. Neden dışa açılmıyorsunuz?’’
Sanki böyle bir soru beklemiyordu:
‘‘Bu aydan itibaren, İskandinav ülkelerinden, dış gezilere başlıyorum.’’
Henüz açıklanmamış geziden önceden haberdar olduğumu sandı. Benimki sadece meraktı. Ecevit'in gezisi yarın başlıyor. Beraber gidiyoruz. İki gün İsveç, iki gün Finlandiya... Ecevit, ‘‘Daha sonra Danimarka ve Norveç'e de gideceğim. Ben, biraz da Doğu'ya açılmak istiyorum. Ama kurultayımız bitsin ondan sonra’’ diye ekledi. Tam soracağım konuya gelmişti:
‘‘Gazetelerdeki ilanda, kurultay yerine kongre diyorsunuz.’’
‘‘Evet de, hukuki bir terim ‘büyük kongre'. Yoksa özel açıklamalarımızda kurultay diyoruz. Bundan önce de büyük kongre demişiz.’’
Yeniden dış ilişkilere değiniyor:
‘‘Türkiye dış ilişkilerde yeniden güven verici bir ülke konumuna geldi. Refahyol'un en büyük tahribatı dış ilişkilerdeydi. Dış ilişkileri kim yönetiyordu, o bile belli değildi.’’
Şimdiki hükümette böyle bir sorun yok, aksine tam uyum var:
‘‘Dış ilişkilerde tam uyum içinde çalışıyoruz. Başbakan'la, Dışişleri Bakanı ile, Devlet Bakanları Şükrü Sina Gürel ve Ahat Andican ile, güvenliği ilgilendiren konularda Genelkurmay ile... Aynı zamanda Cumhurbaşkanımızla tam bir uyum içinde çalışıyoruz. Bunun sonuçları da görülmeye başlandı. Türkiye dünyada daha fazla saygınlık kazanmaya başladı.’’
Ecevit, bir ara yorgun görünüyordu. Bu kez dinç ve umutluydu.
ISPARTA DARBESİ
DTP Lideri Cindoruk’la telefonda konuşuyoruz:
‘‘Çiller çok hırçınmış öyle mi? Daha biz saldırıya geçmedik. El altından götürüyoruz çalışmaları. DYP'den belediye başkanı transferimiz 100'ü geçti. 300-400 olsun, gör o zaman cümbüşü. O zaman işlem tamamdır...’’
Gülüştük.. Cindoruk'a, ‘‘Isparta'da örgüt kuramadınız’’ dedim:
‘‘Kuramadık değil, kurmadık... En sona sakladık. Orası son darbe olur.’’
15 Ekim'de Çiller Isparta'ya gidiyor. İki hafta sonra son darbe gelir. Ya da son tango!
NOT: Artık her pazar sabahı, NTV ekranlarındaki Ankara Kulisi'nde de buluşacağız. İlki, yarın sabah saat 11.00-12.00 arasında. İlk konu: Büyük Meclis'in işlevi ve önemi. İlk konuklarım, Uluç Gürkan ve Dr. Mustafa Kemal Palaoğlu. Yarın sabah sözlü kuliste buluşalım. (İ.S.)
Paylaş